HEKİMLER SAĞLIK HAKKI İÇİN YÜRÜDÜ

Bu yıl hekimler geleneksel 14 Mart Tıp Bayramı yürüyüşünü, SAĞLIK HAKKI belgisi altında yaptılar.

İstanbul Tabip Odası üyesi hekimler dışında diğer sağlık çalışanlarının ve diğer sendika ve meslek odalarının da desteklediği yürüyüş saat 12'de Tünel'den başladı.

Yaklaşık 500 kişinin ağır yağmur altında yaptığı yürüyüş, sağlık hakkına ilişkin sloganların yanısıra, YÖK'ün öğretim üyelerine dayattığı zorunlu hizmete ilişkin sloganların da öne çıktığı bir eylem oldu.


Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi ve İstanbul Üniversitelerine bağlı Tıp Fakiüteleri öğretim üyelerinin cübbeleriyle katılmaları dikkati çekti.


Yürüyüş Taksim Meydanı'nda sonlandı. Burada TTB MK Başkanı Dr. Gencay Gürsoy, SES Merkez Yönetim Kurulu üyesi Dr. Köksal Aydın ve Dev Sağlık İş Başkanı Dr. Arzu Çerkezoğlu birer konuşma yaptılar.

Eylem İTO YK üyesi Dr. Zeynep Solakoğlu'nun okuduğu 14 Mart Bildirgesi ile sona erdi.


