Mesai Saatleri Hakkında Duyuru [10.2006]

Hatırlanacağı gibi, İstanbul Valili İl Sağlık Müdürlüğü tarafından 18.08.2006 tarih ve 859 sayılı yazısı sağlık kurum ve kuruluşlarına gönderilmiş ve
Mesai saatlerinin;
1-1. basamak sağlık kuruluşları için 08.00-12.00, 12.30-17.30 saatleri arasında,
2-2. ve 3. basamak sağlık kuruluşları (Hastane ve semt polikliniklerinde) 08.00-17.00 saatleri arasında uygulanması, 2. ve 3. basamak poliklinik hizmetlerinin saat 08.00�de başlayarak, kesintisiz 17.00�e kadar devam etmesi, öğle tatili verilmemesi ve yemeğe dönüşümlü olarak çıkılması bildirilmiştir.
Oysa bilindiği gibi hekimler; sağlık çalışanı sayısının yetersiz, hasta başvurusunun yoğun olması, kimi yerlerde günde 80-100 hasta muayene etmek zorunda kalınmasının yanı sıra sağlık sisteminin işleyişinden, alt yapı ve teknolojik donanım eksikliğinden kaynaklanan sorunlarla da boğuşmaktadır. Bu nedenle mesai süreleri ve hizmetin kesintisiz yerine getirilmesi isteği, dikkat ve özen gerektiren mesleğimizde, hataların, belki de yaralanma ve ölümle sonuçlanabilecek istenmeyen vakaların yaşanmasına neden olabilecek, böylece hem hasta hakları ihlal edilecek ve kamu sağlık hizmeti zarar görecek, hem de ilgili hekim idari ve adli süreçlerle karşı karşıya kalacaktır.
Bu nedenlerle yönetim kurulumuz tarafından, mesai saatlerine yönelik bu Genelge, hem İstanbul Valiliği hem de İl İnsan Hakları Kurulu gündemine taşınmış ve İnsan Hakları Kurulu bünyesinde bir komisyon oluşturulması sağlanmıştır. Soruna bu aşamada bir çözüm bulunacağını umuyor, aksi durumda gerekli hukuki girişimleri başlatarak, konuyu yargıya taşıma kararında olduğumuzu bilgilerinize sunuyoruz.
Mesai saatleri ve kesintisiz çalışma konularına ilişkin hukuk büromuz tarafından oluşturulan değerlendirme yazısı ektedir.
Yönetim Kurulu




İSTANBUL TABİP ODASI HUKUK BÜROSUNUN DEĞERLENDİRMESİ

1- Haftalık çalışma saatinin 45 saat olarak düzenleyen 2368 sayılı Kanun, Uluslararası Sözleşmelere ve Mahkeme Kararlarına Aykırıdır.
Bilindiği gibi kamu sağlık çalışanlarının, çalışma süreleri 2368 sayılı Sağlık Personelinin Tazminat Ve Çalışma Esaslarına Dair Kanun ile düzenlenmiş ve 45 saat olarak belirlenmiştir.
Oysa, ülkemiz tarafından kabul edilerek, iç hukukumuzun bir parçası halinde gelen Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)�nun 1977 tarihli ve 149 sayılı Sağlık Çalışanları Sözleşmesi�nin 6. maddesine göre, sağlık çalışanları açısından haftalık çalışma saatinin 40 saat olarak kabulü zorunludur.
Avrupa Birliği Parlamentosu 1993 yılında yayınladığı 104/EC sayılı direktif (üye ülkeler açısından bağlayıcı ve uyulması zorunlu kararlar) doktorların haftalık çalışma süresinin 40 saat olduğunu ilan etmiştir. Adı geçen direktif 2003 senesinde 88/EC sayılı direktif ile revize edilmiştir. Bu direktife göre de, haftalık çalışma saati 40 saati aşmayacaktır. Hekimlerin günlük çalışma süresi de 8 saat ile sınırlanacak ve zorunlu durumlarda en çok 10 saate çıkarılabilecektir.
Haftalık çalışma süresinin 40 saat olarak belirlenmesine rağmen, hekimlerin nöbet saatlerine ilişkin ayrıca bir düzenleme bulunmadığından, tıpkı ülkemizde olduğu gibi hekimlere herhangi bir sınırlama olmaksızın nöbet tutturulması nedeniyle konu Avrupa Birliği Mahkemesine intikal etmiş ve Mahkeme iki ayrı davada da (03.10.2000 tarihinde SIMAP kararı ve 09.09.2003 tarihinde JAGER kararı ile) benzer tartışmaları yapmış ve hekimlerin nöbetler dahil haftalık çalışma saatlerinin en çok 48 saat olabileceğini ve bu çalışmanın da her 8 veya 10 saatlik periyotlar için en az 11 saatlik dinlenmeler şeklinde planlanması gerekeceğini ve bu direktifin bütün Avrupa Birliği ülkelerinde uygulanması gerekeceğini belirtmiştir.
Görüldüğü üzere, 2368 sayılı Kanun ile getirilen haftalık çalışma sürerline ilişkin düzenleme ulusal ve uluslar arası sözleşmelere ve Mahkeme kararlarına aykırıdır. Bu nedenle sorunun çözümü için, 2368 sayılı Kanun�un Anayasa�ya aykırılık itirazı eşliğinde Anayasa Mahkemesi�ne taşınması gerekmektedir.

