OBAMA SAĞLIK REFORMU

“Sağlık Reformu, sigortalılara güvenlik, istikrar ve denge getirirken sigortasızlara sigortaya sahip olma imkanı tanıyacaktır. Bunun sonucu olarak ailelerimiz, işyerleri ve hükümet üzerine düşen sağlık servis harcamaları azalacaktır. “

Barack Obama

Obama, yukarıdaki cümleyle Amerikan halkını reform hakkında bilgilendirmiştir.
Aylardır süren konuşmaların, bildirgelerin, ropörtaj ve mitinglerin sonunda hala birçok Amerika’lı Sağlık Reformunu tam olarak sindirebilmiş değildir. En güzel deyimiyle “kafaları karışmış” durumdadır. Adı geçen reform tam 1017 sayfadır. Sokaktaki insanın anlamasına neredeyse imkan olmayan, bürokrat İngilizcesiyle yazılmış bu belge aslında şifresinin çözülmesini bekleyen bir doküman özelliğindedir. İşte bu yüzden, reform küçük parçalara ayrılarak her fırsatta halka, halk dilinde anlatılmaya çalışılmaktadır.

Obama Sağlık Reformu nedir?

Demokrat Amerikan vatandaşların gözünde Obama’nın planı şunları vaad etmektedir:

Halkın her kesiminden insanın temel tıbbi müdahaleden yararlanacağı sözü verilmektedir. Halihazırda sağlık sigortasına sahip olmayan vatandaş, temel tıbbi tedaviye ulaşmak istediğinde yaşadığı bölgenin yerel imkanlarının elverdiği ölçüde tedavi edilebilmektedir. Bu da çoğunlukla tedavi icin beklemeyi gerektiren ve yetersiz uygulamalardır. Planlanan reformun gereksiz beklemeleri ve tedavide öne çıkan haksızlıkları gidereceği tasarlanmaktadır.

Bir sağlık sigortası planına girmeden önce sağlık sorunu olanlarla olmayanlar arasındaki ayrımcılığı sonlayacaktır. Zira sağlığı bozuk olan ve sigorta almak isteyen vatandaş ya sigorta bulamayarak ya da çok yüksek primle satınalmaya zorlanmak suretiyle madur kalmaktadır. Bu olumsuzluğun ortadan kaldırılacağı güvencesi verilmektedir.

Yaş ve cinsiyete bağlı olarak getirilen ödemelerde haksızlık bitecektir. Doğal olarak ilerlemiş yaşta sağlık sigortası almak, yaşa bağlı sağlık sorunlarının artması nedeniyle, masraflıdır. Aynı şekilde bazı hastalıkların kadınlarda veya erkeklerde seyrinin fazlalığı nedeniyle sigorta bulmaları ve satınalmaları zorlaşmaktadır. Bu durumun önleneceği güvencesi verilmektedir.

Sağlık sigorta şirketlerinin neredeyse keyfi olarak sonlandırdıkları planlardan dolayı magdur duruma düşmeler engellenecektir. Ortaya çıkan sağlık durumu ve masraflarını gözönünde bulunduran bazı şirketler canları istediğinde abonesini çıkarabilmektedir. Bu haksızlık sona erecektir.

Hastalık söz konusu olduğunda ve doktora başvurulduğunda cepten ödeme olmayacaktır. Halihazırda sigortalar hastalıkların tanı ve tedavisi sonunda belli bir miktarı öderken hasta da üzerine düşen miktarı ödemektedir. Oysa çıkması öngörülen reformla bu ödemelere son verilecektir.

Mamoğrafi, grip aşısı, diabet testleri gibi önleyici nitelikte taramalara ve işlemlere extra ödemeler söz konusu olmayacaktır. Halen bu tür servisler için vatandaş masrafları kendisi karşılamaktadır. Reformun bu durumu ortadan kaldıracağına teminat verilmektedir.

Yaşlılara özel sağlık sigortası olan Medicare devam edecektir. Medicare, devletin 65 yaş üzeri vatandaşlarına sunduğu bedava sağlık hizmetlerine verilen addır ve reform çıktıktan sonra da devamı öngörülmektedir.

Reçeteli ilaç alırken önce cepten ödeme haftalar sonra geri ödeme gibi mali olarak hırpalayıcı uygulamaya son verecektir.

Bu plana göre sağlık sigortası piyasasına yeni bir nefes gelecek; sigortasız şahıslar ve küçük işletmeler sigorta satınalırken, birçok seçenek ve maliyeti gözden geçirip seçme imkanına sahip olacaktir.

