Aile hekimliği kamu kurumu mu yoksa ticari bir işletme mi? - Recep Koç*


  • Hekim Sözü Kasım-Aralık 2021
  • 41

Kamuoyunda aile hekimliği çalışanlarına ek ödemelerin tam olarak verileceği algısı yaratılmış ancak ödemeler için birçok şart konarak düşük miktarlarda yapılmıştır.

Aile Hekimleri kamu görevlisi olarak, kamudan ya da özel kişilerden kiraladıkları yerlerde kira karşılığı hizmet vermektedir. 

Aile Hekimlerinin 5258 Sayılı Kanun gereği Aile Sağlığı Merkezi (ASM) kurma ve işletme görevleri vardır. Tüm ASM giderlerini (kira, elektrik, su, doğalgaz, internet, telefon, kırtasiye vb. ) kendileri karşılamaktadır. Bu şirketler ile yapılan sözleşmelerde ticarethane tarifeleri uygulanmaktadır. ASM açarken gerekli eşya, oturma ve büro malzemelerini, tıbbı cihazları, aşı dolaplarını kendi birikimleri ile almakta, Devlet tarafından maddi bir destek yapılmamaktadır. Ayrılırken de kendi paylarına düşen malzemeleri almakta veya ücreti karşılığı yerine gelen hekime bırakmaktadır.

KAMU GÖREVLİSİ AİLE HEKİMLERİ İŞVEREN OLDU!

Aile hekimleri kurumda çalıştırdıkları hizmetli, tıbbı sekreter, ek hemşire, sağlık memuru gibi diğer ASM çalışanlarının işverenidir. Aylık SGK primleri, vergileri ve kıdem tazminatlarını karşılamakla sorumludur. Vergi dairelerinde kayıtları vardır. Çalışanlar, hekimlerin yer değişikliği ile sık sık işverenleri de değiştiği için kıdem tazminatı gibi haklarını almakta zorlanmaktadır. Hekimler hakkında davalar açılmaktadır. Açılan ilk davalarda mahkemeler Sağlık Bakanlığını üst işveren olarak tanımladığından, bu tazminatların Bakanlık tarafından ödenmesi istenmişti. Sağlık Bakanlığı bu yükümlülükten kurtulmak için 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanununa eklenen bir madde ile aile hekimlerini işveren yapmıştır.

Aile Hekimleri aile sağlığı merkezinin boya, tamirat, bakım ve yenileme işlerini yapmakla yükümlüdür. Kendi adlarına kira sözleşmeleri yapmakta, kirayı, tıbbı atık ücretini, tabela ve çevre temizlik vergisini ödemektedir. İş güvenliği tedbirlerine ve engelli yönetmeliğine uymakla da mükelleftir.

Bunlara karşılık Sağlık Bakanlığı bu merkezlerin aylık giderleri için sabit bir cari gider ödemesi yaparak, her türlü sorumluluktan kurtulmakta ve aile hekimlerini kaderleri ile baş başa bırakmaktadır. Cari ödemelerinin merkezin giderlerine yetip yetmediği, aile hekimlerinin sorunu olarak kabul edilmektedir. 

Aile Hekimleri ve hemşireleri iki ayrı statüde çalışmakta, memuriyetten geçenler 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabii olarak, açıktan girenler ise SGK‘lı olarak çalışmaktadır. Eşit iş yapıldığı halde ele geçen ücretler farklı olmaktadır. Açıktan geçenlerin kıdem tazminatı hakları da olmadığı gibi, sözleşmeleri fesih edildiği zaman işsiz kalmaktadır.  Memuriyetten geçenler ise kadrolarına dönüş yapabilmektedir. Emekli hekimler çalışmaya devam ettikleri takdirde emekli aylıkları kesilmektedir.

Aile hekimleri ve hemşireleri iki yılda bir tek taraflı olarak Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan sözleşmeler ile çalışmaya devam etmektedir.

Aile hekimliği çalışanlarının ücretli izin hakları yoktur. Yıllık izin dahil, her türlü izin ve hastalık rapor durumlarında yerlerine bakan başka bir hekim bulunmazsa ücretinin % 50’ si kesilmektedir.

AİLE SAĞLIĞI MERKEZLERİ TİCARETHANE OLARAK DÜŞÜNÜLMÜŞ, İŞLETMESİ AİLE HEKİMLERİNE VERİLMİŞTİR

Aile Sağlığı Merkezleri ticari bir kuruluş gibi kurgulanmış, hekimlere işletme görevi verilmiştir. Bakanlığın aylık gönderdiği cari gider ödemeleri masrafları karşılamaktan uzaktır. Yıllık enflasyon oranında artırılan ASM cari giderleri son yıllarda asgari ücretlerin artırılması, SGK primleri, vergiler, kira, elektrik, doğalgaz, su, internet, telefon, kırtasiye, temizlik, tıbbı malzemeler, tadilat, tamirat gibi harcamalara yetmemektedir. Sağlık Bakanlığı kendi taşınmazlarından da aile hekimlerinden aylık kira almaktadır.

