TTB Merkez Konseyi’nden hafta sonu yapılacak YKS öncesinde açıklama: Adayların kaygıları değil, onları koruyacak önlemler artırılmalıdır


  • Haziran 25, 2020
  • 233

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi, 27-28 Haziran 2020 tarihinde gerçekleştirilecek Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nın (YKS) öncesinde düzenlediği basın toplantısında, hatalı, riskli bütün kararlara rağmen başta öğrencilerin azmi ve özeni, velilerin ve sınav görevlilerinin desteğiyle aşılabilmesi için yapılması gerekenleri açıkladı. 24 Haziran 2020 tarihinde, zoom üzerinde gerçekleştirilen on-line basın toplantısına TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman, TTB COVID-19 İzleme Grubu üyeleri Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Azap, Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Meram Can Saka ile Halk Sağlığı Uzmanları Prof. Dr. Kayıhan Pala ile Doç. Dr. Cavit Işık Yavuz katıldılar.

TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman, TTB Merkez Konseyi’nin 4 Haziran 2020 tarihinde yaptığı açıklamayla, COVID-19 pandemisi sürerken LGS ve YKS’nin gerçekleştirilmesinin uygun olmadığını, kısıtlamaların kaldırılması ile salgında gelişebilecek yeni bir hızlanma olasılığı varken bir sınav tarihi açıklanmaması gerektiğini belirterek, sınavların salgının tamamen kontrol altına alındığı döneme ertelenmesini istediğini hatırlattı. TTB’nin bu çağrısının karşılık görmediğini belirten Adıyaman, bu noktadan itibaren sınava girecek adayların kaygılarını değil, koruyucu önlemleri artıran bir tutum içerisinde olunması gerektiğini kaydetti.

Adıyaman’ın açış konuşmasının ardından Prof. Dr. Özlem Azap, hijyen ve enfeksiyondan korunmaya yönelik önlemleri, Prof. Dr. Meram Can Saka da sınava girecek adayların psikolojilerinin korunmasına yönelik önlemleri dile getirdiler. Toplantıda ayrıca, COVID-19 vaka artışlarının yaşandığı illerde sınavda görev alacak kişilere COVID-19 testi yapılması ve test sonucu pozitif olan kişilerinin sınavda görev almasının önlenmesinin bu süreçte alınabilecek en iyi önlemlerden biri olduğu belirtildi.

Katılımcılar daha sonra basın mensuplarının sorularını yanıtladılar.

  • COVID19 vakalarının diyabet hastası çocukları daha çok etkilediğine yönelik açıklamalar var. Buna ilişkin görüşleriniz nelerdir?

Prof. Dr. Kayıhan Pala: Bildiğimiz bilimsel verilerin ışığında diyabet de bu hastalık için risk etmeni. Ancak bu sınav söz konusu olduğunda, basın toplantımızda dile getirilen önlemler alındığı taktirde, ek bir risk söz konusu değil. Her zaman olduğu gibi ve bu toplantıda çizilen çerçevede hazırlıklarını sürdürürlerse diyabet hastası olan gençlerimiz için ek bir risk oluşturma olasılığını ön görmüyoruz.

Prof. Dr. Sinan Adıyaman: Okullarda diyabetli çocuklar için ayrı bir uygulamaya gerek yok. Bazı bilim insanları bu konuda bazı spekülatif yorumlarda bulunuyorlar ama moral bozmaya gerek yok. Gönül rahatlığıyla gerekli kurallara uyulduğu sürece en ufak bir problem bile olmayacaktır.

  • Bazı bölgelerde vaka artışları söz konusu. Cizre’de çok ciddi vaka artışı olduğu belirtiliyor. Hangi ilde ne kadar olduğunu bilmiyoruz ama bu vaka artışları sınava bir engel teşkil edecek midir?

Prof. Dr. Özlem Azap: Aslında bu salgının ilk çıktığı andan itibaren TTB’nin söylediği şey, salgının planlı ve epidemiyolojik verilere göre yönetilmesi gerektiği yönündeydi. Bu, sınav için de söz konusu idi. Süreç daha iyi değerlendirilerek, daha öncesinde farklı planlamalar yapılabilirdi. Sınava 2 gün kalmışken, bu ilde yapılsın, burada yapılmasın demek olanaklı değil. Ama salgınla mücadelede tüm süreç zaten iller bazındaki verilere göre yönetilmeli.

