‘’COVID-19'un mülteciler üzerindeki potansiyel etkisi: Bir modelleme çalışması’’


  • Aralık 30, 2020
  • 262

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) Küresel Eğilimler Raporu'na göre, 2019 yılında zorla yerlerinden edilenlerin sayısı bir önceki yıla göre 9 milyon kişi arttı ve dünya genelinde mülteci konumuna düşen ve sığınma arayan kişilerin sayısı 79,5 milyona ulaştı (26 milyonu mülteci statüsünde).

Zorla yaşadığı yerinden edilmiş veya ayrılmak zorunda bırakılmış insanlar (mülteciler, sığınmacılar), özellikle yüksek nüfuslu yerleşim yerlerinde ikamet ederler. Yoğunluk, su ve sanitasyona erişim yetersizliği ve sınırlı sağlık hizmetleri, özellikle onları COVID-19'a karşı savunmasız bırakacaktır.

UNHCR, bu sayının dünya nüfusunun %1'ini oluşturduğunu ve dünyada en fazla yerinden edilmiş insana ev sahipliği yapan ülkeler sıralamasında Türkiye'nin birinci sıradaki yerini koruduğunu bildirdi.

Ülkemizde Temmuz 2020 itibarıyla yaklaşık 4 milyon mülteci ve sığınmacı bulunuyor. Bunların 3.6 milyonu geçici koruma statüsüyle Türkiye’de bulunan Suriyeliler ve 330 bini diğer milletlerden oluşan kayıtlı mülteci ve sığınmacılar. Ancak şu ana kadar,ülkemiz özelinde, SARS-CoV-2'nin mülteci kampı nüfusunu nasıl etkilediğini veya etkileyebileceğini ortaya koyan bir araştırma bildiğimiz kadarıyla yapılmadı. Sadece Gaziantep Belediye Başkanı Fatma Şahin’in ‘’Gaziantep’te yaklaşık 500 bin Suriyeli arasında koronavirüs oranı nedir?” sorusu üzerine söylediği “Bu oran 7’de 1“ açıklaması mevcut.

Uluslar arası literatürde de SARS-CoV-2'nin mülteci kampı nüfusunu nasıl etkileyebileceğini anlamayı hedefleyen çalışma sayısı çok azdır.

SARS-CoV-2 enfeksiyon geçişinin dinamik bir modelini kullanarak, bir COVID-19 salgınının Bangladeş Myanmar’daki 600 bin kişilik bir mülteci kampında üç olası enfeksiyon geçiş senaryosuna (yüksek, orta ve düşük) göre nasıl yayılabileceğini, hızını ve sağlık hizmetlerine olabilecek ihtiyacı simüle eden bir çalışmayı burada özetleyeceğiz.

Bu çalışmada enfeksiyon geçişinin var olan duruma ve uygulamalara göre olası potansiyel değişkenliğini yakalamak için salgın temel üreme sayısına (R0) dayalı üç farklı potansiyel senaryo altında simüle edilmiş.

1) Düşük düzeyde aktarım senaryosu; Çin eyaletlerinin çoğunda yüksek izolasyon ve kontrol uygulamalarına sahip iletim seviyeleri, grip benzeri bir R0 değeri (1.5-2.0),

2) Orta düzeyde aktarım senaryosu; Wuhan’daki salgının erken aşamalarındaki tahminleri yansıtan R0 değeri (2.0-3.0);

3) Yüksek düzeyde aktarım senaryosu; 2017 difteri salgınında olduğu gibi ve de diğer çalışmalarda saptanan en yüksek R0 değeri aralığı (3.3–5.0).

Semptom ortaya çıkışı, ortalama inkubasyon süresi, beklenen hastane ve yoğun bakım yatışı, hastaneden taburculuk süresi, ve benzeri diğer değişkenler için aşağıdaki tablodaki değerler kullanılmış.

Bulgular

Çalışmanın sonuçları böyle bir popülasyonda düşük seviyelerde olacak enfeksiyon geçiş hızında bile büyük ölçekli bir salgının muhtemel olduğunu göstermektedir.

Hasta olan tek bir kişinin mülteci kampına girişinden sonra 1000 kişiden fazla kişinin enfekte olma olasılığı düşük R0 değerinde %61 iken orta R0’da %82’ye ve yüksek R0’da %92’e yükselmekteydi.

Buna göre de salgının başlangıcından bir yıl sonra herhangi bir etkili müdahalenin olmamasında (örneğin aşılama, karantina) veya mültecilerin yaşadığı ortam açısından davranış değişikliğinin yokluğunda mülteci kampındakilerin %73’ü (439 bin kişi) ile %98'i (589 bin kişi) arasında kişi enfekte olacaktır.

COVID-19 olan tek bir kişinin mülteci kampına girişinden sonraki ilk 30 günde enfekte olacak tahmini ortalama insan sayısı düşük aktarım senaryosunda 18 iken yüksek aktarım senaryosunda 370'e yükselecektir.

Tüm senaryolarda, salgının başlangıcında nispeten yavaş bir ilerleme beklenildiği ve de senaryolara göre ilk ay sınırlı sayıda enfekte insan, çok az sayıda hastaneye yatış ve ölüm görüleceği tahmin edilmiştir.

