Yoksullar Hekimsiz , Hekimler Güvencesiz İstanbul’da Yaşanan Aile Hekimliği Uygulamasında Gerçeklerle Yüzleşmenin Vaktidir!


  • Ocak 11, 2011
  • 2181

Başta koruyucu hekimlik olmak üzere yaygın, ücretsiz ve kamusal olarak sunulması gereken birinci basamak hizmetlerindeki duyarsızlık ve yüzeysel bakış ne yazık ki egemenliğini sürdürmektedir. Yıllarca Sağlık Ocakları’nın “değersizleştirilmesi, alt yapısına gereken önemin verilmemesi, sayılarının arttırılmaması ve buralarda çalışan hekimlerin ve sağlık personelinin ücret ve özlük haklarının önemsenmemesi” yaklaşımına sahip olan sağlık idarecileri ve kamuoyu, şimdi de Aile Hekimliği uygulamasında bir başka duyarsız ve yüzeysel bakış açısıyla olaya yaklaşmaktadır. Aile Hekimliği uygulamasının popülist, gerçeklerle uyuşmayan propagandif yönü işlenmekte, gerçek yüzü, kısa ve orta vadedeki sonuçları, birinci basamak hizmetini bir piyasa unsuru haline getirmesinin sakıncaları görmezden gelinmektedir. Bu hizmeti sunacak olan Aile Hekimlerinin çalışma koşullarındaki güvencesizlik ve belirsizliklerin, ücretlendirmedeki keyfiyetin, ebe/hemşire yokluğunun ve bu hizmetin “taşeronlaştırılmasının” sakıncaları yok sayılmaktadır.

CEZA PUANIYLA HEKİMLİK OLMAZ

Aile hekimliğinin İstanbul’daki ikinci, ülke geneline yaygınlaşmasının birinci ayında 1 Ocak 2011’den itibaren yürürlüğe giren “Aile Hekimliği Uygulaması Kapsamında Sağlık Bakanlığınca Çalıştırılan Personele Yapılacak Ödemeler ile Sözleşme Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikle”  idarenin insafına bırakılmış ceza puanıyla aile hekimlerinin iyi hizmet sunmaları hedeflenmektedir. Böylece sözleşmelerin keyfi olarak her an fesh edilebileceği bir sistem oluşturulmuş durumdadır. Hasta ile güven ilişkisinin esas alınması gereken sağlık hizmetinde hekime ceza puanı vererek iyi hekimlik yapılacağı umulmaktadır. Cari gider kaleminden hekimlere yapılan ödemeleri yarı yarıya indiren yönetmelik aynı zamanda müthiş bir belirsizliğinde habercisidir. Bu anlayışla hangi zamanda ve hangi gerekçeyle çıkacağı bilinmeyen yönetmeliklerle aile hekimlerinin ücretleri ve çalışma koşulları tek taraflı olarak değiştirilebilecek ve hekimlere her türlü angarya yıkılabilecektir. Aile hekimleri ve diğer sağlık çalışanları mutsuzdur, geleceklerinden kaygılıdır. Bu yönetmelik sağlık Bakanlığı’nın hekimlere bakışını ve hekime verdiği değeri göstermesi açısından ibret vericidir.

Aile Hekimliği uygulaması 1 Kasım 2010 tarihinde İstanbul’da başlatılırken Sağlık Bakanlığı tarafından 940 Aile Sağlığı Merkezi açılacağı ilan edildi. Başlayışın daha 2. ayında “evdeki hesabın çarşıya uymaması” üzerine birçok Aile Sağlığı Merkezi daha açılmadan iptal edilerek sonuçta 767 Aile Sağlığı Merkezi ile bu hizmetin devam edeceği açıklandı. Bunların da 220 tanesinin halen binasının olmaması ise sorunun İstanbul’daki boyutunu açığa çıkaran önemli bir gösterge olarak ortada durdu.

 25 Aralık 2010’da yapılan 2. yerleştirmelere rağmen başta Sultangazi olmak üzere daha çok yoksul, dar gelirli ve göç eden yurttaşların barındığı bölgelerde 150’ye yakın Aile Hekimi pozisyonu doldurulmamış durumdadır. Halen İstanbul’da yaklaşık 750 aile hekimi açığı vardır. Ve bu durum yaklaşık iki buçuk milyon kişinin aile hekiminin olmaması anlamına gelmektedir.

Aynı tablonun içerisinde pek dillendirilmeyen ancak bir ekip hizmeti için olmazsa olmazlar arsında görülmesi gereken ebe/hemşire açığı ise bilimsel yaklaşımı ters yüz edecek rakamlara ulaşmaktadır. Yaklaşık 800’e yakın aile hekiminin birlikte çalışacağı ebe/ hemşiresi yoktur. Bu durum hekimi olmayan merkezleri de eklediğimizde 6 Milyon nüfusun bebek/ gebe aşısının; çocuk/ gebe-loğusa izlemlerinin yapılamaması anlamına gelmektedir.

