4. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı Konuşma Özetleri

4. TIPTA UZMANLIK EĞİTİMİ KURULTAYI
13 - 14 Aralık 1997, İstanbul

ÖZET
I. Oturum: Uzmanlık eğitimini değerlendirme ve denetleme kriterleri

Başkan Kazım Türker:
Uzmanlık eğitimi Sağlık Bakanlığı�nın görevi değildir. Bu işin denetlemesi tüm dünyada meslek kuruluşları tarafından yapılmaktadır.

Talat Cantez:
Ben sizlere ABD�deki akreditasyon konusunu anlatacağım. 1914 yılında Amerikan Health Association (AHA)hangi hastanelerin eğitim vereceğine dair esasları saptamış. Daha sonraki yıllarda bu kuruluşun yanında Amerikan Tıp İhtisas Boardu Amerikan Tıp Fakülteleri Birliği, Amerikan Hastaneleri Birliği ve Amerika Tıp İhtisas Dernekleri Kurulu gibi kuruluşlar da işin içine girdiler. 1981�de bu 5 kuruluş birleşerek Mezuniyet Sonrası Tıp Eğitimi Onay Kurulu�nu (ACGME)kurdu. ACGME, uzmanlık eğitiminin kurallarını belirleme, koşullarını saptama ve uygulama yetkisini İhtisas Denetleme Kurulu�na (RRC)devretti. RRC, gönüllü olarak oluşan bir kurul olup, üyeleri 24 ihtisas bölümünden gelen doktorlardan oluşmuştur. Bu kurul, ihtisas eğitiminin kurallarını ayrıntılı olarak belirler ve eğitim hastanelerini denetler. Ayrıca eğitim hastanelerinin ihtisas verme yetkisini onaylar, gerek görürse ihtisas programını sona erdirir. Eğitim hastanesinin eğitim direktörü klinik uygulama, eğitim ve araştırma konularında öğretim üyeleri ve asistanlar hakkında RRC�ye rapor sunar. Bu rapordaki bilgilerin doğruluğu, RRC�nin saptadığı gözlemci üyelerce yerinde denetlenir ve bunun sonucunda RRC�ye bir rapor sunulur. İşte bu rapora göre o ihtisas programı ya devam eder, ya da sonlandırılır. Her ihtisas programında edinilmesi gereken bilgi, beceri ve davranışlar açıkça belirtilmiştir. İhtisas programlarının kurum içi denetiminin yanında ACGME�nin organizasyonuyla tüm ihtisas programlarını aynı koşullarda denetleyen yıllık sınav ve değerlendirmeler yapılır.
Uzmanlık Onayı (Sertifikasyon):
Mezuniyet sonrası tıp eğitimini ACGME denetlerken, ihtisas onayı (sertifikasyon) için gerekli şartları ve koşulları kararlaştıran ve sınavı yapan Amerikan Tıp İhtisasları Board�larıdır (ABMS). Bu boardlar 6 kuruluş tarafından oluşturulmuştur. Bunlar;
1- Tıp İhtisas Boardları
2- Amerikan Hastaneler Birliği
3- Tıp Fakülteleri Birliği
4- AMAEğitim Kurulu
5- Devlet Tıp İhtisasları Board Federasyonu
6- Tıp İmtihanları Milli Boardu�dur.
ABMS, belirli disiplinlerdeki ihtisas eğitimlerini sınav yaparak diploma ile sonuçlandırır.
Resertifikasyon:
1990 yılında alınan bir kararla sertifikalar 7-10 yıl geçerli olmak kaydıyla verilmeye başlanmıştır. Bu sınavlar 1993�te başlamış olup, daha çok uygulama ağırlıklıdır. Bunun yanında beceri ve davranışları değerlendirip yenilikleri takip etme özelliklerini de araştırır. Bunda amaç, kalite kontrolü olup peer review ve mezuniyet sonrası eğitim uygulamalarıyla nihai olarak yaşam boyu eğitimin temelleri atılmıştır.

