Silivri Devlet Hastanesi’nin Dere Yatağının Yanına İnşa Edilmesinde Ve Büyük Sel Felaketinde Sular Altında Kalmasında Kimse Kusurlu Değilmiş! Dosya AİHM’de

2009 yılının eylül ayında İstanbul’u tarihin büyük sel felaketlerinden birini yaşamış, 31 vatandaş yaşamını yitirmişti. Sel baskınında kamu sağlık kurum ve kuruluşları da zarar görmüştü.

Silivri ilçesinde özellikle Prof. Dr. Necmi Ayanoğlu Silivri Devlet Hastanesi, Selimpaşa Acil Yardım ve Travmatoloji Hastanesi, Şerife Baldöktü Sağlık Ocağı, Çatalca ilçesinde ise İlyas Çokay Devlet Hastanesi hasar görmüş, sağlık hizmeti verilemez hale gelmiş, hastalar ve kamu sağlık çalışanları ciddi şekilde mağdur olmuştu.

Yapılan araştırmalar sonucunda mal ve can kaybına neden olan bu ağır faturanın nedeninin; kamu sağlık kurum ve kuruluşlarının dere yataklarına ve/veya kenarına kurulması, dere yataklarının yanlış şekilde kapatılması ve imar planlarının mevzuata ve bilimsel gereklere aykırı yapılması olduğunu (belgelerle) tespit ettik.

Zemin ve Deprem İnceleme Müdürlüğü’nün 28.03.2006 tarih, 12734-70-070:10 Gn:14651/407 sayılı yazısı ile;

“özellikle dere vadileri ile ilgili olarak taşkın riski, taşkın sınırı ve dere ıslahları gibi konularda mutlak surette DSİ’den görüş alınması ve önerilecek yaklaşım sınırlarına uyulması, mutlak surette sıvılaşmaya yönelik analizlerin yapılması gerektiği…”

belirtildiği halde, bu yönde herhangi bir etüt veya analiz yapılmadan, taşkın riski, taşkın sınırı ve dere ıslahları gibi konularda DSİ’den görüş alınmadan plan tadilatı teklifi aynen kabul edilmiş ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ tarafından temeli atılan yeni hastane binası, Bolluca deresi yatağının kenarında inşa ettirilmiştir.

Hastane 29 Mart yerel seçimlerinden hemen önce, 14 Mart 2009 günü hizmete açılmıştır!

Anlaşılacağı üzere yapım öncesinde DSİ’nin görüşüne başvurulmadığı gibi, yapımı sırasında da taşkın ve sellere ilişkin hiçbir etüt ve analiz yapılmamış, dere yatağı ıslah edilmemiş ve Hastane dere yatağının kenarına inşa edilmiştir.

Sonuç olarak da 2009 yılındaki sel felaketinde; hastanenin kenarına inşa edildiği Bolluca deresi taşmış, hastane bodrum katı tamamen sel sularıyla dolmuş, elektrik trafosu, laboratuar birimi, radyoloji, ilaç ve tıbbi malzeme birimi, arşiv, ayniyat ve araç-gereç içeren depo birimi, mutfak ve gıda deposu, morg, mahkum koğuşu, çamaşırhane, ısıtma sistemi ve su deposu sular altında kalmış; malzemelerin büyük bir kısmı, ilaç-gıda gibi sudan etkilenen stoklar tamamen kullanılamaz hale gelmiştir.

Bu nedenle, hukuka ve bilimsel ilkelere aykırı şekilde dere yatağının kenarına inşa edilen hastanenin sel baskınına uğramasında ve hastalar ile sağlık çalışanlarının mağdur olmasında açık ihmalleri bulunan Sağlık Bakanı Recep Akdağ, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, dönemin İstanbul İl Özel İdaresi Başkan ve üyeleri ile dönemin Silivri Belediye Başkanı Hüseyin Turan hakkında Taşkın Sulara ve Su Baskınlarına Karşı Korunma Kanunu’na muhalefet ile görevi kötüye kullanma suçlarından şikayetçi olduk.

Şikayetlerimizin tamamı “kovuşturmaya yer olmadığı” kararları ile sonlandı. Sağlık Bakanı Recep Akdağ yönünden bu karar sonrasında yaptığımız itiraz da red edildi. Şikayetçi olduğumuz diğer yetkililer hakkında ise İçişleri Bakanlığı tarafından “şüphelilere izafe edilebilecek kişisel kusurun bulunmadığı” gerekçesiyle soruşturma izni verilmedi. Tüm itirazlarımız “red” kararları ile sonuçlandı.

Aradan bunca zaman geçiş olmasına rağmen, iç hukuk yolları yakın tarihte tükendi. İdarenin “soruşturma izni kararı” vermemesini, yani kendi memurlarını koruyup yargı önüne çıkmalarını engellemesini, büyük bir hukuk skandalı olarak  değerlendiriyor ve son derece haksız ve adaletsiz buluyoruz.

Bu nedenle şikayetimizin peşini bırakmadık ve geçtiğimi günlerde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuruda bulunduk.

Bilgilerinize sunarız.

İstanbul Tabip Odası
Yönetim Kurulu




İlgili yazılar için tıklayınız



Ara

Twitter'da İstanbul Tabip Odası