GÜVENLİ ORTAM, GÜVENCELİ ÇALIŞMA İÇİN YÜRÜDÜK

Hastanelerde yaşanan baskıya, şiddete karşı güvenli ortamlarda, güvenceli çalışma talebiyle 4 Mart Çarşamba günü 12:30’da Ayasofya Müzesi önünde bir araya gelen sağlık çalışanları tepkilerini gerçekleştirilen basın açıklaması ve yürüyüşle ifade ettiler. Sorunlarını ve taleplerini dile getirmek için bir araya gelen sağlık çalışanları başlarına giydikleri “Şiddete ve Baskıya Son, Güvenli Ortamlarda Güvenceli Çalışma” yazılı baretler, ellerindeki “Sağlıkçılara Yönelik Şiddete, Baskıya Son” yazılı siyah çelenk ve dövizlerle İstanbul İl Sağlık Müdürlüğüne doğru yürüyüşe geçtiler.

Basın açıklaması ve yürüyüşe yüzlerce sağlık çalışanı katıldı. Sağlık meslek odaları ve sendikaların yönetici ve üyelerinin katıldığı yürüyüş İl Sağlık Müdürlüğü önünde son buldu. Burada Odamız adına Genel Sekreter Dr. Hüseyin Demirdizen bir konuşma yaptı ve ortak basın açıklaması okundu.


SAĞLIK EMEKÇİLERİNE YÖNELİK ŞİDDETE, BASKILARA SON VERİLSİN ! (04 Mart 2009)

 

