2008 Yılından Sonra Kamuda Çalışmaya Başlayan Hekimler De, Emeklilikte “İlave Ödeme”Den Faydalanamıyor - Hazal Pekşen Demirhan*


  • Hekim Sözü Kasım-Aralık 2021
  • 39

“Hekimlere zam müjdesi” haberleriyle gündeme getirilen, emeklilik aylıkları ve maaşlarında iyileştirme yapılmasını öngören düzenlemeler, TBMM komisyonlarında görüşülmeksizin, hızlıca Genel Kurul’da 287 sıra sayılı kanun teklifine yeni madde ihdası ile eklenmiş; tüm milletvekillerinin oybirliği ile 1 Aralık 2021’de kabul edilmişti.

Ancak gündeme getirilen düzenlemeler, tüm sağlık çalışanlarını kapsamadığı ve hatta hekimler arasında dahi ayrım yapıldığı için, Türk Tabipleri Birliği ve diğer sağlık emek ve meslek örgütlerinin haklı tepkisine neden olmuş; düzenlemeler, aynı hızla 12 Aralık 2021 tarihi itibari ile Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’ne aykırı olarak geri çekilmiş, teklif kanun metninden çıkarılarak, görüşmesinin ertelendiği açıklanmıştır.

Bu düzenleme, hekimler ve sağlık çalışanları arasında mali haklar yönünden, ayrımı haklı kılacak bir sebep yokken yapılan ilk eşitsiz uygulama değildir. 

Hatırlanacağı üzere, emekli hekim aylıklarının arttırılması, muadilleriyle eşitlenmesi ve hakkaniyete uygun şekilde ödenmesi için uzun yıllar adım atılmasını beklemiş, Türk Tabipleri Birliği ve diğer sağlık meslek örgütleri emekli aylıklarının yükseltilmesi için pek çok kez talepte bulunmuş, düzenleme yapılacağına dair sözler verilmiştir. 

Nihayetinde 2018 yılında yine bir torba yasanın görüşmeleri sırasında, tıpkı bugün olduğu gibi, tüm emekli hekimlere ilave ödeme müjdesi gelmiş, ancak tüm hekimleri kapsayıcı bir iyileştirme yapılmamıştır. 

Nitekim Emekli Sandığı Kanunu’na eklenen Ek Madde 84, 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe girmiş; bu düzenleme ile, tabip ve uzman tabip kadro ve pozisyonlarından emekli olan tabip ve diş tabiplerinden ilgili mevzuatına göre uzman olanlara (17.000) gösterge rakamının, uzman olmayanlara (13.000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda her ay emekli aylıklarıyla birlikte ilave ödeme yapılacağı düzenlenmiştir.

Düzenlemenin Emekli Sandığı Kanunu’na eklenmesi ile, SSK ve Bağ-Kur emeklisi hekimler, tamamen ilave ödemenin kapsamı dışında kalmıştır. 

Devlet memuriyetinden emekli hekimler açısından da, ilave ödemeye hak kazanabilmek için, makam tazminatı almaksızın emekli olmak ve emekli olduktan sonra sosyal güvenlik primi ödemeyi gerektirir şekilde çalışmamak koşulları getirilmiştir. 

Devlet memuriyetinden makam tazminatı almaksızın emekli olan hekimler, emeklilik sonrası çalışmadıkları durumda ilave ödeme alacakları düşüncesiyle hareket etmişse de, süreç içerisinde mevcut düzenlemenin, kamudan emekli olan tüm emekli hekimleri de kapsamadığı görülmüştür.

Nitekim ilk kez 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihinden sonra kamuda çalışmaya başlayan hekimlerin kapsam dışı olduğu anlaşılmıştır.

Çalışma hayatının bir kısmını SSK ve/veya Bağ-Kur’lu olarak sürdürüp, 2008 yılından sonra kamuda çalışmaya başlayıp, kamudan emekli olan hekimlerin ilave ödeme talepli başvuruları, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’na tabi çalışmalarının olmadığı, aylıklarının 5510 sayılı Kanun gereği bağlandığı gerekçesiyle reddedilmeye başlamıştır.

