İNSAN HAKLARI' NIN TÜRKİYE' DEKİ ADIMLARI HIZLANMALI

‘İnsan Hakları ve Türkiye Paneli’ İSTESOB’da düzenlendi

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabul edilişinin 60. yılının kutlanması amacıyla düzenlenen ‘İnsan Hakları ve Türkiye Paneli’ konunun uzmanlarını bir araya getirdi


Herkes için onur ve adalet
2008 yılı Dünya’da olduğu gibi ülkemizde de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabul edilişinin 60. yılı olarak kutlandı. İstanbul Valiliği İl İnsan Hakları Kurulu, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabul edilişinin 60. yılı etkinlikleri kapsamında ‘İnsan Hakları ve Türkiye’ konulu bir panel düzenledi. İl İnsan Hakları Kurulu’nun içinde yer alan İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (İSTESOB) 15 Aralık 2008 tarihinde düzenlenen bu panele ev sahipliği yaptı.

Konuşmacılar gündemi tartıştı
İstanbul Vali Yardımcısı Mustafa Altıntaş’ın katıldığı panele İSTESOB Başkanı Suat Yalkın başkanlık etti. Panelde Vali Yardımcısı Mustafa Altıntaş’ın yanı sıra açılış konuşmasını gerçekleştiren İstanbul Valiliği İl İnsan Hakları Kurulu Üyesi Dr. Hüseyin Demirdizen ile sırasıyla Başbakanlık İnsan Hakları Başkanı Prof. Dr. Hasan Tahsin Fendoğlu, Maltepe Üniversitesi İnsan Hakları Araştırma ve Uygulama Merkezi Başkanı Prof. Dr. İoanna Kuçuradi, İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Av. Ümit Kocasakal ve TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Zafer Üskül de konuşmacı olarak katıldı. Panelin sunuculuğunu İlköğretim Müfettişi Münevver Mertoğlu yaptı.

Panele katılan konuşmacılar İnsan Hakları ve Türkiye konusunu değişik açılardan irdeleyerek, mevcut durumu ve yapılması gerekenleri dile getirerek, insan haklarının Türkiye’deki adımları hızlanması gerekliliğinde birleştiler.

Dr. Hüseyin Demirdizen
İstanbul Valiliği İl İnsan Hakları Kurulu Üyesi Dr. Hüseyin Demirdizen, sözlerine “2008 yılının temel sloganı olan herkes için onur ve adalet etkinliklerinde bulunuyoruz” diye başlayarak, katılımcılara öncelikli olarak İl İnsan Hakları Kurulu’nun çalışmalarını aktardı. Demirdizen konuşmasının devamında herkes için onur ve adalet sloganının erdemine henüz ulaşamadığımızı vurgulayarak kendi kurumları tarafından yapılan tespitleri ortaya koydu ve bu çalışmaların bazı sorunları çözmeye katkıda bulunacağını umut ettiklerini dile getirdi. Bu konuda objektif, kaynağını bilgiden ve bilimden alan, toplumun temel gereksinimlerini yok saymayan bir düzen diledi.

Vali Yardımcısı Mustafa Altıntaş
“İnsanı Hakları insanı insan yapan ahlakı değerdir”
Vali Yardımcısı Mustafa Altıntaş İstanbul Valisi Muammer Güler’in önemli bir mazereti nedeni ile toplantıya katılamadığını ancak panele katılanlara başarı dileklerini ilettiğini belirterek sözlerine başladı. Altıntaş “Bildiğiniz gibi 10 Aralık tarihi, İnsan Hakları Günü olarak kutlanıyor. İstanbul İl İnsan Hakları Kurulu olarak takvim gereği olarak bu gün kutluyoruz. İnsanı Hakları insanı insan yapan, dokunulmaz, vazgeçilmez, üstün nitelikli ahlakı değerdir. Maalesef dünyada insan haklarının ihlal edildiğini görüyoruz. Son anayasa değişikliklerinde olumlu adımlar atıldı. 21. yüzyılın en önemli değeri insan hakları ise en önemli tehlikesi de yaşam haklarını ihlal eden terördür. Çağdaş devlet bireyin haklarını ve özgürlüklerini korumak zorundadır. Bu anlayış ancak demokrasi kültürü ile sağlanır. Bu da eğitimle gerçekleşir” dedi.

Suat Yalkın
“Esnaf ve sanatkar ahilik geleneğinden gelen, insan haklarına en çok değer veren bir kesimdir”
Paneli yöneten İSTESOB Başkanı Suat Yalkın, toplantının başında böylesine önemli bir konuda gerçekleşen bir etkinliğe ev sahipliği yapmanın ve birbirinden değerli katılımcılarla bir arada olmanın kendisine verdiği memnuniyeti dile getirdi. Suat Yalkın konuşmasında İSTESOB’a bağlı farklı meslekleri temsil eden, 154 esnaf ve sanatkarlar odasının da bu heyecana ortak olduğunu belirtti ve  “Temsil ettiğim esnaf ve sanatkar ahilik geleneğinden gelen tevazusu ile insan haklarına en çok değer veren kesimlerden biridir” diyerek, bu yüzden panele ev sahipliği yapmayı bir hak olarak gördüklerini belitti.

