TTB ve İstanbul Tabip Odası’nın Çağrısıyla Büyük Hekim Yürüyüşü Yapıldı


  • Mart 18, 2024
  • 258

Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve İstanbul Tabip Odası’nın (İTO) çağrısıyla her yıl 14 Mart Tıp Bayramı Haftası’nda yapılan Büyük Hekim Yürüyüşü, bu yıl 16 Mart 2024 Cumartesi günü ülkenin dört bir yanından gelen yüzlerce hekimin ve sağlık emekçisinin katılımıyla düzenlendi.

Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde bir araya gelen hekimler Kadıköy İskele Meydanı'na yürüdü. Hekimlere ve sağlık emekçilerine, emek-meslek örgütlerinin, demokratik kitle örgütlerinin, siyasi partilerin temsilcileri ile milletvekilleri destek verdi.

Yürüyüşte “Hekimlerin 14 Acil Talebi”nin yazılı olduğu dövizler taşınırken; “Susmuyoruz, korkmuyoruz, hiçbir yere gitmiyoruz”, “Yaşamak, yaşatmak istiyoruz”, “Sarayın hekimi olmayacağız”, “Sağlıkta ticaret ölüm demektir”, “Hastaneler halkındır, satılamaz”, “Parasız eğitim, parasız sağlık”, “Sağlıkta şiddet sona ersin”, “Asistan hekim köle değildir”, “Vergide adalet istiyoruz”, “Saraya değil, sağlığa bütçe” ve “Yaşasın örgütlü mücadelemiz” sloganları atıldı.

Kadıköy İskele Meydanı’ndaki basın açıklaması, pandemide ve 6 Şubat depremlerinde yaşamını yitiren hekimler ve sağlık emekçileri ve tüm canlar için bir dakikalık saygı duruşuyla başladı.

Saygı duruşunun ardından konuşan İTO Genel Sekreteri Dr. Ertuğrul Oruç, 20 yıldır devam eden sağlıkta dönüşüm programının sağlığı alınır satılır bir meta haline getirdiğine dikkat çekti.  Dr. Ertuğrul Oruç, yurttaşların hastanelerde ve polikliniklerde randevu bulamadığını, iktidarın söylemiyle mükemmel bir sağlık hizmeti alma isteğiyle polikliniğe gelen yurttaşların gördüğü manzarının bambaşka olduğunu bu durumun da hekime, sağlık emekçisine şiddet olarak geri döndüğünü söyledi. Sağlık ocaklarının kapatılmasıyla birlikte aile hekimlerinin sözleşmeli olarak çalışmaya başladığını, aile hekimlerinin binalarının kamu binaları olmadığını, hekimlerin sözleşme yaparak kendilerinin tuttukları binalar olduğunu vurgulayan Dr. Oruç, TTB gibi muhalif örgütleri susturmak için hekimlerin önüne büyük engeller çıkarılan bir sağlık ortamıyla karşı karşıya olunduğunu belirtti. 

TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Şebnem Korur Fincancı da “Bu 14 Mart’ta bir söz verelim: 14 Martları sadece hekimler için değil, tüm sağlık emekçileri ve insanlar için bayram kılabilmek için birlikte mücadele edelim. Çünkü sağlık hepimizin” diyerek söze başlayan Korur Fincancı; pandemide, Şubat 2023 depremlerinde, “Emek Bizim Söz Bizim” eylem sürecinde yürütülen ortak mücadeleleri anımsattı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Sağlık altyapısında elimize kimse su dökemez” sözlerine tepki gösteren Korur Fincancı; bebek ölümlerindeki artışa, bölgeler arası eşitsizliklere, sağlığın ticarileştirilmesine, koruyucu sağlık hizmetlerinin geliştirilememesine, sağlıkta şiddetin tırmanmasına, beş dakikada muayene dayatmalarına ve tüm bunlara bağlı olarak hekimlerdeki tükenmişliğe dikkat çekti. Korur Fincancı sözlerini şöyle noktaladı:

“TTB ve tabip odaları olarak, hekimlerin, sağlık emekçilerinin sermayeye teslim edilmemesi için mücadele ediyoruz. Ama yalnızca hekimlerin, sağlık emekçilerinin hakları için değil, halkın sağlık hakkını koruma mücadelesi de veriyoruz. Dahası yalnızca bu sınırlar içindeki halkların değil, dünyanın dört bir yanındaki halkların sağlık hakkını koruma mücadelesi de veriyoruz. Filistin’de ağır bir işgal ve bombalamalar altında mücadele veren sağlık emekçileri ile dayanışmayı sürdürüyoruz. Biz birlikte varız, birlikte güçlüyüz. Buradan bir kez daha söz veriyoruz: 14 Martları tüm dünya halkları, tüm hekimler ve sağlık emekçileri için bayram kılana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz!”