Semih Baskan:
Ben sizlere Avrupa Birliği�nin alt kuruluşu olan Avrupa Tıp Uzmanları Birliği�ni anlatacağım. ATUB�da altında mono-specialist (M-S) bölümü vardır. Ulusal Heyet ise her ülkenin kendi içinde kurduğu ve o ülkenin tıp uzmanlarının eğitimini denetleyen ulusal bir orğanizasyondur. Buna �Ulusal Otorite�de denir. Ulusal Otorite�nin görevi, tıpta uzmanlık eğitimin asgari standartlarını belirlemek, eğitimin süresini, içeriğini, niteliğini değerlendirmektir. Ayrıca uzmanlık sertifikasyonundan da sorumludur. Eğitim kurumlarının eğitim yetkisini onaylar. Avrupa Board�u ise ATUB-MS bölümünce oluşturulmuştur. Bu board�un amacı;
1- Eğitim standartlarının oluşturulması ve sağlanması için önerilerde bulunmak
2- Eğitimin niteliği için öneri geliştirmek
3- Eğitimin nitelik kontrolünün ve değerlendirilmesi için öneriler sunmak
4- ATülkeleri arasında eğitilenlerin değişimini sağlamak
5- Uzmanların serbest dolaşımına olanak sağlamaktır.
Bir de ATUB bünyesinde Harmonizasyon Komitesi vardır. Bu komite eğitim kurumlarına �visit�düzenler. Bu visitler isteğe bağlıdır. Eğitim kurumunun isteğiyle gerçekleştirilen visit genelde bir gün sürer. Eğitim kurumunun şefinin kurumla ilgili raporu alınır. Visit Komitesi visit sonrasında kendi raporunu yazar.

Şule Oktay:
Ben sizlere eğitim kurumunun değerlendirilmesinde ve denetlenmesinde �İngiliz Sistemini� anlatacağım. İngiliz sistemi, bize uyarlanabilir. Bu sistemin temel noktası eğitim kurumunun kendi kendini denetlemesi ve değerlendirmesidir. Eğitim kurumu bir değerlendirme raporu hazırlar. Rapor hazırlanırken amaçlar ve hedefler belirlenir. Hedefler daima ölçülebilir olmalı ve amaçlara hizmet etmelidir. Kurum raporu, eksileri ve artılarını iyi ölçerek buna göre stratejiler belirler. Hazırlanan rapor �Ulusal Otorite�tarafından değerlendirilir. Değerlendirme 6 noktada yapılır:
1- Müfredat:Müfredatın içeriği, öğretme ve öğrenme yöntemleri değerlendirme kriterleri
2- Ölçme ve değerlendirme yöntemleri, bilgi ve beceriyi ölçen objektif kriterler
3- Ara sınavlarla eğitilenin gelişiminin değerlendirilmesi
4- Destek ve yönlendirme hizmetleri
5- Öğrenme kaynaklarının sunumu
6- Kalite güvencesi ve kalitenin arttırılması. Bu, geri bildirim yoluyla olur.
Kazım Türker:
Tüm konuşmacılara teşekkür ederim. İngiliz Sistemi�ndeki otokontrol eski YÖK Yasası�nda vardı. Fakat uygulamada başarısız oldu. Benim görüşüm, eğitim kurumlarının dışarıdan denetlenmesinin daha doğru olacağıdır. ABD�de öğrenciler öğreticiyi değerlendiriyor. Öğreticiler eğitilmelidir.

----------------

II. Oturum: Uzmanlık derneklerinin yeterlilik kurulu (�board�) hazırlıkları

Başkan Yücel Kanpolat:
Board çalışmalarına başlayan ve değişik aşamalarda bulunan uzmanlık dernekleri temsilcileri şimdi sırayla konuşacaklardır.