Prof. Dr. Hasan Tahsin Fendoğlu
“İnsan hakları bir uygarlık ölçütüdür ve uluslararası bir meseledir”
Çalışmaları genellikle insan hakları ve Anayasa Hukuku alanında olan Başbakanlık İnsan Hakları Başkanı Prof. Dr. Hasan Tahsin Fendoğlu, konuşmasına panel için emeği geçenle teşekkür ederek Başbakanlığın bu konudaki çalışmalarını aktaran bir sunum gerçekleştirdi. Fendoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: “60. son derece önemli. İki dünya savaşında yıpranan dünyanın üçüncü kez savaşmaması için BM bir araya gelerek insan hakları evrensel beyannameyi oluşturdular. İnsan ve hakları bir uygarlık ölçütü. Ve hiçbir zaman bir ülkenin iç meselesi değil. Ulusal insan hakları metinleri ile uluslararası metinler çakışırsa, uluslararası metinlerin kabul gördüğünü de hatırlatmak istiyorum. Türkiye’de 892 ilçede çalışmalar var. İlçelerde bulunan İnsan Hakları Kurulları, illerdeki kurullara rapor yazarak bilgi paylaşımını gerçekleştiriyoruz. Türkiye’de yargının işkence ve kötü muameleyi çözmede yeterince caydırıcı olmadığını, davaların uzun sürdüğünü, görüyoruz. Çocuklar için cinsel istismar ve terörün istismarı önemli. İlk-orta ve yüksek eğitimde bağımsız insan hakları dersleri olmalı. Hukuk fakültelerinde de bu derslerin yeterince olması önemli. Ayrıca çocuk ombdusmanının da oluşması gerekiyor.”

Prof. Dr. İoanna Kuçuradi
“İnsan hakları ihlali ile mücadele etmenin en güzel yolu bu ihlali engellemektir”
1998’den bu yana UNESCO Felsefe Kürsüsü’nün, birçok ilim ve hizmet ödülünün sahibi Prof. Dr. İoanna Kuçuradi, Maltepe Üniversitesi İnsan Hakları Araştırma ve Uygulama Merkezi Başkanı olarak katıldığı panelde bir konuşma gerçekleştirdi. Kuçuradi, kısa süre önce Hindistan’da maymunlar tapınağında gördüğü bir olayı katılımcılara aktararak dünyadaki ve Türkiye’deki insan haklarına ayna tutmak açısından ele aldı. İnsan hakları ihlali olaylarının artış gösterdiğini, bu artışın nedenlerini araştırmak gerektiğini dile getiren Kuçuradi, eğitimlerin kültürler arası ölçültlerde yapıldığını, böylelikle dünya üzerinde farklı kültürler öğrenildiğinde insan haklarının daha fazla korunacağının düşünüldüğünü vurguladı. İnsan Hakları ile ilgili eğitimin kesintiye uğramadan yapılması ve eğitime girenlerin bilgiye açık olmasının eğitimin başarısını arttıracağının üzerinde durdu. Kuçuradi, “İnsan hakları ihlali ile mücadele etmenin en güzel yolu bunu engellemektir. Bu da kamu görevlilerinin işidir. Özellikle kaymakamlara bu konuda büyük iş düşüyor” dedi.

Doç. Dr. Av. Ümit Kocasakal
“Yargı kararlarına saygı kültürü yok”
Yayımlanmış çok sayıda makale ve yazısı bulunan ve halen Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ceza ve Ceza Usul Hukuku Ana Bilim Dalı Başkanı olarak öğretim üyeliğini görevini sürdüren İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Av. Ümit Kocasakal, batıdaki insan hakları kavramının Türkiye ile karşılaştırıldığında sanılanın ve söylenenin aksine birçok açıdan Türkiye’nin bu konuda çok daha hassas yaklaştığını ifade etti. Kocasakal konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Truva atı haline gelmiş bir insan hakları kavramı var. Biri terör örgütünün taşaronluğunu yapıyor ve buna insan hakları diyorsa, bunu anlamak mümkün değil. Avrupa’da bir toplantıda, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabul edilişinin 50. yılı dolayısı ile 9. madde ile ilgili bir sunum yapmıştım. Burada din ve vicdan özgürlüğü alanında pek çok ülkeden ileri olduğumuzu söyledim. Bana karne notunu veren ülkelerin de ülkemden iyi olmalarını beklerim. Ülkemizde yargıya saygı kültürü yok ve özellikle aydınlarımızdan bu konuda hassasiyet bekliyorum. İnsan haklarından söz etmek istiyorsak, önce yargıya saygılı olmayı öğrenmeliyiz.”