14 MART BİLDİRGESİ

14.03.2009 

Değerli Meslektaşlarımız,değerli dostlarımız,

Bayram olarak göremediğimiz bir 14 Mart gününde daha, sizlerle birlikte mesleğimizin içine itildiği koşulları reddetmek, gerçek hekimlik değerlerini savunmak üzere Taksim Meydanı’ndayız.
Bizler, hekimler, hekimleri yetiştiren öğretim üyeleri, eczacılar, diş hekimleri, hemşireler, tüm sağlıkçılar, sağlık ortamının içine itildiği sağlıksız koşulları protesto etmek, mesleki ortamımızda can güvenliğimizi, iş güvencemizi talep etmek üzere buradayız.
Biz buradayız, çünkü yemin ettik: Yaşamımızı insan sağlığını korumaya adadık. Oysa bize sağlık hizmetini “satmamız gerektiği” söyleniyor. Sağlıkta Dönüşüm Programıyla mesleki gereklere değil ticaret kurallarına uygun hekimlik yapmamız isteniyor.
Biz buradayız çünkü sağlık hizmeti vermeye çalıştığımız kurumlarda kendi sağlığımızı kaybediyoruz.  Hükümet yetkilileri tarafından sistematik biçimde hedef gösteriliyor, bu nedenle öldürülüyor, dövülüyor, hırpalanıyoruz.
Biz buradayız, çünkü meslek hastalıklarına karşı savunmasızız, iş güvenliğimiz yok. İşyerlerimiz olan hastanelerde, sağlık grup başkanlıklarında iş güvenliği birimlerinin kurulmasını, sağlıklı koşullarda hizmet edebilmemizin sağlanmasını talep ediyoruz.
Biz buradayız çünkü uzmanlık eğitimi sırasında haftada 110 saat çalışıp hastalarımıza yararlı olmamızı bekliyorlar. Nöbet tazminatlarımız,  eğitim haklarımız hiçe sayılarak hizmet ve sadece hizmet üretmemiz bekleniyor. Uzmanlık eğitimi koşullarının uygun alt yapı ve uygun eğitim standartlarında uygulanmasını istiyoruz.
Biz buradayız çünkü özel hastanelerde çalışan meslektaşlarımız  sözleşmesiz, kuralsız biçimde, hastane sahiplerinin iki dudağı arasındaki koşullara göre çalışmak durumundalar. Özel hastanelerde kölelik mantığıyla çalıştırılmanın durdurulmasını istiyoruz.     
Biz buradayız çünkü hekim yetiştiren en köklü tıp fakültelerinden öğretim yılının tam ortasında tamamen plansız, gidilecek kuruma da hiçbir yararı olmayacak biçimde yapılan görevlendirmelerin durdurulmasını istiyoruz. YÖK’e ve Hükümet’e soruyoruz:
-Madem bu kurumlarda eğiticiye bu kadar gereksinim vardı, neden bu kurumlarda  kadroya atanmış olan doçent ve profesörleri üç büyük kente şef-şef yardımcısı olarak atadınız?
-Madem bu kurumlarda eğitimciye ihtiyacınız var, neden temel bilimlerden üç beş ama klinik bilimlerden onlarca hekim istiyorsunuz?
Rotasyon adı altında yapılan seçim yatırımına alet olmayacağız. Bizler sağlık alanında çalışanlar, ülkemizin her yerinde hizmet verdik, pratisyen olarak, uzman olarak zorunlu hizmete gittik, yine gideriz, yine ülkemizin her yerinde hizmet sunarız. Ancak köklü eğitim kurumlarını cezalandırmaya dönüşen rotasyonların durdurulmasını istiyoruz.
Biz buradayız çünkü tazminatsız teminatsız, hekimlerin emeğini ucuzlatan ve bir tam gün değil, eğitim hizmetinin de dikkate alındığı, emekliliğimize yansıyan tazminatları içeren bir tam gün çalışma yasası istiyoruz.
Biz buradayız çünkü sağlık hizmeti alan yurttaşlarımızı uyarmak istiyoruz. Seçimin hemen ardından sigortası olanlardan alınan katkı payları artacak, devlet hastaneleri kamu hastaneleri birliği adı altında özelleştirilecek. Tüm hastaneler ticarethane mantığıyla çalışmaya başlayacak. Hekimlerimiz, sağlık çalışanlarımız tamamen iş güvencesiz sözleşmeli çalışanlar haline gelecek. Kamu Hastaneleri Birliği Yasa Tasarısı’nın durdurulmasını istiyoruz.
Buradayız  ve Uyarıyoruz, Türkiye’ nin bugün en önde gelen halk sağlığı sorunu işsizliktir, yoksulluktur.
G$$ de prim ödeyemeyen işsizlerin hastalandıklarında gidebilecekleri tek yer acil’lerdir.  Acil servislere 2008 yılı Kasım ayında 4 milyon 561 bin hasta müracaat etti, 2009 Ocak ayında ise bu sayı 822 bin arttı ve 5 milyon 383 bine çıktı, aman acil’lere dikkat!, diyoruz.
Bu nedenlerle de hükümetçe derhal “nüfus cüzdanı sağlık hizmeti için yeterlidir” açıklaması yapılsın istiyor; her türlü prim, katkı ve katılım payının kaldırılmasını talep ediyoruz.
Bizler, sağlık çalışanları buradayız, çünkü her gün, sağlık ocaklarında, dispanserlerde, ana çocuk sağlığı merkezlerinde, hastanelerde, laboratuarlarda, ameliyathanelerde, muayenehanelerde, servislerde, acillerde, yoğun bakım birimlerinde, okullarda, köylerde, kentlerde, fabrikalarda ve yollarda bir milyon kişiye sağlık hizmeti veriyoruz, dertlerine derman olmaya çalışıyoruz.
Biz hep birlikte ayağa kalktığımızda bizi kimse görmezden gelemez,  birlikte itiraz ettiğimizde bizi kimse susturamaz.
Biz buradayız ve bir kez daha sesleniyoruz: sağlık çalışanları için iş güvencesi istiyoruz, can güvenliği istiyoruz, mesleki bağımsızlık güvencesi istiyoruz.
Herkes için eşit ücretsiz sağlık güvencesi istiyoruz.

