14 Mart Tıp Haftası Depremde Hayatını Yitirenler Anısına Sessiz Yürüyüş İle Son Buldu


  • Mart 20, 2023
  • 1089

İstanbul Tabip Odası’nın çağrısıyla, 14 Mart Tıp Haftası’nda; Şubat ayındaki depremlerde hayatını kaybeden hekimler, sağlık çalışanları ve yurttaşlar anısına 19 Mart 2023, Pazar günü Sessiz Yürüyüş gerçekleştirildi.

İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu ve üyelerinin yanında, Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Genel Sekreteri Dr. Vedat Bulut, Merkez Konseyi Üyeleri Dr. Alican Bahadır, Dr. Ahmet Karer Yurtdaş ve Dr. Kazım Doğan Eroğulları ile birlikte Ankara Tabip Odası ve Bursa Tabip Odası yönetici ve üyelerinin de katılım gösterdiği Sessiz Yürüyüş Haydarpaşa Numune ve Eğitim Araştırma Hastanesi’nden Kadıköy İskelesi’ne oldu.

“Ya Gitseydik! Hekimler Değil, Enkazın Sorumluları Gidecek” ve “Sağlık Kurumları Ayakta, İnsanlık Hayatta Kalsın” yazılı pankartların açıldığı yürüyüşte, depremde hayatını kaybeden sağlıkçıların isimlerinin de yazılı olduğu dövizler taşındı.

TTB Tıp Öğrencileri Kolu (TÖK) ve Birinci Basamak Sağlık Çalışanları Birlik ve Dayanışma Sendikası’nın da katılarak destek verdiği; depremde kaybedilen hekim ve sağlık çalışanlarının adlarının yer aldığı pankart taşıdığı Sessiz Yürüyüş, Kadıköy İskelesi’nde sonlandı.

İskelede İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Ertuğrul Oruç’un açılış konuşması ve çağrısıyla bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

“Sadece Acımız Yok, Öfkemiz De Var”

Saygı duruşunun ardından Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Genel Sekreteri Dr. Vedat Bulut söz aldı.

102 sağlıkçıyla birlikte Tıp Fakültesi öğrencilerinin de hayatını kaybettiğine dikkat çeken Dr. Bulut konuşmasında şunları söyledi:

“Oradaki üniversitelerimizin yurtlarında ya da evlerinde kalan öğrencilerimizi kaybettik. Acı içerisindeyiz ve bu acıyla buradayız. 14 Mart Tıp Bayramı’nı uzun bir süredir kutlayamıyoruz. Önce pandeminin acıları vardı. Şimdi ise depremde kaybettiğimiz meslektaşlarımızın, öğrencilerimizin acıları yüreğimizde.

O yüzden 14 Mart Salı günü Adıyaman’da saat 4’ü 10 geçe duran bir saat kulesinin önünde, saygı duruşuyla yaşamını kaybeden yurttaşlarımızı, meslektaşlarımızı andık. Resmi rakamlara göre 50 bine yaklaşan bir rakam var ama alandan çok iyi biliyoruz ki, tıpkı pandemide olduğu gibi; TÜİK’in istatistikleri yayınladığında kat ve kat üstü olduğunu göreceğiz… Onlar bizim için mezar taşlarının, mezar işaretlerinin üzerine yazılan rakamlardan ibaret değil. Oradaki yurttaşlarımız maalesef imar yasalarındaki denetimsizlik, özel şirketlere bu denetimin aktarılmasının neticesinde yapılan bozuk, çürük binalar altında kalarak yaşamlarını yitirdiler. Nasıl ki sağlığı özel sektöre emanet edip sağlık baronlarına verirseniz sağlığınız bozulursa, imarı da beton baronlarına verirseniz işte böyle 10 binlerce ölümle karşılaşırsınız.
Afetin ardından sel geldi, yine yurttaşlarımızı kaybettik. Konteynerler kurduk, konteynerleri sel götürdü. Çadırları kurduk, çadırları sel bastı. Bunlar hep organizasyon bozukluğundan, kötü yönetimden kaynaklı. Evet, afet olur ama siyasi beceriksizlik, yönetim bozukluğu bu afeti, felaket hâline getirdi. Bu nedenle sadece acımız yok, öfkemiz de var.”

Halkımızı Hayatta Tutmak İçin Hayatta Kalmalıyız!

