"Bölücü Doktorlar"

BASIN AÇIKLAMASI 27/04/2004



     Sayın Fatih Altaylı;

     23 Nisan tarihli köşenizde yazdığınız "Bölücü doktorlar" başlıklı yazınız üyemiz olan hekimler arasında büyük öfke ve tepkiyle karşılandı.
     Yazınızda bazı yayın organlarında çıkan Hakkari'de son aylarda 6 böbrek hastasının doktor olmadığı için öldüğü haberini temel almışsınız. Öncelikle her ölüm olayında hekimleri suçlama kolaycılığının hiçbir gerçekliği ve yararı olmadığını belirtmek isteriz. Üstelik haberin gerçek olup olmadığını araştırmadığınız yazdıklarınızdan anlaşılıyor. Doğrusu, hiç olmazsa bir süre önce Ata uçağında birlikte seyahat ettiğiniz Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ı arayarak konu hakkında bilgi almanızı beklerdik.
     Ülkemizin sağlık ortamındaki önemli bir sorunun kır ve kent, doğu ve batı arasındaki sağlıkta eşitsizlikler olduğunu tabip odaları olarak yıllardır söylüyoruz. Ama bu sorunu sadece Doğu ve Güneydoğu Anadolu'ya doktor gidip gitmemesine indirgemek ve bütün sorumluluğu doktorlara yıkmak kuşkusuz ki yanlış olur.
     Kabul edersiniz ki; Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki hekim açığı da dahil olmak üzere sağlık hizmetlerinde yaşanan sorunların asli muhatabı ve çözüm makamı Sağlık Bakanlığıdır.
     Hiçbir Sağlık Bakanı'nın bu illere ataması yapılan doktorların görev yerlerine gitmediğini, bu yüzden sağlık hizmeti götüremediklerini ve yapacak hiçbir şey olmadığını söylemeye de hakkı yoktur. Malûm; iktidar makamı şikayet değil, çözüm yeridir. Doğrusu, bir gazeteci olarak yazınızda, bir buçuk yıldır Sağlık Bakanlığı koltuğunda oturan Sayın Recep Akdağ'a bugüne kadar Türkiye sağlık sisteminin hangi sorununa çözüm ürettiğini sormanızı da beklerdik.
     Kaldı ki; Sayın Sağlık Bakanı'nın geçen yıl Temmuz ayında kabul edilen "Sözleşmeli Personel Yasası" ile bu sorunu artık çözecekleri konusundaki vaatleri de hatırlardadır. Aradan geçen süredeki gelişmeler, ne yazık ki, Sayın Bakan'ı haksız çıkartmış; hekimler mesleki bağımsızlıklarını ve iş güvencelerini ortadan kaldıran bu uygulamaya itibar etmedikleri için sorun çözülememiştir.
     Oysa hekimlerin iş güvencelerini yok etmeden ücretleri ve çalışma koşullarını iyileştirmek, bölgede belirli bir süre hizmetten sonra istedikleri yerlere tayinlerine olanak sağlamak gibi akılcı ve kolay uygulanabilir çözüm yollarını denemek sorunun çözümüne çok daha fazla katkıda bulunurdu.
     Doktorların bu ülkeyi böldüğü ve bu nedenle DGM'de yargılanmaları gerektiği konusundaki akla ve mantığa sığmayan fikirlerinize bir cevap vermekte, inanın ki zorlanıyoruz. Eğer bu mantığınızı tutarlı olarak ilerletirseniz Doğu ve Güneydoğu bölgesine herhangi bir nedenle gitmeyen gazeteciler de dahil bütün meslek mensuplarını bölücülükle suçlamak gibi akıl ve gerçek dışı bir duruma düşmenizin kaçınılmaz olduğunu umarız bugün siz de görüyorsunuzdur.
     Ve umarız hekimlik gibi zor ve doğası gereği fedakârca yapılan bir mesleğin mensuplarına bu yazınız dolayısıyla borçlu olduğunuz açık yürekli bir özürden kaçınmazsınız.
     Saygılarımızla.

     İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu



Ara

Twitter'da İstanbul Tabip Odası