Eylemde söz alan İTO Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Nergis Erdoğan hekimlerin, sağlık emekçilerinin son derece haklı, basit, uygulanabilir talepleri olduğunu fakat bu taleplerin hayata geçirilmemesinin bir siyasi tercih olduğunu ifade etti. Bu siyasi tercihin örneklerinin sağlığın özelleştirilmesinde, vergilerdeki adaletsizlikte, deprem politikalarında görülebildiğini kaydeden Erdoğan, “Tercihi kendimizden yana döndürebilmek için güçlü olmaya, birlikte hareket etmeye ihtiyacımız var. Hep birlikte bu tercihleri değiştireceğimiz, karar masalarına oturacağımız günlere olan inancımızla 14 Mart Tıp Haftamızı kutluyorum” dedi.

İTO Yönetim Kurulu üyesi Dr. Saffet Ercan’ın “Hekimlerin 14 Acil Talebi”ni içeren basın açıklaması metnini okumasının ardından eylem sona erdi. Açıklama şöyle;

Hekimlere şiddetsiz, güvenli, güvenceli, demokratik çalışma koşulları sağlayan, halkımız için ulaşılabilir bir sağlık ortamı istiyoruz!

İsteklerimizi 14 Mart’ta hekimler için 14 talebimizle yeniden hatırlatıyoruz:

  1. Sağlık ortamına dair düzenlemeler, TTB ve ilgili sağlık emek-meslek örgütlerinin görüşleriyle yapılmalıdır.
  2. TTB’nin sağlıkta şiddet yasa teklifi, mekânsal önlem önerileri kabul edilmelidir. Güvenli bir çalışma ortamı sağlanmasında idarecilerin sorumluluğu öncelikli olarak dikkate alınmalıdır.
  3. Hekimlerin/sağlık emekçilerinin dinlenme koşulları, sağlık hizmetinde hataya sevk etmeyecek şekilde düzenlenmelidir. Her sağlık kurumunda yeterli sayıda doktor dinlenme odası, kafeterya, emzirme odası, kreş sağlanmalıdır. Nöbet ertesi izin, idarecilerin insafına bırakılmamalıdır.
  4. Pandemilerde, pandemiye yol açan hastalık, sağlık emekçileri için illiyet bağı aranmadan meslek hastalığı kabul edilmelidir.
  5. Sağlık emekçileri için fiili hizmet süresi zammı 120 gün olmalıdır.
  6. Hekimlerde ek gösterge üst sınırı 7600’e yükseltilmelidir.
  7. Tüm sağlık emekçilerine, emekliliğe yansıyan, gerçek enflasyona uygun, insanca yaşayabilecekleri tek kalem maaş verilmelidir.
  8. Emekli sandığı, SSK, Bağ-Kur emekli aylıkları arasındaki uçurum giderilmeli, tüm emekli hekim aylıkları yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmalı, tüm hekimler emeklerinin hakkı ölçüsünde emekli ikramiyesi alabilmelidir.
  9. Vergide adalet istiyoruz! Vergi dilimi üst sınırı %15 olmalıdır.
  10. Muayene süreleri, bilimsel ve nitelikli sağlık hizmeti gözetilerek düzenlenmelidir.
  11. Acil servislerde yeşil alan kaldırılmalı, poliklinik hizmeti verilmemelidir.
  12. Atamalar bilimsel ölçütlere ve liyakate dayalı olmalıdır.
  13. Tıp fakültesi ve tıpta uzmanlık eğitimi kontenjanları, eğitimin niteliği gözetilerek azaltılmalıdır.
  14. Koruyucu sağlık sisteminin öncelendiği, güçlü ve bölge tabanlı birinci basamak, basamaklandırılmış ve parasız bir sağlık sistemi inşa edilmelidir.

Hem hekimler ve sağlık emekçileri hem de halkımızın sağlığı için zorunlu olan bu koşulların sağlanması için mesleğimizden kaynaklanan her türlü gücümüzle mücadelemiz sürecektir.

İstanbul Tabip Odası-Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi

 

 

 

 

 


Bu HABERİ Paylaş!