TTB PANDEMİK TOPLANDI

TTB PandemİK Bilimsel Danışma ve İzleme Kurulu 22 Aralık 2009 tarihinde İstanbul Tabip Odası'nda 3. Olağan toplantısını gerçekleştirmiştir.
 
Toplantıda Sağlık Bakanlığı'nın geçen toplantıda yapılan uyarılara rağmen hala ülkemizde salgın ilan etmediği, hastalardan hala katkı paylarının alınmaya devam ettiği belirtilerek Hükümetin sosyal devlet olmanın yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiği vurgulanmıştır.
 
Salgın hala bütün hızıyla devam etmekte olup, ülkemiz Avrupa bölgesinde salgının yüksek aktivite gösterdiği ülkeler arasındadır. Buna karşın Sağlık Bakanlığı hala gerek yukarıda saydığımız konularda, gerek aşılamanın yaygınlaştırılmasında ve gerekse salgın verilerinin başta Üniversiteler olmak üzere bilim çevreleriyle paylaşılmasında gerekli adımları atamamıştır.
 
TTB PandemİK bütün bu gelişmeleri değerlendirerek salgın yönetiminde gelinen son noktayı kamuoyuna bir basın açıklamasıyla duyurmuştur.


TTB PANDEMİK BASIN AÇIKLAMASI

 

22/12/2009, İstanbul

2010’A DOĞRU
NE DURUMDAYIZ

Salgın ilan edilmedi ama devam ediyor!
Katkı payları alınmaya devam ediyor!
Hükümet sosyal devlet sorumluluğunu hatırlamalı, salgın sürecini sağlık ve yaşam haklarına uygun biçimde yönetmelidir!
Güvensizliğe yol açan açıklamalar terk edilmelidir!
Salgınla ilgili tüm çalışmalarda başta üniversiteler olmak üzere bilimsel çevrelerle etkin bir işbirliği yürütülmelidir!

Türk Tabipleri Birliği Pandemi İzleme Kurulu olarak sizlerle üçüncü kez bir aradayız. 
Salgın ilan edilmedi ama devam ediyor. 
Öncelikle salgının seyri konusunda bazı bilgileri paylaşmakta yarar var.
• Salgınların nasıl seyredeceğini önceden öngörmek zordur. İklim koşullarındaki değişiklikler gibi pek çok faktör yeni olguların ortaya çıkma hızını artırıp azaltabilmektedir. Geçtiğimiz haftalara bakarak salgının yaygınlaşmaya ve can almaya devam ettiğini söyleyebiliriz.
• Bazı yoğun bakım ünitelerinde 6 aydan küçük bebeklerin H1N1v nedeni ile yatmaya başladığı bildirilmektedir. Bu veriden hareketle aşılanmanın önemine bir kez daha değinmek istiyoruz: 6 aydan küçük bebeklerin bakımını üstlenenler mutlaka aşı olmalıdır.
• Ülkemiz Avrupa bölgesinde salgının yüksek aktivite gösteren ülkeleri arasında yer almaktadır. Ülkemizdeki grip izlem sistemi verilerine göre salgın sürmekte ve yaygınlaşmaktadır. Dolayısı ile hastalığı geçirenlerde artış olması; gribin akciğerlerde yarattığı ortam nedeniyle de zatürre görülme sıklığının yükselmesi beklenmektedir

NE YAPILMALI?

A. KORUNMA ÖNLEMLERİ YAŞAMSALDIR!


1. Aşılama oranları arttırılmalıdır. Burada her birimize büyük görev düşüyor. Unutmayalım: Aşılama sadece aşı olan kişiyi değil, toplumda henüz aşılanmamış ve hasta olmamış başkalarını, çocuklarımızı, yakınlarımızı da korur. Aşı bulaşma zincirini de kırar. Salgını yavaşlatır. Salgındaki ve kritik vakalardaki yavaşlama ve sayısal azalma, kısıtlı olan yoğun bakım gibi kaynaklarımızın daha uygun kullanımına olanak tanır. Daha az insanımızı kaybederiz. Aşılama oranlarının daha fazla gecikilmeden ve hızla yükseltilmesi için elbirliği ile çaba harcamalıyız. Sizin aracılığınızla halkımızı H1N1 aşısı olmaya bir kez daha davet ediyoruz.