2- Bu Çalışma Yöntem ve Süreleri, Anayasa İle Düzenlenerek Güvenceye Alınan "Kişilerin Maddi ve Manevi Bütünlüğünü Koruma ve Geliştirme Hakkı", "Çalışanların Korunması Hakkı" ve "Dinlenme Hakkı" Maddelerini İhlal Etmektedir.
Hekimlerin kesintisiz ve uzun saatler boyunca çalıştırılması, bu çalışmaya sıklıkla tutulan nöbetlerin de eklenmesi, çalışanların üzerinde fiziksel, ruhsal ve sosyal olumsuzluklar yarattığından/ yaratacağından, öncelikle "kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı"nı düzenleyen Anayasa�nın 17. maddesinin, "çalışanların korunması"nı düzenleyen 49. maddesinin ihlali niteliğindedir.
Öte yandan, bu çalışma yöntem ve süreleri, "dinlenme hakkı ve güvencesi" getiren Anayasa�nın 50. maddesine de aykırıdır. Bu noktada örneksemek amacıyla ayrıca belirtmek gerekir ki, yine çalışanlara (işçilere) ilişkin hükümleri düzenleyen 4857 sayılı İş Kanunun 68. maddesi gereğince, "Yedibuçuk saatten fazla süreli işlerden en az bir saat ve aralıksız" dinlenme süresi verilir. Oysa hekimlerden neredeyse dinlenmeksizin kesintisiz olarak görev yapması istenmektedir.

3- Bu Çalışma Yöntem Ve Süreleri, Sağlık Hizmetinin Niteliğini Olumsuz Etkileyerek, Tıbbi Hataların Artmasına Neden Olmakta, Bu Yönüyle de Hem Hasta Haklarına, Hem Sağlık Hizmetinin Sunumuna Zarar Vermekte, Hem de Hekimleri Fazlasıyla Mağdur Etmektedir.
Uzun ve kesintisiz çalışma saatleri, doğal olarak çok özel bir dikkat ve özeni gerektiren sağlık hizmetini uzun çalışma saatleri boyunca, aynı ihtimamla vermek mümkün olamayacağından, nitelikli sağlık hizmeti alma hakkı olan hastaların haklarını da ihlal etmektedir. Öyle ki, yorgunluk, uykusuzluk, dikkatsizlik nedeniyle hekim tarafından yapılabilecek herhangi bir hata, hastanın sakat kalmasına ve ölümüne yol açabileceğinden, tıbbi hatalarda önemli oranda artışa yol açabilecektir.
Böylece hekimler bir yandan, aşırı yorgunluk ve stres ile diğer yandan vicdani ve etik sorumluluk ile baş başa kalacaktır. Bilindiği gibi, bu nedenle ortaya çıkabilecek hatalarda, hekimleri uzun hukuki ve idari soruşturma süreçlerinin stresi ve yükü de beklemektedir.
Öte yandan, özellikle Türk Ceza Kanunu�nun ve yargı kararlarının ışığında, ortaya çıkabilecek ihlallerin tek sorumlusunun ilgili hekimler olmadığını, çalışma süre ve koşullarını bu şekilde belirleyen ilgili amirlerin de sorumlu olacağını belirtmek gerekir.
Sonuç olarak; Ülkemizde uygulanmakta olan çalışma saatleri ve koşullarına ilişkin düzenlemeler, yukarıda açıkladığımız nedenlerle ilgili mevzuata, yargı kararlarına, hasta haklarına, sağlık hizmetinin niteliğine, kamu yararına aykırı olduğu gibi, kamu yararı ile memurun yararı arasındaki dengeyi, memur aleyhine fazlasıyla bozmaktadır.

İstanbul Tabip Odası
Hukuk Bürosu



Ara

Twitter'da İstanbul Tabip Odası