“Aşı Kararsızlığı, Nedenleri, Aile Tutumları; Hekim Sorumluluğu ve Çocuk Hakları” Paneli Yapıldı

İstanbul Tabip Odası (İTO) Çocuk Hakları Komisyonu tarafından düzenlenen, “Aşı Kararsızlığı, Nedenleri, Aile Tutumları; Hekim Sorumluluğu ve Çocuk Hakları” konulu toplantı, 6 Mart 2019, Çarşamba günü İstanbul Tabip Odası Sevinç Özgüner Toplantı Salonu’nda, çok sayıda hekimin ve davetlinin katılımıyla gerçekleştirildi.

Toplantıda, Acıbadem Tıp Fakültesi Sosyal Pediatri Bilim Dalı öğretim üyesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Selda Karaayvaz ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) Halk Sağlığı Kolu Başkanı, Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Nilay Etiler sunumlarını gerçekleştirdiler.

Toplantıda konuşmacılar ve katılımcılar tarafından şu görüşler dile getirildi:

• Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre, çocukla ilgili her konuda çocuğun yüksek yararı göz önüne alınmalıdır; aşılama da bu alanlardan biridir.

• Aşılama her yıl milyonlarca çocuğun ölümü önlenmektedir.

• Aşılama ile çiçek hastalığı gibi bazı hastalıklar tümüyle yok edilmiş, çocuk felci gibi bazı hastalıklar neredeyse yok edilme aşamasına gelmiştir.  Ülkemizde çocuk felci 2000 yılından, yenidoğan tetanoz vakaları ise 2009 yılından beri görülmemektedir.

• Kızamık vakalarında 2013 yılında bir artış görülmüşse de, son yıllarda görülen vakalar göçmen-misafir vakalardır.

• Genişletilmiş Aşılama Programı ile hepatit A ve B, pnömokok ve H. Influenza vakaları azalmıştır.  Buna karşın aşı kararsızlığında, aşı yapılamasında gecikme ve aşı reddi nedeni ile olası vaka artışları görülebilir.

• Aşılama ile hastalıkların görülmemesi ya da daha az görülmesi, maalesef aşı kararsızlığında artışa yol açmaktadır.

• Aşının etkinliği günlük yaşantıda fark edilmezken, aşının yan etkileri daha görünü haldedir.  Bu durum aşı karşıtı hareketin taraftar bulmasına neden olmaktadır.

• Çeşitli komplo teorileri (domuz ürünü kullanıldığı, aşıların içine yabancı devletlerin kısırlaştırıcı madde kattıkları gibi), aşı karşıtı hareketler, aşıların otizme ve/veya enflamatuar barsak hastalığına yol açtığı yönündeki yayınlar, bilimsel olmadıkları kanıtlanmış olmalarına karşın aşılama oranlarını azaltmakta; aşı kararsızlığını tüm dünyada yaygın bir sorun haline getirmektedir.

• Aşıların içinde yer alan koruyucu, yardımcı, adjuvan maddelerin sağlık üzerine yan etkilerinin olmadığını, hatta bu maddelerin çoğunun artık aşılarda bulunmadığını kanıtlayan çok sayıda bilimsel yayın bulunmaktadır.  Bu yayınlara www.fda.gov internet sitesinden ulaşılabilir.

• Aşılanacak çocuğun ailesi ile görüşme süresinin kısa olması nedeni ile aşı karasızlığı yaşayan ebeveyni ikna etmede zorluklar yaşanmaktadır.  Özellikle hekim olarak kendimizin de hastalarımıza hastalık bulaştırmamak için aşılarımızı yaptırdığımızı belirtmemiz etkili bir ikna yöntemidir.

• Aşıların kayıt altına alınmaması, kayıt dışı nüfusun varlığı aşılamada başarısızlığa yol açmaktadır.

• Yanlış ve gereksiz kontrendikasyonlar, aşılama fırsatlarının kaçırılması ile sonuçlanmaktadır.

• Gebelik aşılamasında eksiklikler, ergen aşılamasının önemsenmemesi, yetişkin aşılamasının ihmal edilmesi, mülteci / misafir çocukların aşılamasında yaşanan sorunlar, immunsuprese hastaların aşılanması, mesleki riskler, okul aşılarının yaptırılmaması, tamamlayıcı tıp uygulamalarının aşılamaya tercih edilmesi aşılanma oranlarını düşürmektedir.

• Türk Tabipleri Birliği (www.ttb.org.tr), ANKEM (www.ankemdernegi.org.tr)  ve www.asidunyasi.com internet kaynaklarından bilimsel metinlere ulaşılabilir.

• Alternatif – Tamamlayıcı Tıp yöntemleri, bulaşıcı hastalıklardan korunmada, aşıya bir seçenek oluşturamaz.

• Aşılama temel sağlık hizmetleri içinde yer alan, koruyucu bir sağlık hizmetidir.

• Buaşıcı hastalıklarda, sağlam insan – rezevuar/kaynak – bulaşma yolu bir zincir oluşturur.  Farklı bulaşıcı hastalıklarda bu zinciri, akılcı bir strateji ile farklı bir yerden kırmak gerekir.  Zincire müdahale edilecek yer her hastalık için farklıdır.  Bazı hastalıklarda kaynak yok edilirken, bir diğerinde bulaşma yolu ortadan kaldırılır.  Aşılama ise sağlam kişinin korunması için yapılan bir uygulamadır.

• Aşılama ile aşı olan kişi hastalıkdan korunmakta olduğu gibi, aşılama oranlarının hassas nüfus için %95’in üzerinde olması ile toplum bağışıklığı sağlanabilir.  Bu aşının dolaylı etkisidir.

• Sağlık Bakanlığı verilerine göre güncel aşılama oranları ile kızamık vakalarının görülmemesi gerekir.  TNSA 2013 verilerine göre aşılama oranları daha düşüktür.

• TNSA verilerine göre, ailelerin dördüncü ve beşinci çocukları, annesinin eğitim seviyesinin düşük olan çocuklar ve gelir seviyesi düşük olan ailelerin çocuklarında aşılama oranları daha düşüktür.

• DSÖ verilerine göre Avrupa’ da kızamık vaka sayısı üç kat artmıştır.

• Aşı kararsızlığı ve reddi buna neden olmakla beraber, neoliberal sağlık politikalarının koruyucu hekimlikten vazgeçmesi bu artışa yol açmaktadır.  Dünya genelinde birinci basamak sağlık hizmetinin sununm şeklinin değişmesi, kişinin başvurması durumunda hizmet sunulur hale gelmesi, göç ve mülrecilik gibi kayıt dışı nüfusun artışı salgın hastalık riskini artırmaktadır.

• Neoliberal politikalar sonucu insan karakterinde de değişiklikler olmakta, birçok ebeveyn kendisi aşı olduğu halde çocuklarını aşılatmamaktadır.  

• Aşılama ile bireysel özerklik ve toplumsal yarar aynı anda korunabilir.

• Aşı, çocuğun yaşama haklarını koruma araçlarından biridir.

• Çok sayıda kişinin bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olarak hareket etmesi aşı karşıtlığını artırmaktadır.  Medyanın bu tür sorumsuzca yaklaşımlardan özellikle uzak durması gerekir.

• Birinci basamaktaki kaynak ve personel yetersiziliği, aşıların temininde yaşanan güçlükler, özellikle okul aşılamalarında başarısız olunmasına neden olmaktadır.