2. Son dönemlerde sık sık duyulan“mutasyon” ya da “genetik değişkenlik” konusuna da kısaca değinmek istiyoruz.
• Mutasyonlar nadirdir ancak sonuçları önemli olabilir: Ulusal ve uluslar arası referans kuruluşları ve bilim adamları salgının tüm ayrıntılarını olduğu gibi bu konuyu da yakından izlemektedir. Mutasyonlar virüsün bulaşma, hastalık yapma ve/veya öldürücü olma özelliklerini etkileyebilmektedir. Ayrıca hastalığa karşı kullanılan ilaçlara direnç de gelişebilmektedir. Bugüne dek dikkatle takip edilen ve nadir görülen mutasyonlarda sonuçları açısından ülkemizde ve yurt dışında korkutucu bir gelişme bildirilmemiştir.
• Görülen mutasyonlar aşının etkinliğini azaltmadı: Bugüne dek nadir de olsa görülen bu tür değişimlerin virüslerin “aşıdan kaçmasına” neden olmadığını; yani aşının etkisiz kalmasının şu an için söz konusu olmadığını söyleyebiliriz.
• Mutasyonlara karşı en önemli önlem, aşının yaygınlaştırılmasıdır: Her fırsatta aynı mesajı vurgulamamız lütfen sizi yadırgatmasın. Unutmayalım, küresel düzeyde bir salgında elimizdeki en önemli silah aşıdır. Aşının yaygınlaştırılması değişik yollarla mutasyon olasılığını azaltmaktadır.

3. Aşının yanı sıra daha önce de açıkladığımız gibi genel korunma önlemlerine dikkat etmeliyiz.
• Zorunluluk olmadıkça, kalabalıklardan uzak durmak,
• Ellerimizi sık sık yıkamak,
• Hastalarla yakın temastan kaçınmak,
• Gerektiği durumlarda cerrahi maske takarak korunmak.
• Annenin, grip bile olsa, bebeğini anne sütü ile beslemeye devam etmesinin önemini de bir kez daha vurguluyoruz.

4. Dikkat çekmek istediğimiz bir durum daha var: Son dönemde “aşı” konusunda yaşanan karmaşa ve bilgi kirliliğinin yarattığı bir riske dikkatinizi çekmek istiyoruz: İçinden geçmekte olduğumuz bu salgın döneminde, “Ulusal Aşı Programı” çerçevesinde diğer bulaşıcı hastalıklara karşı uygulanan ve ülkemizde bebek ve çocuk ölümlerinin azaltılmasında yaşamsal önemi olan olağan aşı uygulamalarının, hiç bir biçimde kesintiye uğratılmaması gerekmektedir.

5.  Okulların tatil edilmesi önlemi konusunda da şunları söylemek istiyoruz: Okulların tatil edilmesi çocukların toplu yerlere, örneğin kalabalık alışveriş merkezlerine ve/veya dershanelere gitmesini engellemeyecekse bir anlam ifade etmeyecektir. Çocukların, özellikle bebeklerin mümkün olduğunca kalabalık yerlerden uzak tutulması önemlidir.

B. TEDAVİ HİZMETLERİNE ERİŞİM VATANDAŞLIK HAKKI OLMALIDIR!

1. Sağlık Hakkı – Yaşam Hakkı – Sosyal Devlet Anlayışı: Sağlık kurumlarına başvuruda alınan katkı ve katılım paylarının kişilerin ekonomik durumlarının dışında, sağlık hizmetleri üzerinde de yükü olmaktadır. Özellikle güvencesi olmayan hastalar bu nedenle Acil Servislere başvurmayı tercih etmekte, bu ise Acil Servislerin hasta yükünü arttırmaktadır.
Sosyal güvencesi olmayanların ilaca erişimi konusunda da ciddi sorunlar yaşandığı bilgisi bize ulaşmaktadır. Oysa Umumi Hıfzısıhha Kanununun ilgili maddeleri ülkede bulaşıcı hastalık salgını çıktığında Sağlık Bakanlığının yetki ve sorumluluklarını tanımlamaktadır.
Sağlık Bakanlığının katkı ve katılım paylarını kaldırması kaçınılmazdır. Sağlık Bakanlığına yeniden çağrıda bulunuyoruz. Ölümler artmaktadır. Ölümler sadece salgının doğal seyri sonucu değildir. Sosyal güvencesi olmayan vatandaşlarımız hizmete erişememektedir. Sosyal güvencesi bile olsa hizmete erişim, ödenmesi gereken katkı payları nedeniyle kısıtlanmaktadır. Hepimiz, 2, 8, 15 TL katkı ve ilaç katılım payını ödeyemeyecek durumda olan vatandaşlarımız olduğunu biliyoruz. Ayrıca salgının doğası gereği çok sayıda ailede aynı anda birden fazla aile üyesi hastalanmakta, hastalananların tümü için ödenmesi gereken sadece katkı payları bile, ödeme gücünün üzerine çıkabilmektedir.
Devletimiz “küresel salgın” karşısında, özellikle de desteğine ihtiyaç duyan yurttaşlarını özenle korumalıdır. Bu talep keyfi değildir; evrensel düzeyde kabul edilmiş olan “sağlık ve yaşam hakları” ile ilgili temel bir gerekliliktir. Sağlık Bakanlığına çağrıda bulunuyoruz: Lütfen bu temel hakları, devletin temel ilkelerinden biri olan “sosyal olma niteliğini” göz ardı etmeyelim. Bir an önce katkı ve katılım paylarını kaldırın!

