AKP’NİN BAYRAM HEDİYESİ: SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU


  • Ağustos 20, 2010
  • 1670

 

TÜRKİYE’NİN TEMEL SORUNU: İŞSİZLİK, GEÇİM SIKINTISI


Türkiye’de yaşayanların büyük çoğunluğunun sorunu ortak: işsizlik ve geçim sıkıntısı. Bunlar sağlığın belirleyenleri; yani büyük çoğunluğun sağlığı tehdit altında.

Yine Türkiye’de, insanlar gelecek endişesi içerisindeler. İş’i olmayanın bugünü tehlikede, geleceğe dair umudu ise hiç yok.

AKP’NİN TEMEL SORUNU: DİŞLİSİYLE DİŞSİZİYLE DOYMUYOR!
AKP hükümeti güvenli gelecek, sosyal güvenlik, iş, aş yerine herkese sadaka vaat ediyor. Yeşil kartın adresi AKP’ye üyelikten geçiyor.

Türkiye’de yaşayanlar her dönemden daha fazla sosyal güvenliğe, kamusal bir devlete gereksinim duyuyor.

Türkiye kendine yetebilecek ve herkese ücretsiz sağlık hizmeti verebilecek, gelecek güvencesi duymadan yaşanabilecek zenginlikte bir ülke. Ama ne yazık ki AKP’yi doyurmaya yetmiyor. Dişlisi dişsizi kemiriyor.

Onca “yapmayın, etmeyin” e itibar etmediler: Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 1 Ekim’de yürürlüğe giriyor.

AKP’NİN BAYRAM HEDİYESİ: SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU

Acısını hem bizim ama özellikle de çocuklarımızın çekeceği bir düzenlemedir bu kanun.

Ne oldu? Ne olacak?
Emeklilik yaşı yükseltildi, prim gün sayısı arttırıldı: Emeklilik imkansız denecek kadar zorlaştırıldı.

Aylık bağlama oranları ve güncelleme katsayısı azaltıldı: Emekli aylıklarında %23-%33 oranında azalma kademeli olarak başladı.

Sağlık hizmetlerine “müstahak olabilmek” prim ödeme zorunluluğuna bağlandı: 60 günü geçen

prim borcu olan için hizmete ulaşmak istisnai durumlar dışında zor.

(Şu an ülkemizde Bağ-Kur’a bağlı çalışanların sadece %15’inin hiçbir prim borcunun olmadığı söyleniyor, dolayısıyla bu kesimin neredeyse tümüyle kapsam dışında kalacağını şimdiden öngörmek mümkün.

Aylık geliri 212 YTL ile 638.7 YTL arasında olanlar 25.5 YTL,

638.7 ile 1.277 YTL arasında olan 76.6 YTL,

1.277 YTL’den fazla olanlar ise 153.2 YTL ödeyerek sağlık hizmetlerinden faydalanabilecek.)

İhtiyacımız olan hizmete kavuşabilmek için prim yetmeyecek: Katılım payı ödenecek.
ayaktan tedavilerde 2 YTL muayene başına, ilaç ve kurumca karşılanacak tüm ortez- protez gibi iyileştirme araç ve gereçleri içinse %10-20 arası katılım payı alınması zorunlu tutuluyor. Ortez ve protez için alınacak katılım payının miktarı asgari ücretin yüzde yetmiş beşini geçemeyecek. Buna karşın yardımcı üreme yöntemi tedavilerinde ilk denemede yüzde otuz, ikincide yüzde yirmi beş katılım payı alınması öngörülüyor.

Prim üzerine katılım payı ödenmesi de sağlık hizmetlerinden yararlanmak için yeterli olmayacak: Tüm bunların üzerine ayrıca hizmetin Sosyal Güvenlik Kurumunca (SGK) belirlenen bedelinin bir katına kadar, Bakanlar Kurulunca belirlenen oranda fark ücreti alınabilecek. Şu anda % 30 olan bu oran, istendiğinde %100’e kadar arttırılabilecek.

Arzu ettiğimiz nitelikli hizmete ulaşabilmek için prim, katılım payı, fark ücreti de yetmeyecek: Tamamlayıcı sigorta ile özel sağlık sigortalarına da prim ödemek gerekecek.

Aile hekimleri Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kapısında para bekleyecek: Aile hekimleri sözleşmelerini Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile yapacak.

Kamu sağlık kurumlarına “nakit kısıtlamasına” gidilecek, devlet hastaneleri zorla batırılacak: Özel hastaneye hizmet başı ödeme sürdürürken, sigorta kurumu sadece kamu hastaneleri için “götürü bedel” karşılığı sözleşme yapmaya yetkili kılınacak.

Sağlık, Sigorta Kurumuna emanet edilecek: Sunulacak sağlık hizmetlerinin kapsamını, miktarını, ne kadar süreyle sunulacağını, ücretini Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) belirleyecek. SGK gelir gider durumuna göre sunulan sağlık hizmetlerinde kısıtlamalara gidebilecek. Yani sağlık hizmet ihtiyacını belirleyecek olan kurum sigorta şirketi oluyor. O da eldeki paraya göre hizmetin kapsamını belirleyecek, toplumsal sağlık gerekleri arka planda kalacak. Sağlığın eldeki paraya göre kapsamının belirlenmesi teknik bir zorunluluk değil, siyasi bir tercihtir. AKP halkın doğuştan kazanılmış hakkı olan sağlığı parası olana satacak, olmayana sadaka olarak dağıtacak.

