Şehir Hastaneleri Sempozyumu’nda İddialar ve Gerçekler Ortaya Konuldu

Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve İstanbul Tabip Odası (İTO) tarafından düzenlenen Şehir Hastaneleri: Yalanlar ve Gerçekler Sempozyumu 9 Kasım 2019, Cumartesi günü Şişli Belediyesi Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evi’nde gerçekleştirildi.

Yoğun ilgi gören ve internetten canlı yayınlanan sempozyuma hekimler ve sağlık çalışanlarının yanı sıra çeşitli meslek odalarından, sendikalardan, demokratik kitle örgütlerinden, siyasi partilerden, yerel insiyatiflerden, basın-yayın kuruluşlarından yüzlerce kişi katıldı.

Sempozyumun açılış konuşmalarını TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman ve İTO Başkanı Prof. Dr. Pınar Saip yaptılar.

Dr. Sinan Adıyaman açılış konuşmasında şunları dile getirdi: “Şehir Hastaneleri kamu-özel ortaklığıyla yapılıyor, daha önce İngiltere’de denendi ama ortaya çıkan kamu zararı sebebiyle vazgeçildi. Şimdi çeşitli ülkelerin vazgeçtiği bu proje Türkiye’de uygulanıyor. Bu süreçle ilgili ilk yasal düzenleme 2005’te çıkartılan Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun ek maddesiyle yapıldı. Ardından 2009 yılında Kayseri Şehir Hastanesi için ihale açıldı. TTB’nin açtığı dava sonrası yürütmeyi durdurma kararı çıktı. Ancak ilerleyen zamanda tekrar başlatıldı süreç ve 2011 yılında Kayseri’deki ilk ihale tamamlandı. Bunun üzerine TTB olarak Şehir Hastaneleri sürecine tümüyle konsantre olabilmek için bu konuya odaklı bir hukuki çalışma başlattık. 2017’de de Şehir Hastaneleri İzleme Grubu’nu oluşturduk. Bu işte yoğunlaşan arkadaşlarımızla birlikte mücadeleyi yükseltmeye çalıştık. Biz başından beri şunu söylüyoruz: Dünya böyle devasa ölçekli, yüksek yatak sayılı hastaneleri terk ediyor; 200 yataklı, en fazla 600 yataklı, şehrin merkezi noktalarına yakın hastanelerin daha verimli olduğu açığa çıktı. Ama Türkiye’deki yetkililere bunu kabul ettiremedik. 2018 yılı Sayıştay raporunun 56 maddesi de Şehir Hastanelerindeki usulsüzlükleri içeriyor. Ayrıca TTB olarak kamu-özel ortaklığına yaptırılan hastanelerin hizmet sunmasıyla beraber hekimler ve sağlık çalışanlarından da şikayetler almaya başladık. Bu şikayetler sonrasında Sağlık Bakanı’na 28 maddelik talepleri içerir bir mektup yolladık. Ancak mektuba cevap alamadığımız gibi Sağlık Bakanı bu bilgileri TTB’ye kimin verdiğinin peşine düştü. Böyle bir tabloyla karşı karşıyayız.”

Dr. Pınar Saip ise yaptığı açılış konuşmasında şunları söyledi: “Bu sürece nasıl geldik? Bildiğiniz gibi Ankara’daki büyük, köklü hastaneler kapatıldı ve Bilkent Şehir Hastanesi açıldı. Aynı durum İstanbul için de söz konusu. Son dönemde; özellikle İstanbul Üniversitesi’nin bölünmesi, üniversitelerdeki mali desteklerin çekilmesi, çöküşe terkedilmesi, Şişli Etfal EAH, Haseki EAH, Taksim EAH gibi köklü, merkezi konumdaki hastanelerin parçalanması süreçleri yaşandı. Bütün bunlar İstanbul’da Şehir Hastanesi açılmasının altyapısını oluşturuyor. Bu sempozyum önemli, bugün hükümetin iddialarını, yaşanan gerçekleri konuşacağız ve bu süreci nasıl aşacağımızı birlikte tartışacağız.”