Ancak ilk hastaneye yatışın düşük aktarım senaryosunda 38.günde, orta aktarımda 30.günde ve yüksek aktarımda 23.günde olacağı ve salgının bugünlerden sonra hızlanacağı ve mülteci kampında yavaş ilerlemenin hızla değişeceği, vakaların hızla artacağı tahmin edilmiştir.

Bu popülasyondaki enfeksiyonların %4.8'inin (aralık %0,3-%15) ciddi hastalığa neden olacağı ve hastaneye yatış gerektireceği tahmin edilmiştir. Günlük maksimum hastaneye yatış sayısının aktarım senaryosunun değişimine göre 1.260 kişi (düşük aktarımda) ile 3.640 kişi (yüksek aktarımda) arasında olacağı ve de mülteci kampında bulunan hastanenin kapasitesinin aşılacağı günün düşük bulaşma senaryosunda ilk bulaştan 136 gün, yüksek bulaşma senaryosunda ise sadece 55 gün içinde olacağı hesaplanmıştır.

Şiddetli vakaların %10'unun ölümle sonuçlandığını varsayarak toplam COVID-19 nedenli ölümün 2.130 kişi ile 2.880 kişi arasında olacağı tahmin edilmiştir (Toplam popülasyonun %0.5’i).

Dünya Oranları ile Mülteci Kampı Dünyasındaki Oranların karşılaştırılması

Tüm dünya nüfusu incelendiğinde pandeminin başından bugüne bir milyon kişi başına düşen COVID-19 vaka sayısı 10.658 iken mülteci kampındaki popülasyonda bir milyon kişi başına düşen COVID-19 vaka sayısının 943 bin olacağı tahmin edilmiştir. Yani yaklaşık 88.5 kat daha fazla COVID-19 vaka.  

Tüm dünyada pandeminin başından bugüne bir milyon başına düşen COVID-19 nedenli ölüm sayısı 232 iken mülteci kampındaki popülasyonda bir milyon başına düşen COVID-19 nedenli ölüm sayısının 4.800 olacağı tahmin edilmiştir. Yani yaklaşık 20.6 kat daha fazla COVID-19 nedenli ölüm.  

Sonuç ve Tartışma

Bir COVID-19 salgını mülteci kamplarındaki zaten kırılgan olan sağlık sistemini ve kötü temel sağlık durumunu aşırı şekilde yükleyecektir. Normal popülasyondan daha yüksek nüfus yoğunluğu, yetersiz su ve sabun nedeniyle kamp alanları hijyenik değildir. Enfekte bireyleri izole etme konusunda kaynaklar yetersizdir. Kötü beslenme gibi komorbiditelerin eşlik etmesi muhtemeldir.

Bu çalışmada da görüldüğü üzere bir mülteci kampında olacak salgında düşük aktarım senaryosunda bile, ki bu senaryo böylesi bir yerleşim yerine göre fazlasıyla iyimserdir, gerekli hastaneye yatış kapasiteleri mevcut olanı çok aşmaktadır ve COVID-19 insidansı ve COVID-19 nedenli ölüm dünya genelinde görülen oranlara göre fazlasıyla yüksektir. Genel sağlık durumunun kötü olması bu gruplar arasında daha ciddi sonuçlara neden olabilir.

Ayrıca COVID-19'a bağlı ölüm çeşitli faktörlere bağlıdır. Özellikle yoğun bakımlara sahip hastanelere sınırlı erişim muhtemelen COVID-19 nedeniyle ölüm oranları önemli ölçüde daha yüksek olacaktır.

Mülteciler ayrımcılığa maruz kalmakta ve çoğu zaman hastalıkları yaymakla suçlanabilmektedir. Popülizm ve de ırkçılığın yükselişi, göçmen karşıtı ve mülteci karşıtı duygularla birleştiğinde küresel olarak mültecilerin durumunu daha da kötüleştirilebilecek düşmanca bir ortam sağlamaktadır. Bu düşmanca ortamın COVID-19 salgınıyla birleşmesi durumu mültecilere olan karşıtlığı artırabilir ve bu da mülteci kampındaki birçok insanın önlenebilir bir hastalık olan COVID-19’dan ölüm oranlarını daha da artırabilir. Ayrıca böyle bir durum sığınmacıların kısıtlanmasına veya durdurulmasına sebep olabilir.

Hem COVID-19 hasta sayısının (88 kat) hem de COVID-19 nedenli ölümlerin (20 kat) daha fazla olacağı düşünüldüğünde mülteci / sığınmacı kamplarının pandemi döneminde daha dikkatli yönetilmesi gerekmektedir. Bu sosyal sınıfta izolasyon, sanitasyon ve filyasyon işlemlerinin daha önemli olduğu göz önüne alınmalıdır. Pandemilerde yapılacak planlamalar, destekler, izolasyon ve hafifletme önlemleri milliyete göre ayrım yapılmadan uygulanmalıdır.

Yayının künyesi; Truelove S, Abrahim O, Altare C, ve ark. The potential impact of COVID-19 in refugee camps in Bangladesh and beyond: A modeling study. PLoS Med 17(6): e1003144.

Yayına ulaşılabilecek adres; The potential impact of COVID-19 in refugee camps in Bangladesh and beyond: A modeling study (plos.org)

Doç. Dr. Necati Çıtak

İTO COVID-19 İzleme Grubu Üyesi

 


Bu HABERİ Paylaş!