Dr. Arif Acar (Gastroenteroloji):
Kurduğumuz board çalışma grubu hazırladığı taslağı Haziran 98 Ulusal Kongresi�nde tartışmaya açacak. Son kararı tüm kongre üyelerinin görüşlerini aldıktan sonra vereceğiz.

Dr. Ertuğrul Aydemir (Dermatoloji):
Biz board çalışmasının henüz başındayız. Bu konuya ilgi oldukça az. Çalışmaları dernek bünyesinde yürütüyoruz.

Y. Kanpolat:
Board çalışmalarında amaç, asgari standartların bulunmasıdır. Bu standartlar ülke çapında yapılmalıdır. Biz board çalışmalarını kongrenin ilk günü yapmaya karar verdik. Böylece katılımı ve ilgiyi arttırmayı düşünüyoruz.

Dr. Önder Kayhan (Fizik Tedavi):
Biz çalışmayı dernek bünyesinde yürütüyoruz. İlgi çok az. Buna elit bir kesim katılıyor.
Boardla ilgili görüşlerimiz,
1- Branşı tanımlamak;
2- Eğiticilerin eğitilmesi ve kurum akreditasyonu;
3- Soru bankası oluşturularak board sınavları için hazırlık yapılması;
4- İyi hekimlik-kötü hekimlik uygulamalarını denetlemek.

Dr. Kerim Ceryan (KBB):
Biz çalışmalarımızı vakıf aracılığıyla yapıyoruz.

Y. Kanpolat:
Bazı dernekler bir azınlığın egemenliği altındadır. Böyle derneklerin board çalışması yapması sorun yaratabilir. Genel kurullar az sayıda üyenin katılımı ile yapılmaktadır. Bu sorun çözülmelidir. Çözüm önerim, genel kurulların katılımının en çok olduğu kongrelerde yapılmasıdır. Ayrıca bazı dernekler asistanları da üye kaydetmektedir. Bu yanlış bir uygulamadır.

Dr. Yücel Tümer (Ortopedi):
Biz boardumuzu kurduk. Bir �log-book� hazırladık. Board, dernek tüzüğünün 11. maddesine göre kuruldu ve Tıpta Uzmanlık Kurulu�nun (taslaktaki)oluşum şeması esas alınarak board üyeleri seçildi. Board Kurulu şu kararları aldı:
1- Önce ortopedi uzmanlık eğitiminde yanlış olanlar saptandı.
a)Rotasyon süresi 18 aydan 12 aya indirildi.
2- Ortopedi eğitiminde �olmazsa olmazlar� saptandı.
a)Travmatoloji
b)Pediatrik ortopedi
3- Her eğitim kurumunda �olmazsa olmazlar� saptandı
a)Bu nedenle zorunlu ortopedi içi rotasyonlar kondu.
4- Hizmet içi eğitime ağırlık verildi
a)Zorunlu kurslar (ultrason)
5- Asgari standartlar saptandı. Böylece her eğitim kurumunun kendini bu standartlar doğrultusunda düzeltmesi öngörüldü.

Dr. Kutay Akpir (Anestezi):
Kaliteli ürün elde etmenin altyapısı ve standartları olmalıdır. Yönetim Kurulu taslak board taslağını inceleyecek, maddeler tartışılacak ve son şekli Ekim 98 kongresinde verilecek. Bence genel kurullarda board tartışması yapılamaz.

Dr. Süleyman Görpelioğlu (Aile Hekimliği):
Eğitimin standardizasyonu için kurul oluşturuldu. Eğitim kurumlarının kendilerini bu standartlara göre oluşturması istendi.

Dr. Nurhayat Yıldırım (Solunum Araştırmaları):
Biz eğitim verecek kliniğin şu şartlara sahip olmasını istedik:
a)Dahiliye, anestezi, radyoloji disiplinleri olmalı
b)30 yataklı bir yoğun bakım ünitesi olmalı
c)BT, MR, histopatoloji laboratuvarı olmalı
d)Rotasyonlar saptandı.