Türkiye’de Şehir Hastaneleri Süreci

Yapılan konuşmaların ardından “Türkiye’de Şehir Hastaneleri Süreci” başlıklı panel gerçekleştirildi. Moderatörlüğü Prof. Dr. Raşit Tükel’in yaptığı panelde, Prof. Dr. Uğur Emek “Şehir Hastanelerinin Finansman Yükü”, Prof. Dr. Kayıhan Pala “Şehir Hastaneleri: Özelleştirmenin Truva Atı”, Dr. Bayazıt İlhan “Türkiye’de Şehir Hastaneleri Süreci: TTB-Tabip Odaları Mücadelesi” başlıkları altında sunumlar yaptılar.

Şehir Hastaneleri konusunda iddialar ve gerçekler

İlk oturumun ardından bir basın toplantısı gerçekleştirildi. İTO Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Güray Kılıç’ın kamuoyuyla paylaştığı açıklamada şunlar dile getirildi: 

“…Yurttaşlar doğrudan ve dolaylı vergilerle zaten yükü üstlenmişken, kamu hastaneleri bütçe dışı kaynaklardan gelir elde etmeye zorlanmış ve bu zorlanma sonucunda sosyal/özel sigorta primleri, katkı payları/kullanıcı ödentileri ve cepten harcamalar gibi yollarla yurttaşların tedavi edici sağlık hizmetlerinin finansmanına katkı yapması zorunlu hale getirilmiştir.

Sermayenin sağlık alanındaki faaliyet alanının genişletilmesinde, kamu hastanelerinin finansman ve örgüt yapısının değiştirilmesi başat yaklaşım olmaktadır. Bu bağlamda kamu hastanelerinin kamu-özel ortaklığı modelinin “YAP-KİRALA ve İŞLET-DEVRET” yöntemiyle inşa edilmesi ve hizmet sunması “ŞEHİR HASTANESİ” adıyla ülkemizde ön plana çıkarılmaktadır. Aynı işletme modeliyle açılan Osmangazi Köprüsü’nde işletmeci firmaya nasıl ki araba geçiş garantisi verildiyse, Şehir Hastanelerini işleten firmalara da hasta garantisi verilecektir.  

Bugüne dek sayıları 10’u bulan şehir hastanelerinin açılmasıyla birlikte, Türk Tabipleri Birliği tarafından daha önce dile getirilen öngörülerin ne kadar doğru olduğu da ortaya çıkmaktadır. Bugün Şehir hastaneleri ile ilgili Sağlık Bakanlığı’nın iddialarını ve gerçekleri bir kez daha toplumla paylaşmayı bir görev olarak görüyoruz.”

Açıklamada Sağlık Bakanlığı ve Hükümet tarafından dile getirilen iddialar ve buna karşın yaşanan gerçekler de madde madde ele alındı.

Basın metninin tümü için tıklayınız.

Çeşitli İllerde Yaşanan Şehir Hastaneleri Deneyimleri

Sempozyumun ikinci oturumunda ise “Türkiye’de Şehir Hastaneleri Deneyimleri” başlığında bir panel yapıldı. Moderatörlüğünü TTB Genel Sekreteri Dr. Bülent Nazım Yılmaz’ın yaptığı panelde Doç. Dr. Ali İhsan Ökten “Adana”, Dr. Benan Koyuncu “Ankara”, Dr. Candan Coşkun “Bursa”, Dr. Ayşe Jini Güneş Keskin “Mersin”, Dr. Nazan Aksaray “Eskişehir Şehir Hastanesi Deneyimini” yaptıkları sunumlarla paylaştılar.

İstanbul’da Durum Ne?

Sempozyumun son oturumunda “İstanbul’da Şehir Hastanesi ve Taşınması Beklenen Hastaneler Sorunu” başlığı altında bir panel-forum gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü Dr. Güray Kılıç’ın yaptığı oturumda konuşmacı CHP İstanbul Milletvekili Dr. Ali Şeker oldu.

Sempozyum paneli izleyen konukların soru ve katkılarının alınmasıyla sona erdi.



Ara

Twitter'da İstanbul Tabip Odası