Felsefe Toplantısı 47/1: 7. Kıta'da İnsan


  • Ocak 23, 2020
  • 813

Değerli Felsefe Dostları,

Çok zor ve sıkıntılı geçen bir yılın ardından en az onun kadar zorlu geçmesi beklenen bir yıla başlarken size felsefe etkinliklerimizle ilgili güzel bir haberimiz var; bu yıl toplantılarımızı Bilgi Üniversitesi Felsefe ve Toplumsal Düşünce Yüksek Lisans Programı grubunun değerli katılımıyla gerçekleştireceğiz.

Günümüzde daha da önem kazanan ve ihtiyaç duyulan disiplinler arası işbirliği örneklerinden birinin İstanbul Tabip Odası (İTO) çatısı altında gerçekleşecek olması bizi heyecanlandırıyor. Sizlerden gelen ilgi ve destekle bu işbirliğinin uzun soluklu ve etkili olmasını ümit ediyoruz. Öncelikli amacımız felsefenin sağlayacağı yeni kavramlar, derin ve berrak anlama olanaklarıyla kaotik dünyamızda neoliberal ideolojinin neden olduğu can yakıcı meseleleri ele almak, birlikte tartışmak, çözüm yolları üzerine düşünmek.

Monoteizmin, Kartezyenizm'in ve sanayileşmenin etkileriyle Aydınlanma ile başlayıp endüstrileşme ve neoliberalizmle iyice vahşileşen insan merkezli doğa-insan ilişkisinin yarattığı iklim krizi, insanın doğada yol açtığı büyük yıkım artık yaşadığımız çağın jeolojik olarak Antroposen* çağı olarak tanımlanmasına neden olmuş durumda. Bu büyük kriz felsefeden doğa bilimlerine, tıptan sosyal bilimlere, etik, estetik ve siyasi alanlara çok farklı disiplinlerden insanların bir araya gelerek birlikte düşünme ve çalışmalarını, acil önlemlerin alınmasını zorunlu kılıyor. İnsanın iklim krizindeki sorumluluğu tartışmalı olsa da Birleşmiş Milletler Hükümetlerarası İklim Paneli'nin (BMHİP) 8 Ekim 2018'de açıkladığı iklim paneli raporu** sorumluluğun faturasının insan etkinliklerine çıkarılmasının haklı olduğunu gösteriyor. Yine bu rapora göre gelecek 20 yıl içinde, sanayi öncesi dönemin ortalama sıcaklık derecesine göre şu anki 1.5°C derecelik artış durdurulamaz ve 2°C'ye ulaşırsa iklim krizi artık geri döndürülemez bir sürece girecek. 

Bu nedenle 30 Ocak 2020'de ilk toplantımızı iklim krizi üzerine yapmaya karar verdik. Ferda Keskin'in moderatörlüğünde iki değerli konuşmacımız olacak; Sinan Erensü ve Ümit Şahin. 

Sinan Erensü ekoloji/iklim üzerine yaptığı değerli çalışmalarla tanınan bir sosyolog, akademisyen. "İklim Adaleti ve Toplumsal Hareketler” başlıklı konuşmasının içeriğini Erensü şöyle özetliyor;

"İklim değişikliği tüm insanlık için büyük bir tehdit ve bu tehdide karşı acil ve kolektif önlemler almak gerekiyor. Öte yandan iklim değişikliği farklı coğrafyaları aynı anda ve eşit bir biçimde etkilemeyeceği gibi, tüm insanlığın iklim değişikliğinden aynı oranda mesul olduğu da söylenemez. İklim krizi dediğimiz olgu bir dizi ekolojik yıkım kadar, bu yıkımın eşitsiz bir şekilde yaşanacak oluşunun yarattığı çıkmazlara da işaret ediyor. Bu konuşmada iklim krizini iklim adaleti perspektifinden tartışırken sebep olduğu çıkmazlar kadar yarattığı beklenmedik imkanlara da değiniyor, bu imkanların küresel ve yerel ölçekte izini sürüyor olacak.”