İstiyoruz, hakkımızı alacağımıza inanıyoruz. Birlikte başaracağız…

İSTANBUL TABİP ODASI / İSTANBUL DİŞHEKİMLERİ ODASI
İSTANBUL ECZACI ODASI / İSTANBUL VETERİNER HEKİMLER ODASI
SES İSTANBUL ŞUBELERİ / DEVRİMCİ SAĞLIK-İŞ

 


BASINDA ÇIKAN 14 MART EYLEM HABERLERİ

 

Milliyet. com.tr

Yağmur altında yürüdüler

Sağlık çalışanları, İstanbul İstiklal Caddesi’nde “Sağlık Hakkı” yürüyüşü yaptı

 Tünel’de bir araya gelen İstanbul Tabip Odası, İstanbul Veteriner Hekimler Odası, İstanbul Diş Hekimleri Odası, İstanbul Eczacı Odası, SES İstanbul Şubeleri ve Devrimci Sağlık-İş sendikası üyeleri, Taksim Meydanı’na, sağanak yağış altında yürürken çeşitli sloganlar attı.
İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Zeynep Solakoğlu, 14 Mart’ı bir bayram olarak göremediklerini, hükümet tarafından sürekli hedef gösterildiklerini iddia ederek, “Öldürülüyoruz, dövülüyoruz, hırpalanıyoruz. Meslek hastalıklarına karşı savunmasızız, iş güvenliğimiz yok” dedi.
Oyuncak maymun bağlanan dövizde ise “Darwin teorisi ne meczuplar, ne mürteciler, ne padişahlar gördü, boşuna çırpınmayın” yazısı dikkati çekti.


Gündem Online

İstanbul'da 'sağlık hakkı' yürüyüşü

14 Mart Tıp Bayramı nedeniyle 'Sağlık hakkı yürüyüşü' düzenleyen sağlık örgütleri, Türkiye'nin en önde gelen halk sağlığı sorununun işsizlik ve yoksulluk olduğunu belirterek, AKP'nin sağlık alanındaki uygulamalarını protesto etti.

İstanbul'daki sağlık örgütleri 14 Mart Tıp Bayramı nedeniyle yaşadıkları sorunlara dikkat çekmek amacıyla Beyoğlu Tünel'den Taksim Meydanı'na kadar 'Sağlık Yürüyüşü' düzenledi. Yürüyüşe İstanbul Tabip Odası (İTO), İstanbul Diş Hekimleri Odası (İDO), İstanbul Eczacı Odası, SES İstanbul şubeleri ve Devrimci Sağlık-İş gibi sağlık örgütlerinin yönetici ve başkanları katıldı. Yürüyüşte, 'Sağlık hakkı mesleki bağımsızlık can güvenliği iş ve ücret güvencesi için birleşik mücadeleye' pankartı ile 'Tam günlük kölelik düzenine hayır', 'Darwin teorisini ne meczuplar ne mürteciler ne padişahlar gördü boşuna çırpınmayın', 'Zorunlu değil gönüllü hizmet' ve 'YÖK zulmüne hayır' dövizleri taşındı. 'AKP sağlığa zararlıdır', 'Gün gelecek AKP halka hesap verecek' ve 'Sağlıkta ticaret ölüm demektir' sloganlarının atıldığı yürüyüşte TÜBİTAK'ın Darwin teorisine yaptığı sansüre tepki olarak maymunlu döviz de taşındı.

Galatasaray Lisesi önünde açıklama yapan Cumartesi Annelerinin yanından geçen yürüyüş kortejine anneler de katılarak destek verdi. Yağan yağmura rağmen sağlıkçılar, Taksim Meydanı'na kadar yürüdü.

Yürüyüşün ardından konuşan TTB Genel Başkanı Prof. Dr. Gençay Gürsoy, sağlığın AKP döneminde meta haline getirildiğini belirterek sağlık politikalarına karşı susmayarak yola devam edeceklerini kaydetti. Gürsoy'un ardından konuşan SES Genel Başkanı Köksal Aydın ise 14 Mart Tıp Bayramı'nda sorunlarla uğraştıklarını vurgulayarak, yaşanan sorunların nedeninin AKP'nin sağlık alanında izlediği politikalar olduğunu kaydetti. Sağlık hizmetlerinin paraya endekslendiğini ifade eden Aydın, Başbakan Recep Tayip Erdoğan'ın emekçilere dönük 'Bunlar ülkeyi yönetemez' dediğini hatırlatarak, 'Biz bu ülkeyi hiç yönetmedik. Bu ülkeyi emekçiler hiç yönetmedi. Ama biz bu ülkeyi en iyi şekilde yönetmesini de biliriz' dedi.