Prof. Dr. Kayıhan Pala: Anadolu’da bazı bölgelerde olgu sayısında artış var. Artış olan yerlerde sınavın yapılmaması yerine daha fazla önlem almayı tartışmamız gerekir. TTB olarak, bu konuya tekrar tekrar girmek istemiyoruz. Sınava 3 gün varken, 1 ilde yapılsın, diğerinde yapılmasın gibi spekülatif yaklaşımlar yerine, daha fazla nasıl önlem alarak hem çocuklarımızı, hem velilerimizi, hem de görevlileri koruyabiliriz sorusuna yanıt vermemiz gerekir. Önerimiz Cizre ve benzeri yerler başta olmak üzere sınava girecek tüm görevlilerde test yapılması ilk başta anlamlı olabilir. COVID pozitif çıkan kişilerin sınavda görev almamasının sağlanması bu aşamada alınacak en iyi önlemlerden biri olabilir.

  • TTB’nin bu süreçte verilerin şeffaf açıklanmadığına yönelik itirazları oldu. LGS’nin ardından bu yaş grubuna dönük vakaların arttığına dönük sahadan bilginiz var mı?

Prof. Dr. Özlem Azap: Genel olarak bir artış gözlediğimizi söyleyebiliriz. Geçtiğimiz hafta da öyleydi, şimdi de olgu sayılarının arttığını görüyoruz. Risk faktörlerini ya da temaslıları araştıran formlar var, buradaki bilgiler, Sağlık Bakanlığı’nın bilgi sistemine çok ayrıntılı şekilde giriliyor. Hastanelerde sadece Sağlık Bakanlığı’nın bilgi sistemine veri girmeleri için görevlendirilmiş arkadaşlarımız var. Fakat biz bu girdiğimiz verilerin sonucundaki toplu değerlendirmeyi ya da analizi görmüyoruz. Ben de bu konuda çok fazla soru alıyorum. LGS’den sonra artış varsa, bu hafta daha çok fazla risk olmaz mı? Çünkü en az iki katı sayıda aday sınava giriyor. Olgu sayılarındaki önceki hafta başlayan artış azalmakla beraber devam ediyor. Ankara için gözle görülür bir artış olduğunu söyleyebilirim.

Prof. Dr. Sinan Adıyaman: Bu artış 1 Haziran’dan sonra başladı. Bu, bizim “yeniden açılma” dediğimiz süreçten sonra başladı. Yeni vakalarda da, entübe hastalarda da artış başladı. Ankara’daki son 5 gün içindeki artış ortalaması günlük 250 yeni vaka düzeyinde. Bunu sadece geçen haftaki sınava bağlayamayız ama epidemiyolojik verilere bakılmadan yapılan yeniden açılma Türkiye’yi bu duruma getirdi.

Doç. Dr. Cavit Işık Yavuz: Süreci haftalık trendlerle değerlendiriyoruz. Bu noktada 2 haftalık süreçte vaka sayılarında istikrarlı azalma olup olmadığı konusu önemli. Türkiye’de henüz 1. dalga sönümlendirilemediği gibi, son 2 haftalık dönemde de bir artış trendi yaşanıyor. Türkiye 9 Haziran’dan bu yana bir artış yaşıyor, iki haftadır bu artış devam ediyor. Doğrulanmış vaka sayıları haftalık bazda 8500-9000 bandına oturmuş durumda. Ölüm sayıları da arttı. Bir önceki hafta 114 kaybımız vardı, 22 Haziran’da geride bıraktığımız hafta itibarıyla 149 kaybımız oldu. İstikrarlı azalmayı bırakın, bir artış trendi söz konusu. Bu artış Türkiye’nin değişik illerinden kaynaklı olabilir; illere göre dağılımı bilmediğimiz için Türkiye’nin neresinde hangi durum var, bunları bilemiyoruz. Bunlar aslında açıklanmış olsaydı YKS için elimizde bir veri de oluşturmuş olurdu. Özellikle medyada bazı hekimlerin yaptığı sansasyonel açıklamalar çok büyük zarar veriyor, gençlerin sınava yönelik kaygılarını daha fazla artırıyor. Bu dakikadan sonra yapmamız gereken bu kaygıları azaltmak ve adayları koruyucu önlemleri artırmak. TTB 4 Haziran’da LGS ve YKS’nin ertelenmesi gerektiğini açıklamıştı ancak bu çağrı karşılık bulmadı, bu noktadan sonra bu sınavı en iyi şekilde atlatılması için gerekenleri yapmamız gerekiyor.

 


Bu HABERİ Paylaş!