Hekim Mesleki Sorumluluk Sigortasına İlişkin Değerlendirme

İSTANBUL TABİP ODASI
YÖNETİM KURULU’NA,

Bilindiği gibi 5947 sayılı Kanun’un 8. maddesinde, “zorunlu mesleki sorumluluk sigortası” düzenlenmiştir. “Zorunlu sigorta”ya ilişkin hüküm, Anayasa Mahkemesi tarafından yürürlüğün durdurulması veya iptal kararı verilmediği takdirde, 30.07.2010 tarihinde yürürlüğe girecektir.

Bu nedenle bir kısım sigorta şirket ve acenteleri tarafından hekimlere, 8. madde doğrultusunda 30 Temmuz’a kadar sigorta yaptırmaları gerektiği belirtilerek, bir takım poliçeler sunulmaktadır. Oysa söz konusu poliçeler, 5947 sayılı Kanun uyarınca hazırlanmış zorunlu sigortaya ilişkin değil, ihtiyari/isteğe bağlı denilebilecek mesleki sorumluluk sigortasına ilişkindir.

Bu çerçevede her iki sigortanın ayrımına ve dayanağına ilişkin kısaca aşağıda bilgi verilecektir:

I- Hekim Mesleki Sorumluluk Sigortasına İlişkin Değerlendirme

Bilindiği gibi 2005 yılında Hazine Müsteşarlığı tarafından, mesleki sorumluluk sigortasına ilişkin düzenleme yapmak amacıyla Türk Tabipleri Birliği temsilcilerinin de yer aldığı bir dizi toplantı yapılmıştır. Bu toplantılara TTB’nin yanı sıra; avukat, mimar-mühendis, muhasebeci-mali müşavir mesleklerinin temsilcisi olan meslek örgütleri de katılmıştır. Belirtmek gerekir ki söz konusu çalışmalara kadar, mesleki sorumluluk sigortalarına ilişkin genel nitelikte bir düzenleme bulunmamaktaydı.

Toplantıların ardından, tüm meslekleri kapsayacak biçimde “Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları” adlı düzenleme yapılmış ve 16.03.2006 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Ardından ise 21.09.2006 tarihli Resmi Gazete’de “Hekim Mesleki Sorumluluk Sigortası Klozu” yayımlanmış ve yürürlüğe konulmuştur.

Bu süreçte TTB tarafından “Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları”ında yer alan ve hekimleri olumsuz etkileyecek bir dizi düzenlemeye karşı çıkılmıştır. Bu karşı çıkış sebebiyle, “Genel Şartlar”ın “C.10. Klozlar ve Özel Şartlar” maddesine “Bu genel şartların eki niteliğindeki klozlar genel şartlara göre özel düzenlemeler içerebilir. Taraflar sigorta ettiren ve sigortalının aleyhine olmamak üzere özel şartlar kararlaştırılabilir.” hükümleri eklenmiş ve hekimler lehine bazı özel düzenlemelere yer verilmesi sağlanmıştır.

Ancak TTB’nin bu süreçte Sağlık Bakanlığı’na da ilettiği önerilerinin karşılanmadığını da belirtmek gerekir. Bu öneriler kısaca; hastaların zararını karşılayacak, hekimleri yalnızca hastanın yararını gözeterek uygulama yapmaya özendirecek ve giderek hataları en aza indirecek zorunlu kamusal bir sigorta sistemi olarak özetlenebilir.

“Genel Şartlar” ve “Kloz”un yayımlanmasının ardından, yani 2006 yılının sonundan itibaren de sigorta şirketleri tarafından hekim mesleki sorumluluk sigortası poliçeleri hazırlanarak hekimler sigortalanmaya başlanmıştır. Ancak bu poliçeler de incelenmiş, hekimler lehine ve aleyhine olabilecek hükümler saptanmaya çalışılmıştır. Buna göre de Hukuk Bürosu’na söz konusu poliçelerle başvuran hekimlere;

• sigorta konusu (Kloz’daki haliyle kusur, hata gibi ayrımlara girilmeksizin ifa şeklinde bir ölçüt kullanılarak kapsayıcı bir ifade belirlenmesi gerektiği),

• teminatın kapsamı (poliçelerdeki koruma süresinin başlangıcının ve geçerlilik süresinin geniş olarak belirlenmesi ve poliçenin teminat altına aldığı ve kapsam dışı bıraktığı durumların özenle düzenlenmesi gerektiği; manevi tazminat taleplerine ilişkin kapsamın Kloz’daki %50 oranı dikkate alınarak üstünde düzenlenmesi ile savunma-yargılama-vekalet ücreti masraflarının açıkça belirtilmesi gerektiği vs),

• teminat limiti (Kloz’daki haliyle sigortalının, poliçede konusu belirlenmiş mesleki faaliyetini ifa ederken neden olduğu zararlar gibi kapsayıcı bir ifade kullanılması gerektiği vs),

• teminat dışında kalan haller (Genel Şartlar’ın A.3 maddesinde ve Kloz’un II. maddesinde belirtlen teminat dışında kalan hallerin, poliçeyle hekim aleyhine çoğaltılmaması, Kloz’un III. maddesinde belirtilen ek sözleşme ile teminat altına alınabilecek tazminat talepleri ve ödemelerin de uzmanlık branşının uygulamaları dikkate alınarak poliçe kapsamına alınması gerektiği vs),

• sigortalıların yükümlülükleri (hekimlerin sır saklama yükümlülüklerini ihlal edecek maddelere yer verilmemesi, uzlaşma ve sulh durumlarında hekime inisiyatif tanınmasına ilişkin düzenleme yapılması, sigortacıya ihbar süresinin geniş tutulması gerektiği vs)

gibi hususlara özellikle dikkat edilmesi gerektiği bildirilmiştir/bildirilmektedir.