Basın açıklamasını İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Nergis Erdoğan okudu.

Basın Açıklaması şöyle:

Halkımızı hayatta tutmak için hayatta kalmalıyız! İstanbul’da tüm sağlık kurumları bina güvenliği açısından acilen değerlendirilmeli, beklenen depreme dayanıklı hale getirilmeleri veya tahliye edilmeleri için gereken ekonomik, teknik destek gecikmeksizin sağlanmalıdır.

Değerli Basın Mensupları,
Değerli Meslektaşlarım,

Bugün başımızın üzerinde yitirdiğimiz hekim ve sağlık çalışanlarını taşıyarak sessizce yürüdük. Çünkü 6 Şubat 2023 tarihinde, sabahın dördünde insanlarımızın çığlıkları derin bir sessizliğe gömüldü. Sessizliğimiz söyleyecek sözümüz olmadığından değil, duygularımızı ifade etmeye sözün yetmeyişindendir. Üzüntümüz çok büyük, çünkü biliyoruz ki kayıplarımızın çok büyük bir kısmı önlenebilirdi. Önlenebilir ölümlerin yarattığı acıyı en iyi hekimler bilir.

Depremin ilk gününden itibaren asıl görevliler, sorumlular büyük bir kaos içinde paralize olmuşken Türk Tabipleri Birliği (TTB) çatısı altında memleketin dört bir yanından binlerce gönüllü hekim ve sağlık çalışanı çok ses, tek yürekle yardıma koştu. Tıpkı pandemide olduğu gibi özverili çalışmalarıyla deprem bölgesinin her köşesinde çare oldular. Şimdi bakıp diyoruz ki “ey halkım, ya gitseydik… nice olurdu halimiz?”

Hekimler her koşulda çalışmaya hazır bir meslek grubudur. Nitekim deprem bölgesinde yakınlarını kaybetmiş birçok hekim dönüp çalışmaya devam etmiştir. Hayatta kalmış olmayı çalışmak için yeterli saymışlardır.

Bugün İstanbul hekimleri bir yandan 6 Şubat depreminde yitirdikleri meslektaşlarının üzüntüsünü yaşarken öte yandan bu şehirde her an olabilecek bir depremde, hem de çalıştıkları sağlık kurumlarında hayatta kalamayacak olmanın tedirginliğini yaşıyor.

Çünkü deprem bölgesinde birçoğu yeni olmasına rağmen güvenli çalışılabilecek sağlık kurumu neredeyse kalmadı. Bir kısmı, enkazlarının altında kalan hasta, hekim ve sağlık çalışanlarının canına mal oldu. İstanbul sağlık kurumlarının güvenlik karnesi ise parmakla gösterilecek birkaçı dışında sıfırın altında. Çok ciddi bir ders olması gereken 1999 depremi üzerinden yirmi dört yıl geçmiş olmasına rağmen durum ne yazık ki budur.

Çözüm olarak çalışanlarının, hekimlerinin ve hatta bazen yöneticilerinin görüşü alınmaksızın hastanelerle ilgili muhtelif ve muğlak taşınma planları yapılıyor. Bu durum hekimler ve sağlık çalışanlarında ek bir tedirginliğe yol açıyor. Çünkü taşınan hastanenin gideceği sağlık kurumunun çalışanlarına da akılcı bir çözüm üretilemiyor. Üstelik bu hekim ve sağlık çalışanları duruma itiraz ettiklerinde büyük bir akıl tutulması ve çarpıtmayla gelecek meslektaşlarını depreme teslim etmekle suçlanabiliyor.

Sağlık kurumlarının yöneticileri, hekimleri, çalışanları, meslek odaları ile birlikte yapılacak uygun planlamalarla sorunlarımız aylar içinde çözülebilir. Bu ülkenin olanakları iyi niyet, dürüstlük ve liyakate dayalı bir çalışma olduğu sürece her tür sorunu çözmeye yeterlidir.

Yetkilileri, sorumluları en kısa sürede belediyeler, TTB, Türk Mimar ve Mühendis Odaları Birliği (TMMOB), diğer sivil toplum kuruluşları ile birlikte davranarak İstanbul sağlık kurumlarında öncelikle bina güvenliğini sağlayacak girişimleri başlatmaya davet ediyoruz.

İSTANBUL TABİP ODASI


Bu HABERİ Paylaş!