Sosyal Güvenlik Reformu Çöktü! Sağlıkta "Dönüşüm" Programı da Derhal Durdurulmalıdır!

18.12.2006
BASIN AÇIKLAMASI



Anayasa Mahkemesi, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası (SSGSS) Yasası'na karşı Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer ve Cumhuriyet Halk Partisi tarafından açılan davalarda kararını 15 Aralık 2006 günü verdi.
Mahkeme'nin gerekçeli kararı henüz hazırlanmamakla birlikte Başkanvekili Sayın Haşim Kılıç Yasa'nın birçok maddesinin iptal edildiğini ve aynı zamanda yürütmesinin durdurulduğunu açıkladı.
Açıklamaya göre SSGSS Yasası'nın emeklilik yaşının yükseltilmesinden emekli aylıklarının düşürülmesine; prim gün sayısının arttırılmasından prime esas ücretin tavanının belirlenmesine; malullük aylığından yaşlılık aylığının hesaplanmasına kadar esasa dair bir dizi hükmü (özellikle kamu çalışanları yönünden) ortadan kalktı.
Bu kararla birlikte "sosyal güvenlikte tek çatı, tek norm sağlamak" gerekçesiyle çıkarılan SSGSS Yasası'nın ana gövdesi hükümsüz hale gelmiştir. Bu gerçek ortada iken, Yasa'nın iptal edilmeyen hükümlerinin uygulanmaya başlanması sosyal güvenlik sisteminde geri dönülmesi imkânsız hak kayıplarına, eşitsizlik ve adaletsizliklere ve büyük bir kaosa yol açacaktır.
Anayasa Mahkemesi kararında, kamu çalışanlarından kesilecek GSS primlerine esas kazancın üst sınırı, ayakta muayenede hekim ve diş hekimi muayenesi için alınacak "katılım payı" ve 18 yaş altı ile 45 yaş üstündeki sigortalıların diş protezleri tutarının %50'sinin ödenmesine dair hükümlerin de iptal edilerek yürütmesinin durdurulduğu belirtilmiştir.
Söz konusu maddeler Genel Sağlık Sigortası (GSS) ile ilgili temel düzenlemeler arasında yer almaktadır. Mahkeme'nin iptal kararıyla "bütün vatandaşların yanı sıra Türkiye'de bir yıldan daha uzun süre yaşayanlar, vatansızlar ve sığınmacıları" kapsayacağı iddia edilen GSS'nın hukuki altyapısı çökmüş bulunmaktadır. Bu durumda GSS'nin uygulanması mümkün değildir. Aksi yöndeki yorumlar ve zorlamalı uygulamalar farklı statüde çalışmakta olup aynı sosyal güvenlik sistemine dahil olan sigortalılara tamamen farklı norm ve standartlarda sağlık hizmeti verilmesi gibi büyük bir karmaşaya sebep olacaktır.
Netice olarak; Anayasa Mahkemesi'nin kararından sonra gerek emeklilikte, gerekse sağlıkta getirilmeye çalışılan düzenlemelerin uygulanması imkânsız hale gelmiştir. Hükümet, toplumun bütün kesimlerini ilgilendiren bu düzenlemeler konusunda kamuoyunda oluşan tereddütleri gidermek için yürürlük tarihi 1 Ocak 2007 olan SSGSS Yasası'nın uygulamadan kaldırılacağını bir an önce ilan etmeli ve bu yönde gerekli yasal düzenlemeyi hızla gerçekleştirmelidir.

Sağlıkta "Dönüşüm"Programı da Derhal Durdurulmalıdır!
Anayasa Mahkemesi'nin verdiği karar AKP Hükümeti'nin dört yıldır hayata geçirmeye çalıştığı "Sağlıkta �Dönüşüm' Programı" açısından da fevkalâde büyük bir önem taşımaktadır.
Bu program ana hatlarıyla şu adımlardan oluşmaktaydı:
* Sağlık hizmetlerinin finansman ve sunumunun birbirinden ayrılması; sağlık harcamalarının GSS ile finanse edilmesi.
* GSS kapsamındaki yurttaşlara verilecek sağlık hizmetlerinin "temel teminat paketi" ile sınırlanması.
* SSK sağlık kurumlarının Sağlık Bakanlığı'na devredilerek tasfiyesi; Sağlık Bakanlığı'nın hizmet sunumundan çekilmesi.
* Birinci basamak sağlık hizmetlerinin temeli olan sağlık ocaklarının ortadan kaldırılarak "Aile Hekimliği"ne geçilmesi.
* Kamu hastanelerinin "Sağlık İşletmeleri"ne dönüştürülmesi; hekimler ve diğer sağlık çalışanlarının iş güvencesinin kaldırılarak sözleşmeli statüde çalıştırılması.
* Devletin hızla çekildiği sağlık alanında oluşan "piyasa"nın kamudan yapılan kaynak transferleriyle beslenen özel sağlık sektörü tarafından doldurulması.
* Parası olanın parası kadar sağlık hizmeti alabilmesi.
Görüldüğü gibi, GSS kendi başına bir düzenleme değil, AKP Hükümeti'nin Sağlık "Reformu"nun olmazsa olmaz bir bileşeni, temel düzenlemesidir. GSS'nin hayata geçirilemediği koşullarda bu programın diğer bileşenlerinin uygulanma şansı yoktur.
Anayasa Mahkemesi'nin iptal ve yürütmeyi durdurma kararından sonra "Sağlıkta �Dönüşüm' Programı"nın hiçbir geleceği kalmamıştır.
Hükümet, bu gerçeği bir an önce kabul etmeli ve dört yıldır Türkiye sağlık ve hekimlik ortamında büyük tahribatlara yol açan, sağlık hizmetlerini ticarileştiren ve bütünüyle piyasanın insafına bırakan bu programı derhal durdurmalıdır. Sağlıkta özelleştirme çabası sadece hukuki engele takıldığı için değil, aynı zamanda toplum sağlığını ve sağlık çalışanlarının mesleki geleceklerini de olumsuz yönde etkilediği için böyle bir kararı almalıdır.
Bu çerçevede atılacak ilk adım olarak da Düzce, Bolu, Eskişehir, Denizli ve Edirne'de "pilot uygulama" adı altında başlatılan uygulamaya acilen son verilmeli ve kapatılan sağlık ocakları tekrar yurttaşların hizmetine açılmalı; aile hekimi olmaya zorlanan meslektaşlarımız eski görev yerlerine iade edilmelidir. Kamucu bir sağlık anlayışı ile sağlık ortamı yeniden düzenlenmelidir. Türk Tabipleri Birliği böyle bir çabanın içinde yeralmaya hazırdır.
Kamuoyuna saygılarımızla duyururuz.

TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ
MERKEZ KONSEYİ



Ara

Twitter'da İstanbul Tabip Odası