İTO: "1. basamak, piyasa koşullarına çekilmektedir."

Basın Açıklaması

   AŞI BULAŞICI HASTALIKLARA KARŞI KORUNMADA EN ETKİN, EN UCUZ VE UYGULANMASI EN KOLAY YÖNTEMDİR

     Aşıların içerdiği bazı maddelerin toksik etkiye yol açtığı ve otizme neden olduğu şeklinde basına yansıyan ve tartışma yaratan açıklamalar üzerine konunun uzmanlarının görüşlerini ortaya koymak ve kamuoyuyla paylaşmak için bu basın toplantısını düzenlemiş bulunmaktayız.

     Bilindiği gibi çiçek hastalığı dünyadan aşılama yoluyla yok edilmiştir. Çocuk felci aşısı 2010 yılında dünyadan çocuk felci hastalığını kaldırmak üzere kampanyalarda kullanılmaktadır ve fevkalade etkili olmaktadır. Tetanoz aşısı sayesinde tetanoz sıklığı hayli azalmış durumdadır.

     Bir aşının uygulanmaya başlanabilmesi için öncelikle hangi dönemde, kaç dozda yapılırsa en uzun süre ve en yüksek oranda koruyucu olacağı saptanmaya çalışılır. Aşı içine bakteri üremesini ve aşının çevresel nedenlerle etkinliğini kaybetmesini önleyebilmek üzere bazı maddeler eklenir ve yaygın olarak kullanıma sunulmadan önce yan etkileri araştırılır. Bu yan etkilerin toplumda görülme sıklığı incelenir ve toplum sağlığı için yararlı olup olmadığı değerlendirilir. Tüm bu çalışmaların yapılıp yeni bir aşının geliştirilebilmesi için ortalama 20 yıl gerekir.

     Aşılar Dünya Sağlık Örgütü�nün biyolojik standartlarına uygun olarak üretilir ve soğuk zincir kurallarına uyularak taşınır. Ülkemize aşı girişi Refik Saydam Hıfzısıhha Merkezi�nin denetimi altındadır. Ürün zararsızlık ve potens analizinden sonra Sağlık Müdürlükleri aracılığıyla Sağlık Ocaklarına dağıtılır ve soğuk zincir eğitim ve denetimleri üzerinde özenle durulan bir konudur.

     Halen Sağlık Bakanlığı�nın Türkiye genelinde ücretsiz olarak uygulamakta olduğu aşılardan bazılarında civa bulunmaktadır. Bunlar Hepatit B, difteri-boğmaca-tetanoz, boğmacası çıkartılmış difteri-tetanoz ve erişkin tipi difteri-tetanoz aşılarıdır. Bu aşılar Dünya Sağlık Örgütü�nün önerdiği ve Sağlık Bakanlığı�nın benimsediği ulusal aşı takvimi doğrultusunda tüm çocuklara uygulanmaktadır.

     Basına yansıyan bir iddiada bir çocuğun 1 yaşına gelene kadar 369 mcg civa aldığından söz edilmektedir. Bunun gerçekle uzaktan yakından alakası yoktur.

     Civanın toksik olduğu en düşük dozun 275 mcg. olduğu bilinmektedir. Oysa Sağlık Bakanlığı tarafından önerilen aşı takvimine uygun aşılanan bir çocuğun 6 yaşına kadar alacağı toplam civa miktarı 162,5 mcg. civarında olacaktır ve toksik dozun çok altında kaldığı açıkça görülmektedir.

     Yukarıda belirtilen aşılar dışında bir de Sağlık Bakanlığı�nın aşı takviminde bulunmayan bazı grip aşısında civa bulunmaktadır. Türkiye�de yaygın olarak 2 firma tarafından ithal edilen grip aşıları kullanılmaktadır ve bunların içerdiği civa mitarı ise 25 mcg kadardır.

     Üstelik kronik civa zehirlenmesinde söz konusu olan civa bileşiği metil civadır. Oysa aşıların içerisindeki civa etilcivadır.

     Civa ile otizm arasında ilişki bulunduğu iddiaları ilk olarak Hepatit B aşısı ile ilgili olarak Fransa�da ortaya sürüldü ve bir diğer iddia da kızamık ve kabakulak aşısı ile ilişkili olarak tartışıldı. Bu iddialar hiç bir zaman bilimsel olarak doğrulanamadı. Otizm ve diğer nörolojik bazı hastalıklarla civa arasında neden sonuç ilişkisi kesin olarak kurulamamaktadır. Yazarların kendileri de neden sonuç ilişkisi kurmanın mümkün olmadığını yayınlarında belirtmektedirler. Oysa bu tartışmalar hem Fransa� da hem de İngiltere�de aşılama oranlarının düşmesine neden olmuştur.

     Aşılar ve otizmin ilişkisinin araştırılmasının bir nedeni de aşıların yapılma yaşı ile otizmin ilk belirtilerinin ortaya çıkma yaşının benzerlik göstermesidir. Ancak günümüzde otizm ve aşılar arasındaki ilişkiyi kanıtlamış bir araştırma bulunmamaktadır.