Bugün bulunduğumuz yere Sultangazi ilçesine bakacak olursak;
1–3–4-6-7-9-10-11-12-15-16-17-18-19-20-22-23-25’nolu Aile Sağlığı Merkezlerine ait bir bina bulunmamaktadır. Halen aile hekimi olmayan bu merkezlerin ebe ve hemşireleri de doğal olarak mevcut değildir. 57 Aile Hekimi ve yardımcı sağlık personeli ihtiyacı karşılanamayan

Sultangazi ilçesinde yaşayan 200 bin nüfusun aile hekimi olmadığı, yani fiilen bu sistemden yararlanamadıkları görülmektedir. Masa başında, kâğıt üzerinde yapılan planlamalarda bu nüfusun başka aile hekimlerinin nüfusuna eklenerek herkesin bir aile hekimine kavuştuğu tezi ise bir demagojiden ibarettir.  
 
AİLE HEKİMLİĞİ BİRİNCİ BASMAK SAĞLIK HİZMETLERİNİ OLUMSUZ ETKİLEMEYE DEVAM EDİYOR!

112 acil hizmetleri, Ana Çocuk Sağlığı Aile Planlaması Merkezleri (AÇSAP), Verem Savaş Dispanserleri (VSD), Kurum hekimlikleri Aile Hekimliği uğruna boşaltılmış, hizmet niteliği düşürülmüştür. Ana Çocuk Sağlığı Aile Planlaması Merkezleri’ni tüm deneyimli elemanları dağıtılmıştır, işlevsizleştirilmiştir. İstanbul da yaşayan 5.400 Veremli hastanın tedavileri ve izlemleri riske atılmış durumdadır. 
Kamu hastane acillerinde yıllarca hizmet veren deneyimli pratisyen hekimler, bir anda Aile Sağlığı Merkezlerine geçince ciddi bir niteliksel ve niceliksel boşluk oluşmuş, kendi uzmanlık alanıyla ilgisi olmayan birçok uzman meslektaşımız acillerde hasta bakmaya zorlanmışlardır.
Toplum Sağlığı Merkezleri, toplumun koruyucu sağlık hizmetlerini yürütmekten ziyade Aile Sağlığı Merkezlerinin yedek gücü haline dönüştürülmüştür.
 
AİLE SAĞLIĞI MERKEZLERİ SINIFLANDIRILIYOR
 
Aile Sağlığı Merkezleri, standart donanımları yanında ek bina/ personel/ tıbbi donanıma göre A-B-C-D olarak sınıflandırılıyor. İstanbul’da mevcut Aile Sağlığı Merkezi’nin çoğunun sınıflandırma dışı olduğunu, D sınıfı olabilecek Aile Sağlığı Merkezi sayısının bile çok az olduğunu bilmekteyiz. Hizmet alanlarını sınıflandırmak, yasalara ve en temel insan haklarına aykırıdır; sağlıkta var olan eşitsizlikleri artıracak bir yaklaşımdır. Herkesin A sınıfı hizmet alacağı sağlık sistemi talebimizi bir kez daha yineliyoruz.

Sultangazi örneği Aile Hekimliği tablosunun her açıdan gerçek yüzünü yansıtmaktadır. Güvencesiz ve sahipsiz bırakılan hekimler burada çalışmakta kaygılıdır. Yoksul vatandaşlar aile hekimlerini ancak “sanal olarak” görebilmektedir.  Sağlıkta da her türlü tıkanıklığın ve yetersizliğin piyasanın sihirli eli ve tüccar zihniyetle çözülebileceğine inananlara hayatın yanıtı Sultangazi’de verilmektedir. Piyasa kar edebileceği, ranta dönüştürebileceği alanlarda, masrafsız ve karlı yerlerde hizmet sunmayı tercih eder. Bu nedenle Sultangazi başta olmak üzere yokluk, yoksulluk ve yoksunluğun arttığı bölgelerde kamusal sağlık hizmet sunumunun önemi daha da belirgin olarak ortaya çıkar.

Bütün bu nedenlerden dolayı, henüz ikinci ayında bu tablo ile karşılaşan aile hekimliği uygulamasından kaygılıyız. Bir an önce bu piyasacı yaklaşım yerine kamusal bir anlayışın birinci basamakta hakim kılınmasını istiyoruz. Toplum Sağlığı Merkezleri’nde hizmet sunan hekim ve sağlık personelinin ücretlerinin en az aile hekimlerine ödenen rakamlara kavuşturulmasını, fiilen aile hekimliği uygulamasını gerçekleştirmekte olan hekimlerin ücretlerinin ve çalışma biçimlerinin güvenceli bir hale getirilmesini, keyfi yönetmelik ve genelgelerle ücret düşürülmesinin durdurulmasını, son çıkarılan yönetmeliğin iptal edilmesini, angarya çalıştırma biçimlerinin dayatılmasından vazgeçilmesini, ebe/ hemşire açığının birinci basamakta ivedilikle çözülmesini istiyoruz.

Tüm yurttaşların hiçbir ayrıma tabi kılınmadan birinci basamak sağlık hizmetlerinde eşit, ücretsiz ve nitelikli biçimde yararlanabilmesini sağlayacak düzenlemelerin yapılmasını sağlayana ve hekimlerin ücret ve özlük haklarına yönelik gaspları durdurana kadar mücadele etmeye devam edeceğiz.
 

İSTANBUL TABİP ODASI YÖNETİM KURULU


Bu HABERİ Paylaş!