Ümit Şahin yıllar önce İTO'da çevre üzerine yaptığı çalışmalarla bir çoğumuzun tanıdığı, halk sağlığı uzmanlığını iklim değişikliği ve çevre politikaları alanında derinleştirmiş ve bu çalışmalarını akademik alanda sürdüren bir meslektaşımız. "İnsan Çağı'nda İnsan Krizi” başlığı altında yapacağı konuşmasına dair şunları söylüyor;

"Avustralya'da yaşanan görülmedik orman yangınlarının gündeme oturması görmezden gelmeye çalıştığımız bir felaketin gelecekle değil bugünle ilgili olduğunu, iklim krizinin dünyanın dört bir yanında ve şu anda yaşandığını ortaya koydu. Bir yanda seller, sıcak dalgaları, orman yangınları ve tropik fırtınalarla ani etkilerini hissettiğimiz insan kaynaklı iklim değişikliği, diğer yanda kuraklığın yayılması, okyanusun asitlenmesi, buzulların erimesi, su kaynaklarının tükenmesi gibi her dakika fark etmesi kolay olmayan daha yavaş etkilerle her yerde kendini gösteriyor. İklim krizi önümüzdeki birkaç on yılda dünyayı insanlar ve pek çok tür için yaşama elverişli olmayan bir gezegen haline getirebilir. Çünkü insan uygarlıklarının ve birlikte yaşadığımız türlerin yaşamını sürdürmesine uygun on bin yıllık iklim istikrarı ortadan kalktı. İnsan kaynaklı sera gazı salımlarını hemen durdurmazsak geri dönüşü olmayan noktayı geçtiğimizi kısa bir süre sonra görebiliriz. Bu da insanın doğaya olan ağır ve şiddetli müdahalesinin doğrudan sonucu. Sanayi devriminden sonra başlayan ve artık İnsan Çağı denen bu dönem artık kapanabilir. Ama yeni bir çağa geçerek değil, toptan bir yok oluşla. Cevap bulmamız gereken sorular giderek büyüyor: Bu yaşananlar insanın doğayla olan ilişkisinde modern dönemde başlayan çarpık ve orantısız ilişkinin bir sonucu mu? İnsan Çağı'nı doğayla barış içinde bir yeni çağa dönüştürmeye, krizleri uyuma çevirmeye gücümüz var mı? İklim krizini bedelini daha ağır ödemeden durdurabilir miyiz?”

Bilgi Üniversitesi ile birlikte gerçekleştireceğimiz "7. Kıta'da*** İnsan” toplantısının hem iklim krizinin çözümünde hem de iklim krizini yaratan insan merkezli bakış açısının yarattığı insan-doğa ayrımından başlayarak günümüzün en büyük sıkıntılarından biz ve öteki ayırımını ortadan kaldırmada yeni düşünme imkanları yaratması umuduyla 30 Ocak 2020, Perşembe akşamı tüm felsefe dostlarını bekliyoruz. 

İstanbul Tabip Odası 

 

 

İstanbul Tabip Odası- Bilgi Üniversitesi 

Felsefe Toplantısı 47/1

7. Kıta'da İnsan

Konuşmacılar: Sinan Erensü ve Ümit Şahin

Moderatör: Ferda Keskin 

Tarih: 30 Ocak 2020, Perşembe

Saat: 19.00

Yer: İstanbul Tabip Odası Cağaloğlu

*Antroposen : Jeolojik bakımdan kıtasal oluşumları etkileyen İnsan Çağı, son on bin yıldır yaklaşık aynı düzeyde olan iklim değerlerinin son yüz elli yılda endüstriyelleşmenin etkisiyle büyük ölçüde değişmesi ve bunun sonucunda ortaya çıkan kıtasal değişimler, insanın yerküre sistemlerinde yıkıma sebep olduğu bir kriz çağı (Ezgi Ece Çelik, Cogito, sayı 95-96, 2019).

** https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-45938984

*** 7. Kıta (okyanusun ortasında Türkiye'nin 5 katı büyüklüğündeki dev bir plastik atık yığını), küresel ısınma ve Avustralya'daki orman yangınları gibi iklim krizinin simgelerinden biri olmuş durumda. Bir anlamda "toplumlarımızın aynadaki sureti, yaşamak istemediğimiz reddedip attığımız şeylerden oluşmuş bir ülke.”

https://bienal.iksv.org/i/assets//bienal/document/16b_guide_lowres.pdf

https://www.iklimhaber.org/wp-content/uploads/2019/07/Turkiyede%C4%B0klimAlgisi2019.pdf

 

