Basın Toplantısı: İstanbul İçin Acil “Kapanma” Vakti


  • Kasım 10, 2020
  • 19637

Covid-19 sebebiyle vefat eden hekimlere ne yazık ki geçtiğimiz günlerde iki meslektaşımız eklendi: Dr. Yalçın Özdemir ve Dr. Mesut Cem İlkin.

Hem iki değerli meslektaşımız için saygı duruşunda bulunmak, hem de Türkiye’de ve İstanbul’da kırmızı alarm durumuna geçen pandemi süreciyle ilgili tespit  ve alınması gereken önlemleri paylaşmak üzere İstanbul Tabip Odası (İTO) Yönetim Kurulu’nca bir basın toplantısı gerçekleştirildi.

10 Kasım 2020, Salı günü 13.00’de yapılan etkinliğe İTO Başkanı Prof. Dr. Pınar Saip, İTO Genel Sekreteri Prof. Dr. Osman Küçükosmanoğlu, İTO Yönetim Kurulu Üyeleri Prof. Dr. Rukiye Eker Ömeroğlu, Dr. Osman Öztürk, Dr. Güray Kılıç, Dr. Recep Koç, İTO İşçi Sağlığı ve İşyeri Hekimliği Komisyon Üyesi Dr. Nazmi Algan ile Dr. Yalçın Özdemir’in çocukları ve yakınları katıldı.

Basın toplantısı İTO Genel Sekreteri Prof. Dr. Osman Küçükosmanoğlu’nun konuşmasıyla açıldı. Dr. Küçükosmanoğlu yaptığı konuşmada şunları dile getirdi: “Bugün hem geçtiğimiz günlerde Covid-19 sebebiyle kaybettiğimiz iki meslektaşımız için saygı duruşunda bulunmak hem de Türkiye’de ve İstanbul’da kontrolden çıkan pandemiyle ilgili uyarı ve tespitlerimizi, acilen atılması gereken adımları paylaşmak için toplandık. Pandemi adeta “kırana” dönmüş durumda. Öncelikle söylemek gerekir ki bu salgının kesin bir tedavisi henüz yok. Şu an yapabileceğimiz hastalığın yayılmasını önlemektir. Bunun için de bilime güvenerek hareket etmek gerekiyor. Geçtiğimiz ay, Ekim raporunu açıklarken dile getirmiştik; hasta sayısı kontrolden çıkmış şekilde artıyor.

Hükümet, Bakanlık yetkilileri yeterince yatağın olduğunu, yoğun bakım ünitelerinde sorun olmadığını dile getirdiler ısrarla. Ama sadece geçtiğimiz 2 hafta içinde İstanbul’da COVİD-19’a ayrılmış yataklar, hastaneler, yoğun bakım üniteleri tamamen dolmuş durumda. Bu doluluk diğer hastaların sağlığa, tedaviye erişimine de engel oluyor, bu da ayrıca bir sağlık sorunu olarak önümüzde. Yine çok açıkça ortaya çıkmıştır ki Bakanlığın verileri gerçeği yansıtmıyor. Böyle bir ortamda, en önde mücadele eden sağlık çalışanları da toplumla birlikte enfekte oluyor, ölüyor, tükeniyor. Hekim kaybımız bugün itibariyle 62’yi, toplam sağlık çalışanı kaybımız 144’ü buldu. Öncelikle geçtiğimiz günlerde birbiri ardına kaybettiğimiz üyelerimiz Dr. Yalçın Özdemir ve Dr. Mesut Cem İlkin’i ve diğer tüm meslektaşlarımızı kaybetmiş olmanın üzüntüsünü paylaşıyoruz.”

Dr. Küçükosmanoğlu iyi yönetilmeyen ve sağlık çalışanlarını tükenme noktasına getiren bu sürece karşı Türk Tabipleri Birliği tarafından çağrısı yapılan eylemlilik sürecinin de bu hafta başlatılacağını duyurdu. Bu kapsamda; sağlık çalışanlarının 11 Kasım 2020’den itibaren her akşam 21.00’de “Sağlık Çalışanları Tükendikçe Karanlık Çöküyor” sloganıyla ışıkları 1 dakika yakıp söndüreceklerini belirtti.

İTO Emekli Hekimler Komisyonu Başkanı Dr. Erdinç Köksal ise bir konuşma yaparak duygularını paylaştı ve şunları söyledi: “Öncelikle belirtmeliyim ki hekimlikte emeklilik olmaz, bu anlamda hepimiz genciz, mesleğimize hala devam ediyoruz. Emekli hekimlerin yüzde 60’ı çalışmayı sürdürüyor. Emekli Hekimler Komisyonu üyemiz, emektarımız Dr. Yalçın Özdemir’in vefatı bizi derinden sarstı. Bizim yaş ortalamamız 85. Yalçın Özdemir en gencimizdi. Yalçın Özdemir İstanbul Tabip Odası’nın etkinliklerine katılan, emek veren, katkı sunan bir arkadaşımızdı.  Biz Yalçın arkadaşımızın acısını yaşarken, dün Dr. Cem İlkin arkadaşımızı kaybettik. Çanakkale’ye gönüllü olarak giden tıbbiyeliler nasıl şehit oldularsa, Covid-19 sebebiyle kaybettiğimiz bu arkadaşlarımızı da şehit olarak kabul ediyorum.”

Yapılan konuşmaların ardından Dr. Yalçın Özdemir, Dr. Mesut Cem İlkin ve COVİD-19 sebebiyle vefat eden tüm sağlık çalışanları için 1 dakikalık saygı duruşu gerçekleştirildi.

