İstanbul’da Toplum Ve İnsan Sağlığı


  • Ağustos 25, 2010
  • 1704

-Dr.Özlem Sarıkaya'nın sunumu için tıklayınız.

-Dr.Nadi Bakırcı'nın sunumu için tıklayınız.

İSTANBUL’UN SAĞLIĞINA YAKLAŞIM

Dr. Hasan Oğan
İstanbul Tabip Odası
Yönetim Kurulu Üyesi

İstanbul ülke genelinde hekimlik mesleğinin ve sağlık hizmetinin merkezi olmasına rağmen kente ve kentlisine yeterince hizmet verememektedir.

İstanbul da sağlık açısından yaşanan birçok sorunun temelinde “kentli sağlık hakkı kavramının” yeterince bilinmemesi ve de benimsenmemesi bulunmaktadır.

Kentlinin mümkün olan en yüksek bedensel ve ruhsal sağlığına sahip olmasıdır diye tanımlanabilen kentli sağlık hakkı mutlaka bireyin ve toplumun evrensel insan hakları temelinde düşünülmesi gerekir. Eğer insan hakları temel alınmazsa, kentlinin sağlık hakkı konusunda ilerleme sağlanamaz. Günlük yaşamda birçok konuda ayrımcılığın ve eşitsizliğin getirdiği sonuçlar herkesçe bilinmektedir.

Ayrıca sağlıklı kent ve kentli için bireyin sağlık hakkı kavramını bireysellikten toplumsala dönüştürmek ve de bu dönüşümün gerek birey de gerekse toplumda soyuttan somuta yani eylemsel gerçek isteklere indirgemek gerekir.

Kentlinin sağlık hakkı kavramı kent yöneticilerinden ellerinde olmayan kaynakları sağlık hizmetlerinin gerçekleştirilmesi için kullanmalarını istemez. Sadece kentte yaşayanların sağlığını etkileyen kararları verenlerin (kamusal-özel) kent ve kentli sağlığına olumsuz yönde etki etmemelerini, geliştirmelerini ve korumalarını, kararlarının etkilerini anlamalarını ve haklılıklarını ortaya koymalarını ister.

Kent içi gecekonduların (Tarlabaşı, Küçükpazar) varlığı, teknik kolaylık adı altında elektromanyetik kirleticilerin hızla yaygınlaşma örnekleri İstanbul da sağlıklı kent olgusunun ve kentli sağlık hakkının hangi noktada olduğunu kolayca göstermektedir.

Bir kentin ve kentlinin sağlığı konusunda ülkenin genel sağlık politikasının yanı sıra o kente özgü sağlık politikaların da olması gerekir.

Ve kente özgü sağlık politikasının oluşturulmasında korunmasız ya da dezavantajlı durumda olan kentlilerin (yoksullar, yaşlılar, kadınlar, çocuklar, engelliler, göç edenler vd.) sağlık hakkı mutlaka ön planda tutulmalıdır.

Kentli sağlık hakkının yaşama geçmesi için üç temel unsur önemlidir.

  1. Mevcudiyet; temel halk sağlığı ve tedavi kuruluşları yeterli sayıda olmalıdır. Toplumun vazgeçilmez, temel sağlık sistemi olan I. Basamak sağlık hizmetleri İstanbul da ne yazık ki diğer illere oranla oldukça gerilerdedir.

 

  1. Nitelik; sağlık birimleri teknik ve bilimsel olarak en ileri niteliklere sahip olmalıdır. Ayrıca niteliğin sürdürülebilmesi açısından denetim de oldukça önemlidir. İstanbul da kamu ya da özel sağlık birimlerinin mevcut durumları incelendiğinde ortaya çıkacak olan sonuç birçok tartışmayı beraberinde getirecektir.
  1. Erişilebilirlik; sağlık kurumlarının merkezi yapılanması, periferde planlı sağlık kurumlarının oluşturulmaması ve İstanbul’un ulaşım güçlüğü kentlinin sağlık hakkı için önemli engellerden biridir. Bunun yanı sıra merkezdeki bazı sağlık kurumlarının arazi, rant düşüncesine bağlı olarak perifere taşıma isteği diğer bir ulaşım ve sağlık hakkı sorununu oluşturmaktadır.

 

Kentli sağlık hakkının yaşama geçebilmesinde hesap verebilirlik ve katılımcı anlayışların var olması önemli ilkelerdendir.

Kent yöneticileri yükümlülüklerini yerine getirdiği konusunda hesap vermeyi taahhüt etmeli ve vermelidir.

Karar verme süreçlerine katılım hakkı ise kentlinin yol gösterici olma özelliklerini içerir. En iyi sağlık hizmetlerinin ancak insanların onların tasarlanmasına ve sunulmasına katılmasıyla başarılabilir. Ayrıca katılım, sağlık sisteminin dezavantajlı grupların özel sağlık ihtiyaçlarına cevap verebilmesini garanti altına almasına da yardımcı olur.

İstanbul da mevcut verilere ve yaşananlara baktığımız zaman kentsel rahatsızlıklar ve sağlık hizmetinin sunumunda ki adaletsizlik ve yetersizlik açıkça görülür. Burada genelde kent sağlığının plansızlığı öne çıkmaktadır. Başta İl sağlık müdürlüğü olmak üzere İstanbul Tabip Odasının da içinde bulunduğu ilgili kurumlar açısından İstanbul’a özgü bir sağlık yapılanma modeli ve projesi yoktur.

Son yıllarda İstanbul’a biçilen misyon (ticaret/kültür kenti) kentin sağlık konularını da önemli ölçüde etkilemektedir. İstanbul’un nasıl sağlıklı bir kent (!) olacağı üzerine çok ciddi plan ve projeler (!) başlatılmıştır.