Vergilendirmede yapılacak değişiklik sayesinde şahısların sağlık sigortası alması kolaylaşacaktır.

Küçük işletmelerin çalışanlarına alacağı sağlık sigorta maliyetleri azalacaktır.

Halk sigortası seçeneği gelecektir ki bu sayede sigortasızlar da sağlık hizmetlerinden yararlanabilecektir. Amerika’da yaşayan herkes aynı sağlık sistemine tabi olacağından haksızlıklar önlenecektir.
 
Maddi açıdan zorluk çekenlere acil sağlık hizmetleri sunulacaktır. Halen özel doktora gidip muayene olmadan önce sorulan ilk soru hangi sigortaya sahip olunduğudur. Oysa uygulamaya sokulmak istenen sağlık planı sayesinde yoksul vatandaş da ihtiyaç duyduğu sağlık hizmetlerine ulaşacaktır.

Bütçe açığına hiç bir yük getirmeyecektir.

Hastanelerin, doktorların ve diğer sağlık kuruluşlarının verdikleri servis karşılığında oluşacak maliyetlerin asgariye çekilebilmesi için onlarca yeni plan uygulamasına geçilecektir.

Sahtekarlığı önlemek üzere sınırlı-sorumlu mahiyette doctor ve tıbbi uzman komisyonları oluşturulacaktır.

Büyük müesseselerin ve varlıklı şahısların kendi sağlık sigortalarını almalarını öngören yapı sayesinde herkes reformun maliyetini paylaşacaktır.

Tıbbi yanlışlık sonucu madur duruma düşen sağlık personelini kayıran reformlar getirilecektir ki doktorların gözönünde bulunduracakları ilk ve tek şey hastaları olsun. Halihazırda doktorlar ve sağlık görevlileri yanlış bir tanı koymamak veya yanlış bir tedavi seçmemek için azami çaba gösterirken kimi zaman, asıl, hastanın iyileştirilmesi için hizmet verdiklerini unutup mesleki çıkarlarını ön plana çıkarabilmetedirler. Reformun bu tür çarpıklıkları önleyeceği sözü verilmektedir.

Bütün bunlara karşı Cumhuriyetçiler ne düşünmekte ve neden reforma karşı çıkmaktadırlar?

Cumhuriyetçilerin gözünde hala deşifre olmayı bekleyen bu planda en çok göze çarpan ve belki de başkana “Sen bir yalancısın” diye bağırmaya yönelten maddelerden bazıları ve en önemlileri şu şekilde sıralanabilir:

Bu plan yürürlüğe girdiği anda sağlık sigortasına sahip vatandaşlar ya benzeri plana geçmeye ya da mümkün değilse devletin göstereceği seçeneği seçmeye zorlanacaklardır. Bu durumda maddi durumu iyi olan ve yüksek primi ödeyip istedikleri doktor ve tedaviyi seçebilen varlıklılar, diğerleriyle bir tutulacaktır.


Devlete ait bir komite kimin ne tür muayene ve bakım göreceğine karar verecektir. Bu karara karşı çıkmak söz konusu değildir. Herkesin eşit olacağı bir ortamda parası olanın daha iyi servise sahip olma şansı ortadan kalkacaktır.

Amerikan vatandaşı olmayan herkes, legal veya illegal, bedava sağlık servislerinden yararlanacaktır. Amerikan vatandasının ödediği vergiyle ABD’de yaşayan kimileri haspelkader ikamet bulmuş şahıslar dahi vaadedilen sigortadan yararlanacaktır ki bu adaletsizlik olarak görülmektedir.

Her vatandaşın ulusal sağlık kartı olacaktır.

Federal hükümetin vatandaşa ait banka hesaplarına ulaşma hakkı olacaktır. Kapitalist sisteme taban tabana zıt böyle bir düşüncenin uygulamasını Cumhuriyetçiler düşünmek bile istememektedirler.

Vergi veren herkes emeklilerin sağlık harcamalarına katkıda bulunacaktıır.

Bütün özel sigortalar devlet kontrolundaki Exchange programına katılmak zorunda kalacaktır.

Bütün sağlık servislerinde yabancı dil kullanma ve tercüme işlemleri güncel uygulama haline gelecektir.

Hiç bir sağlık sigorta şirketi fiyatlandırmalardaki değişiklik konusunda hükümeti dava edemeyecektir.

Doktor maaşlarını hükümet belirleyecektir. Diğer maddelerde olduğu gibi kapitalizmle çelişen bu düşünceye doktorlar tamamiyle serin bakmaktadırlar.