Durum ilerleyen yıllarda, 2008 sonrası kamuda çalışmaya başlayan ve tüm çalışmasını kamuda sürdürerek emekli olan hekimler için de geçerli olacak; bu durumdaki tüm hekimlere, ilave ödeme düzenlemesinin Emekli Sandığı Kanunu’nda düzenlendiği, 2008 yılı sonrasında kamu hizmetine girdikleri için ilave ödemeden faydalanamayacakları cevabı verilecektir. 

Bu durum basit bir hesapla;

- kamudaki çalışmasına 2008 yılının ilk aylarında başlayıp, bu yıl emekli olan bir uzman tabibin 6.000-TL’nin üzerinde emekli aylığı almasına;

- kamudaki çalışmasına 2008 yılının son aylarında başlayıp bu yıl emekli olan bir uzman tabibin ortalama 3.500-TL emekli aylığı almasına neden olmaktadır.

Bu durumun ne hakkaniyetle, ne hukukla bağdaşmadığı açıktır.

Bu düzenleme, kamudaki çalışmasına 2008 yılında birkaç ay arayla başlayan emekli hekimlerin aylığı arasında bir uçurum olmasına neden olmuştur. 2008 sonrası kamuda çalışmaya başlayan bir hekim, 2008 öncesi başlayan bir hekimin neredeyse yarısı kadar emekli aylığı almaktadır.

2008 yılından sonra kamuda çalışmaya bağlayan hekimlerin de, emekli aylığına yapılan her türlü iyileştirmeden faydalanması gerekir. Devlet memuru olarak aylık bağlanan emekli hekimler arasında ayrım yapılmasını haklı kılan herhangi bir hiyerarşi veya statü yoktur.

Kamudaki çalışmasına 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten sonra başlayan emekli hekimlerin mağduriyetlerinin giderilebilmesi amacıyla Hukuk Büromuzca, bu işlemlerin iptali ile konunun Anayasa Mahkemesi’ne taşınmasına yönelik emsal davalar açılmıştır:

  • Devlet memuru iken emekliye ayrılan ve kendilerine bu statüden aylık bağlanan hekimler arasında yapılan sınıflandırmanın, anlaşılabilir, amaçla ilgili, makul ve adil olmadığı, gerekli ve zorunlu da olmadığı,
  • Emekli Sandığı mensubu olarak emekli olanların da, hizmet birleştirmesi ile devlet memuru statüsünden emekliye ayrılanların da, emekli olduktan sonra farklı bir kurala tabi tutulmalarını ve sağlanan bir menfaatten yoksun bırakılmalarını gerektiren haklı bir neden bulunmadığı,
  • Uygulamanın eşitlik ilkesini ihlal ettiği ve Anayasa’ya aykırı olduğu

belirtilmiştir.

Ancak Ankara 3. İş Mahkemesi’nce verilen konuya ilişkin ilk kararda; “… davacının ilk kez 22.05.2013 tarihinde devlet memuru olarak 5510 sayılı Kanun'un 4/1-c maddesi kapsamında çalışmaya başladığı, tüm hizmetlerinin birleştirilmesi sonucu 15.10.2020 tarihinde 5510 sayılı Kanun'un Geçici 2. Maddesine göre yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşıldığından, 5434 sayılı Kanun'un Ek 84. Maddesi ile tanınan ek ödemeden yaralanamayacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır." denilerek davanın reddine karar verilmiştir. Anayasa’ya aykırılık itirazımız ise, değerlendirilmemiştir. Karara karşı Hukuk Büromuzca istinaf yoluna başvurulmuş olup, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararı beklenmektedir.  

Aynı konuda Ankara iş ve idare mahkemelerinde devam eden davalar bulunmaktadır.

Mahkemelerin kamudan emekli olan hekimler arasındaki bu haksız ayrımı gidermesi hukuka uygun olacaktır.

* Av., İstanbul Tabip Odası Hukuk Bürosu


Bu İÇERİĞİ Paylaş!