ODAMIZ BASINDA

 

Son zamanlarda Odamızın faaliyetleri yazılı ve görsel basında geçmişe göre daha fazla yer bulmaya başladı. Hürriyet yazarlarından Yalçın Doğan’ın makalesini aynen yayınlıyoruz.


Türkiye’nin doktorları, birleşiniz
Yalçın Doğan – Hürriyet 12.11.2008


"HEKİMSENİZ ve şiddete uğradıysanız, .... numarayı tuşlayınız".

İstanbul Tabip Odasına telefon ediyorsunuz, karşınıza çıkan bant kaydındaki ilk cümle bu. Çünkü, son zamanlarda hekimlere yönelik şiddet, belki medyaya o kadar yansımıyor, ama hızla artıyor.

Şiddetin yanı sıra AKP ile gelen sağlık sistemi ilk anda halkın yararına işliyor. Hatta, 22 Temmuz seçimlerinde bu uygulama AKP’ye oy olarak geri dönüyor.

Türkiye’nin her gün tartışılan binbir sorunu arasında, şu anda gerilerde gibi görünen sağlık düzenlemeleri, içten içe kaynayan kazan gibi. Yakında patlarsa, kimse şaşmasın.

AKP’nin sağlıkla ilgili aldığı kararlar bir yandan hastaneleri, bir yandan doktorları, bir yandan da hastaları, yani geniş kitleleri çıkmaza sokuyor.

Ekonomik kriz, Kürt sorunu, günlük polemikler derken, sağlık sistemi her geçen gün içinden çıkılmaz bir hal alıyor.

Ve özel bir konumda; doktorlar.

CLİNTON’UN DANIŞMANI

Bardak öyle doluyor ki, geçen cumartesi ve pazar İstanbul Tabip Odası Özel Hekimlik Komisyonu bir çalıştay düzenliyor. Hekim Emeği başlığı altında. Çalıştaya katılan ilginç bir konuk var.

ABD eski başkanı Clinton’ın sağlık danışmanı Robert Valdez.

Konuşmaları dinledikten sonra, Valdez kendi deneyini aktarıyor:

"Siz Kanada benzeri bir model üzerinde çalışmalısınız. Özel çalışanlar ile kamu çalışanları bir arada davranmalıdır. Maaşlı kamu hekimleri bürokratik düşünce biçimini terk etmeli, özelde çalışanlar da, hükümetin rolünü anlamalıdır. Hükümetin sunduğu sağlık modellerinde hekimler hükümet görevlisi değildir, onlar yaptıkları işi sahiplenmelidir".

Clinton’un danışmanı Türk doktorlarına Marx’ın düşüncesini öneriyor. "Dünyanın bütün işçileri birleşiniz" yerine, modele uygun, "Türk doktorları birleşiniz" diyor.

SİSTEM TÖKEZLİYOR

Sağlık sistemi şu anda tökezliyor.

- Özel hastanelerde hastalara gerekli olmayan tetkikler yapılıyor. Bunun parasını siz ve biz, vergi olarak ödüyoruz.

- Bir doktor günde elli hastaya bakmaya başlıyor. Tedavi kalitesi düşüyor.

- Devletin sağlık için harcadığı para yetmiyor, doktorlar hastanelerden kaçıyor, kaçmasın diye, devlet özel hastanelere doktor kadrosu veriyor. Bir anlamda, özel hastaneleri devletleştirme adımı atılıyor.

- Devlette hasta, devlette doktor azalıyor.

- Özel hastane sayılarını il ve ilçelerde bakanlık belirliyor. Kim isterse açar, bakanlık neden karışıyor, belli değil.

- 15 Şubat 2008’de çıkan bir genelge sistemi işlemez hale getiriyor.

Bütün bunların sonucunda, ortaya çıkan gerçek şu.

Doktorlar, mesleki dayanışma çerçevesinde bir araya gelmek zorunda. Hastalara iyi hizmet vermek, kendi mesleklerine sahip çıkmak ve AKP’nin ters uygulamalarını geri çevirmek için.

O balıklar kokar

MECLİS Çevre Komisyonu üyeleri balık çiftliklerini incelemek için, Bodrum’a gidiyor. Soru şu:

Hala nesini inceliyorlar, merak ediyorum. İnceleme bir yana, balık çiftliklerinin bulundukları koylara verdiği zararı önlemek üzere, daha Mayıs 2007’de taşınması gerektiğini bilmiyorlar mı? O zaman ne incelemesi?

İnceleme bitiyor, bir balık çiftliği sahibi milletvekillerine kilolarla balık armağan ediyor. Soru şu:

Balık çiftliğini incelemeye gidenlerin, o balıkları kabul etmeleri doğru mu?

Üç-beş kilo balık rüşvet yerine bile geçmez. O balıkları daha otobüse yüklenirken, geri vermek daha doğru değil mi?

Zaten, bu yönde çıkan haberler üzerine, balıkların çocuk esirgeme kurumuna gönderilmesi, yanlışın kabulü anlamında.



Ara

Twitter'da İstanbul Tabip Odası