Sağlık Torba Yasası’na Karşı Tüm Ülkede ve İstanbul’da Nöbetteydik

Halen TBMM Sağlık Komisyonu’nda görüşmeleri devam eden Sağlık Torba Yasa Teklifine karşı hekimlerin tepkisi sürüyor.

Güvenlik soruşturması engeline takılarak çalışma hakkı kısıtlanan hekimler 5 Kasım 2018 günü Ankara’da toplanırken, TTB heyeti de TBMM’ye giderek bir dizi görüşme ve ardından bir basın açıklaması gerçekleştirdi; sözkonusu tasarının geri çekilmesini talep etti.

Aynı gün 19.00’da ise birçok ilde “Şiddeti Değil Çalışma Hakkını Engelleyen Yasayı Kabul Etmeyeceğiz” çağrısıyla basın açıklamaları ve nöbet eylemleri gerçekleştirildi. İstanbul Tabip Odası (İTO) üyesi hekimler de Cağaloğlu binası önünde toplandılar, tasarıya yönelik tepkilerini dile getiren konuşmalar yaptılar.  Etkinliğe İTO Başkanı Dr. Pınar Saip, İTO Genel Sekreteri Dr. Osman Öztürk, İTO Yönetim Kurulu Üyeleri Dr. Güray Kılıç, Dr. Murat Ekmez, Dr. Osman Küçükosmanoğlu ve Dr. Recep Koç katıldılar.

İTO Genel Sekreteri Dr. Osman Öztürk nöbet etkinliğini başlatırken yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Türkiye’de hekime yönelik şiddet son olarak geçtiğimiz ay; 2 Ekim 2018’de İstanbul’da Dr. Fikret Hacıosman’ın öldürülmesiyle tekrar kamuoyu gündemine girdi. Biz de bu süreçte TTB tarafından hazırlanan Sağlıkta Şiddet Tasarısı’nın acilen yasalaşması talebiyle etkinlikler gerçekleştirdik. Geçtiğimiz hafta bir yasa tasarısının Meclis komisyonuna sunulduğunu öğrenince sağlıkta şiddete yönelik olduğunu düşünüp sevindik, ancak içeriğine bakınca şiddetle ilgili tek bir madde olduğunu, onun da işe yarar olmadığını gördük. 44 maddeden oluşan bu torba yasa teklifi içinde özellikle 5. Maddeninse tüm hekimlerin ve dişhekimlerinin iş ve çalışma güvencesini yok ettiğini gördük. Bizler can güvencemizi savunurken iş güvencemizi ve çalışma hakkımızı elimizden almaya çalıştıklarını gördük. Komisyonda görüşülmeye başlandığı günden itibaren TTB süreci takip ediyor, görüşmeler yapıyor. Bugün de arkadaşlarımız Meclis'te. Yine TTB’nin çağrısıyla tüm Türkiye’de nöbet eylemleri gerçekleştiriliyor. Güvenlik soruşturmalarının mağduru olan arkadaşlarımız Ankara’ya gittiler, biz de burada temsili bir nöbet etkinliği yapacağız. Amacımız bu yasa tasarısının geri çekilmesi, kabul etmiyoruz.”

Ardından sırasıyla yapılan konuşmalar şunlar oldu:

2016-18 dönemi TTB Başkanı Dr. Raşit Tükel: “Her yönüyle çok ciddiye alınması gereken bir yasa teklifiyle karşı karşıyayız. Yasa tasarısı birçok önemli, ele alınması gereken maddeyi içeriyor. Bu maddelerden en önemlisi KHK’larla ihraç edilmiş olan, güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlanan hekimlerin çalışma haklarının ellerinden alınması. Burada özellikle güvenlik soruşturmasına dikkat çekmek istiyorum; OHAL döneminde çıkan bir KHK’yla gündeme geldi bu konu. Oysa ki hekimler gizlilik gerektiren görevler yapmıyor; hastalarla kurdukları ilişki, eğitim süreçleri, bütün bu meslek uygulamaları sırasında güvenliği gerektiren, gizliliği gerektiren bir görev yapmadıkları için bu güvenlik soruşturmasının gündeme getirilmesi OHAL sürecinde ilk baştan itibaren karşı çıktığımız bir konuydu. OHAL bittikten sonra da bu mağduriyetlerin devam etmesi bir yerde hekimlerin açlığa mahkum edilmesi anlamına geliyor. İkinci önemli nokta; şiddet konusu. Dr. Fikret Hacıosman çok yakın bir tarihte katledildi. Hekimler birçok yerde görüşlerini ifade ettiler, sağlıkta şiddeti önlemeye dönük yasal düzenlemenin yapılması taleplerini ifade ettiler. Ama şu an gündemdeki yasa teklifinde varolan şiddetle ilgili madde halihazırda uygulanmakta olan prosedürleri içeriyor, herhangi bir başka yasal düzenleme, caydırıcı nitelikte bir düzenleme söz konusu değil. O yüzden oluşan beklentinin çok uzağında kalmış oldu. Bir diğer madde de şehir hastaneleriyle ilgili madde; şehir hastanesi yapan şirketlere -ki çok sayıda imtiyaz sağlanmış durumda bu şirketlere- artı olarak 10 yıl süreyle sözleşme garantisi veriliyor. Bir başka madde yine karşı çıktığımız; biliyorsunuz birlikte kullanım ve işbirliği protokolü var ve bu protokolü Sağlık Bakanlığı’yla yapacak olan üniversitelerde akademik personel sözleşmeli çalışmaya geçiriliyor. Bu sözleşme her yıl yenilenecek, eğer taraflar sözleşmeyle ilgili itirazda bulunursa iş akitleri feshedilecek. Yani burada da iş güvencesinin ortadan kaldırıldığını görüyoruz. Bu yüzden hekimler olarak, Türk Tabipleri Birliği olarak, İstanbul Tabip Odası olarak bu yasa teklifinin geri çekilmesini talep ediyoruz ve TTB’nin de içinde yer aldığı, sağlık-meslek-emek örgütlerinin içinde yer aldığı Bakanlığın yetkili kişileriyle birlikte yeniden, ihtiyaca yönelik bir yasa düzenlemesine gidilmesini istiyoruz.”

