Aile Hekimliği Uygulaması Keşke Reklamlardaki Gibi Olsa


  • Temmuz 21, 2011
  • 3469


Aile Hekimliği Uygulaması Keşke Reklamlardaki Gibi Olsa

 

İstanbul Tabip Odası, İstanbul’da Aile Hekimliği Uygulaması’nın 8. ayını doldurması nedeniyle birinci basamak sağlık hizmetlerini değerlendirmek üzere bugün bir basın açıklaması düzenledi.

 

Açıklamaya İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Taner Gören, Genel Sekreter Dr. Ali Çerkezoğlu, Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Fethi Bozçalı ve Pratisyen Hekimlik Komisyonu’ndan Dr. Yelda Emek katıldı.

 

Açıklamada, birinci basamak sağlık hizmetlerindeki temel anlayışın, hekimiyle, ebesiyle, hemşiresiyle bir ekip işi olduğu vurgulanarak Aile Hekimliği Uygulaması’nın bu anlayışı ortadan kaldırdığı bu nedenle de sağlık hizmetlerinde ciddi aksamalar yaşandığı belirtildi.

 

İstanbul Tabip Odası, İstanbul’da 8 ayını tamamlayan Aile Hekimliği Uygulamasında yaşanan aksamaları bir raporla kamuoyuyla paylaştı.

 

Raporda, sekiz ay geçmiş olmasına rağmen sosyo ekonomik olarak geride olan ve dolayısıyla sağlık hizmetlerine en çok ihtiyaç duyulan bölgelerde hala açılmamış 23 Aile Hekimi Birimi olduğu, 132 Aile Hekimi’nin hemşire/ebe olmadan çalışmaları nedeniyle en önemli sorumlulukları olan bebek/gebe izlemleri ve aşılamanın yapamadıklarının altı çizildi.

 

Sağlık Bakanlığı ASM’lerde hizmet niteliğine ve donanıma göre A, B, C, D şeklinde sınıflandırma yapmış ancak alt yapı hazırlanmadan, kervan yolda düzülür mantığının egemen olduğu uygulamada 3467 ASM’nin yarısından çoğu sınıflandırma dışı kalarak, sadece 60’ı A Sınıfı olabilmiş, 183’ü B sınıfı, 266’sı C sınıfı, 1204’ü ise D sınıfı olabildiği ifade edildi.

 

İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Ali Çerkezoğlu toplantı sonunda, sağlık hizmetlerinin tümünün ve özellikle birinci basamak sağlık hizmetlerinin devlet sorumluluğu altında olduğunu kaydederek mevcut tüm eksikliklerden ve aksaklıklardan İstanbul Sağlık Müdürlüğü’nün ve Sağlık Bakanlığı’nın sorumlu olduğunu belirtti. Dr. Çerkezoğlu konuşmasında “Sağlık Bakanlığı hekimle hastayı sistemin tüm aksaklıklarıyla baş başa bırakıyor. Televizyonlarda hekim her şeyi karşılayacak diyor ve aradan çekiliyor. Hekim ise 3000-5000 hasta ile alt yapı, sağlık personeli olmadan hizmet vermeye çalışıyor” diyerek “Dünya, keşke TV’lerdeki reklamlar gibi olsa” dedi.

 

İTO Pratisyen Hekimlik Komisyonu Üyesi Dr. Yelda Emek ise önceden birlikte çalıştığımız hemşire, ebe arkadaşlarımızla Aile Hekimliği Uygulamasıyla patron işçi ilişkisi kurmamız dayatıldı. ASM’lerde çalışan arkadaşlarımız performans nedeniyle birbirilerine rakip oldu. TSM’lerde çalışmayı tercih eden arkadaşlarımız ben dahil çok daha düşük ücretlerle, geçici görevlerle her gün bir yerde hizmet vermeye çalışıyoruz.

 

Sonuç olarak bizler gelecek kaygısı yaşarken vatandaş için eşit, nitelikli ve ulaşılabilir bir birinci basamak sağlık hizmetine darbe indiriliyor, dedi.

 


 

Basın Açıklaması

21.07.2011

 

Aile Hekimliği Uygulaması

İstanbul’da 8. ayını doldurdu

 

 

Birinci basamak sağlık hizmet kalitesini artırmak, ikinci basamak sağlık kurumlarında yığılmaları önlemek iddiasıyla başlatılan Aile Hekimliği Uygulaması, bütünlüklü bir biçimde verilmesi gereken birinci basamak sağlık hizmeti sunumunu, Aile Sağlığı Merkezi (ASM) ve Toplum Sağlığı Merkezi (TSM) olarak iki ayrı hizmet birimine devretmiş; bu durum birinci basamak sağlık hizmetlerini yönetilemez hale getirmiştir. Yetersiz alt yapıyla başlatılan sistem oturtulamamış, mevcut birikimlerin yarattığı olanaklar tüketilmiş, birinci basamakta yaratılan kaos ortamı her geçen gün daha fazla derinleşmiştir.