Sinan Erensü: Lisans derecesini Sabancı Üniversitesi Siyasal ve Toplumsal Bilimler Programı'ndan, yüksek lisans derecesini Cambridge Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nden aldı. Minnesota Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nde tamamlandığı doktora tez çalışmasında Doğu Karadeniz Bölgesi'ndeki altyapı yatırımları ve ekoloji mücadeleleri üzerinden Türkiye'de dönüşen doğa, toplum, devlet ve sermaye ilişkilerini inceledi. Doktora sonrası araştırmacı olarak Northwestern Üniversitesi'nde çalıştı; enerji ve çevre üzerine dersler verdi. 2016 yılında benzer konularda çalışmalar yapan araştırmacılarla beraber İletişim Yayınları'ndan çıkan Sudan Sebepler: Türkiye'de Neoliberal Su-Enerji Politikaları ve Direnişleri ve Tekin Yayınları'ndan çıkan İsyan ve Umudun Dip Dalgası: Günümüz Türkiye'sinden Politik Ekoloji Tartışmaları adlı yayınların editörlüğünü yaptı. Araştırma alanları arasında kalkınma ve enerji çalışmaları, çevre ve mekan sosyolojisi, kentsel ve kırsal politik ekoloji yer alıyor. Kurucu üyelerinden olduğu Mekanda Adalet Derneği'nde eğitim ve araştırma çalışmalarından sorumludur. Halen Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi'nde Mercator-IPM araştırmacısı olarak enerji demokrasisi üzerine çalışmaktadır. Akademik ve güncel yazılarına umn.academia.edu/SinanErensü adresinden erişilebilir.

Ümit Şahin: Sabancı Üniversitesi'ne bağlı İstanbul Politikalar Merkezi'nde Kıdemli Uzman ve İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü olarak çalışmakta ve Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi'nde Küresel Çevre Sorunları, İklim Değişikliği ve Çevre Politikaları üzerine dersler vermektedir.

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nden 1991 yılında mezun olan Ümit Şahin, Kudüs Hebrew Üniversitesi'nde halk sağlığı yüksek lisansı ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde halk sağlığı doktorası yapmış, ağırlıklı olarak çevre sağlığı alanında çalışmıştır.

Açık Radyo'da Ömer Madra ile birlikte "Açık Yeşil” adlı radyo programını hazırlayıp sunan, Yeşil Gazete'de iklim krizi editörlüğü ve yazarlık yapan Ümit Şahin 1990'ların başından bu yana yeşil politikanın, iklim, ekoloji ve çevre hareketlerinin, nükleer karşıtı mücadelenin ve insan hakları hareketinin içindedir. Çevre İçin Hekimler Derneği'nin kurucularından olan Şahin, 2002-2006 yılları arasında derneğin başkanlığını yapmıştır. 2007'de Türkiye Yeşilleri tarafından yürütülen "Türkiye Kyoto'yu İmzala!” kampanyasının koordinatörlüğünü yürütmüştür. Kurucuları arasında yer aldığı Yeşiller Partisi'nin 2010-2012 arasında eş sözcülüğü görevinde bulunmuştur.

Ömer Madra ile yaptığı söyleşilerden oluşan "Niçin Daha Fazla Bekleyemeyiz: Küresel Isınma ve İklim Krizi” adlı kitap 2007 yılında Agora Kitaplığı tarafından yayımlanmıştır. Yeni İnsan Yayınları'ndan 2012'de çıkan "Yeşil Ekonomi” adlı kitabın editörlüğünü Ahmet Atıl Aşıcı ile birlikte yapmıştır. Ömer Madra ile birlikte hazırladığı "Açık Yeşil: Teorisi ve Pratiği ile Bir Ekoloji Rehberi” 2019'da, "Açık Yeşil 2: İklim Krizi, Politika ve Aktivizm” 2020'de Can Yayınları tarafından yayımlanmıştır. İklim değişikliği, çevre politikaları, yeşil hareket ve çevre sağlığı konularında yazdığı makale, rapor ve kitap bölümleri bulunmaktadır.

Ferda Keskin: Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümü'nden Lisans, Columbia University Felsefe Bölümü'nden Master ve Doktora derecelerini aldı. Halen İstanbul Bilgi Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü'nde öğretim üyesi olan Keskin, aynı zamanda kurucusu olduğu Felsefe ve Toplumsal Düşünce Yüksek Lisans Programı'nın direktörlüğünü yapmaktadır. Çalışma alanları: Michel Foucault, Etik, Toplum ve Siyaset Felsefesi, Toplum Bilimleri Felsefesi, Edebiyat ve Felsefe.


Bu HABERİ Paylaş!