Dr. Orhan Arıoğul:
Buradan dernek yöneticilerine sesleniyorum. Yaptığınız board çalışmalarının sonuçlarını bize gönderin. Biz de bunları kamuoyuna açıklayalım.

-----------------------------

III. Oturum: Özel sağlık kuruluşlarında uzmanlık eğitimi

Dr. Semih Baskan:
Şimdi sizlere konunun hukuki yönlerini açıklayacağım. Vakıf üniversiteleri YÖK�ün olumlu görüşü alınarak Bakanlar Kurulu�nun kararı ile, yasayla kurulur. 98 Anayasası�nın 131. maddesinde vakıfların kar gütmemek kaydıyla üniversite kurabileceği belirtilmiştir. Şimdi de ülkemizdeki üniversite sayısına bakalım. Şu anda 53 devlet, 16 vakıf üniversitesi var. Bunlardan 44 devlet tıp fakültesinde ve 4 vakıf üniversitesinde (Fatih, Başkent, Yeditepe, Maltepe) tıp eğitimi verilmektedir. Başkent ve Fatih Tıp Fakülteleri�nde ise uzmanlık eğitimi verilmektedir. Bir de harçlara bakalım. Devlet tıp fakültelerinde öğrenci başına yılda 233.5 dolar, vakıflardan Yeditepe yılda 10 bin dolar, Maltepe 13 bin dolaralmaktadır. Yorumu size bırakıyorum.

Dr. Kemal Alemdaroğlu:
Konu açık. Yasa özel sağlık kurumlarına ihtisas verme hakkını veriyor. Bunun dünyada iyi örnekleri de var. Fakat şu sorunun yanıtını iyi vermeliyiz. Ülkemizde özel sağlık kuruluşları ihtisas eğitimi verebilir mi? Benim 35 yıllık devlet ve özel tecrübemden şunu söyleyebilirim ki, veremez ve vermemelidir. Belki çok ilerideki yıllarda gerekli denetim mekanizmaları kurulduğunda olabilir. Sağlık Bakanlığı Florance Nigthingale Hastanesi�ne bu yetkiyi verdi ve görüldü ki önemli sorunlar yaşanıyor. Yetki alındı. Sonra Bakan değişti. Tekrar yetki aldılar. Asıl amaçları, düşük ücretle istihdam yaratmaktır. Vakıf üniversitelerine gelince, bilindiği gibi vakıfların yönetmeliği ayrıdır. Sonra bakıyoruz ki, vakfın arazisini devlet sağlıyor. Giderlerin %60�ını devlet karşılıyor, öğretim üyeleri devletten geliyor. Sonra da kar amacı gütmeyen kuruluşlar olmasını beklediğimiz bu vakıf tıp fakülteleri, öğrenci başına yıllık 10 bin dolarharç istiyorlar. Böylece devlet üniversitelerinin aleyhine işleyen bir durum ortaya çıkıyor. Vakıfların kar gütmedikleri kanısında değilim. Benim görüşüm şu aşamada vakıf üniversiteleri, tıp fakültesi kurmamaları yönündedir. Ayrıca uzmanlık eğitimi de ister özel, ister devlet olsun, derme çatma yapılan ilave kurumlarda yapılmamalıdır. Özetle şunu söyleyebilirim:Özel sağlık kuruluşları uzmanlık eğitimi vermemelidir.

