LEPRA, DERİ VE ZÜHREVİ HASTALIKLARI HASTANESİ KAPATILIYOR!

İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü, 21 Aralık 2009 tarihinde,  İstanbul Lepra Hastanesi ve Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim Araştırma Hastanesi başhekimlerini davet ederek, İstanbul Lepra Hastanesinin kapatılarak Dr. Sadi Konuk Devlet Hastanesine  Cildiye Kliniği’ne bağlanacağı bilgisini verdi.

Sağlıkta Dönüşüm Programı çerçevesindeki Kamu Hastaneleri Birliği Yasası’nın yansıması olarak görülen bu uygulamaya karşı bugün Lepra Hastanesi önünde İstanbul Tabip Odası, Sağlık Ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Bakırköy Şubesi, Cüzamla Savaş Derneği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdiler.

Yapılan açıklamada, sağlık hizmeti, kapitalizmin kar hırsına terk edilmemesi gereken bir hizmet olduğu vurgulanarak Lepralı hastalarda bu hizmetlerle birlikte kendi hastalıklarına özgü tetkik, tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerini gereksinimleri ölçüsünde almaları gerektiği ifade edildi.
Açıklamada ayrıca, Sağlık Bakanlığı’nın dalında uzman kişi ve kurumlarca takdir gören İstanbul Lepra Hastanesi’nin var olan kimliği içinde, çalışanların bilgi ve tecrübesinden yararlanılarak gerekli iyileştirmelerin yapması gerektiği ve bu hastanenin varlığını desteklemesi gerektiğine dikkat çekilerek aksi bir uygulamanın ancak hastanenin kapatılması olarak algılanacağı vurgusu yapıldı.


LEPRA, DERİ VE ZÜHREVİ HASTALIKLARI HASTANESİ KAPATILIYOR! (14.12.2009)

İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü, 21 Aralık 2009 tarihinde,  İstanbul Lepra Hastanesi ve Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim Araştırma Hastanesi başhekimlerini davet ederek, İstanbul Lepra Hastanesinin kapatılarak Dr. Sadi Konuk Devlet Hastanesine  Cildiye Kliniği olarak  bağlanacağı bilgisini vermiştir. Bu bilgi ülkemizin en önemli sağlık sorunu olmasa bile, insan hakları açısından yaşamlarının sonuna kadar hak ettikleri lepraya özgü çok yönlü bakımı alabilmelerinin engelleneceği kuşkusu ile hepimizi çok üzmüştür.
 
Daha önceleri Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinin içinde 28.servis olarak lepralılara  hizmet  veren  birimin sorumluluğu Sağlık Bakanlığı onayı ile  Prof. Dr. Türkan Saylan almıştır. 1976 yılında Cüzamla Savaş Derneği’ni ve 1978 yılında da İstanbul Tıp Fakültesi Lepra Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin kurulması sonrasında, her iki kurum Sağlık Bakanlığı ile ortak  üçlü protokol yapılmıştır. Prof. Dr. Türkan Saylan da sorumlu olmuştur.1981 yılında da yine üçlü protokolle özel dal hastanesine dönüştürülmüştür. Prof. Dr. Türkan Saylan, 2002 yılında emekli olana kadar başhekimlik görevini sürdürmüştür.
 