'Sağlık hizmeti vermeye çalıştığımız kurumlarda kendi sağlığımızı kaybediyoruz'

Konuşmaların ardından birçok sağlık örgütünün imzasının bulunduğu '14 Mart Tıp Bildirgesi'ni okuyan İTO Yöneticisi Zeynep Solakoğlu, 14 Mart'ı bayram olarak göremediklerini ifade ederek taleplerini haykırmak için alanlarda olduklarını söyledi. İnsan sağlığını korumaya yemin ettiklerini belirten Solakoğlu, 'Bize sağlık hizmetini satmamızı söyleniyor. Sağlıkta Dönüşüm Programıyla mesleki gereklere değil ticaret kurallarına uygun hekimlik yapmamız isteniyor. Sağlık hizmeti vermeye çalıştığımız kurumlarda kendi sağlığımızı kaybediyoruz. Hükümet yetkilileri tarafından sistematik biçimde hedef gösteriliyor, bu nedenle öldürülüyor, dövülüyor, hırpalanıyoruz. Biz buradayız çünkü özel hastanelerde çalışan meslektaşlarımız sözleşmesiz, kuralsız biçimde, hastane sahiplerinin iki dudağı arasındaki koşullara göre çalışmak durumdalar. Özel hastanelerdeki kölelik mantığıyla çalıştırılmanın durdurulmasını istiyoruz' dedi. YÖK'e ve hükümete seslenen Solakoğlu, rotasyon adı altında yapılan seçim yatırımlarına alet olmayacaklarını kaydetti. Seçimin ardından sigorta olanlardan alınan katkı paylarının artacağını ifade eden Solakoğlu, devlet hastanelerinin kamu hastaneleri birliği adı altında özelleştirileceğine dikkat çekti.

'Türkiye'nin en önde gelen halk sağlığı sorunu işsizlik ve yoksulluktur'

Kamu Hastaneleri Birliği Yasa Tasarısı'nın durdurulmasını isteyen Solakoğlu şöyle konuştu: 'Buradan uyarıyoruz. Türkiye'nin en önde gelen halk sağlığı sorunu işsizlik ve yoksulluktur. Hep birlikte ayağı kalktığımızda bizi kimse görmezden gelemez, birlikte itiraz ettiğimizde bizi kimse susturamaz. Sağlık çalışanları için iş güvencesi istiyoruz. Herkese eşit ücretsiz sağlık güvencesi istiyoruz.'

Açıklamanın ardından Taksim Meydanı'ndaki anıtın önüne çelenk bırakan sağlıkçılar, eylemlerine son verdi.


Sabah.com.tr


Sağlık çalışanları İstiklal Caddesi'nde yürüdü

''14 Mart Tıp Bayramı'' dolayısıyla sağlık çalışanları, İstiklal Caddesi'nde ''Sağlık Hakkı'' yürüyüşü yaptı.

Tünel'de bir araya gelen İstanbul Tabip Odası, İstanbul Veteriner Hekimler Odası, İstanbul Diş Hekimleri Odası, İstanbul Eczacı Odası, SES İstanbul Şubeleri ve Devrimci Sağlık-İş sendikası üyeleri, İstiklal Caddesi'nden Taksim Meydanı'na kadar yürüdü. Sağanak yağış altında gerçekleştirilen yürüyüş sırasında, çeşitli sloganlar atıldı.

Cumhuriyet Anıtı'na çelenk bırakan grup adına basın açıklamasını İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Zeynep Solakoğlu okudu. Solakoğlu, bayram olarak göremedikleri bir 14 Mart gününde, mesleğin içine itildiği koşulları protesto etmek için Taksim Meydanı'nda bulundukları kaydetti. Can güvenliği ve iş güvenliği talep ettiklerini ifade eden Solakoğlu, kendilerinden sağlıkta dönüşüm programıyla ticaret kurallarına göre doktorluk yapmalarının istendiğini ileri sürdü.

