İŞKENCEYE KARŞI MÜCADELEDE İLERİ BİR ADIM OLMASI İÇİN ENGİN ÇEBER DAVASINA MÜDAHİLİZ

 

20.01.2009

İşkence insan yaşamına, onuruna, değerlerine yönelik bir saldırı ve insanlık suçudur.

İşkenceye Karşı Mücadelede İleri Bir Adım Olması İçin
Engin Çeber Davasına Müdahiliz!

Ölümle sonuçlanan yeni bir işkence davası sebebiyle basınla toplantısı düzenlemiş olmaktan üzüntülüyüz. Türkiye siyasi hayatından “insanlık suçu” olan işkenceyi söküp atmak doğrultusunda bir katkı yapmak isteğiyle bu basın toplantısını düzenledik. Bu davanın herkesin davası olduğuna inanıyoruz.

Değerli Basın Emekçileri,

Engin Çeber, 28 Eylül 2008’de İstanbul’da yapılan bir basın açıklaması sırasında gözaltına alındı. Bu basın açıklaması da yasal bir derginin dağıtımı sırasında polis tarafından sırtından vurularak felç olmasına sebep olunan Ferhat Gerçek’in uğradığı saldırıyı kınamayı amaçlıyordu. Ferhat Gerçek gibi Engin Çeber de polis eliyle benzer bir uygulamaya hedef oldu. Önce götürüldüğü karakolda işkenceye uğrayan Engin, “polise mukavemet etmek” iddiasıyla tutuklandı.

Bu tutuklama sırasında kendisine “işkence” yapıldığını söylemesine rağmen, bu iddiası araştırılmadı bile.

İşkence ise, tutuklamadan sonra da bitmedi. Metris Cezaevi’ne gönderilmesiyle birlikte işkence tekrar başlar. Engin, bu kez jandarma ve gardiyanlar tarafından işkenceye uğrar. Bu kez işkence yaklaşık 10 gün sürer. Ailesi ve avukatıyla; gözaltına alındığı diğer arkadaşlarıyla görüştürülmeyen Engin Çeber, 10 Ekim’de hastaneye kaldırılır. İşkence sonucu hayatı sona erer.

Otopsi raporları 28 Eylül – 7 Ekim arasında “kesintisiz işkence” gördüğünü ispatlamıştır.

Somut olarak işkenceyle öldüğü sabit olan bir olayın üstünün örtülmemesi için, delillerin karartılmaması, açık bir yargılamanın yapılması gerekir.

Hukuk sistemi ne yazık ki işkenceye “sıfır tolerans” fikrinden çok uzaktadır. Savcının, soruşturma dosyasına “gizlilik kararı” koyması ardından da “yayın yasağı” konulması işkencenin üzerine gidilecek bir yargılamanın baştan engellemelerle yürüdüğünü ortaya koydu.

Kamuoyundan gelen tepkiler sebebiyle işkencecilere dokunulmak zorunda kalındı. Başlayan soruşturma sonunda toplam 60 sanıklı (39 infaz koruma memuru, 3 müdür, 13 polis, 4 jandarma ve 1 doktor) “işkence sonucu adam öldürmek” iddiasıyla bir dava açıldı.

Dava daha sonra daraltıldı, 4 kişi hakkında “işkence sonucu adam öldürmek”ten, diğerleri hakkında ise, “eziyet ve kasten yaralama” suçundan davalara dönüştürüldü. “İşkence” suçu açılan davalarda son derece sınırlanmış ve gizlenmiştir. Açılan davanın sanıklarının çoğunluğu (56’sı) dava sonucu ceza alsalar bile, bu cezalar “ertelenecek ceza” kapsamındadır.

İşkence insanlığa karşı işlenmiş suç kapsamında olmalıdır. AKP Hükümeti’nin sözde kalan açıklamalarına, imzalanan uluslararası sözleşmelere rağmen Türkiye’de işkence fiili olarak devam etmektedir.

Daha da vahimi işkenceye uğrayan ilk örnek ve bu işkence sonucu ölen ilk gencimiz Engin Çeber değildir. Türkiye siyasi tarihinin neredeyse tamamında ilerici, demokrat, devrimci, sosyalist aydınlara, yazarlara, sendikacılara, işçilere, kadınlara, gençlere yönelik olarak işkence bir sorgu, sindirme, baskı ve caydırma yöntemi olarak uygulanmıştır.

Türk burjuva siyasal sistemi resmi ideolojinin dışında görüş ileri sürmeye tahammül edemiyor. Burjuvazi yoksullar, işçiler, emekçiler arasında örgütlenmeyi, hak aramayı, özgürlüklere sahip çıkmayı cezalandırmak için işkenceyi kullanıyor, işkenceciyi kolluyor. Gençlerin soldan, emekten yana muhalif siyasal eğilimlere ilgi duymasını önlemek için işkence yapılıyor.

Değerli Basın Emekçileri,

Yarın başlayacak olan Engin Çeber davasına müdahil olacağız. Bu müdahaleyi işkenceye karşı çıkmanın sadece “insanlık onuru” olmasından değil, aynı zamanda sendikaların, meslek odalarının birer sınıf örgütü olması sebebiyle de yapacağız. Sermaye sınıfının emekçilere, gençlere yönelik korku siyasetine karşı durmak görevimizdir. Baskı ve sömürü düzenine isyan edenlere de destek vermek sorumluluğumuzdur.

Yarın genel başkanlarımızın da katılımıyla Bakırköy 14’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nin önünde olacağız. İşkencecilerin yargılanmasını; Engin Ceber cinayetini işleyenlerin cezalandırılmasını talep edeceğiz. İşkenceyi ve işkenceciyi koruyanlar da bilmelidir ki, sendikalar ve meslek odaları bu insanlık suçu sona erene kadar mücadelede kararlıdır; bu davanın takipçisi olacaktır.

İstanbul Tabip Odası - KESK İstanbul Şubeler Platformu - TMMOB İKK



Ara

Twitter'da İstanbul Tabip Odası