Ardından İTO Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Rukiye Eker Ömeroğlu “Salgın Politikası Bütünüyle İflas Etti; İSTANBUL İÇİN ACİL ‘KAPANMA’ ZAMANI” başlıklı metni basınla paylaştı.

Açıklamada şunlar dile getirildi:

“COVİD-19 pandemisi sürecinde gerçek vefat sayılarının Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığının yaklaşık üç katı olduğunu biliyoruz. En ağır bedeli ise Sağlık Bakanı’nın daha salgının başlangıcında “Türkiye’nin Wuhan’ı” olarak tanımladığı, bugün ise Wuhan’ı geride bırakmış olan İstanbul ödüyor.

İstanbul Tabip Odası olarak meslektaşlarımızdan topladığımız bilgiler ve sahadaki gözlemlerimiz durumun nasıl bir vahamet kesbettiğini gösteriyor:

Ambulanslar COVİD-19 hastalarını taşımaya yetişemiyor, hastalar saatlerce sedyelerde bekletiliyor. Hastanelerde mevcut servisler yetmiyor, her gün yeni yeni COVİD-19 servisleri açılıyor. Servise yatması gereken birçok hasta yeterli yatak olmadığı için acillerde tutuluyor. Yoğun bakımda yatması gereken birçok hasta acillerde ya da servislerde bekletilip yoğun bakım yataklarının “boşalması” bekleniyor. Sadece COVİD-19 hastaları değil, diğer hastalar da servis, yatak, yoğun bakım sıkıntısı yüzünden sağlık hizmeti alamıyor. Kamu hastaneleri ihtiyaca cevap veremediği için devreye sokulan özel hastaneler COVİD-19 hastalarını ancak ücret karşılığında kabul ediyor. Bütünüyle İlçe Sağlık Müdürlükleri’nin üzerine yıkılmış olan filyasyon çalışmaları vakaların ancak çok az bir bölümüne yetişebiliyor.

İstanbul’un sağlık kurumları S. O. S. veriyor ve durum her geçen gün daha da kötüye gidiyor.”
Acilen alınması gereken 7 önlem ise şöyle sıralandı:

  1. İstanbul’un sağlık altyapısının bu gidişe dayanabilmesi mümkün görünmemektedir. Başta şehre giriş-çıkış kısıtlaması, en az SARS-CoV-2’nin kuluçka süresi olan 14 güne kadar toplumsal hareketliliğin azaltılması/sokağa çıkma kısıtlaması, temel/zorunlu ve acil mal ve hizmet üreten işler dışında bütün işlerde çalışmanın durdurulması olmak üzere virüsün yayılmasını azaltacak/durduracak önlemler hızla hayata geçirilmelidir.
  2. Salgınla mücadele hastanelerde değil, sahada kazanılır. Etkin bir filyasyon çalışması için birinci basamak sağlık hizmetlerindeki Aile Hekimliği-İlçe Sağlık Müdürlüğü ikiliği kaldırılmalı, Aile Sağlığı Merkezleri hızla bölge tabanlı olarak organize edilmelidir. 
  3. Salgının kontrol altına alınamamasının sorumluluğunu vatandaşlara yıkıp sadece “Maske-Mesafe-Hijyen” tekerlemesiyle pandemiyle başa çıkılamaz. Yapılması gereken, Dünya Sağlık Örgütü’nün başından beri önerdiği gibi çok sayıda test yaparak hastalık tanısı konanlara katı bir izolasyon uygulamak, evde izolasyon koşullarının sağlanamadığı durumlarda yerel yönetimlerle de işbirliği yaparak barınma olanakları sağlamaktır.
  4. Pandeminin bütün insanlığı tehdit ettiği koşullarda sağlık piyasanın vahşi koşullarına terk edilemez, özel hastanelerin COVİD-19 hastalarından para talep etmesine hiçbir şekilde göz yumulamaz. Kamu sağlık kurumlarının ihtiyaca cevap veremediği her durumda özel hastaneler Sağlık Bakanlığı’nın kontrolüne geçirilmeli, yurttaşların sağlık hizmetlerine erişimi istisnasız ve ön koşulsuz bütünüyle parasız olmalıdır.
  5. COVİD-19 dışı hastaların aylardır ertelemek zorunda kaldıkları sağlık hizmeti ihtiyacı daha fazla bekletilemez. Bölge ve nüfus özellikleri dikkate alınarak “pandemi dışı hastaneler” belirlenmeli ve ilan edilmelidir.
  6. Salgın mücadelesi ancak yüksek motivasyonlu ve yeterli sayıda sağlık çalışanlarıyla kazanılabilir. COVİD-19 pandemisinin oluşturduğu istihdam ihtiyacı göz önüne alınarak KHK ile ihraç edilmiş ve ataması yapılmayan hekimler/sağlık çalışanları acilen göreve başlatılmalı; aylardır pandemi mücadelesi nedeniyle yorgun düşmüş sağlık çalışanlarının çalışma koşulları ve özlük hakları hızla düzeltilmelidir.
  7. Türkiye’de salgının sekiz aydır kontrol altına alınamamasının sorumlusu kuşkusuz onbinlerce yurttaşımızın hayatına mal olan pandemi sürecinden başarı hikayesi çıkarmaya çalışan AKP zihniyetidir. Bugüne kadar izlenen eksik, yanlış, tutarsız uygulamalara derhal son verilmeli, acilen aklın ve bilimin ışığında açık, şeffaf, güvenilir, toplumun bütün kesimlerinin katılımına açık yeni bir salgın politikası oluşturulmalıdır.”

Basın metni için tıklayınız.


Bu HABERİ Paylaş!