11.08.2006 tarihli Hürriyet Gazetesi haberi;
“Suudi Arabistan’da sağlık sektörünün en büyük kuruluşlarından Saudi-German Hospital’in CEO’su Makarem S. Batterjee, 1.3 milyar dolara İstanbul’da bir sağlık kenti kurmayı planladıklarını açıkladı. Batterjee, projeyi Başbakan Tayyip Erdoğan’ın da desteklediğini belirtti.”

12.01.2008 tarihli A.A. haberi; İstanbul'a devasa hastane, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bir hastane açılışındaki konuşması; ''En büyük sağlık kenti İstanbul'da Atatürk Stadının yanında, İkitelli'de 1 milyon 400 bin metre karelik alanda Türkiye'nin en büyük hastanesini kuracağız. Şu anda projesi hazırlanıyor.''

21.01.2008 tarihli Vatan Gazetesi haberi; “İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mimar Kadir Topbaş, “İkitellide sağlık kenti kurulacağını belirterek, “Başbakanımızın burada sağlık kenti, sağlık merkezi tarzında öngörüsü oldu. Biz de planlara işlenmesini istedik. Olimpiyat Stadı'nın kuzeyinde 1 milyon 400 bin metrekarelik alan, İstanbul Sağlık Kent olarak planlandı. İkitelli-Bağcılar metro hattı bu yıl sonunda bitecek. Ulaşım aksında da sorun yaşanmayacak, artık İstanbul'un geleceği hakkındaki planlar belli. Anadolu yakasında da Şile'de sağlık turizmine yönelik çalışma yapılacak'' dedi.

“Helikopterden kuş bakışı” anlayışı ile İstanbul’un sağlık yapılanmasının oluşturulması trajik-komik bir durumdur.

Mecburi hizmet uygulamasının bulunduğu bir ülkede, sağlık kurumlarının İstanbul gibi metropol illerde yoğunlaştırılmasını da anlamak mümkün değildir.

İstanbul için diğer önemli bir husus ise Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin kamusal kaynaklarla verdiği sağlık hizmetlerinde ki durumdur. Bilimsel ve ekonomik kriterlere uygun olmayan sağlık hizmetleri popülist izler taşımaktadır.

İstanbul Büyükşehir Belediyesinin sağlık hizmeti sunumunda rol alan şirketin 2 000 çalışanı ile verdiği hizmetler sıralanırken bunların maliyeti ne yazık ki belirtilmemektedir. 25 Kasım 2008 tarihli bir haberde ise bu şirketin öz varlığını yitirmesine rağmen sermaye artırımı ile kurtarıldığı yer almaktadır.

İstanbul için diğer önemli bir sorun ise Aile Hekimliği uygulamasıdır. Yıllardır pilot uygulama adı altında uygulanmaya çalışılan, becerilemeyen ve olumsuz sonuçları şimdiden ortaya çıkan “Aile Hekimliği”, Ekim 2010 tarihinde İstanbul’da da uygulanmaya başlanacaktır.

Hareketli ve bölgesel yoğun yoksul bir nüfusa sahip olan İstanbul da toplum sağlığını hiçe sayan bir sistemi uygulamaya geçirmek mevcut sorunların daha da ağırlaşmasına ve yeni sorunlara yol açacaktır. Sağlık Bakanlığının İstanbul’daki var olan ilgili kurumların görüşlerini almadan merkezi olarak “Ben yaparım, olur.” anlayışı, belki de yaşadığımız sorunların temelini oluşturuyor.

İl Sağlık Müdürlüğü İstanbul nüfusunu 12.600.000 kabul ederken gerçek nüfusun 15-16 milyon olduğu söylenmektedir. İstanbul aile hekimliği projesinde nüfus fazlasına kimin hizmet vereceğinin cevabı yoktur. Ayrıca diğer illerde yaşanan sorunlar İstanbul da çok daha yoğun yaşanacaktır.
İstanbul kenti ve kentli sağlık kavramlarında diğer önemli bir husus veri eksikliğidir. Sağlıkla ilgili mevcut veriler kamu kurumlarının yasal olarak tutmak zorunda olduğu bilgileri içermekte ve güvenirliği ne yazık ki tartışmalıdır. Bunun yanı sıra sorunlara yönelik yapılan bilimsel araştırmalar az ve lokalizedir. Bu nedenle yaşanan birçok sorunun tanımlanmasında ve çözüm oluşturulmasında güçlük çekilmektedir.

Bu konuda yapılacak olan tespitler ışığında ilgili kurumlarca bilimsel araştırmaların yapılması ve değerlendirilmesi gerekmektedir.

Kent Sempozyumu nedeni ile önümüzdeki süreçte İstanbul’un sağlık sorunlarına yönelik yapılacak olan araştırmalar bizleri çok acı gerçeklerle yüz yüze getirecek, meslek örgütlerine İstanbul halkı adına büyük sorumluluklar yükleyecektir.

İstanbul Tabip Odası kurumsal kimliği ve üye yapısı özellikleri ile İstanbul’un sağlığında söz hakkı olan önemli kurumlardan biridir. Bu nedenle İstanbul Tabip Odası II. İstanbul Kent Sempozyumunda yer almış ve bundan sonraki süreçte de yer almayı düşünmektedir.

“İstanbul Kenti ve Kentli Sağlığı” için daha etkin bir mücadele etme hedefleri arasındadır. Bu mücadeleyi yürütürken de mühendislik çalışmaları ile insanın buluşmasına katkı sunmaya çalışacaktır.


Bu HABERİ Paylaş!