Neler değişmiştir:

Aile Hekimliği Uygulaması ile birlikte, ikinci basamak sağlık kurumlarında yığılmalar azalmamış, aksine hastanelerde poliklinik sayıları artmıştır.

Aile hekimleri ile ikinci basamak sağlık kurumları arasında bir ilişki geliştirilememiş; sevk zinciri kurulamamıştır.

Aile Sağlığı Merkezlerinin bina sorunu giderek artmakta, birçok binanın yetersiz olması bir yana yerel idarelere, bazı kurum ve kuruluşlara ait binaların boşaltılması için Aile Hekimlerine tebligatlar yapılmaktadır. Sağlık Bakanlığı, bina sorunu yaşayan ASM’lerin temel gereksinmelerini karşılamakta kayıtsız kalmakta, birinci basamak hizmetlerini, kalitesini artırmayı hedeflediklerini ilan eden anlayışın tersine kendi kaderine terk etmeyi yeğlemektedir.

Sekiz ay geçmesine rağmen faal olmayan ASM'ler mevcuttur; bir çok ASM’de ebe-hemşire eksikliği tamamlanamamıştır. Sağlık hizmetlerine en fazla ihtiyaç duyulan ilçelerden biri olan Sultangazi’de 23 Aile Hekimi Birimi boştur. 132 Aile Hekiminin hemşire/ebe olmadan çalıştıkları ilan edilmiş olmakla birlikte bu dönem içinde bu birimlerin sorumluluk aldıkları nüfusun bebek/ gebe izlemleri ve aşılarının yapılıp yapılmadığı bilinmemektedir. Bu hizmetler için ebe-hemşire istihdamının açılacak ihalelerle, taşeron şirketlerce karşılanacak olması ise verilmekte olan hizmetin niteliği ile bağdaşmayacağı gibi, çalışanların özlük hak kayıpları açısından da kabul edilebilir bir yöntem değildir. İvedilikle KPSS sınavlarını kazanmış, iş bekleyen eğitimli ebe ve hemşire kadroları açılarak taşeron ihale girişimleri iptal edilmelidir.

Anne-çocuk ve üreme sağlığı hizmetlerinde önemli yer tutan Ana-Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması (AÇSAP) Merkezleri'nin çoğu, bundan sonra bu hizmetleri aile hekimlerinin vereceği gerekçesiyle kapanma noktasına gelmiş, mevcut olanlar hızla işlevsizleştirilmiştir. AÇSAP’larda geçici görevli veya kadrolu birçok hekim, hemşire, ebe ve diğer personel, kendi akıbetini bilememektedir. Halen gebe-bebek izlemleri ve aşılarının yapılıp yapılmadığı bilinmeyen, azımsanamayacak bir sahipsiz nüfus mevcut olduğu halde, AÇSAP’larda bebek, gebe-lohusa takibi yasaklanmıştır.

Toplum Sağlığı Merkezi Çalışanları, ağır iş yükü, görev tanımlarının belirsizliği, günlük değişen kararlar, yapılan keyfi görevlendirmeler ve kıymet bilmez yaklaşımlardan bunalmış; ne kendi geleceği ne de ilçesindeki birinci basamak sağlık hizmetleri için planlama yapamaz hale gelmiştir.

İstanbul’da, yapılan sınıflandırmada toplam 3467 Aile Hekimliği Biriminden sadece 60’ı A sınıfı olabilmişken, 183’ü B sınıfı, 266’ı C sınıfı, 1204’ü ise ancak D sınıfı olabilmiştir. Aile Hekimliği birimlerinin yarısından çoğu sınıflandırma dışı kalmıştır.

Aile Hekimliği Uygulaması, halkın sağlık hizmetlerine daha kolay ulaşabileceği iddiasıyla başlatılmışken, Aile Hekimlerinin kendisine kayıtlı olmayan nüfusa bakmaktan sorumlu olmaması nedeniyle, özellikle yaz aylarında mekân değiştiren halkın ASM’lerden hizmet alması adeta imkansız hale getirilmiştir.