2. Tüm ülkelerde temel sağlık hizmetlerinin ve bireye yönelik koruyucu ve tedavi edici hizmetlerin ilk adresi Birinci Basamak Sağlık Hizmetleridir. Etkin ve güçlü bir birinci basamak hizmet sunumu, bireylerin, ailelerin ve toplumun süreklilik içinde, yakın, daha güçlü bir güven ilişkisi içinde hizmet almalarını sağlar. Bu temel bilgiden yola çıkarak, pandeminin izlem ve yönetiminde birinci basamak sisteminin daha etkin katkısının sağlanması gerekliliğine vurgu yapmak istiyoruz.

3. Hastaların etkin tedavi alabilmeleri ve ölümlerin azaltılabilmesi için önemli bir gereksinim de yoğun bakım klinikleri ve yataklarıdır. Salgının sürdüğü göz önünde bulundurularak yoğun bakım kapasitesinin arttırılması ve bu birimlerdeki bakım hizmetlerinin niteliğinin iyileştirilmesi çok önemlidir.

C. SAĞLIK BAKANLIĞI İLE SALGIN SÜREÇLERİNİN TÜM AŞAMALARINDA ETKİN BİR İŞBİRLİĞİNE HAZIRIZ!

Sağlık Bakanlığı salgınla ilgili verileri bilim insanları ile paylaşmalıdır. Hastalık ve ölüm verilerinin nesnel ve bilimsel bir zeminde, günü gününe izlenmesi ve analiz edilmesi doğru politikaların izlenmesinde ışık tutacaktır. TTB PandemİK salgın yönetimi ve verilerin analizi konularında Sağlık Bakanlığına destek sağlamaya hazırdır.

D. BASINIMIZA SAĞLIKLI BİLGİ SAĞLAMAYA HAZIRIZ!

Türk Tabipleri Birliği oluşan bilgi kirliliğinden ve güven eksikliğinden derin endişe duymaktadır. Bu konuda halkın doğru bilgilendirilmesi konusunda siz basın yayın organlarının temsilcilerinden destek işbirliği talebimizi bir kez daha ve en kuvvetli ifadelerle iletiyoruz. Kurul üyelerimiz sağlıklı bilgiye ihtiyaç duyduğunuz tüm zamanlarda destek olmaya hazırdır. Sansasyon ve yanlış yönlendirme çabası olduğundan tereddüt ettiğiniz her durumda lütfen bizden bilgi ve destek isteyin.

TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ MERKEZ KONSEYİ

TTB–PANDEMİK İNFLUENZA A H1N1v (DOMUZ GRİBİ) BİLİMSEL DANIŞMA VE İZLEME KURULU ÜYELERİ VE GÖREVLERİ

Prof. Dr. Feride Aksu Tanık

A.Ü. Ankara Tıp Fakültesi Halk Sağlığı AD, TTB Merkez Konseyi II. Başkanı-Başkan

Uzm. Dr. Ali Özyurt

İstanbul Tabip Odası- Sekreter

Prof. Dr. Selma Karabey

İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Halk Sağlığı AD

Prof. Dr. Haluk Eraksoy

İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi  Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD

Doç. Dr. Önder Ergönül

M.Ü. Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve K.Mikrobiyoloji AD

Prof. Dr. Murat Akova

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları AD

Prof. Dr. Gülbin Gökçay

İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı Enstitüsü

Doç. Dr. Muzaffer Eskiocak

Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı AD

Prof. Dr. Gülden Yılmaz

Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji AD

Prof. Dr. Selim Badur

İ.Ü.  İstanbul Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji  ve Klinik Mikrobiyoloji AD

Doç. Dr. Pınar Ay

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı AD

Uzm. Dr. Çağrı Kalaça

Sağlık İletişimi

Dr. Akif Akalın

İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Tıp Eğitimi AD

Dr. Ali Demirci

Pratisyen Hekimler Derneği

Prof. Dr. Hande Harmancı-Gözlemci Üye

Dünya Sağlık Örgütü