Olacaklar bunlarla sınırlı değil, yeşil kartların iptali 2 yıl, kamu çalışanlarından sağlık primi kesilmesi 1 yıl ertelendi. Daha 17 milyon yeşil kartlının primsiz hizmet alması engellenecek, 2 milyon kamu emekçisinden %5 sağlık vergisi kesilecek, daha bedeli ödenmeyen hastalıklar açıklanacak, sadece parası olan “müstesnai” kişilerin hakkı görülen, “istisnai” sağlık hizmetleri açıklanacak. Bunlar için “%300 katkı payı” ödemek gerekecek. Sanki hastaneye keyfinden yatılırmış gibi hastanede yatanlara “otelcilik” farkı ödeme zorunluluğu gelecek; sanki tuvaletli oda lüksmüş gibi, sanki otelcilik farkı vermeyenlere seçenek sunulacakmış gibi.

Bu bilgiler ışığında Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 1 Ekimde yürürlüğe girmesi ile birlikte akla gelen bazı sorular şunlar:

8 Eylül’de sona eren Sosyal Güvenlik Kurumu prim borcu affı sonrasında, Türkiye’de prim borcu olan kişi sayısı nedir? Bu kişilerin bakmakla yükümlü oldukları aile bireyleri ile birlikte sayısı nedir? Bu kişiler hastalandıklarında sağlık sorunlarını nasıl çözecekler?
Prim borçlusu olduğu için ya da katılım payını ödeyemediği için evini, tarlasını, arabasını satmak zorunda kalan ya da kredi vb. yöntemlerle borç alarak sağlık hizmetinden yararlanmaya çalışan kişileri kayıt altına almak ve sorunlarını çözmek için her hangi bir girişim söz konusu olmuş mudur?
Yeni yasaya göre 18 yaşını doldurduğu için anne-babalarının sağlık yardımından yararlanamayacak olan (bekâr, halen çalışmayan) kadın sayısı nedir? Bu kişiler hastalandıklarında sağlık sorunlarını nasıl çözecekler?
Kamuya ait sağlık hizmeti sunucularının “otelcilik hizmeti” adı altında vatandaşlarımızdan alacakları ücretler nedir? Bu ücretler nasıl tahsil edilecektir? Toplanan bu ücretler nerelerde kullanılacaktır?
Kamuya ait sağlık hizmeti sunucularının “istisnai sağlık hizmetleri” adı altında vatandaşlarımızdan alacakları ücretler nedir? Bu ücretler nasıl tahsil edilecektir? Toplanan bu ücretler nerelerde kullanılacaktır?
2008 yılında yurt çapında faaliyet gösteren özel sağlık kuruluşu sayısı nedir? Bu kuruluşların kaçı 2008 yılında, ya da daha önce denetlenmiştir? Denetim sonuçlarına göre, mevzuata aykırı çalıştığı saptanan kuruluş sayısı nedir?
Vatandaşlarımızın özel sağlık kuruluşlarından hizmet alırken belirlenen ücretin en çok %30’unu ödedikleri nasıl denetlenecektir? Sağlık sektöründe kayıt dışı tahsilâtı önlemekle ilgili neler yapılması planlanmaktadır?
Katılım payı alınmayacak kişi ve haller sıralanırken “aile hekimi muayenesi” bu kapsamda değerlendirilmiştir. Yurttaşlarımızın sağlık ocaklarına yaptıkları tedavi edici hizmetler için katılım payı alınacak mıdır?
Devlet hastaneleri ile üniversite hastanelerine yapılan başvurularda sevk zinciri aranacak mıdır? Eğer aranmayacaksa, devlet hastaneleri ile üniversite hastanelerinde yapılan muayenelerde katılım payı tutarı ne olacaktır? Katılım payı tutarının 5 katına çıkarılması ne zaman düşünülmektedir?
     10. 2009 yılında “katılım payı” adı altında vatandaştan toplanması beklenen paranın tutarı nedir?
TÜRKİYE’NİN İHTİYACI:

                               HERKESE SAĞLIK, GÜVENLİ GELECEK
Biz sorumluluğumuzun farkındayız:
65 yaşını ve/veya 7200 prim gün sayısını dolduramadığı için emekli olamayanların,

Kayıt dışı çalıştırıldığı ve/veya primleri eksik ödendiği için emeklilik hakkını kazanamayanların,

Şu anda bile yoksulluk sınırının çok altında olan emekli maaşı daha da düşen her emeklinin,

Ölüm aylığı %75’ten %50’ye düşürülen her dul eşin,

Gazeteci, havayolları personeli, lokomotif makinistleri, posta dağıtıcıları, zabıtalar başta olmak üzere yıpranma payı tırpanlanan her çalışanın,

GSS de müstahak olmadığı için sağlık hizmetine ulaşamayan her işsizin,

GSS primini ödeyemediği için hastane kapısından çevrilen her yoksulun,

Primini ödese bile gittiği hastanede “fark ücreti” ödemek zorunda bırakılanların,

Kısacası bütün sağlık ve sosyal güvenlik mağdurlarının yanında olmaya çalışacağız.

Çünkü biz mümkün olanı, ihtiyacımız olanı

HERKESE SAĞLIK, GÜVENLİ GELECEK
istiyoruz.


Bu HABERİ Paylaş!