Dr. Osman Elbek: “Bir ahde vefa için buradayım; elimde 2005 yılında katledilen Prof. Dr. Göksel Kalaycı’nın resmi var. Kendisi bu ülkenin çok değerli bir öğretim üyesiydi, İstanbul Tıp Fakültesi’nde göğüs hastalıkları cerrahıydı. Bu ülkede Göksel Kalaycı gibi çok değerli bilim insanlarını kaybettik. Eğer mevcut yasa tasarısı aynen böyle geçerse, bu kadar ölümcül şiddet hükümetin önerdiği tek şey şiddete uğrayan hekimin hastanede ifadesinin alınması. Bu durumu Göksel Hoca başta olmak üzere, kaybettiğimiz tüm meslektaşlarımızın hatırasına saygısızlık olarak görüyorum. İkinci nokta yine Göksel Hoca’yla ilişkili; Ali Menekşe, Fikret Hacıosman, kaybettiğimiz bu meslektaşlarımızla farklı politik görüşlerimiz var; her birimizin hayata bakışı, inancı, düşüncesi farklı ama hepimizi birleştiren tek bir ortak nokta var; Hipokrat Andı. Hastalarımız karşısında ideolojilerden, politikadan, inançtan bağımsız olarak iyi hekimlik yanında, yan yana saf tutarız. İşte şimdi 5. Madde diyor ki ‘ben sizi düşüncelerinize göre ayrıştırıyorum, size hekim olarak bakmıyorum, ideolojik insanlar olarak bakıyorum ve bir kısmınıza hekimlik yapmanıza izin vermiyorum’. Bunu kabul etmek mümkün değil, bu hekimlik mesleğinin dibine konmuş temel bir dinamittir. Hangi düşünceden olursa olsun hepimiz Hipokrat Andı’na sahip çıkan insanlarız, hepimiz hekimiz, hastamızın karşısında iyi hekim olmak için dururuz. Eğer bunların arasında bir ayrımcılığa başvurulacak olursa bunlar için kimi meslektaşlarımızın çalışma hakkı ellerinden alınırsa onulmaz bir yara açılır. Tarih bu yarayı açanları affetmez. TTB olarak İstanbul Tabip Odası olarak o yeminin, Hipokrat Andı’nın arkasında yekvücuduz.”

İTO Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Osman Küçükosmanoğlu: “Söz konusu yasa tasarısıyla ilgili birçok konu dile getirildi. Önemli konulardan biri de mecburi hizmetle ilgili. Biliyorsunuz hekimlik çok yüksek puanlarla girilen tıp fakültesinde, çok uzun bir eğitim süresi ve yoğun bir emek sonrasında adım atılan bir meslek. Ülkemizde yasaların belirlediği şekilde bu diplomanın kullanılabilmesi için 600 güne varan süreyle mecburi hizmet yapılmak zorunda. Bu yapılmadığında diplomanızı kullanmanız söz konusu değil, yani hekim sayılmıyorsunuz. OHAL döneminde başlatılıp halen sürdürülen bir uygulamayla birçok yeni mezun genç hekimin göreve başlatılması geciktirildi. Bir kısmı hiç göreve başlayamadı. Bir kısmı mecburi hizmetini yapamadığı için diplomasını kullanamadı. Şimdi bu yasa tasarısı bu durumu çok daha kötü bir noktaya taşıyor; bu arkadaşlarımıza deniyor ki ‘siz mecburi hizmet sürecinde hiçbir şey yapamazsınız, evinizde oturun, aç kalın”. Diplomanın yok sayılması kesinlikle bir insan hakkı ihlalidir, vicdana sığan bir durum değildir. Biz meclisteki milletvekillerine sesimizi duyurmak istiyoruz. Lütfen bu vicdansızlığa ortak olmayın.”

Dr. Osman Öztürk nöbet etkinliğini şu sözlerle sonlandırdı: “Burada yaşı itibariyle 12 Mart’ları, 12 Eylül’leri, 28 Şubat’ları yaşayan hekimler de var. Bu sıkıntılı günleri yaşadık ama hiçbirinde böyle bir yasa tasarısı görmedik. Kamudan ihraçlar, 1402’likler vb. yaşadık ama özelde de çalışamazsınız, mecburi hizmetinizi de yapamazsınız, 600 gün de çalıştırmam türünde bir yasaklama hiçbir dönemde görülmedi. Yasa teklifini getirenler bu durumu vicdanlarına nasıl sığdırıyorlar bilmiyoruz ama biz bu teklifin geri çekilmesi için TTB olarak bütün Türkiye’de yakından takip etmeyi ve tepkimizi ifade etmeye devam edeceğiz.”



Ara

Twitter'da İstanbul Tabip Odası