Sözleşmeleri Sorgusuz Sualsiz Feshedilen Aile Hekimlerinin Yanındayız

İstanbul’un farklı ilçelerindeki Aile Sağlığı Merkezlerinde çalışan, kamu personeli statüsünde olmayan aile hekimlerinin sözleşmelerinin hukuka aykırı olarak feshedilmesine karşı basın açıklaması yapıldı.

İstanbul Tabip Odası’nın (İTO) çağrısıyla 27 Ağustos 2019, Salı günü 12.30’da İstanbul Sağlık Müdürlüğü binası önünde gerçekleştirilen açıklamaya İTO Yönetim Kurulu Üyeleri, İTO Aile Hekimliği Komisyonu başkan ve üyeleri, TTB Aile Hekimliği Kolu Sekreteri Dr. Nuri Seha Yüksel, İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Başkan Yardımcısı Dr. Serkan Özbakış,  Birinci Basamak Birlik ve Dayanışma Sendikası üyeleri, sözleşmeleri feshedilen hekimler ve onları yalnız bırakmayan çok sayıda hekim katıldı. 

“Sözleşmeleri Sorgusuz Sualsiz Feshedilen Aile Hekimlerinin Yanındayız” pankartının açıldığı basın açıklaması İTO Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Osman Küçükosmanoğlu’nun konuşmasıyla başladı. “Bugün ülkemizde adaletsizlik diz boyu. İstanbul’da aile hekimliğine geçilirken çoğunlukla sağlık ocaklarında, kamuda çalışan arkadaşlarımız aile hekimliğine geçerek sözleşmeli olarak çalışmaya başladılar. Bununla birlikte yeterli istihdamı sağlayamayan Sağlık Bakanlığı kamuda çalışmayan meslektaşlarımıza da çağrıda bulundu. Bir kısım arkadaşımız çalıştıkları işlerinden ayrılıp aile hekimliğine geçti. Yıllardır bu görevlerini sürdüren ve herhangi bir soruşturmaya, takibe uğramayan, haklarında herhangi bir şikayet olmayan arkadaşlarımızın sözleşmeleri bir Kanun Hükmünde Kararname (KHK) maddesine dayanılarak bir anda feshedildi. Bu durumu protesto ediyoruz. Bugün İstanbul’da yaşananlar yarın tüm Türkiye’de yaşanabilir. Çünkü KHK’lar bütün ülkeyi kapsıyor” diyen Dr. Küçükosmanoğlu’nun ardından İTO Başkanı Dr. Pınar Saip bir konuşma yaptı. 

Dr. Pınar Saip şunları söyledi: “Büyük bir haksızlığı protesto etmek için buradayız. Çünkü meslektaşlarımıza yargısız infaz yapılmıştır. 12 Eylül askeri darbesinde bile hekimlerin hekimlik yapma hakları ellerinden alınmamıştır. Ama bugün üniversiteyi yeni bitirmiş genç meslektaşlarımız güvenlik soruşturması bahanesiyle göreve başlatılmamakta, kamu çalışanı ya da aile hekimi arkadaşlarımız haklarında hiçbir yargı kararı olmaksızın mesleklerini yapmaktan alıkonulmaktadır. Bir hekimin etik dışı davranışları varsa meslek odası meslekten men edebilir ya da yüz kızartıcı bir suç işlemişse yargı kararıyla meslekten men edilebilir ama bugün böyle bir durumla karşı karşıya değiliz. Meslektaşlarımız kimin, hangi sebeple soruşturduğunun, hangi gerekçeyle karar verdiğinin belli olmadığı bir süreç sonunda bir anda işsiz bırakıldı, sözleşmeleri feshedildi. Bu, demokrasinin işlediği, adaletin ve hukukun işlediği bir ülkede mümkün olmayacak bir girişimdir. Bu yaşananların belediyelere hukuksuz biçimde kayyum atanmasından bir farkı yoktur. Nasıl ki o şehirlerde vatandaşın oyuna el konulmuşsa burada da meslektaşlarımızın emeğine el konulmuştur. Bu kabul edilemez bir durumdur, biz İstanbul Tabip Odası olarak bu sürecin takipçisi olacağız.” 