Dr. Erol Düren:
Acaba özel sağlık kuruluşları neden uzmanlık eğitimi vermek istiyor? Ucuz istihdam için mi? Şunu söyleyebiliriz ki, bu kuruluşların genç insanlara ihtiyacı var. Bu insanlar gelip buralarda çalışıyorlar. Yan ürün olarak da o kişi uzmanlık eğitimi almış oluyor. Eğer ihtiyaç yoksa o zaman neden buralara kadro verilsin ki?Tüm suçu özel kuruluşlara yüklemeyelim. YÖKbu kuruluşların eğitim verip veremeyeceğini saptamak için bir komisyon oluşturuyor. Bu komisyon o müesseseyi teftiş ediyor. Bunlar teftişten geçtikten sonra eğitim hakkı kazanıyorlar. YÖK�ün hiç suçu yok mu?Gerçi ben özel sağlık kuruluşlarında uzmanlık eğitimi verilsin diyenlerin avukatı değilim. Benim görüşüm, özel kuruluşlar ihtisas için gerekli kriterleri yerine getirebilirlerse uzmanlık eğitimi verebilmelidirler. Burada herşey dönüp dolaşıyor, insan faktörüne geliyor. Yoksa yazılı olarak herşey var. İnsanların bir bilince sahip olması gerekir. Yoksa bu gibi toplantılardan sonuç almak güçtür.

Dr. Semih Baskan:
74 tarihli Tıpta Uzmanlık Tüzüğü�ndeki kuralları uygulamaya kalksak, bir çok tıp fakültesinin ve eğitim hastanesinin uzmanlık eğitimi verme yetkisini ellerinden alabiliriz, ama uygulanmıyor.

Dr. Enver Dayıoğlu:
Tıp fakültelerinin kuruluşu siyasi otoritenin baskısı altında olmayan bir kuruluş tarafından planlanmalıdır. Bu kuruluşu Ulusal Otorite diyebileceğimiz bir bağımsız kuruluş yapmalıdır. Bu kuruluş TTB şemsiyesi altında uzmanlık dernekleri temsilcileri, fakülte temsilcileri, SSK ve Sağlık Bakanlığı eğitim hastaneleri temsilcileri, MEB ve DPT uzmanlarından oluşmalıdır.

-----------------------------

IV. Oturum: Eğitim hastanelerine yüksek öğrenim statüsü verilmesi

Başkan Dr. Selim Ölçer:
Şimdi Sayek bize bir eğitim hastanesinin nitelikleri nasıl olması ve Türkiye�de eğitim hastanelerine yüksek öğrenim statüsü verilmesi gerektiğ konusunda düşüncelerini anlatacak.

Dr. İskender Sayek:
Sizlere mezuniyet sonrası tıp eğitimi sürecinde kurumların nitelikleri nasıl olmalıdır, onu anlatacağım. Uzmanlık eğitimi veren kurumlar Sağlık Bakanlığı (23), üniversite, SSK (9), vakıf (2), Kıbrıs (2), PTT (1), vakıf üniversitesi (2).

Eğitim verme özellikleri
1- Tam teşekküllü hastane olmalı, 2- Belli yatak ve hasta sayısı olmalı, 3- Eğitim araştırma ve hizmet hedefleri olmalı, 4- Yeterli insangücüne sahip olmalı, 5- İlgili dalda eğitim programı olmalı.

Eğitim kurumu nitelikleri:
a)Çağdaş tıp hizmetleri ile yönetsel hizmetlerin kolaylıkla yürütülmesine olanak sağlayacak bir fizik yapıda olacaktır.
b)Genel tedavi kurumlarında yatak sayısı 400�den az, servislerde ise 30 ile 50 arasında olmalıdır.
c)Eğitim programı
d)Nitelikli uzman yetiştirmeli
e)Herkese eşit ve dengeli klinik eğitim vermeli
f)Yeterli ve nitelikli eğitici kadrosuna sahip olmalı
g)Sürekli tıp eğitimini özendirmeli
h)Eğitim toplantıları yapılmalı.

EPKK�nın görevleri nelerdir?
a)Her birimin eğitim plan ve programlarını hazırlamak
b)Eğitim çalışmalarını ve asistan rotasyonlarını koordine etmek
c)Bilimsel araştırmayı teşvik etmek
d)Eğitim çalışmalarını değerlendirmek
e)İlmi kitaplık ve arşiv izlemek.

