CEZAEVLERİNDE SAĞLIK HAKKINA ERİŞİM SORUNLARI

Tekirdağ F Tipi Cezaevi'nde tutuklu bulunan Mehmet Yeşiltepe'nin yaşadığı ciddi sağlık sorunlarına karşın gerekli tedaviyi görememesi, Odamızda düzenlenen ortak bir basın toplantısına konu oldu. Odamızı Yönetim Kurulu üyesi Dr. Nazmi Algan'ın temsil ettiği basın toplantısına EMO İstanbul Şubesi'nden Pınar Hocaoğulları, Çağdaş Hukukçular Derneği'nden Av. Güçlü Sevimli, İHD İstanbul Şubesi'nden Av. Ahmet Tamer, İstanbul Barosu'ndan Av. Selami Melemşe, Mehmet Yeşiltepe'nin ailesi ve avukatları katıldılar.
 
Basın toplantısında Mehmet Yeşiltepe'nin cezaevinden gönderdiği mektup kamuoyuyla paylaşıldı. Dr. Nazmi Algan, Mehmet Yeşiltepe'nin yaşadığı sağlık problemlerine ve görmesi gereken tedavilere ilişkin bir değerlendirme raporu sundu.


MEHMET YEŞİLTEPE SERBEST BIRAKILSIN

Topluma dönük sindirmenin arttığı, hak gasplarının ve hukuksuzlukların adeta yaşamın bir parçası haline getirilip olağanmış gibi algılatıldığı bir dönemden geçiyoruz.  Artık kimsenin bu beni ilgilendirmez, bana dokunmaz deme lüksü kalmamıştır. Yarın kapısı çalınıp gözaltına alınan, tutuklanan bizler de olabiliriz. Bugün en temel insan haklarını hiçe sayarak masum insanları hedef haline getirenler, korkuyla daha ne kadar toplumu yönetebilecekler?

Müvekkilim Mehmet Yeşiltepe bir ayı aşkın bir süredir Tekirdağ 1 Nolu F Tipi hapishanesinde tutuklu bulunmaktadır. Kendisi 27 Nisan günü Bostancı’da yapılan operasyonlar kapsamında göz altına alınmış ve daha ifadesi bile alınmamışken basına servis edilen haberlerle “adını bir yıl önce tesadüfen gazeteden duyduğu bir örgütün” teorisyeni ilan edilmiştir. Başarısızlıklarını masum insanları hedef haline getirerek kapatmaya çalışanlar bununla da yetinmeyerek Müvekkilim Mehmet Yeşiltepe’nin Yalçın Küçük’le çekilmiş fotoğrafları olduğunu iddia etmiş, “iki teorisyen aynı karede” şeklinde asılsız, uydurma haberlere gereksinim duymuşlardır. Daha savcılık ifadeleri bile alınmadan gözaltına alınanlar Celalettin Cerrah’ın düzenlediği basın toplantısıyla peşinen suçlu ilan edilmişlerdir.

Müvekkilim ise gözaltına alındığında bu işte bir terslik olduğunu belirtmiş. Emniyette de avukatını beklemeye gerek duymadan ifade verip serbest kalmak istemiştir. Ancak tutuklamayı gerektirecek bir durum olmamasına rağmen, tutukluluğa yapılan itiraza verilen karardaki şu ilginç gerekçeden “olayın toplumda meydana getirdiği büyük sarsıntı ve infial”den ötürü tutuklanmış, tahliye talebi reddedilmiştir.

Müvekkilim Mehmet Yeşiltepe’nin hukuki durumunu özetleyecek olursak;

-“Orhan Yılmazkaya ile telefon kaydı var” denmiş, sonrasında olmadığı ortaya çıkmıştır
-“Yalçın Küçük’le çekilmiş fotoğrafı var” denmiş,  sonrasında Yalçın Küçük’ün yanındakinin oğlu olduğu kendi beyanıyla anlaşılmıştır.
- 13-14 yıl önce cezaevinde oynanan tiyatro oyunu içinde çekilmiş idare aracılığıyla ailesine ulaştırdığı fotoğrafları suç unsuru diye gösterilmek istenmiştir.
- Dosyada adı geçen hiç kimseyle tanışıklığı olduğuna dair bir iddia bile yoktur.
- Müvekkilim Orhan Yılmazkaya’yı üniversite yıllarından tanıdığını söylemiştir. Teknik takibe konu olan tesadüfe dayalı karşılaşma ve çay içmeyi müvekkilim kendisi belirtmiştir. Dosyadan anlaşıldığı kadarıyla Orhan Yılmazkaya’nın yoğun bir teknik takip altında olduğu görülüyor. Var olan bu teknik takip müvekkilimi doğrulamakta, karşılaşıp çay içme dışında bir ilişkisinin olmadığını göstermektedir.

AYRICA MEHMET YEŞİLTEPE’NİN ÇOK CİDDİ SAĞLIK SORUNLARI MEVCUTTUR

Birçok hastalığının yanında yaşamsal riski çok fazla olan, halk dilinde beyinde su toplaması olarak bilinen Hidrosefali rahatsızlığı mevcuttur. Bu rahatsızlık kendisinde yoğun baş dönmesi, denge bozukluğu,  yoğun baş ağrısı, görme bozukluğu, bayılma gibi durumlara yol açmaktadır. Tedavi edilmediği taktirde ölüme sebebiyet veren geri dönüşü olmayan sonuçlar ortaya çıkabilecektir. Müvekkilim gözaltına alınmadan önce ciddi bir beyin ameliyatının hazırlıklarındaydı. Bunlar raporlarıyla sabittir. Kendisi Tekirdağ 1 Nolu F tipi hapishanesinde konulduğu tek kişilik tecrit hücresinde hastalığın beyninde oluşturduğu basınçtan fenalaşmış, revire kaldırılmıştır. Oradaki doktor kendisini cerrahiye sevk etmiştir. Bu hastalığın ameliyattan sonra tedavi süreci çok uzundur. Özenli bir bakım gerekmektedir. Ancak böyle ciddi bir hastalığın hapishane koşullarında tedavisi mümkün değildir. Ayrıca ağrılarını giderecek ilaçlar bile kendisine verilmemektedir. Geçtiğimiz günlerde Mersin E Tipi Cezaevi’nde ilaçları verilmediği için cezaevine getirildikten 11 saat sonra epilepsi hastası olan Mustafa Elelçi yatağında ölü olarak bulunmuştur. Bu durum bizlerin kaygısını daha da arttırmaktadır.
Tüm bunlar ışığında soruyoruz?
-Bir insanı üniversite yıllarından tanıyıp tesadüfen karşılaşıp bir yerde oturup çay içmek suç mu?
- Tutuklamaya yapılan itirazda "toplumda yarattığı infialden dolayı tutukluluğun devamına" diye bir gerekçe hukuka sığar mı?
- Masum insanların özgürlüklerini kısıtlamak toplum vicdanını yaralamaz mı?
- Davadaki gizlilik haksızlıkları daha ne kadar gizleyecek?
- Hukuk kurumlarının harekete geçmesi için Mehmet Yeşiltepe'nin cezaevinde ölümü mü beklenecek?
- Peki geç gelen adalet, adalet olacak mı?

Avukatı ve ailesi olarak bu hukuksuzluğun, mağduriyetin giderilerek, Mehmet Yeşiltepe’nin tedavi sürecinin gecikmeden başlayabilmesi için bir an önce serbest bırakılmasını istiyoruz.

Mehmet Yeşiltepe’nin Avukatı ve Ailesi



Ara

Twitter'da İstanbul Tabip Odası