Aslen Obama’nın reform planında örnek olarak alınan uygulama Medicare’dir. Medicare ise batmakta olan, iflasın eşiğine gelmiş bir kurumdur. İşte Cumhuriyetçilerin kafasını karıştıran nokta da budur; bitmeye yüz tutmuş bir kurum örneğinden yola çıkılması! 
Cumhuriyetçi anlayışta olan doktorlar ve sağlık görevlilerinin genel görüşü hastaların halihazırda sağlık hizmetlerine doğrudan ulaşabildikleri yönündedir. Tedavilerinin gelişmiş yöntemlerle verildiğini ve bu yüzden de yaşam süresinin uzadığını savunmaktadırlar. Ancak bu ileri sağlık uygulamalarının ve tedavilerin tam olarak kimlere ulaşabildiği konusunda pek fazla yorum yapmamaktadırlar. Doğal olarak sağlık sigoratasına sahip olmayan vatandaşın “en iyi ve pahalı” tedaviden yararlandığını savunmak at gözlüğüyle sadece ileriye bakmak gibidir. Cumhuriyeteci görüşü benimseyen sağlık görevlileri reformdan yana olduklarını ancak bu reformun sistemin orasını burasını yamarken milli servette delikler açmasından korkturklarını belirtmektedirler.

Cumhuriyetçiler aslında bu metnin en başında sözü edilen “iyi ve temel tıbbi tedavi” olgusunun tam olarak ne anlama geldiğinin açıkça belirtilmesi gerektiğini savunuyorlar. Bin küsür sayfalık reform belgesinde çok fazla bilgi bulunduğunu ancak açıklıktan uzak olduğunu dile getirmektedirler.

Buna güzel bir örnek olarak: Karaciğer yetmezliği olan bir hastayı ele alalım. Hasta karaciğer naklinin sağlık sigortası tarafından karşılanacağını beklerken aslında bu hastaya diyaliz cihazı da öngörülebilir. Bu durumda karar kime ve neye göre verilecektir? Eğer dializ cihazı söz konusu olursa uzun vadede sisteme yük olabileceği, buna karşılık karaciğer nakli pahalı olsa da aslında sisteme dializden daha az yük getireceği tartışmaları sürmektedir. Böyle durumlarda sağlık harcamalarının hangisinin karlı olacağına ait açıklık sözkonusu değildir.

Ayrıca Cumhuriyetçiler, pratisyen hekimliği cesaretlendiren reform öngörülerinin uzman hekimliği zaman içerisinde yıpratacağına inanmaktadır ki uzman hekimlik ABD sağlık sisteminin gözbebeğidir.

Bu görüşteki ABD doktorları sağlık sisteminden elde edilen gelirin ABD ekonomisinin can damarı olduğunu ve bu damarın tıkanması durumunda ekonominin daha da kötüye gideceği görüşünde birleşmektedirler.
 
Obama’nın 9 Eylül’de kongreye yaptığı konuşmadan sonra reforma destek %72’den %80’e çıktı. Değişikliğe neden olan oylar tamammen partizandı ve Demokrat senatörlerden geliyordu.

Bu plana karşı çıkan Cumhuriyetçiler mitingler yaparken, Liberaller de karşı miting yaparak onaylanması için uğraşıyorlar. Amerika Birleşik Devletlerinde sağlık sigortasına sahip olmayanların sayısı yaklaşık 46 milyondur. Demokrat ABD vatandaşları bu durumun domino taşları etkisi yaratarak aileleri, işyerlerini ve federal hükümeti iflasın eşiğine getirdiğini savunmaktadırlar. Oysa Cumhuriyetçilerin yaptıkları araştırmaya göre bu sayı, illegal göçmenleri ve sağlık sigortası satınalmak istemeyenleri çıkarınca, sadece 10 milyon civarındadır. Hükümetin zorlamasıyla sağlık sigortası edinilmesinin anlamsızlığını savunan Cumhuriyetçiler, tedaviye ihtiyacı olanın tedavi edildiğini masraflarınsa şimdiye kadar karşılandığı gibi karşılanacağını ve reforma gerek olmadığını savunmaktadırlar.


Dipnot: Yazılanlar, yazar tarafından medyadan dinlenmiş, okunmuş ve sentezlenmiş çıkarımlarıdir. Tamamen kişiseldir ve yazara aittir.
1. 