Lepra hastalığı sağlık mevzuatımıza göre ihbarı mecburi bir hastalıktır. İhbarı yapan kurum da özel dal hastanesi olarak belirtilmiştir. Resmi kayıtlara göre 1980’li yıllarda ülkemizde 4000 lepralı vardı. Bu sayının daha fazla olduğu varsayımı ile Sağlık Bakanlığı ve Cüzamla Savaş Derneği Lepra Tarama Projesi hazırlayarak 1983-2000’li yıllar arasında Türkiye’de yaşayan tüm lepralı hasta ve ailelerini  evlerinde ziyaret etmiştir. Bu ziyaretler sonrası hastaların yaşam koşullarının iyileştirilmesi, sosyo-ekonomik desteklerin sağlanması çalışmaları başlatılmış, yıllar içinde bine yakın lepralı çocuğu ya da yakını eğitim bursu almış, bugün doktor, mühendis, hemşire, öğretmen olmuştur. Böylece bu çocuklar geçmişte lepralının çocuğu iken bugün bu tanım unutulmuş lepralı hasta mühendisin annesi ya da babası olarak anılmaya başlamıştır. Bütün bu olumlu sonuçlar İstanbul Lepra Hastanesindeki gönüllü profesyonellerin çabaları ile olmuştur. Bu çalışmalar Dünyanın başka ülkelerinde lepralı hastalara uygulanmak üzere örnek alınmaktadır. Hastanemiz çalışmaları ile bu anlamda övgüler ve ödüller almıştır.  Lepra konusunda görev yapmak bu konuda donanımlı bilgiye sahip olmayı ve de gönüllülüğü gerektirir. Hastanede çalışan herkes bu eğitimi alarak kendini geliştirmiştir. Aynı ekibin çalışmalarına devam edip etmeyeceği taşeron çalışanların işten atılacağına dair kaygı duyulmaktadır.
Yıllar içinde başarılı çalışmalarla yeni lepra vakaları görülmez olmuş, sayılar azalmıştır. Bu gün Sağlık Bakanlığı kayıtlarına göre 2500 civarında ilaçla tedavisi bitmiş ama diğer sağlık sorunları ve sosyal  rehabilitasyonu için takip edilmesi gereken eski lepralı vardır. Çok az sayıda da olsa yeni vakalara rastlıyoruz. Az sayıda da olsa yeni vakaların tedavisi eski vakaların takip ve gereksinimlerinin sağlanması için kurumun geliştirilerek  devamı sağlanmalıdır.
O yıllarda yolu bile olmayan hastanenin gönüllü profesyonelleri ile yaptığı çalışmalar sonucu çevresi güzelleşmiş, yeşil alanları ile herkesin çok beğendiği bir ortam haline gelmiştir. Lepra Hastanesinin arazisinin büyüklük ve maddi değerini bilen, ama lepra ve lepralı hastayı tanımayan, önemini bilemeyenler  bu kurumun kapatılmasının getireceği olumsuz sonuçları önceden göremeyebilirler
 
Her insan,  yaşamı boyunca koruyucu sağlık hizmetlerini, öncelikle, eşit, sürekli ve ücretsiz olarak, en ulaşılabilir şekilde alma hakkına sahiptir. Sağlık hizmeti, kapitalizmin kar hırsına terk edilmemesi gereken bir hizmettir. Lepralı hastalarda bu hizmetlerle birlikte kendi hastalıklarına özgü tetkik, tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerini gereksinimleri ölçüsünde alma hakkına sahiptirler. Sağlıkta Dönüşüm Projesinin geldiği bu noktada bu özel sağlık hizmetlerinin verilmesi mümkün görünmemektedir. Sağlık Bakanlığımızın, ülkemizde yeni ya da eski lepra vakası kalmayana kadar lepra konusunda çalışmalar yapmasını ve yapılan çalışmaları geliştirerek desteklemesini bekliyoruz.
Dün aksam mesai bitiminde (saat 17.00 ) İl Sağlık Müdürlüğünden gelen yazılı açıklamada da İstanbul Lepra Hastanesinin Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne bağlanarak, eğitim veren bir statüye getirilebilmesi, klinik şefi atanması amaçlandığı belirtilmiştir. Klinik  şefi atanacak profesör de belirlenmiştir. Kliniğin adı da Lepra kliniği olarak konacaktır. Ayrıca Kliniğe Prof. Dr. Türkan Seylan’ın adının verileceği bildirilmektedir. Basın açıklamamız öncesinde  İl Sağlık Müdürlüğü’nün böyle bir bilgilendirme yazısı göndermesi de ayrıca düşündürücüdür.
 
Gerçek niyetiniz iyileştirmekse zaten bunun önünde engel yok “Lepra Hastanesi”tüzel kişiliğini niçin ortadan kaldırıyorsunuz. 2008 yılından itibaren Cankurtaran Deri ve Tenasül Hastalıkları Hastanesini de taşıyarak var olan binaların yarısında (4) hizmet sürdürülmektedir
 
Kamu Hastaneleri Birliği yasası gündemdeyken bu yapılanın adı ne olabilir.
 
Sonuç olarak, Sağlık Bakanlığından, Dünya Sağlık Örgütü, Uluslar arası Lepra Kuruluşları, Lepra çalışanları tarafından izlenen, takdir gören İstanbul Lepra Hastanesinin var olan kimliği içinde, çalışanların bilgi ve tecrübesinden yararlanılarak gerekli iyileştirmelerin yapılması, sağlık insan gücü ve diğer konularda sürekli desteklenmesi gerektiğine inanıyoruz. Aksi bir uygulamaya geçilmesi  hastanenin kapatılması olarak değerlendirilecektir yetkililerden bu konuda açıklama beklemekteyiz
 
 
 
SAĞLIK VE SOSYAL HİZMET EMEKÇİLERİ SENDİKASI BAKIRKÖY ŞUBESİ
İSTANBUL TABİP ODASI
CÜZAMLA SAVAŞ DERNEĞİ
ÇAĞDAŞ YAŞAMI DESTEKLEME DERNEĞİ