Cinsel Sağlık, Üreme Sağlığı ve Haklar Paneli Yapıldı


  • Şubat 24, 2020
  • 528

İstanbul Tabip Odası (İTO) Kadın Komisyonu tarafından düzenlenen “Cinsel sağlık, üreme sağlığı ve haklar” başlıklı panel 8 Şubat 2020 tarihinde İTO Sevinç Özgüner Konferans Salonunda gerçekleştirildi.

Moderatörlüğü Dr. Irmak Saraç’ın yaptığı panelde ilk konuşmacı olan Avukat Canan Arın 1994 yılında Kahire'de katıldığı “Nüfus ve Kalkınma Konferansı (ICPD)”nı aktardı. O günlerde kadınların büyük çabaları ile medeni kanun ve ceza kanununda değişiklikler yapıldığını, gelişmeler sonucu anne çocuk ölümlerinde azalma olduğunu fakat son günlerde geri gidiş olduğunu vurguladı. Evlilik içi tecavüzlerin eski ceza kanununda yer almadığını hatırlattı. Günümüzde toplumsal cinsiyet eşitliği karşıtı  kuruluşların oluşturulduğunu ve belli kesimlerce desteklendiğini belirtti. Bazı grupların küçük yaştaki kız çocukları ile evlenmek ve aradaki yaş farkının artırılması yönünde faaliyetlerinin olduğunu belirtti. Türkiye'de “gelenek ve görenekler” ile kastedilen şeyin aslında bir tecavüze yaklaşım meselesi olduğunu ve 15 yaş farkın normal sayılmasını istediklerini ekledi.  Eskiden resmi nikah olmadan dini nikah yapmanın suç olduğunu ve bunun kaldırıldığını belirtti. Ülkemizde zorunlu eğitim 12 yıla çıkması gerekirken 4+4+4 geçildiğini hatırlatan Canan Arın, toplumsal cinsiyet eşitliğini küçük yaştan itibaren öğretemediğimiz ve kanunları uygulamadığımız müddetçe ne cinsel sağlık ne de üreme sağlığı kalacağını vurguladı ve “Kimse idam da istemiyor hadım da,  mevcut kanunlar uygulanabilsin” sözleriyle konuşmasını sonlandırdı. 

İkinci konuşmacı olan Dr. Şevkat Bahar Özvarış ise, ICPD’de 25 yıl sonra Kasım 2019’da Nairobi'de yapılan toplantıda bu gündemin bitmediğini ve bitirmek için sürecin hızlandırılması gerektiği ana mesajı ile toplandığını aktardı. Kenya'da yapılan toplantıya 178 ülkeden 10000 katılımcının katıldığını belirten Dr. Özvarış, üç dönüştürücü hedef belirlendiğini aktardı (sıfır anne ölümü, sıfır aile planlamasında karşılanmayan gereksinimler, sıfır cinsiyete bağlı şiddet). Bugün bu hedefler için harekete geçilse bile ancak 2030 yılında sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşılabileceğini belirtti. “My body, my life, my World” (Benim bedenim, benim hayatım, benim dünyam) sloganının öne çıktığını aktaran Dr. Özvarış  ödül alan 12 kişiden birinin Ayşe Akın hoca olmasından büyük mutluluk duyduklarını belirtti. Dünya Ekonomik Forumu The Global Gender Gap Report 2018 rakamlarına göre Türkiye'nin 149 ülke arasında 130. sırada olduğunu,  ICPD (1994) sonrası Türkiye’de aile planlaması ve RİA uygulama eğitimlerinin standardizasyonunun sağlandığını, erkek eğitimi kapsamında erkeklerin üreme sağlığı ve aile planlaması eğitimi aldıklarını, Sağlık Bakanlığı hizmet içi eğitim rehberlerinin hazırlandığını (beş üreme sağlığı modülü) hatırlattı. 2003 yılı itibari ile Sağlıkta Dönüşüm Programı ile birinci basamak hizmetlerinde çok parçalılık oluştuğunu, 2008’den itibaren ise doğurganlığı teşvik edici söylemler olduğunu, 2011’de AÇSAP Genel Müdürlüklerinin kapatıldığını belirten Dr. Özvarış, kamusal alanda aile planlaması ve güvenli düşük hizmetlerinin erişiminde sorunlar olduğuna dikkat çekti. Kadına yönelik şiddetin Sağlık Bakanlığı hizmetlerinde yeterince yer almadığını belirtti. Bu haliyle Türkiye'de 2030'a kadar bu hedeflere ulaşmanın mümkün gözükmediğini işaret etti.

Üçüncü konuşmacı olan Ceren Topgül ise “Sisteme değil isteğe bağlı hizmet: sağlık çalışanları gözünden İstanbul'da kürtaj ve aile planlaması hizmetlerinin durumu”  başlıklı konuşmasında 2016 yılında 19 aile hekimi, 7 kadın hastalıkları ve doğum uzmanı, 3 ebe ile yarı yapılandırılmış görüşme yönergesi ile yaptıkları çalışmadan elde ettikleri bilgileri aktardı. Bu araştırmanın amacının kamuya ait kuruluşlarda  çalışanların yaklaşımlarını ve hizmet sunarken yaşadıkları sorunları sorgulamak olduğunu belirtti. Vatandaşların haklarını kullanamaması durumu ile ilgili bir denetleme olmadığını vurguladı. Kimi sağlık çalışanlarının ilgisiz ya da isteksiz olmasını öngörülen siyasi risk ile ilişkili olabileceğine değinen Ceren Topgül, ülkemizde üreme sağlığı hizmet sunumunun hak perspektifi üzerinden yeniden tanımlanması gerektiğini ve hizmet sunumunun erkeklere, evli olmayan kişilere, gençlere ve göçmenler gibi dezavantajlı gruplara yayılması gerektiğini vurguladı. 

Toplantı dinleyicilerin aktif katılımı ile sonlandı.

 


Bu HABERİ Paylaş!