HÜKÜMET KAMUOYUNU ALDATIYOR, İŞTE BORDROMUZ!

Hükümetin hekim maaşlarının yüksek olduğuna dair yanıltıcı propagandasına karşı 20 Şubat Cuma günü, “İşte Bordrom: Temel Ücretlerimiz Artırılsın” başlığı altında bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Haydarpaşa Numune Hastanesi Acil Servisi önünde gerçekleştirilen basın açıklamasında hekimlerin emekliliğe yansıyan ücretlerinin son derece düşük olduğu belgeleriyle ortaya kondu.

Hekimler ve diğer sağlık çalışanları kadar hasta yakınlarının da yoğun ilgi gösterdiği basın açıklamasına Odamız Genel Sekreteri Dr. Hüseyin Demirdizen ve Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Hasan Oğan, Sağlık Politikaları Komisyonumuzun Üyeleri Dr. Süheyla Ağkoç ve Dr. Güray Kılıç katıldılar.

Dr. Hüseyin Demirdizen yaptığı konuşmada; Başbakan ve Sağlık Bakanı başta olmak üzere Hükümet yetkililerinin, hekim maaşları, sağlık ortamının içinde bulunduğu durum hakkında kamuoyunu yanıltan, aldatan beyanlar verdikleri, yaptıkları açıklamalarla hekimleri vatandaşın öfke ve kızgınlığının hedefi haline getirdiklerine dikkat çekti.

Dr. Süheyla Ağkoç tarafından okunan basın açıklamasında, açlık sınırının 900 TL, yoksulluk sınırınınsa 2000 TL olduğu günümüzde, başta emekliler olmak üzere çoğu hekimin yoksulluk sınırı altında yaşadığı dile getirildi. Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın hekimleri gelecek güvencesinden yoksun bırakan, piyasa ortamının insafına terk eden uygulamaları beraberinde getirdiği vurgulandı ve “Güvenli Ortamlarda Güvenceli Çalışma İstiyoruz” talebi bir kez daha dile getirildi.


HÜKÜMET KAMUOYUNU ALDATIYOR, İŞTE BORDROMUZ! " BASIN AÇIKLAMASI

20.02.2009

Güvenli ortamlarda güvenceli çalışmak istiyoruz
Sağlık çalışanlarının örgütleri ve sağlık çalışanları olarak sağlık ortamında yaşanan sorunlara dikkat çekmek, giderek artan güvencesizlik, belirsizlik ve gerilim ortamında sağlık hizmetlerine ulaşmanın güçlüklerine, ortaya çıkardığı ve yaratacağı sorunlar ile sağlık çalışanlarının bugünlerine ve geleceklerine ilişkin içinde bulundukları durumu anlatabilmek için 20 binin üzerinde sağlık emekçisinin imzalarını Başbakan’a iletmiştik. Mektupta kısaca;
Sayın Başbakan,
“Bugünümüzden, geleceğimizden kaygı duyuyoruz, mesleki etik değerlerimiz ile ticaretin rekabetin piyasanın kuralları, düzenlemeleri ve ihtiyaçları arasında sıkışıp kalmak istemiyoruz. Vatandaşlarımıza işletmenin ve ticaretin sınırlılıkları ya da beklentileri ile değil sağlığı bir hak sağlık hizmetini de tüm vatandaşlarımıza eşit, adil, nitelikli ve ulaşılabilir şekilde sunulması gereken bir kamusal hizmet olarak görüyor ve bu anlayışın gereklerine uygun olarak çalışmak istiyoruz…” diyerek taleplerimizi dile getirmiştik.
Sayın Başbakan başta siz olmak üzere Sağlık Bakanı ve diğer hükümet yetkililerinin kamuoyuna yaptığınız açıklamalarda başta sağlık çalışanları ve hekimlerin ekonomik durumları olmak üzere sağlık ortamının bugünü, geleceği ile ortaya çıkması beklenen hedeflenen durumlar hakkında eksik, yanıltıcı gerçekleri yansıtmayan görüşler dile getirilmektedir.


Hekimlerin ortalama 6-8 bin TL ücret aldıkları, sağlık alanındaki sorunlardan hekimleri ve diğer sağlık çalışanlarını sorumlu tutan tutum ve davranışlarınız vatandaşlarımızın sağlık çalışanlarına olan güvenlerinin azalmasına, öfkelerinin, kızgınlıklarının şiddet olarak sağlık çalışanlarına yönelmesine yol açmaktadır.
Oysa gerçekler maaş bordrolarında oldukça yalın olarak görülmektedir. Açlık sınırının 9oo bin TL, yoksulluk sınırının yaklaşık iki bin TL olduğu ülkemizde başta emekli hekimlerimiz olmak üzere hekimlerin büyük çoğunluğu açlık sınırında değilse de yoksulluk sınırının içinde kalmaktadırlar ve durumdan çıkabilmek için ikinci, üçüncü işlerin peşinde koşmaktan mesleklerini, kendilerini geliştirmeye, dinlenmeye, eğlenmeye, araştırmaya hatta evlerine, eşlerine, çocuklarına ayıracak zaman bulamamaktadırlar. Ağır çalışma tempoları mesleki riskleri ve olumsuzlukları artırdığından gergin, gerilimli ve mutsuz olmaktadırlar.


Giderek artan iş yükü, baskıcı ve kıymet bilmez sağlık yöneticilerinin tutumu ücret ve çalışma güvencesizliği, belirsizliği ile can güvenliği, mesleki riskler ve sorunlar bizleri mesleğimiz, geleceğimiz ve bugünümüz endişelendirmekte, umutsuzluğa itmekte mesleki değerlerimize yabancılaştırmaktadır.
Oysa bizler; iyi ve onurlu hekimlik yapmak, güvenli ortamlarda güvenceli çalışmak istiyoruz.


Bu nedenle;


 Emeklilikte aç ya da yoksul yaşamak istemiyoruz.


 Gelir güvencesi, mesleki bağımsızlık istiyoruz.


 Performansımızın, takatımızın sınandığı bir çalışma düzeni istemiyoruz.


 İnsani ve mesleki ilişkilerimizi rekabete, ticarete feda etmek istemiyoruz.


 Ortamlarımızda; Müşteri tüccar ilişkisi değil hasta hekim, vatandaş sağlıkçı ilişkisi istiyoruz.


 Ticarethanede, işletmede kar-karlılık unsuru değil, sağlık kurumlarında sağlık hizmeti sunmak için varız.


 Belirsiz, güvencesiz çalışabildiğimiz kadar gelir, insanca çalışma güvenceli ücret istiyoruz.


 Rekabet içinde çatışma değil, dayanışma içinde ekip olarak çalışmak istiyoruz.


 Ekonomik, yönetsel, idari keyfiyete, baskıya, şiddete hayır diyoruz.

İstanbul Tabip Odası



Ara

Twitter'da İstanbul Tabip Odası