Prof. Dr. Zafer Üskül
“İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi uluslararası alanda yapılacak çalışmalara bir temel oluşturdu”
Anayasa Hukuku dalında çalışmaları ile tanınan, şu anda da TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı olarak görev yapan Prof. Dr. Zafer Üskül panele son konuşmacı olarak katıldı. AK Parti Mersin milletvekili olan Üskül, konuşmasında şunları söyledi: “Kutlamak başka bir şey, kutlama yaparken kendimizi sorgulamak başka bir şeydir. Bu değerlendirmeyi soğukkanlılıkla yapmak gerekir. 60 yılda nereden nereye geldik diye bakmalıyız. Türkiye bu bildirgeyi imzalayan ilk ülkelerden biridir. 60 yılda epey yol alındı ama çözülebildi mi diye sorarsak cevap “hayır” olur. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi uluslararası alanda yapılacak çalışmalara bir temel oluşturdu. Beyannamenin kabulünden sonra pek çok belge, antlaşma ve metin oluşturuldu. İnsan hakları evrenseldir, diğer ülkelerde ihlaller vardır ancak bu bizim ülkemizde ihlal yapılmasına neden oluşturamaz.” Üskül konuşmasının sonunda salonda bulunan mülki amirlere “Emniyet ve jandarma size bağlı” şeklinde seslenerek, bu güçleri insan haklarını korumak açısından ele almak gerektiğinin üzerinde durdu ve bu konudaki en büyük yardımcının yine eğitim olduğunu vurguladı.

Panel ilgi ile izlendi
İSTESOB’un toplantı salonunda gerçekleşen ve amacı insan hakları bilincinin yerleştirilmesine katkı sağlamak olan paneli, İl İnsan Hakları Kurulu’nu oluşturan sivil toplum örgütü temsilcileri, İSTESOB’a bağlı odaların başkanları ve basın mensupları, ayrıca panele İstanbul Valiliği İl İnsan Hakları Kurulu Masası Başkanı Avk. Vildan Yirmibeşoğlu, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan, TÜRK-İŞ temsilcisi Faruk Büyükkucak, İŞKUR İl Müdürü Muharrem Coşkun, İstanbul genelinde İlçe İl İnsan Hakları Kurulu üyeleri ve ilçe kaymakamlıklarından ve çeşitli üniversitelerden katılımcılar ilgi ile izledi.
Panelin sonunda konuşmacılara insan hakları konusuna yaptıkları katkıdan dolayı ve günün anısına teşekkür plaketi sunuldu.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabul edilişinin 60. yılı
Her yıl 10 Aralık, İnsan Hakları Günü olarak kutlanırken, bu tarihi içine alan hafta da İnsan Hakları Haftası olarak kabul ediliyor. 2008 yılı ayrıca dünyada olduğu gibi ülkemizde de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabul edilişinin 60. yılı olarak kutlandı. 10 Aralık 1948 tarihinde Birleşmiş Milletler bünyesinde kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ile ilgili olarak, Cenevre’de yerleşik BM İnsan Hakları Konseyi tarafından başlatılan ve bir yıl süren “Herkes için onur ve adalet” temalı kampanya çerçevesinde BM üyesi ülkelerin ulusal düzeyde de 60. yıldönümü kutlamaları için etkinlikler düzenlendi. İstanbul Valiliği İl İnsan Hakları Kurulu, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabul edilişinin 60. yılı etkinlikleri kapsamında, “Herkes için onur ve adalet” sloganından hareket edilerek oluşturduğu tema ile broşür, afiş ve bilboard çalışmaları öncelikli olmak üzere bir dizi tanıtım çalışmasına imza attı. Bu çalışmalar İstanbul genelinde olduğu gibi ağırlıklı olarak da ulusal düzeyde kamu alanında gerçekleştirildi.

İl İnsan Hakları Kurulları
Ülkemizde 2000 yılında 81 il ve 850 ilçede ‘İnsan Hakları İl ve İlçe Kurulları’ kurulmuştur. Bu kurullar, 23 Kasım 2003 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmelikle yeniden yapılandırılmış, kurullarda sivil toplumun temsili güçlendirilmiştir. Söz konusu kurullar, insan haklarının korunması ve geliştirilmesi için çalışmalar yapmaktadır. Kurullar, öncelikle idarenin uygulamalarında vatandaşlara hoşgörü ve nezaketle yaklaşılmasını sağlamakla ve insan hakları ihlallerinin önlenmesi için gerekli çalışmaları yapmakla yükümlüdür. Hak ihlaline şahsen uğrayanlar ya da tanık olanlar her durumda, valilik veya kaymakamlık binasında bulunan insan hakları danışma ve başvuru masaları aracılığı ile bu kurullara başvuruda bulunabilirler.



Ara

Twitter'da İstanbul Tabip Odası