HAKSIZ, HUKUKA AYKIRI OLARAK TUTUKLANAN MESLEKTAŞIMIZ ODAMIZIN YAPTIĞI İTİRAZ ÜZERİNE TAHLİYE EDİLDİ

Meslektaşımıza uygulanan Keyfiyeti Kınıyoruz.



Beylikdüzü 80. Yıl Sağlık Ocağı’nda görev yapan üyemiz Dr. Musa Sarıtepe, 04.07.2009 tarihinde Büyükçekmece 1. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından tutuklanmıştı. Bu karara yaptığımız itiraz üzerine 07.07.2009 tarihinde üyemiz Dr. Sarıtepe tahliye edildi.

 

DR. MUSA SARITEPE TAHLİYE EDİLDİ!

 

03.07.2009 günü nöbetçi savcı Taner Akpınar tarafından, adli nöbet görevinde olan Dr. Musa Sarıtepe’nin şüpheli bir ölüm olayına otopsi yapılmak üzere özel bir hastaneye çağırılması, hekimin ise görev yerine gitmek üzere savcılıktan araç istemesi üzerine gelişmişti. Adli nöbet görevini yürüten hekimlerin çalışma usulü bu olduğu halde, hekime kendi imkanlarıyla gelmesini söyleyen nöbetçi savcı, daha da ileri giderek gelmemesi halinde “kelepçeleterek getireceğini” söylemiştir. Dr. Sarıtepe ise uzun yıllardır bu usulle çalıştıklarını beyan ederek, kamu görevini yerine getirmek üzere çağırıldığını, bu nedenle kendi imkanlarıyla hareket edemeyeceğini yinelemiş ve bu görüşmenin ardından savcılık aracının gelmesini beklemiştir. Bir süre sonra ise bir ekip aracı gelerek önce üyemizi karakola, ardından ise ifadesi alınmak üzere savcılığa götürmüştür. Söz konusu tartışmaya sebep olan savcıya ifade vermeyen üyemiz, aynı gün (4 Temmuz cumartesi günü)  tutuklanma talebiyle nöbetçi mahkemeye çıkarılmış ve adli görevi ihmal suçundan alelacele tutuklanarak Paşakapısı Cezaevi’ne gönderilmiştir. İfade ve sorgu sırasında ise kamu görevlisi Dr. Sarıtepe için avukat dahi görevlendirilmemiştir!

 

Bu noktada önemle belirtmek gerekir ki adli nöbet görevini yerine getiren hekim, otopsiye kendi imkanlarıyla gitmeye zorlanamaz. Zira hekim bu nöbet sırasında da kamu görevini yerine getirmektedir. Cumhuriyet savcıları ve/veya bilirkişiler kamu görevini yerine getirirken adliye tarafından araç tahsis edilirken, adli nöbet sırasında hekime bu olanağın tanınmasının hiçbir haklı ve hukuki yönü bulunmamaktadır. Buna karşılık hekimin, “kelepçelenmek”le, “tutuklanmak”la tehdit edilmesi kamu görevlisine karşı suç işlenmesi anlamına geldiği gibi, araç tahsis edilmemesi de görevin yerine getirilmesini engellemek anlamına gelmektedir.

 

Keza belirtmek gerekir ki Dr. Sarıtepe’nin tutuklanması için Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. ve devamı maddelerinde belirtilen tutuklama şartlarından hiçbirisi de mevcut değildir. Buna karşılık, savcılık ve nöbetçi mahkeme tarafından ceza yargılaması hükümleri yok sayılarak açıkça hukuka aykırı bir karar verilmiştir. Şartları oluştuğunda verilmesi gereken tedbir niteliğindeki tutuklama kararı, nöbetçi savcıya itiraz eden ve araç talep eden hekimi “cezalandırmak”, tabiri caizse “had bildirmek” için kullanılmıştır. Dr. Musa Sarıtepe’nin, nöbetçi savcıdan araç talep etmesi, bu talebinde ısrarcı olması, itiraz etmesi, usulü hatırlatması gibi sebeplerden hiçbiri tutuklanmasına dayanak oluşturabilecek etkenler değildir. Çok açık ki nöbetçi savcı, yetkisini kötüye kullanmıştır.

 

Bu haksız ve hukuka aykırı tutuklama işleminin haber alınmasının ardından meslek örgütümüz, yönetimi ve hukuk bürosu ile tutuklama kararının kaldırılması için çaba sarf etmiştir. Hukuk büromuzun da desteğiyle, 06.07.2009 pazartesi günü tutuklama kararına itiraz edilmiş, ancak önce Büyükçekmece Adliyesi’nde muhatap bulunamamış, ardından ise talebi değerlendiren mahkeme tutukluluğun devamına karar vermiştir. Bu kez itiraz üzerine dosya Bakırköy Adliyesi’ne gönderilmiştir. Bu sırada TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Gençay Gürsoy, İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Hüseyin Demirdizen ve hukuk büromuz tarafından İstanbul ve Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılıkları ile görüşmeler yapılmış, diğer yandan İstanbul Barosu dereye sokulmuştur. İtirazı değerlendirecek olan Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesi ile de konuşulmuştur. İtiraz değerlendirilmiş, Dr. Sarıtepe’nin tutuklama kararı kaldırılarak tahliyesine karar verilmiş ve hekim 07.07.2009 günü tahliye edilmiştir.

 

Meslek örgütümüz bu haksız uygulamanın ve benzerlerinin takipçisi olmak, tahliye kararı ile yetinmemek ve yargılama aşamasında da tüm desteğini sunmak kararlığındadır. Keza bu haksız ve hukuka aykırı uygulamaya yol açan kamu görevlileri hakkında da, yasal işlem başlatılması için de girişimlerde bulunulmasına karar verilmiştir.

 

Hekimi, “emir eri” gibi gören, kamu görevi yerine getirdiğini yok sayan, mesleğine ve kişiliğine haksız müdahalede bulunan ve hekimlik mesleğinin onuruna zarar veren tüm hukuksuzlukların karşısında olmaya devam edeceğiz.

 

İSTANBUL TABİP ODASI



Ara

Twitter'da İstanbul Tabip Odası