Eğitim kurumlarının denetimi konusunda diğer ülkelerin geliştirdiği modeller var. ABD�de RRC (İhtisas Denetleme Kurulu), Avrupa�da UEMS (Avrupa Tıp Uzmanları Birliği) bu işleri yerine getirmektedir.
ABD:
RRC
Avrupa:
UEMS
Türkiye:

Tıpta Uzmanlık Tüzüğü: Tüm uzmanlık eğitimi veren kurumları denetler.

Tıpta Uzmanlık Yönetmeliği: Bu konuda yeni kurullar oluşturmaktadır. Bakanlık hastanelerini denetlemek ile ilgili hükümler içermektedir.

YÖK:???

Yeni Tababet Uzmanlık Tüzüğü
a)Tıpta Uzmanlık Kurulu
b)Eğitim Kurumlarını Değerlendirme Komisyonu
c)Eğitim ve Müfredat Değerlendirme Komisyonu

Eğitimin Standardizasyonu:
Bu amaçla eğitim kurumlarının belirli bir şemsiye altında toplanmasına ihtiyaç vardır.
Altyapı
Müfredat
Ara sınavlar
Board sınavları
STE - kredilendirme

Şimdi sizlere genel cerrahi eğitimi alanında Hollanda örneğini vereceğim. Burada bir eğitimkliniğinde yılda 2500 yatan hasta, 2000 ameliyat, 5000 ilkyardım hastası olması istenmektedir.

Düzenli toplantılar yapılması, düzenli eğitim programı bulunması, geniş yelpazeli cerrahi olgulara sahip olması gereklidir. Bizde Onkoloji Hastanesi�nde genel cerrahi eğitimi verilebilmektedir.

Belçika örneğine göre ise; yatak sayısı 100�ün üzerinde olmalı, ameliyat sayısı 1500 olmalı, poliklinik 2000�in üzerinde olmalıdır.

Patoloji departmanı ve yoğun bakım ünitesi olmalı, otopsi oranı belli bir düzeyde gerçekleşmelidir.

Bu örneklerde eğitim biriminin üniversite kliniği olması ya da afiliye olması mümkündür.

Ülkemizde genel cerrahi eğitim değerlendirmesi yaptığımızda çıkan sonuç şudur:

SB hastaneleri 5/11 %45
SSK 5/5 %100
Üniversite 4/24 % 17

Eğer batı standartlarını bize uygulayacak olsaydık ancak yukarıdaki oranlarda eğitim verilebilecekti.

Dr. Karagülle:
Türkiye�de Sağlık Bakanlığı�nca yürütülen uzmanlık eğitimin kriterlerin ve standartlarının belirlenmesinde sorunlar var. Belirsizlikler var. Öncelikle bunların düzeltilmesi gerekir. Bunlar düzeltilmeden yüksek öğretim statüsü verilmesi kararı erkendir.

Dr. Kürşat Yıldız:
Bugüne 4 yıl önceden geldik. Bakırköy�de başladık. Çok önemli adımlar attık. Ama belki de bazı noktalarda henüz patinaj halindeyiz. Sayın Çınar da belki buna bir çözüm getirmek istedi. Şimdi bu konuda birkaç tez var. Birincisi eğitim hastaneleri çok iyi şeyler yapıyor. Önemli başarı elde etmişler. Akademik yayınlar, yatak sayısı gibi. Bu kurumlara yüksek öğrenim statüsü verelim. İkincisi, eğitim hastanelerinde çok sorun var. Sorunların çözümü için özerklik etkili olabilir. Bunun için de yüksek öğrenim statüsü verelim. Bunun yarattığı motivasyonla da sorunlarımızı çözelim.

Benim önerim ise sorunlara yönelik bir tedavi modeli geliştirmektir. Bunun içinde önce kendimize bir bakalım. Eğiticiden başlamak daha uygundur.

