Haydarpaşa Hastanesi’nin bahçesini tam ortasından ikiye bölerek,hastanenin taşınmasını amaçlayan “köprülü kavşak” projesi bir kez daha yargı tarafından durduruldu

 

Kamuoyunda Haydarpaşa port adıyla bilinen proje; Harem otogarı, Haydarpaşa Tren İstasyonu’nu, Selimiye Kışlası ile Haydarpaşa Numune Hastanesi’nin tam karşısında bulunan Marmara Üniversitesi’nin tarihi binasını kapsayacak bir alanda Haydarpaşa Port adıyla turizm ve ticaret merkezi yapılmasını amaçlamaktadır. Bu amaçla İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından Harem Otogarı’nın taşınması kararı alınmış, Haydarpaşa Tren İstasyonu’nun kaldırılacağının (yerine turizm ve ticaret merkezi yapılacağının) öğrenilmesi üzerine, İstanbul Tabip Odası’nın da içinde yer aldığı çok sayıda meslek odası, dernek ve sendika tarafından etkinlikler düzenlenmiş ve “taşınma” şimdilik durdurulmuştur.

Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi bahçesinin başına gelenler de, bu projenin bir parçası görünümündedir. Bulunduğu coğrafi konum nedeniyle, öteden beri “rant alanı” olarak paylaşıma dahil edilen Hastane alanı 2001 ve 2003 yıllarında da (hastanenin ana cadde ile bağlantısını oluşturan parselden) köprülü kavşak geçirilmesi gündemiyle karşı karşıya kalmış, ancak itirazlar üzerine proje ertelenmişti.

2006 yılında ise 1/1000 ölçekli uygulama planı olmadığı halde, Haydarpaşa kavşak ve yol projesi için ihale yapılıp, Başbakanın katıldığı bir törenle temel atılmıştır. Bu nedenle İstanbul Tabip Odası adına açılan dava sonucunda İstanbul 7. İdare Mahkemesi “kavşak düzenlemesine ilişkin işlemin” iptaline karar vermiştir.

Ancak bu kararın alınmasında önemli bir hukuki dayanak; Hastanenin bulunduğu parsellerin daha 1970 yılında “korunması gerekli eski eser” olarak kabul ve tescil edilmiş olması, sonraki yıllarda (yaklaşık 14 kez) Kültür ve Tabiat Varlıkları’nı Koruma Kurulu’nun önüne çeşitli vesilelerle giden parsellere ilişkin, -Kurul tarafından- ısrarla aynı yönde karar verilmiş olmasıydı. Koruma Kurulu; “Dr. Eyüp Aksoy Caddesi ile E5 Karayolu arasındaki bağlantı kolunun, hastane alanının bütünlüğünü bozmayacak şekilde yeraltı bağlantısı şeklinde hazırlanması” gerektiğini söylemektedir.
Henüz 7. İdare Mahkemesinde görülmekte olan davanın mürekkebi kurumadan, bu parsellere ilişkin karar verecek olan Koruma Kurulu değiştirilmiş ve hemen ardından da önceki kararlardan dönülerek; “Kavşağın hastane kısmına denk gelen kolunun zemin altına alınamayacağı”ndan söz ederek “kavşağın ulaşım sirkülasyonuna rasyonel olarak çözüm getirdiğinden” bahisle teklif edilen değişikliklerin uygun olduğuna karar verilmiştir.
Oysa köprülü kavşak projesi ile;
-- “Korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı” olan Haydarpaşa Numune Hastanesi’ne  ve  hastanenin tarihi arazisine açıkça tecavüz edilmekte,

-- Hastane adeta ikiye bölünmekte (tüm poliklinikler, laboratuarlar, kan bankası, eczane ve hemodiyaliz kavşağın bir tarafında, yataklı klinikler, ameliyathaneler, yoğun bakım ve idare binaları ise kavşağın diğer tarafında bırakılmakta),

-- Depremde hasar gören hastane, beton yığını bir gecekondu haline getirilmeye çalışılmakta,

-- Hasta taşıyan ambulansların dönecekleri alan dahi bırakılmamakta,

-- Hastanenin Kadıköy ve Üsküdar giriş-çıkışları yok edilmekte,

-- Hastanede en ufak bir boşluk (çadır kuracak alan) bile kalmadığından, olası bir depremde kullanılacak “Sahra Hastanesi Alanı” da ortadan kaldırılmakta,

-- Hastanenin üç tarafı da cadde ile çevrelendiğinden, “hastane gelişme alanı” yok edilmekte ve bu suretle gelecek kuşakların sağlık hakkı ipotek altına alınmakta,

-- Kavşak ile projesi, bütçesi ve sair hazırlığı tamamlanmış 400 yataklı yeni hastane alanı işgal edildiğinden, Haydarpaşa Numune Hastanesi’nin depremde hasar görmüş binalarında sağlık hizmeti sunumu kaçınılmaz hale gelmektedir.

Bu nedenle hukuk büromuz tarafından; İstanbul VI Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun bu kararının iptali için de dava açılmıştır. Yargılama sonucunda İstanbul 8. İdare Mahkemesi;

“…devlet hastanelerinde yatak başına 130 m2 alan standardı getirilmiştir. Bu bağlamda 1200 yataklı bir hastane için gereksinim duyulan alan 156.0000 m2’ dir ve mevcut alan bu ölçekte bir hastane için bile yetersizdir. Dava konusu kavşak kolunun yapılması durumunda ise alanın yetersizliği ile bu yetersizliğe dayalı sorunlar daha da artacaktır. Dr. Eyüp Aksoy caddesi ile E-5 arasında yer altı geçişi ile hastane bağlantının sağlanması mümkündür ki ulaşımın getireceği gürültü ve kirlilik ile hastane kullanımı düşünüldüğünde (hastane yapılarının konumu ile bağlantılı ) bunun dava konusu kurul kararında tanımlananın aksine en rasyonel çözüm olduğu görülmektedir…Sonuç olarak, bağlantı yolunun sadece en kısa ekonomik olmasına dayalı kriterlere göre planlandığı, oysa bu kararın alan bazında yetersizlikleri gösteren bir sağlık tesisinin niteliği, hizmeti ve gelişimin olumsuz etkilediği, oysa plan kararlarının hem ulaşım, hem de sağlık tesisinin yeterli, nitelikli ve bütüncül hizmet vermesine yönelik tedbirleri alması ve yönde çözüm olacağı muhakkaktır. Bu boyutuyla dava konusu işlemin dayanağı olan plan kararlarının rasyonel olmadığı, planlama tekniği, şehircilik ilkeleri ve kamu yararına aykırı olduğu görülmektedir.”

gerekçesiyle Kurul kararının yürütmesini durdurmuştur.

Böylece ısrarla Hastane bahçesinin tam ortasından geçirilmek istenen “yonca yaprağı şeklindeki köprülü kavşak”  bir kez daha yargı tarafından hukuka aykırı bulunmuştur.

Hukuk Bürosu


Mahkeme kararı için tıklayınız.



Ara

Twitter'da İstanbul Tabip Odası