Sağlıkta Şiddete Karşı Beyaz Nöbet

Dr. Ersin Arslan’ın aramızdan kopartılışının 7. yılında hastanelerde gerçekleştirilen anma törenleri ve basın açıklamaları aynı gün 19.00-20.00 saatleri arasında gerçekleştirilen “Sağlıkta Şiddete Karşı Beyaz Nöbet” eylemiyle son buldu.

Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) çağrısıyla tüm ülkede gerçekleştirilen nöbetlerin İstanbul merkezi Kadıköy’deki Beşiktaş İskele Meydanı oldu. Nöbete hekimler ve sağlık çalışanları ellerinde sağlıkta şiddet sonucu kaybettiğimiz meslektaşlarımızın resimleriyle katılırken İstanbul Tabip Odası (İTO) Genel Sekreteri Dr. Osman Öztürk, yönetim kurulu üyeleri Dr. Recep Koç ve Dr. Murat Ekmez, TTB II. Başkanı Dr. Ali Çerkezoğlu, TTB Merkez Konseyi üyesi Dr. Samet Mengüç, TTB önceki dönem başkanı Dr. Raşit Tükel, İTO eski başkanlarından Dr. Taner Gören, DİSK Genel Başkanı Dr. Arzu Çerkezoğlu, Birinci Basamak Sağlık Çalışanları Birlik ve Dayanışma Sendikası üyeleri de katılımcılar arasındaydı.

Dr. Osman Öztürk nöbet eylemini başlatırken “Bugün tüm ülkede sabah saatlerinden bu yana değişik eylemler içinde olduk. Bundan 7 yıl önce bir hasta yakını tarafından öldürülen Dr. Ersin Arslan’ın ölüm yıldönümünde; ‘Sağlıkta Şiddet Sona Ersin, Sağlıkta Şiddeti Önleme Yasası Çıkarılsın’ talebiyle eylemdeydik. Akşam da sembolik bir nöbet eylemiyle bu taleplerimizi bir kez daha dile getiriyoruz” dedi ve herkesi görevi başındayken, hastalarına sağlık hizmeti vermeye çalışırken uğradığı saldırılar sonucu hayatını kaybeden meslektaşlarımız için saygı duruşuna çağırdı.

Saygı duruşunun ardından ilk konuşmayı TTB Merkez Konseyi Üyesi Dr. Samet Mengüç yaptı. Dr. Mengüç şunları söyledi: “Yaşamını kaybeden tüm meslektaşlarımızı özlemle, sevgiyle anıyoruz. Türkiye’de yıllardır hekimlerin böylesine bir baskı ve şiddet ortamında çalışmak zorunda bırakılmasının, hastaların öfkelerine hedef yapılmalarının sebepleri var. Bu cinayetler bireysel değildir, sistemli olarak bu topluma empoze edilen bir bakış açısının, kültürün yansımasıdır. Bu tablo bilerek yaratıldı. Sağlıkta Dönüşüm Programı’nı uygulamaya koydukları ilk günden itibaren örüldü bu tablo. Adaletli olmayan, topluma ve bireye nitelikli sağlık hizmeti vermekten uzak bu sistemi yerleştirmek için hekimleri karşılarında bir güç olarak gördüler, hedef haline getirdiler, itibarsızlaştırdılar. Kaçınılmaz olarak şiddet yükseldi. Sağlık Bakanlığı’na, hükümet yetkililerine bu şiddet olaylarında caydırıcı bir adım olması için yasa tasarısı önerdik ama uygulama yönünde bir adım atılmadı. Parayı, rantı önceleyen bir sağlık sistemini yerleştirmek öncelikleri oldu. Bir kez daha yetkililere sesleniyoruz; sağlık çalışanlarını toplum nezdinde ötekileştiren bu dilden vazgeçmelerini, caydırıcı yasal önlemlerin atılmasını istiyoruz.”

Ardından Dr. Dr. Raşit Tükel ise yaptığı konuşmada şunları söyledi:  “17 Nisan’ı, TTB’nin önerisiyle Sağlıkta Şiddetle Mücadele Günü olarak kabul ediyoruz. Sağlıkta şiddet bizlerin hayatına çok ağır bir şekilde girdi ve maalesef hayatın bir parçası haline geldi. Günde 30 sağlık çalışanı şiddete uğruyor. Şiddetin nedenlerine baktığımızda; öncelikli olarak Sağlıkta Dönüşüm Programı var. Neden bu program şiddeti yaratıyor? Çünkü bu program nitelikli bir sağlık hizmeti sunulmasını imkansız hale getiriyor. Hastalarımız sağlık hizmeti alırken yaşadıkları her zorlukta bunun sorumlusu olarak sağlık çalışanlarını görüyor. Uzun yıllardır hekimler, sağlık çalışanları için itibarsızlaştırmaya, değersizleştirmeye yönelik bir dil kuruldu. Sorunların sorumlusu olarak çalışanlar gösterildi. Öncelikli olarak Sağlık Bakanlığı’na bir görev düşüyor. Sağlık Bakanı sağlıkta şiddetin karşısında durmalı, hekimlerin yanında olmalı ve şiddeti yaratan nedenlerin çözümü için tabip odalarıyla, meslek örgütleriyle bir ilişki içinde olmalı.”

Daha sonra Dr. Taner Gören de yaptığı konuşmada şunları dile getirdi: “44 yıldır bu ülkede sağlık sisteminin içindeyim; nereden nereye geldiğimizi ibretle, hayretle, kaygıyla izliyorum ne yazık ki. Yıllardır Türk Tabipleri Birliği, devletin sağlık sistemini bozan adımlarına karşı mücadele yürütmek zorunda kaldı. Buna karşı TTB’yi işlevsiz bırakmaya çalışan birtakım girişimlerde bulunuyor yetkililer. Şu açıktır ki TTB sağlık sistemindeki tüm sorunların gerçek muhatabı haline gelmiş durumda. 90’lı yıllarda sağlık alanının en çok kar getiren alanlardan olmasının farkedilmesiyle birlikte, IMF ve Dünya Bankası’nın girişimleriyle Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın hazırlıklarına başlandı. 2002 yılında iktidara gelen AKP’nin ilk uygulamalarından birisi sağlık alanına yönelik adımlar atmak oldu. Bugüne gelişin işaretleri o zamandan belli olmaya başlamıştı. ‘Doktor efendi dönemi bitti’, ‘Doktorun eli hastanın cebinde’ gibi hekimleri değersizleştirmeye dönük ifadelerle bugün içinde bulunduğumuz tablo oluşturulmaya başlandı. Bu olumsuz gidişata karşı TTB olarak herkese eşit, ücretsiz, ulaşılabilir, nitelikli ve yeterli sürelerde sağlık hizmeti mücadelemiz sonuna kadar sürecek.”

Yapılan konuşmaların ardından Dr. İncilay Erdoğan’ın basın metnini kamuoyuyla paylaşmasının ardından nöbet eylemi sona erdi.