GENÇAY GÜRSOY: SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM PROGRAMI HASTAYA DA KAMUYA DA ZARAR

TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Gençay Gürsoy, "altın omurga operasyonu" diye adlandırılan,   İstanbul'da 24'ü doktor 41 kişinin gözaltına alındığı olayla ilgili olarak Cumhuriyet Gazetesi'nden Murat Kışlalı'ya değerlendirmelerde bulundu. 10.05.2009 Pazar günü Cumhuriyet Gazetesi'nde yer alan haber şöyle:


AKP'nin Sağlıkta Dönüşüm Programı hem hasta sağlığını göz ardı ediyor hem de devleti zarara sokuyor

Hastaya da kamuya da zarar

MURAT KIŞLALI

ANKARA - Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Gençay Gürsoy, bazı doktorların, özel hastaneler ve medikal firmalarıyla ortaklık yaparak ihtiyacı olmayan hastalara beyin, omurga, omurilik ve fıtık ameliyatları yaptığı ve bedeli bin ila 13 bin lira arasında değişen disk protezi ve çivi taktığı iddialarına ilişkin yolsuzluğun "AKP iktidarı tarafından yasalaştırılan Sağlıkta Dönüşüm Programı'nın kaçınılmaz bir sonucu" olduğunu söyledi. Gürsoy "Sağlığın piyasalaştırılması sonucu devletin sağlık harcamaları katlanırken, gereksiz operasyonlar nedeniyle de hasta sağlığı göz ardı ediliyor" dedi.

AKP'NİN SİSTEMİ YOZLAŞMAYI TEŞVİK EDİYOR

TTB Başkanı Gürsoy, İstanbul da ortaya çıkardan yolsuzlukla ilgili iddiaları Cumhuriyet'e şöyle değerlendirdi:
Sağlık piyasa metası haline geldi: AKP sağlığın piyasalaşması adı altında her türlü etik dışı davranışı destekleyen, teşvik eden bir sistem kurdu. Piyasa metası haline getirilen sağlık, yeterli denetim de olmayıp kâr amaçlı kuruluşların eline teslim edildiğinde bu tip olaylar önlenemez.
Eski sistemde çıkar çatışması yoktu: Beyinle ilgili bir sorunu olun hasta önceki sistemde bir kamu veya üniversite hastanesine gidecekti. Burada eğer ameliyat gerekiyorsa, bu aparatı hekim almayacaktı, kurum bunu elinde bulundurur ve hangi hastaya gerekiyorsa ona kullandırırdı. Hekimin kullanılacak malzeme üstünde bir tasarrufu olmuyordu. Ayrıca sigorta hastalarına özel hastane bakmayacaktı.
Şimdiki sistem çıkar ortaklığını teşvik ediyor: Ama şimdi, kamu hastanesindeki hekim hastayla karşılaştığında, "Seni şu özel hastanede ameliyat edeceğim" diyor. Orada zaten medikal firma ile özel ilişki içinde, istediği malzemeleri kullanarak ameliyatı gerçekleştiriyor. Ameliyat masrafları sigorta tarafından karşılandığından hem özel hastane, hem medikal firma, hem de doktor kazanıyor.
Tedavi edici hekimlik ve performans sistemi de etkili: Önleyici hekimlik yerine tedavi edici hekimliğe öncelik tanıdığınız zaman, ameliyatlardan performans adı altında hekimlere ve sağlık personeline ek ödemeler verdiğiniz zaman suiistimalin kapısı açılır.
Yeni sistemdeki suiistimallere piyasalaştırma neden oluyor: Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) bir taraftan harcanan tıbbi malzemeler konusunda denetim getirdiğinde bürokratik engeller olduğu itirazıyla karşı karşıya kalıyor, getirmese bu olaylar karşımıza çıkıyor. Sistem kalbur gibi.. Bir tarafını tıkıyorsunuz öbür taraftan açık veriyor. Üstelik sistem son derece pahalı; medikal endüstrisine, ilaç endüstrisine sürekli fon aktaran bir sistem.
Suiistimalleri, kâr amacı gütmeyen bir sağlık sistemi önler: Hekim etiği, Hipokrat yeminine bel bağlamak yetmez. Sistemi öyle kuracaksınız ki bu tür etik dışı davranışları özendirmeyeceksiniz. Oysa Türkiye'de tam tersi geçerli. Bu tür suiistimalleri ancak kamusal ağırlıklı, kâr gütmeyen bir sağlık sistemi önleyebilir.



Ara

Twitter'da İstanbul Tabip Odası