5947 sayılı Kanun’un yayımlanmasının ardından ise bir kısım sigorta şirket ve acentelerinin, mevcut poliçeleri 8. madde kapsamında tanımlanan zorunlu sigortaya ilişkin poliçelermiş gibi hekimlere sunduğu öğrenilmiştir. Keza 30 Temmuz’a kadar bu sigortayı yaptırmaları gerektiği yolunda yanlış bilgiler de verip, hekimler arasında panik de yaratılmaktadır. Oysa 5947 sayılı Kanun kapsamında yer verilen zorunlu sigortaya ilişkin çalışma sürmektedir. Bu husus, aşağıda açıklanacaktır.

II- Zorunlu Mesleki Sorumluluk Sigortasına İlişkin Değerlendirme

Başta da belirttiğimiz gibi, 5947 sayılı Kanun’un 8. maddesi ile tüm hekimlere, “tıbbi kötü uygulama nedeniyle kendilerinden talep edilebilecek zararlar ile kurumlarınca kendilerine yapılacak rüculara karşı sigorta yaptırmak zorunluluğu” getirilmektedir. Bu çerçevede kamu ve özel sağlık kuruluşlarında çalışan hekimlere primlerinin yarısını, mesleğini serbest olarak icra eden hekimlere ise tümünü ödeme zorunluluğu getirilmekte, bu da hekimler için yeni bir külfet anlamına gelmektedir.

Bu noktada belirtelim ki CHP tarafından, “zorunlu sigorta”ya ilişkin maddenin tümü değil, kamu ve özel sağlık kuruluşlarında çalışan hekimlere getirilen “primlerin yarısını kendilerinin ödemeleri zorunluluğu” Anayasa Mahkemesi’ne taşınmış ve yalnızca maddenin bu kısmının iptali talep edilmiştir. Eğer Anayasa Mahkemesi tarafından 30.07.2010 tarihine kadar yürürlüğün durdurulması veya iptal kararı verilmez ise, madde bu haliyle yürürlüğe girecektir.

Söz konusu maddede, “zorunlu sigortalara ilişkin teminat tutarları ile uygulama usul ve esasları, Sağlık Bakanlığı’nın görüşü alınarak Hazine Müsteşarlığınca belirlenir” denilmiş ve buna ilişkin çalışma da başlatılmıştır. “Genel şartlar, tarife ve talimat” konusunda yapılan taslak çalışma, görüşü alınmak üzere TTB’ye iletilmiştir. TTB de hem zorunlu sigorta, hem de taslak konularındaki görüşlerini, tabip odaları ile uzmanlık derneklerinin görüşlerini de alarak hazırlamış ve Hazine Müsteşarlığı’na iletmiştir. Bunlar kısaca;

• sözleşme yapma yetkisinin kuruma değil hekimlere verilmesi ve hekimlerin sigortayı kendileri adına yaptırabilmeleri gerektiği,

• hekimin işten ayrıldığı kurumun sözleşmeyi feshetme yetkisinin olmaması gerektiği,

• kasko gibi bir prim artışının kabul edilemeyeceği,

• risk grupları ile buna bağlı olarak teminat tutarlarının ve prim miktarlarının uzmanlık dallarına göre değil, çalışma alan ve koşullarına göre belirlenmesi gerektiği,

• prim miktarlarının sabit olması ve teminat tutarlarının güncel tazminat miktarlarını karşılayacak şekilde belirlenmesi gerektiği,

• zararın karşılanması için ihbar etme süresine sınır getirilmesinin kabul edilemeyeceği,

• ekip üyelerinin de kapsam içine alınması gerektiği,

• uzlaşı kurulları oluşturulması ile tabip odalarının da bu kurullarda yer alması gerektiği

olarak özetlenebilir.

Kısacası; 5947 sayılı Kanun’un 8. maddesinde tanımlanan zorunlu sigorta, dayanağı ve niteliği itibariyle yukarıdaki bölümde sürecini özetlemeye çalıştığımız hekim mesleki sorumluluk sigortasından açıkça farklıdır. Bu bakımdan, söz konusu maddenin yürürlük kazanması halinde, Hazine Müsteşarlığı tarafından belirlenecek teminat tutarları ile uygulama usul ve esasları çerçevesinde sigorta poliçeleri belirlenecek, kurum ve kişiler de bu poliçeleri akdetmek durumunda kalacaktır. Hekimlerin daha önce imzalamış oldukları, mesleki sorumluluk sigortası poliçeleri ise isteğe bağlı/ihtiyari nitelikte devam edebilecektir.

Saygılarımızla. 16.07.2010

Hukuk Bürosu

Zorunlu Mesleki Sorumluluk Sigortası Broşürü için tıklayınız.



Ara

Twitter'da İstanbul Tabip Odası