Sağlık hakkı yok edilirken, sağlıkçılara yönelik şiddet ve baskılar artıyor. Sağlıkta dönüşüm programı ile hız kazanan sağlıkta özelleştirme; SS ve GSS yasası ile artan kısıtlamalarla, kamu sağlık kurumları personel ve kaynak aktarılmayarak, çökertilerek devam ediyor.
 Aynı dönemde, sağlık hizmetlerinin %15-20’sini veren özel sağlık kurumları teşvik edilerek; hizmet alımı yoluyla, sosyal güvenlik kurumlarından aktarılan kaynak 14 kat, ilaç harcamaları 2,5 kat arttı. Onlarla ifade edilen özel hastane sayısı, 2008’de 387’ye çıktı. Şimdi de TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda bulunan Kamu Hastane Birlikleri Pilot Yasası ile, 800 kamu sağlık kurumunun 400’ünün özelleştirilmesi ve arazileri, binaları, teçhizatı ile birlikte satılması, kiralanması, kapatılması hazırlıkları yapılıyor. Böylece, halkın vergisi ve SSK’lının primleri ile kurulan kamu sağlık kurumları peşkeş çekilip-yok edilerek; özel sağlık kurumlarının fiyat artırması önündeki engeller kaldırılmak isteniyor.
 Sunulan pembe tablolara rağmen; kamu sağlık kurumlarında yoğum bakımda yer olmadığı için geri çevrilen hasta yakınlarının, sosyal güvencesi de olsa katkı payı ödemek zorunda kalan, parası olmadığı için hizmet alamayan hastaların öfkesinin hedefi sağlık emekçileri oluyor. Sağlık emekçileri, yalnızca sağlık sisteminin mağduru olan hastaların değil; aynı zamanda bu sistemi uygulamaya çalışan yöneticilerinin de şiddetinin ve baskı yıldırma politikalarının hedefi oluyor. Hastaları geri çevirmeyeceksiniz diye baskı altına alınan, yer olmadığı için, aynı kuvözde iki bebek  yatırmaya zorlanan sağlık emekçileri, bu nedenle gelişen enfeksiyon nedeni ile yaşanan bebek ölümlerinden de sorumlu tutuluyor. Günah keçisi haline getiriliyor.
 Artan iş yükü, performansa dayalı döner sermaye uygulaması ile, 4-B, 4-C, vekil-taşeron adı altında aynı işi yaptığı halde farklı statülerde ve iş güvencesi olmayan çalışanlarla yürütülen sağlık hizmetinde ekip hizmeti anlayışı yok edilerek; sağlık emekçileri dayanışma yerine rekabete zorlanıyor.
 Sağlık ortamı tahrip ediliyor, gerilim ve çatışma egemen kılınıyor. Sağlık emekçilerinin insan olduğu ve insana hizmet verdiği unutularak, seri üretim yapan makinenin dişlisi muamelesi yapılıyor. Sorunların çözümü için verilen mücadeleyi engellemek için; sürgün ve baskı ile psikolojik şiddet yaygınlaştırılıyor. Yönetici şiddeti, kimi zaman fiziksel şiddete kadar uzanabiliyor. Artık kamu sağlık kurumlarındaki görevlendirme ve atamalara liyakat değil, “herkes kendi ekibi ile çalışmak ister” söylemi ile,  siyasi yakınlık ve torpil meşrulaştırılıyor.
 İstanbul Sağlık Müdürlüğü, ele geçirip-ehlileştiremediği, sağlıkta özelleştirme hedefi önünde engel olarak gördüğü sendikalarımıza ve meslek örgütlerimize yönelik baskılarını pervasızca sürdürüyor. SES Şube Başkanı hakkında, kendilerinden onay ve izin almadan basın açıklaması yaptığı, sendika görevini yerine getirdiği, uygulamalara muhalefet ettiği, çalışanların tepkisini örgütlediği için soruşturma açıp-ceza verecek kadar, pervasızlaşmış durumda. Bir yandan sadece uygulanan politikayı meşrulaştırmak ve sağlık emekçilerinin tepkisini engellemekle görevlendirilen sözde sendika örgütlenirken, temsilcilerine makam-mevki verilerek; çalışanların bu sendikalara üye olması teşvik ediliyor.
 Sağlık hakkı ve mesleki güvencemizi geleceğimizi tehdit eden, vahşi piyasacı sağlık ortamını/ilişkisini kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz.
 Güvenli ortamda, güvenceli çalışmak, iş-ücret-meslek ve gelecek güvencesi istiyoruz. Giderek artan mesleki risklerimizin ve çalışma ortamındaki gerilimlerin ve çatışmaların engellenmesi için; tırmanan, tırmandırılan şiddet sarmalına neden olan yönetici şiddetine son verilmesini; uzun ve yoğun çalışma koşullarının iyi ve insani bir hizmet ihtiyacı ile yeniden düzenlenmesini; işsizlik ve taşeron, 4-A, 4-B vb. adlar altında güvencesiz çalışmanın engellenerek, bu personelin kadroya alınmasını; başta bulaşıcı hastalıklar, radyasyon ve anestezik maddelere bağlı maddeler ve sağlık ortamında yaşanan şiddet ve gerilim nedeniyle ortaya çıkan sağlık sorunları olmak üzere sorunların çözümü için etkin tedbirler alınmasını istiyoruz.
 Bugün, yetkililere sorumluluklarını hatırlatıyor, sağlık ortamında yaşanan sorunlar çözülmediği taktirde nitelikli bir sağlık hizmetinin verilmesinin de koşullarının ortadan kalkacağının unutulmamasını istiyor;sendikalarımızı, meslek örgütlerimizi idarelerin değil, üyelerinin yöneteceğinin bilinmesini istiyor, uyarıyoruz.
 Sorunlarımız çözülene, herkese eşit-ücretsiz-nitelikli ve ulaşılabilir bir sağlık hizmeti için mücadelemiz sürecek. Tıp Haftası nedeni ile, 12 Mart Perşembe günü sorunlarımızı halkla paylaşmak için işe geç başlayacağız, 14 Mart günü Taksim Anıtı önünde olacağız.

SES İSTANBUL ŞUBELERİ
İSTANBUL TABİP ODASI
DEVRİMCİ SAĞLIK-İŞ SENDİKASI



Ara

Twitter'da İstanbul Tabip Odası