Sağlık personeli hiçbir güvenlik tedbiri olmadan özveriyle evlere gidip gebe/hasta ziyareti yapmaktadır. Pratisyen hekimlere itibar kazandırıldığı iddia edilirken, gelinen noktada apartman yöneticileri kapılarına “seyyar satıcı ve Aile Hekimi giremez” diye yazılar asmakta, evlerde şüphe dolu bakışlara maruz kalınmaktadır. Benzer yaşanan birçok olumsuz olay karşısında sağlık çalışanları kendilerini yalnız hissetmekte, motivasyonları kırılmaktadır. Sağlık Müdürlüğü, aylardır çalışma saatlerine ilişkin onayları tamamlamadığı gibi, onay gelmeden ziyarete çıkışı yasaklamış bulunmaktadır. Aynı müdürlüğün ne yazık ki belgelerin toplanmasının üzerinden aylar geçmesine rağmen Aile Hekimliği çalışanlarına birer kimlik belgesi bile çıkaramamış olmasının bir açıklaması yoktur.

Sağlığı piyasalaştırma uğruna birinci basamak hizmetlerini değersizleştirip adeta bireysel muayenehane şekliyle yürüten Sağlık Bakanlığı, yaptıklarını ve yapacaklarını gizlemek için, Aile Hekimliğinin kamusal hizmet olduğu söylemlerini yüksek sesle her platformda dillendirirken, Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta primlerinin tamamını tıpkı muayenehane hekimleri gibi Aile Hekimlerinin ödemesini uygun bulmaktadır.

Kamuoyuna yapılan bilgilendirmelerde yüksek maaşlar aldıkları iddiaları edilirken; Aile Hekimleri her geçen gün düşürülen maaşları, performans hesaplamaları gerekçesiyle yapılan geç ödemeler ve kesintilerle çalışmaktan memnun değildir. Bina kiralarını, elektriği, suyu, yakıtı, tamiratı, tüm personel giderlerini karşılamak için yapılan cari gider ödemeleri yarı yarıya azalmıştır. Çalışma koşulları kısıtlanan, her geçen gün hak kayıpları artan sağlık çalışanlarının gelecek kaygısı altında çalışmaktadır.

Koruyucu sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi iddiası ile ortaya atılan performans uygulaması, zamanla kesinti sopasıyla sağlık çalışanlarını “terbiye etmek” üzere kullanılmaya başlamış; Aile Hekimleri, adeta polikliniklere hapsedilerek, sürekli reçete yazmak, vatandaşın her türlü isteğine boyun eğmek zorunda bırakılmıştır.

Aile Hekimliği uygulaması ile birlikte TSM, AÇSAP ve Verem Savaş Dispanseri çalışanlarının ASM'lerde çalışan meslektaşlarından çok daha düşük ücret almaları, sağlık çalışanlarının motivasyonunu kırmış, güven ve adalet duygusunu zedelemiştir.

Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olgusunda her geçen gün yaşanan artış karşısında hekimler, çaresizlikten istifa etme noktasına gelmiştir. Sağlık Bakanlığı ise “veriler” üstünden şiddet olaylarında artış olmadığını kanıtlamaya çalışmakta; olayları anlayıp bir tedbir geliştirmek yerine sağlık çalışanlarına yönelik hürmetsiz tutumunu sürdürmektedir.

TSM'lerin görevleri içinde olan, hem halk, hem de sağlık çalışanlarının hizmet içi eğitim hizmetleri, mevcut koşullarda el yordamıyla sürdürülmeye çalışılmaktadır. ASM çalışanlarının eğitime ayırdığı süre ve emek, mevcut mesai ve performans sistemi içinde azalmıştır. Sürekli eğitimlerle kendini yenilemeyen bir sağlık hizmetinin niteliğinin hızla düşmesi kaçınılmazdır.

Birinci basamağın emekçileri, şiddet ortamından arınmış, insanca yaşayabileceği bir ücret aldığı, mesleki etkinliklerinin kısıtlanmadığı, nitelikli bir sağlık ortamında çalışmak istemektedir.

Çağdaş sağlık anlayışına dayalı temel sağlık hizmetleri veren birinci basamak kurumlarında, belli bir bölge ve nüfus için kişiye ve topluma yönelik koruyucu ve tedavi edici hizmetlerin entegre ve gerçek anlamda bir ekip hizmeti olarak verilmesi gereklidir. Basamaklar arası geri bildirimi de içeren sevk sistemi ile herkes için eşit, ulaşılabilir ve ücretsiz sağlık hizmeti sunabilmek mümkündür. Bugün yaşadığımız uygulama çağdaş sağlık anlayışının çok gerisindedir. İstanbul’da ilk sekiz ayda yaşanılanlar Aile Hekimliği Uygulamasının bundan sonraki süreçte birinci basamak sağlık hizmetlerini daha da olumsuz etkileyeceğini görmek için yeterlidir.

Sağlık Bakanlığı’nı bir kez daha uyarıyor, kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.

 

İSTANBUL TABİP ODASI

YÖNETİM KURULU

 
 

 

 

 


Bu HABERİ Paylaş!