ELE GEÇEN ÜCRET YILLAR İÇİNDE AZALDI

2005 yılında Düzce’de pilot uygulama ile başlatılan aile hekimliğinde, 2011 yılında tüm ülkede uygulanmaya başlayana kadar performans kesintileri ve aile sağlığı merkezlerinde sınıflama olmadığı için hekimin eline geçen ücret, günümüzden dolar bazında iki buçuk kat, gram altın olarak dört kat fazlaydı. Cari giderlerde yeterliydi. Aylık ücretler birime kayıtlı nüfus üzerinden bebek, çocuk, gebe, 65 yaş üzeri ve diğer nüfus olmak üzere katsayı çarpanları ile hesaplanmakta ve ay içinde yapılamayan aşı ve izlemler performans kesintilerine yol açmaktadır. Kayıtlı 4000 kişiye kadar ücret ödenmekte olup, nüfus düştükçe ele geçen ücrette azalmaktadır. İzin ve rapor alınan günlerde yerinize bakabilecek biri bulunmadığı takdirde yine ücretinizin % 50 si kesilmektedir. Yeni açılan birimlerde düşük nüfuslar nedeniyle asgari ücretin altında çalışan sağlık çalışanları olduğu gibi, gebelik veya yıllık izinlerde yerine çalışabilecek hekim bulamayanlar açlık sınırına çalışmaya razı olmak zorunda bırakılmaktadır. Aile sağlığı merkezleri fizik yapısı ve çalıştırılan personele göre A-B-C-D- ve sınıfsız olarak beş gruba ayrılmakta, cari giderleri de bu sınıflamaya göre ödenmektedir. Yıllık enflasyon oranında ve ilin gelişmişlik katsayısı ile hesaplanan cari giderler, günümüzde personel, elektrik, doğalgaz, su, temizlik, kırtasiye, telefon, internet, kira vb giderlerin yüksekliği nedeniyle birçok ASM’de masrafları karşılamaktan uzaktır. 

AİLE HEKİMLERİNİ SUSTURMAK İÇİN CEZA YÖNETMELİĞİ ÇIKARILDI

30 Haziran 2021 tarihinde yürürlüğe sokulan Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliği ile aile hekimliği çalışanlarının iş güvenceleri tamamen yok edilerek, susturulmak ve köleleştirilmek istenmiştir. Sistemin eksikliklerinin, çalışanların sorunlarının, hak kayıplarının kamuoyu ile paylaşılmasını istemeyen Sağlık Bakanlığı bu ceza yönetmeliğini hazırlamıştır.

Basında veya sosyal medyada izinsiz bilgi veya demeç verme, paylaşmanın karşılığını 50 ceza puanı olarak hesaplamış; bunun için ihtar puanı listesinde en ağır suçlar olan sahte evrak düzenlemek, işe alkollü gelmekle aynı ceza puanı öngörülmüştür. İkinci kez yapılırsa ikiye katlanarak 100 ceza puanı verilmekte; 150 ceza puanı alındığında kendi emrindeki memurlarından kurulu bir komisyonda görüşülerek iş akdi sona erdirilebilmektedir. İki yıllık sözleşme süresi içinde 5 kez aynı nedenle ceza puanı aldığında, 200 ihtar puanını doldurması beklenmeden, sözleşme feshi yapılabilmektedir.

Entegre hastanede çalışan aile hekimliği çalışanları iki yıllık sözleşme süresince beş kez nöbete mazeretli veya mazeretsiz gidemediği takdirde iş akdi sona ermektedir. Bakanlık müfettişlerinin herhangi bir sebeple soruşturma başlatması ve bu soruşturma sonucunda iş akdi tehlikeye girmektedir.

Herhangi bir sebeple açığa alınan Aile hekimliği çalışanı dört aya kadar görevden uzaklaştırılabilmekte; bu dönemde hiç ücret ödenmemektedir. İl Sağlık Müdürleri soruşturma başlatmakta, ceza vermekte, sözleşme feshi yapmakta ve itirazlara da yanıt vermemektedir. Cezaevi bünyesindeki aile hekimliği birimlerinin gider ödenekleri %80 azaltılmıştır.

Bu yönetmelik aynı zamanda farklı bir program üzerinden, uzun istatistiki bilgiler içeren ve zaman isteyen, hastanede yapılması gereken tetkikler ile sonuçlandırabilen  kronik hastalık izlemleri nedeniyle %10’a varan gelir kaybı içermektedir.

Kamuoyunda aile hekimliği çalışanlarına ek ödemelerin tam olarak verileceği algısı yaratılmış ancak ödemeler için birçok şart konarak düşük miktarlarda yapılmıştır.

Bu yönetmeliğin geri çekilmesi için Ankara’da bir araya gelen Aile Hekimliği Platformu’nun aldığı karar ile 16 ve 27 Ağustos 2021 tarihlerinde tüm ülkede aile sağlığı merkezlerinde iş bırakma eylemi ve 11 Eylül 2021 tarihinde Ankara’da miting yapılmıştır. Sağlık Bakanlığı’nın geri adım atmaması üzerine İstanbul Tabip Odası’nın da içinde bulunduğu İstanbul Aile Hekimliği Platformu 7 Ekim 2021 günü İstanbul’da iş bırakma ve İl Sağlık Müdürlüğü önünde basın açıklama kararını uygulamıştır. Yine İzmir Tabip Odası’nın da içinde yer aldığı İzmir Sağlık Platformu’nun aldığı karar sonucu 4 Aralık 2021 tarihinde İzmir’de bu yönetmeliğin geri çekilmesi talebi ile miting yapılmıştır.

Sağlık Bakanlığı bu yönetmeliği geri çekene kadar, TTB ve Tabip Odalarımızın destek verdiği ve katıldığı, Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu, il aile hekimleri dernekleri ve sendikaların da içinde bulunduğu aile hekimliği platformlarının alacağı kararlar doğrultusunda eylemlere yurt çapında devam edilecektir.

 

* Dr., İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi


Bu İÇERİĞİ Paylaş!