Kaynakca:
http://frwebgate.access.gpo.gov/cgi-bin/getdoc.cgi?dbname=111_cong_bills&docid=f:h3200ih.pdf
http://www.medhealthinsurance.com/blog/2009-healthcare-reform/
http://www.nytimes.com/2009/09/10/us/politics/10obama.text.html
http://www.huffingtonpost.com/2009/09/09/obama-health-care-speech_n_281265.html
http://tpmcafe.talkingpointsmemo.com/2009/08/25/three_myths_about_healthcare_reform/
http://blog.beliefnet.com/news/2009/09/for-values-voters-health-care.php

EK: 1 EKİM YÜRÜYÜŞÜ

Demokratlar Obama sağlık reformunu “Amerikan çoğunluğu sağlık reformunu istemektedir” şeklinde çerçevelendirmektedirler. Aynı zamanda doktorların ve sağlık çalışanlarının da bu reformu desteklediklerini iddia etmektedirler. Oysa medyada yayımlanan haberlere göre birçok doktorun hükümet tekeli altında bir sağlık sistemine karşı olduğu görülmektedir.

Demokratların bu reformu desteklemek için aleni yalan söylediklerini, yeni sistemin doktorla hasta arasına girmekten başka bir işe yaramayacağını savunan “Million Med March” adlı taban örgütlenmesine bağlı doktor ve sağlık görevlisi 1 Ekim’de Washington, DC John Marshall Park’ta bir yürüyüş düzenleyecektir. Konuşmacıların da katılacağı bu mitingde adı duyulmuş doktorlar ve politikacıların konuşması bekleniyor. Yürüyüşü düzenleyen doktorların belirttiklerine göre amaç doktorların onurlarını, kıymet ve payelerini pekiştirmektir. Bu yürüyüşle doktorlar sağlık sisteminin politikaya alet edilmesinden duydukları endişeyi dile getireceklerdir. Yürüyüşün sonunda doktorlar meclise giderek senatörleriyle görüşüp isteklerini yüz yüze dile getirecekler.

Doktorlar verdikleri servis karşılığında şahısların sigortalarından belli bir oranda para almaktadırlar. Üzerinde çalışılan sağlık reformu Medicare tarzı bir sistemi öngörmektedir. Bu sistemde doktorlar beklenen geri ödemenin aşağısında çok cüzi miktarlar alabilmektedirler; örneğin 1 dolara karşılık sadece birkaç sent (kuruş). Bunun da ötesinde alacakları kuruşları yıllarca beklemek durumunda kalmaktadırlar. Doktorlar hastaların hak ettiği sağlık servislerini verebilmek ve karşılığını olması gereken değerde alabilmenin peşinde olduklarının dile getirmektedirler. Oysa Medicare tarzı bir uygulamayla geri ödemeleri hem az hem de tahammül sınırlarını zorlayan bekleyişlerin sonunda geri alabilmektedirler.

Adaletli geri ödemenin çok önemli olduğunu savunan sağlık görevlileri, asıl amacın para değil toksikleşen tıp ortamına çekidüzen verilmesi olduğunu söylemektedirler. Az para geri dönümünün hastaları alelacele görmeye zorlayacağını bunun da kaliteden feragat etmek olduğu düşüncesinde birleşen doktorlar, hasta sayısının da gün geçtikçe arttığını ve sistemde denge unsurunun göz önünde bulundurması gerektiğini savunmaktadırlar. Talep edilen geri ödemelerin adil olmasını, hastalarla gerektiği kadar zaman harcanması ve artarak büyüyen hasta sayısının da göz önüne alınarak doktorların haklarının adalet çerçevesinde gözetilmesini istemektedirler.

Hastaların Meksika ve Kanada’da olduğu gibi uygun fiyatlarla markalı ilaçlara ulaşabilmelerinin yanı sıra yanlış tedavilerde korunma yasası talep etmektedirler.

Yürüyüş destekçisi doktorlar, Obama Reform destekçisi Amerikan Tabipler Birliğinin (AMA) Amerikan doktorlarını temsil etmediğini dile getirmektedirler. Bu organizasyonun kendisi için kazanç elde etme çabasında olduğunu, reformu desteklemekle hastaların ve tıbbın kaybetmesine apaçık göz yumduğunu iddia etmektedirler.

Vergi ödeyen halkın bu reformu desteklemeye gücünün yetmeyeceğini halka telkin ederek yürüyüşçülerin sayısını mümkün mertebe arttırmayı hedeflemektedirler.


http://www.millionmedmarch.com/
http://allnurses.com/nursing-news/physicians-talking-about-425892.html

Fatoş Şimşek - Halk Sağlığı
Raleigh, North Carolina – ABD



Ara

Twitter'da İstanbul Tabip Odası