Solakoğlu, Hükümet tarafından sürekli hedef gösterildiklerini iddia ederek, ''Öldürülüyoruz, dövülüyoruz, hırpalanıyoruz. Meslek hastalıklarına karşı savunmasızız, iş güvenliğimiz yok'' görüşünü savundu. Haftada 110 saat çalıştıklarını, özel hastanelerde meslektaşlarının kölelik mantığıyla çalıştırıldığını ileri süren Solakoğlu, ''Sağlık çalışanları için iş güvencesi, can güvenliği ve mesleki bağımsızlık güvencesi istiyoruz. Herkes için eşit ve ücretsiz sağlık hizmeti istiyoruz'' dedi.

Grup, üzerinde taleplerini içeren yazıların yer aldığı dövizler taşırken üzerine oyuncak maymun bağlanan dövizde ''Darwin teorisi ne meczuplar, ne mürteciler, ne padişahlar gördü, boşuna çırpınmayın'' yazısı dikkati çekti.

Yürüyüşe Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Gençay Gürsoy, Saadet Partisi İStanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mehmet Bekaroğlu da katıldı.

Değerli Meslektaşlarımız,değerli dostlarımız,

Bayram olarak göremediğimiz bir 14 Mart gününde daha, sizlerle birlikte mesleğimizin içine itildiği koşulları reddetmek, gerçek hekimlik değerlerini savunmak üzere Taksim Meydanı’ndayız.
Bizler, hekimler, hekimleri yetiştiren öğretim üyeleri, eczacılar, diş hekimleri, hemşireler, tüm sağlıkçılar, sağlık ortamının içine itildiği sağlıksız koşulları protesto etmek, mesleki ortamımızda can güvenliğimizi, iş güvencemizi talep etmek üzere buradayız.
Biz buradayız, çünkü yemin ettik: Yaşamımızı insan sağlığını korumaya adadık. Oysa bize sağlık hizmetini “satmamız gerektiği” söyleniyor. Sağlıkta Dönüşüm Programıyla mesleki gereklere değil ticaret kurallarına uygun hekimlik yapmamız isteniyor.
Biz buradayız çünkü sağlık hizmeti vermeye çalıştığımız kurumlarda kendi sağlığımızı kaybediyoruz.  Hükümet yetkilileri tarafından sistematik biçimde hedef gösteriliyor, bu nedenle öldürülüyor, dövülüyor, hırpalanıyoruz.
Biz buradayız, çünkü meslek hastalıklarına karşı savunmasızız, iş güvenliğimiz yok. İşyerlerimiz olan hastanelerde, sağlık grup başkanlıklarında iş güvenliği birimlerinin kurulmasını, sağlıklı koşullarda hizmet edebilmemizin sağlanmasını talep ediyoruz.
Biz buradayız çünkü uzmanlık eğitimi sırasında haftada 110 saat çalışıp hastalarımıza yararlı olmamızı bekliyorlar. Nöbet tazminatlarımız,  eğitim haklarımız hiçe sayılarak hizmet ve sadece hizmet üretmemiz bekleniyor. Uzmanlık eğitimi koşullarının uygun alt yapı ve uygun eğitim standartlarında uygulanmasını istiyoruz.
Biz buradayız çünkü özel hastanelerde çalışan meslektaşlarımız  sözleşmesiz, kuralsız biçimde, hastane sahiplerinin iki dudağı arasındaki koşullara göre çalışmak durumundalar. Özel hastanelerde kölelik mantığıyla çalıştırılmanın durdurulmasını istiyoruz.     
Biz buradayız çünkü hekim yetiştiren en köklü tıp fakültelerinden öğretim yılının tam ortasında tamamen plansız, gidilecek kuruma da hiçbir yararı olmayacak biçimde yapılan görevlendirmelerin durdurulmasını istiyoruz. YÖK’e ve Hükümet’e soruyoruz:
