Dt. Sevinç Özgüner İnsan Hakları, Barış ve Demokrasi Ödülü Cumartesi Anneleri’ne Verilldi

İstanbul Tabip Odası’nca (İTO) Dişhekimi Sevinç Özgüner anısına düzenlenen “Dt. Sevinç Özgüner İnsan Hakları, Barış ve Demokrasi Ödül ve Anma Töreni” 23 Mayıs 2019, Perşembe günü İTO Cağaloğlu binasında gerçekleştirildi.

İstanbul Tabip Odası’nın yanı sıra, İstanbul Dişhekimleri Odası (İDO), DİSK İstanbul Temsilciliği, KESK İstanbul Şubeleri, TMMOB İl Koordinasyon Kurulu, İnsan Hakları Derneği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı temsilcilerinden oluşan jüri ödülün bu yıl; hakikatin tarihini yeniden yazmak, unutmamak, unutturmamak adına yıllardır direnen “Cumartesi Anneleri”ne verilmesini kararlaştırdı.

Tören İTO İnsan Hakları Komisyonu adına Dr. Ayten Saral’ın konuşmasıyla açıldı. Dr. Saral “Hakikat, adalet, hafıza ve barışın inşaası için sürdürdüğümüz demokrasi mücadelesinin hiç bitmeyen bir mücadele olduğunu unutmadan; eşit, özgür, demokratik Türkiye umudunu koruyan ve yükselten her birinize insanlık adına saygılarımızı sunuyoruz” sözleriyle selamladı ve “Gerçekten barışmaktan bahsediyorsak, hakikat, değerler ve toplumsal öncelikleri ortaklaştırmak gerekir. Siyasal karar alma süreci ve uzlaşı süreci diktatörlükten demokrasiye, savaştan barışa uzanan geçiş süreçlerinde yen ibir düşünme biçimine ihtiyaç duyar. ‘Geçiş dönemi adaleti’ denilen bu kavram toplumsal uzlaşı, demokratik, eşitlikçi ve insan haklarına saygılı bir düzen içinde barışın inşaasının da çerçevesini çizer. Asıl hedef ‘bir daha asla’ tekrarlanmamasıdır” dedi.

Ardından insan hakları ve demokrasi mücadelesinde yitirdiğimiz insanlar adına 1 dakikalık saygı duruşu yapıldı ve Sevinç Özgüner’in mücadele dolu hayatını anlatan bir sunum Dr. Elif Kırteke tarafından gerçekleştirildi.

Sunumun ardından yapılan açılış konuşmaları şu şekilde oldu:

TTB Merkez Konseyi Üyesi Dr. Samet Mengüç: “Bir kadın, bir hekim, bir devrimci, bir insanı katledilişinin 39. Yılında saygıyla, sevgiyle, hasretle anıyoruz. Ne yazık ki bu ülkenin tarihinde benzer katliamları hep yaşadık. İnsanlık tarihi de benzer katliamlara tanık oldu. Katledilen insanların da hep iyiden yana taraf olduğunu görürüz. İlk devlet kavramının ortaya çıktığı Antik Yunan’dan beri görürüz bu durumu. Sokrat’ın yaşamına, öldürülüşüne, savunmalarına baktığımızda çok bir şey değişmediğini görüyoruz. İskenderiye’de bir kadın Hypatia bilimi, matematiği savunduğu için katledildi. İtalya’da rahip Bruno dogmaya karşı durduğu için yakılarak katledildi. Bütün bu olayların ardında devlet mekanizmasını görürüz. Bugün de aynı durumu yaşıyoruz. 90’lı yıllarda herkesin gözü önünde 17 bin faili meçhul yaşadık. Arkasındaki mekanizmanın da hiç değişmediğini gördük. Bu infazlarla toplumun geneline korku salınmaya çalışıldı. Bütün bunları bilerek, her şeye rağmen iyiden yana taraf olan, adaleti, onuru, erdemi savunan insanlarımızı saygıyla, sevgiyle anıyoruz.”