     Günümüzde civa içeren aşıları yaklaşık 180 ülke uygulamaktadır. Kanada,İsveç, Norveç, Rusya ve İngiltere gibi ülkelerde ise civasız aşılar kullanıma girmiştir. Amerika Birleşik Devletleri 2001 yılından beri civa içeren aşıları uygulamadan kaldırdı. Ancak bu uygulamayı yaparken otizmle civa içeren aşılar arasında bir ilişki bulunamadığını ve aşıların içerisinde bulunan civa dozunun toksik olmadığını kabul etti.

     ABD ve bazı Avrupa ülkelerinde uygulanmaya başlayan civa içermeyen aşıların etkinlik ve güvenilirliğinin ne olacağı henüz belli değildir. Ayrıca dünyada aşı üretmekte olan firmaların hepsi bu tip aşı üretimine yönelmiş değildir. Büyük aşı firmaları ise uzun vadede difteri boğmaca tetanoz gibi çok da kar getirmeyen ucuz aşıların üretimi yerine daha pahalı aşıların üretimi ile ilgilenmektedirler. Şu anda üretilen civasız aşı miktarı ile dünyadaki tüm çocukların aşılanması hem mümkün değil hem de halen uygulanmakta olan aşılar kadar hastalıklardan koruyucu olup olmayacakları belli değildir.

     Nitekim Dünya Sağlık Örgütü�nde 2004 yılı içerisinde oluşan konsensus civa içeren aşılarla genişletilmiş bağışıklama programına devam edilmesi şeklindedir.

     Dünya Sağlık Örgütü ile birlikte, Amerikan Pediatri Akademisi ve aşılamayla ilgili çeşitli uluslararası kuruluşların bu konudaki önerileri aşıların içine koruyucu amaçla konulan ve yeter miktarda bulunan civanın sağlığa zarar vermeyeceği ve bu aşıların kullanımına devam edilmesi yönündedir.

     Dünyada tüm ülkeler için geçerli ideal bir aşılama takvimi yoktur. Her ülkedeki sık görülen hastalıklar farklıdır ve aşılama hizmetlerinin de bu görüntüyle uyumlu olarak sorunları çözmeye yönelik olması gerekmektedir.

     Önemle vurgulamak gerekir ki; ülkemizde son on yıllarda yaşanmış toplum sağlığı açısından en yararlı işlerden biri çocuk felcinin yok edilmesidir ve bu başarı kamu sağlık hizmetlerinin başarısıdır.

     Bununla birlikte ülkemizde bağışıklamada çözümlenmesi gereken temel sorunların başında hizmetin kapsayıcılığının tüm bölgelerde eşit olmaması, aşılama oranının % 95�in altında olması gelmektedir. Genişletilmiş bağışıklama programının kapsamı, hangi aşılarla genişletileceği bir diğer ihtiyacımızdır.

     Çocuk sağlığının iyileştirilmesi çalışmaları içinde bu güne kadar en başarılı olan uygulama aşılama çalışmalarıdır. Durum böyleyken bilimsel olarak kanıtlanmamış bir iddianın basın aracılığıyla gündeme taşınması zaten yetersiz olan aşılama oranlarının daha da düşmesine ve bebek ve çocuk ölümlerinin önlenmesinde en yararlı ve en kolay yöntem olan aşılama çalışmalarının zarar görmesi endişesini taşımaktayız.

     Bu tartışmalarla ilgili bir diğer endişemiz de Sağlık Bakanlığı�nın son yıllardaki uygulamalarının bağışıklama çalışmalarını olumsuz yönde etkileyecek olmasıdır. Bağışıklama bir kamu hizmetidir ve yaygın olarak sağlık ocakları eliyle yürütülmektedir. Oysa Bakanlık sağlık hizmeti sunumunda tedavi edici hizmetleri ön plana çıkarmaktadır ve bu çerçevede hayata geçirmeye çalıştığı Genel Sağlık Sigortası ve Aile Hekimliği modeli bağışıklama çalışmalarını çok daha olumsuz olarak etkileyecektir. Sağlık Bakanlığı�nın bir an önce koruyucu hizmetlere ve sağlık ocaklarına yeterli kaynak, personel ve donanım sağlayarak gereken önemi vermesi gerekmektedir.

     Sonuç olarak belirtmek isteriz ki; bebek ve çocukların hastalıklardan korunması, ölüm ve sakatlıkların önlenmesi gibi toplum sağlığı açısından son derece önemli olan aşı bulaşıcı hastalıklara karşı korunmada en etkin, en ucuz ve uygulanması en kolay yöntemdir ve bu yöntemden vazgeçmek mümkün değildir.

     TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ
     TÜRK PEDİATRİ KURUMU
     PRATİSYEN HEKİMLİK DERNEĞİ