Eğiticiden beklenen nedir?
a) Eğitim için yeterli bilgi birikimi olması
b) Eğitim için yeterli süre ayırması
c) Asistan için örnek hekimlik ahlakı

Aslına bakılırsa eğitici motivasyonu yeterli değil, herkes eğitici olmak zorunda da değil. Oysa eğitim hastanelerinde durum böyle değil.

Peki özerklik nasıl sağlanabilir. İki yol akla gelebilir: Ya tüzükle, ya da inisiyatif geliştirerek. Şimdiki tüzükte zaten çok güzel maddeler var, fakat uygulanamıyor. Demek ki mevzuattaki düzenlemelerle sorunun çözüleceğini beklemek doğru değil. Benim hemen yapılabilecek şeyler olarak önerim şunlardır, mevzuat değişikliğini beklemeden bunları yapabiliriz:
a) EPKK�ları çalıştıralım
b) Asistan eğitimini programlayalım
c) Asistan karnesini gerçekleştirelim
d) Board kararlarını uygulayalım. Başasistan atamaları, uzmanlık sonu sınavları, tez jürileri oluşumunda

Eğitim hastanelerinin sorunları
Altyapı, araç-gereç, yatırım
Sağlık insangücü
Finansman, mali yönetim
Yönetim ve organizasyon
Eğitim
Hizmet sunumu
Soruna dönük tartışma yapılıyorsa ve konu da eğitimse eğitimden kaynaklanan sorunlara bir bakalım. Eğitimin altyapısı, eğiticiler, asistanlar, eğitin organizasyonundan kaynaklanan sorunları masaya yatırıp bunlara çözümler üretmek zorundayız.
Yönetim ile ilgili sorunlar da güzel ifade edildi.
Ki bunlar,
- idari özerklik
- bilimsel özerklik
- kaynak kullanımında inisiyatif
Nitelik
- eğitim biriminin belirlenmesi
- eğiticinin değerlendirilmesi
- asistanın denetimi
kurallar konmalı ve belirtilmelidir.

Tıpta Uzmanlık Tüzüğü
Biz yeni tüzüğü bekliyoruz. Yeni tüzükle beklenen tıp fakülteleri ve eğitim hastanelerindeki standart birliğini şimdiden yeterlilik kurulları aracılığı ile sağlayabiliriz. Şöyle ki, uzmanlık sınavlarında ortak jüriler, uzmanlık eğitimi sonu merkezi yeterlilik sınavı, eğitimin değerlendirilmesinde ortak ölçütler.

EPKK�ya eleştiriler
- İşlevlerini yerine getirmiyor
- Hastane yönetimine etkisi sınırlı
- Asistanların beklentilerine duyarlı değil
- Seçimlerine başasistanlar katılmıyor.

Şeflerin özerklik deneyimi:

Yatay geçişler, şef sınavları, şef atamaları, başasistan atamaları, EPKKdeneyimleri, başhekim atamaları değerlendirildiğinde merkezi otoritenin faaliyetine direnç göstermekte pek başarılı olamadığımızı düşünüyorum.

O yüzden bir ulusal tıp otoritesi arayışında haklı yönler var: Böylece kuruluşların birbirini dengelemesi sayesinde kurumların tek başlarına gerçekleştiremediği;
- adaleti sağlamak
- yetki veren
- değerlendiren
- denetleyen
- yetkiyi geri alan

Yüksek öğretim statüsüne EVET.
Ama bana kalırsa �olmazsa olmazlar� vardır:
- Eğitici için tam süre
- Tam zamanlı çalışmayanlar için sözleşmeli konsültanlık
- Eğiticilik yetkisinin yeterlilik sınavı ile verilmesi
- Yatış yetkisinin anonimleşmesi
- Akademik ünvanların sadece akademik etkinlikte kullanılması

Eğer bir ulusal otoritenin denetimine girmezsek, sorunların çözümü mümkün değildir.