Aile hekimlerine destek olmak için İzmir’den gelen İzmir Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi ve Türk Tabipleri Birliği Aile Hekimliği Kolu Sekreteri Dr.  Nuri Seha Yüksel ise yaptığı konuşmada şunları dile getirdi: “Arkadaşlarımızın sözleşmeleri hiçbir gerekçeye dayanmadan feshedildi. Yaklaşık olarak 3800 yıl önce ‘suçu ispat edemezsen ölümle cezalandırılırsın’ sözleri taşlara kazınmışken, günümüzde 21. yüzyıl hukukunda herhangi bir suç gösterilmeden arkadaşlarımızın sözleşmeleri feshedilmiştir. Bu kabul edilebilir bir durum değildir.  Arkadaşlarımızın sözleşmelerinin hangi gerekçeyle feshedildiğini bilmiyoruz burada toplandık, bu hukuksuzluğu protesto ediyoruz. Türk Tabipleri Birliği Aile Hekimliği Kolu olarak bu hukuksuzlukların karşısında arkadaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz.”

İstahed Başkan Yardımcısı Dr. Serkan Özbakış ise şunları söyledi: “Her zaman meslektaşlarımızın, iş güvenliğini, savunma haklarını ve hukuku savunduk. Haklarında hiçbir adli ve idari soruşturma olmadan, neden sözleşmelerinin feshedildiği kendilerine bildirilmeden, hiçbir suç bildirimi yapılmadan gerçekleşen bu fesihleri kabul etmemiz mümkün değildir. Sağlık Bakanlığı’nın bu konuda geri adım atarak arkadaşlarımızı işlerine iade etmesi konusunda buradan çağrıda bulunuyoruz.”

Birinci Basamak Birlik ve Dayanışma Sendikası adına bir konuşma yapan Dr. Emrah Kırımlı ise şunları dile getirdi: “Bugün İstanbul’da Sağlık Bakanlığı’nın keyfi uygulaması yüzünden yüz binin üzerinde insan aile hekimsiz kaldı. Bu insanlar arkadaşlarımızın verdiği sağlık hizmetine muhtaçlar, binlerce çocuk aşısız kalmış durumda. Arkadaşlarımız bir anda atıldı, nedenini bilmiyoruz. Daha bugün üç yıl önce görevinden atılmış bir arkadaşımız hukuki mücadelesini kazandı ve görevine döndü. Bu arkadaşlarımız da görevlerine dönecekler. Arkadaşlarımız yalnız değildir.”

Yapılan konuşmaların ardından basın açıklamasını İTO Aile Hekimleri Komisyon Eş Başkanı Dr. Bilge Atlas Kaplan okudu. Açıklamada; “OHAL döneminde Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) on binlerce kamu çalışanı hukuk devletlerinde görülmeyen bir uygulamayla işlerinden atılmış, aileleri ve yakınları mağdur edilmişti. Aynı uygulama şimdi aile hekimlerine yapılmaktadır. Yıllardır aile hekimi olarak çalışan meslektaşlarımızın sözleşmeleri, 2016 yılında çıkarılan 676 sayılı Kamu Hükmünde Kararname ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. Maddesi'ne eklenen "Devlet Memurluğuna alınacaklarda yapılması öngörülen güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması" maddesine atıfla İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan güvenlik soruşturmasının Sağlık Bakanlığı Güvenlik Soruşturması Değerlendirme Komisyonu'nda olumsuz olarak değerlendirilmesiyle haksız ve hukuksuz bir şekilde feshedilmiştir(…) Açıkça haksız ve hukuksuz bu işlemler ile meslektaşlarımız işsiz, aileleri ve hastaları  mağdur edilmiştir. İş güvencesi yok edilmiştir. Meslektaşlarımızın görevlerine derhal iade edilmelerini istiyor, görevlerine dönene kadar arkadaşlarımızın haklı mücadelesinin yanında yer alacağımızı kamuoyuna ilan ediyoruz” denildi.

Basın açıklaması “Atılan hekimler geri alınsın” ve “Direne direne kazanacağız” sloganlarıyla son buldu.

Basın metni için tıklayınız.