-Madem bu kurumlarda eğiticiye bu kadar gereksinim vardı, neden bu kurumlarda  kadroya atanmış olan doçent ve profesörleri üç büyük kente şef-şef yardımcısı olarak atadınız?
-Madem bu kurumlarda eğitimciye ihtiyacınız var, neden temel bilimlerden üç beş ama klinik bilimlerden onlarca hekim istiyorsunuz?
Rotasyon adı altında yapılan seçim yatırımına alet olmayacağız. Bizler sağlık alanında çalışanlar, ülkemizin her yerinde hizmet verdik, pratisyen olarak, uzman olarak zorunlu hizmete gittik, yine gideriz, yine ülkemizin her yerinde hizmet sunarız. Ancak köklü eğitim kurumlarını cezalandırmaya dönüşen rotasyonların durdurulmasını istiyoruz.
Biz buradayız çünkü tazminatsız teminatsız, hekimlerin emeğini ucuzlatan ve bir tam gün değil, eğitim hizmetinin de dikkate alındığı, emekliliğimize yansıyan tazminatları içeren bir tam gün çalışma yasası istiyoruz.
Biz buradayız çünkü sağlık hizmeti alan yurttaşlarımızı uyarmak istiyoruz. Seçimin hemen ardından sigortası olanlardan alınan katkı payları artacak, devlet hastaneleri kamu hastaneleri birliği adı altında özelleştirilecek. Tüm hastaneler ticarethane mantığıyla çalışmaya başlayacak. Hekimlerimiz, sağlık çalışanlarımız tamamen iş güvencesiz sözleşmeli çalışanlar haline gelecek. Kamu Hastaneleri Birliği Yasa Tasarısı’nın durdurulmasını istiyoruz.
Buradayız  ve Uyarıyoruz, Türkiye’ nin bugün en önde gelen halk sağlığı sorunu işsizliktir, yoksulluktur.
G$$ de prim ödeyemeyen işsizlerin hastalandıklarında gidebilecekleri tek yer acil’lerdir.  Acil servislere 2008 yılı Kasım ayında 4 milyon 561 bin hasta müracaat etti, 2009 Ocak ayında ise bu sayı 822 bin arttı ve 5 milyon 383 bine çıktı, aman acil’lere dikkat!, diyoruz.
Bu nedenlerle de hükümetçe derhal “nüfus cüzdanı sağlık hizmeti için yeterlidir” açıklaması yapılsın istiyor; her türlü prim, katkı ve katılım payının kaldırılmasını talep ediyoruz.
Bizler, sağlık çalışanları buradayız, çünkü her gün, sağlık ocaklarında, dispanserlerde, ana çocuk sağlığı merkezlerinde, hastanelerde, laboratuarlarda, ameliyathanelerde, muayenehanelerde, servislerde, acillerde, yoğun bakım birimlerinde, okullarda, köylerde, kentlerde, fabrikalarda ve yollarda bir milyon kişiye sağlık hizmeti veriyoruz, dertlerine derman olmaya çalışıyoruz.
Biz hep birlikte ayağa kalktığımızda bizi kimse görmezden gelemez,  birlikte itiraz ettiğimizde bizi kimse susturamaz.
Biz buradayız ve bir kez daha sesleniyoruz: sağlık çalışanları için iş güvencesi istiyoruz, can güvenliği istiyoruz, mesleki bağımsızlık güvencesi istiyoruz.
Herkes için eşit ücretsiz sağlık güvencesi istiyoruz.

İstiyoruz, hakkımızı alacağımıza inanıyoruz. Birlikte başaracağız…

İSTANBUL TABİP ODASI / İSTANBUL DİŞHEKİMLERİ ODASI
İSTANBUL ECZACI ODASI / İSTANBUL VETERİNER HEKİMLER ODASI
SES İSTANBUL ŞUBELERİ / DEVRİMCİ SAĞLIK-İŞ



Ara

Twitter'da İstanbul Tabip Odası