İTO Genel Sekreteri Dr. Osman Öztürk: “Sevinç Abla’nın mücadele verdiği dönemde öğrenciydim, o dönemde birçok insanımızı kaybettik. İstanbul Tıp Fakültesi’nden Levent Taşçıoğlu, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden Ercan Gündoğdu, Baki Ünlü, Hüseyin Yavuz, Barış Yıldırım ilk elden aklıma gelen isimler. Bu arkadaşlarımızı ‘karanlık bir döneme’ kurban verdik ne yazık ki. O dönemi yaşayanlar, o dönemin tanıkları da biliyor ki aslında faili belli cinayetler bunlar. MİT-CİA-Kontrgerilla eliyle gerçekleştirilmiş cinayetleriydi bunlar. Çok üzücü, çok acı olaylardı ama ne Sevinç Abla, ne o dönem katledilen diğer arkadaşlarımız, ne bugün cenazelerini arayan Cumartesi Anneleri’nin oğulları, kızları hiçbiri boşuna ölmedi. Bağımsızlık, sosyalizm, demokrasi hedefiyle, faşizme karşı mücadelede yitirdik arkadaşlarımızı. Biz İTO, TTB olarak Sevinç Abla gibi bir öncümüz, önderimiz olduğu için her zaman gurur duyuyoruz, onun mücadelesini sürdürmeye çalışıyoruz, bundan sonra da bu duygu ve politik tutumla bu mücadeleyi devam ettireceğiz.”

İDO Başkanı Prof. Dr. Turhan Atalay: “Sevinç Özgüner bizim çok değer verdiğimiz, sevdiğimiz, saydığımız bir meslektaşımız. Yine burada, o dönemde katledilenler arasında yer alan Orhan Yavuz, Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde öğretim üyesiydi. Aynı lojmanda altlı üstlü oturuyorduk kendisiyle. Onun üniversitede faşist öğrenciler tarafından, sabah mesaiye gelirken, kollarına giren 2 öğrencinin kalbinden bıçaklamasıyla yaşamını yitirdiğini bire bir yaşadım. Onun kalbimize işlediği acı, üzüntü halen bilincimizde. İstanbul’a döndükten 1 yıl sonra ise Dişhekimi Sevinç Özgüner’in evi basılarak, vahşi bir şekilde öldürülmesine tanık olduk. Türkiye ne yazık ki 70 yıldır bu olayları yaşıyor. Bir türlü çağdaş, demokrat bir memleket haline gelemiyoruz. İnsan haklarının en alt düzeyde olduğu bir memleket halindeyiz. Bugün de demokrasiden bahsetmemiz mümkün değil ne yazık ki.

Kurum temsilcilerinin yaptığı konuşmaların ardından katılımcılar söz alarak Dt. Sevinç Özgüner’in hayatına değinen, mücadelesini anlatan konuşmalar yaptılar.

Bu yılki ödülün “Cumartesi Anneleri”ne verilmesi sebebiyle, Yönetmen Alper Kızılboğa’nın “Cumartesi Düşü” isimli filminin de gösterimi yapıldı. Film gösterimi ardından Alper Kızılboğa’ya Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Murat Ekmez tarafından çiçek verilerek teşekkür edildi.

Son olarak Dr. Ayten Saral Cumartesi Anneleri’nin uzun yıllardır süren kayıplarını arama, insan hakları ve demokrasi mücadelesinden kesitler sunarak ödülün veriliş gerekçesini anlattı. Dr. Ayten Saral yaptığı sunumda Cumartesi Anneleri’nin uzun yıllar Galatasaray’da, son dönemde yaşanan yasaklamalar, baskılar sebebiyle İHD önünde devam eden eylemlerinin hakikatin tarihini yazmak, unutmamak, unutturmamak adına sembol bir direniş olduğunu dile getirdi. Ardından bu yılın ödülü İTO ve TTB eski başkanlarından Prof. Dr. Gençay Gürsoy tarafından (Cumartesi Anneleri adına babası Fehmi Tosun gözaltında kaybedilmiş olan) Jiyan Tosun’a verildi.

Jiyan Tosun yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Bugün burada bizim için pek çok anlamı birlikte barındıran Sevinç Özgüner İnsan Hakları, Barış ve Demokrasi Ödülü’nü almanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bizi bu ödülle onurlandıranlara teşekkür ederiz… Sevinç Özgüner de tıpkı kaybedilen sevdiklerimiz gibi özgür, eşit ve adil bir ülke, dünya istediği için yaşamdan kopartıldı. Bilinen failleri cezasızlıkla korundu. Ve biz geride kalanlar, aynı acılarda kardeş olduk. Acımızı dirence, öfkemizi kararlılığa dönüştürerek örgütlü kötülüğün karşısına dikildik… İhtiyacımız olan tek şey umutsuzluğa kapılmadan vazgeçmeme kararlılığımızı sürdürmek. Biliyoruz vazgeçmezsek eninde sonunda kötülüğe karşı iyilik kazanacak, vicdan kazanacak, biz kazanacağız.”



Ara

Twitter'da İstanbul Tabip Odası