Binlerce hekim Büyük Hekim Yürüyüşünde buluştu

 

14 Mart Tıp Haftası'nın yüzüncü yıldönümünde Türkiye'nin dört bir yanındaki hekimler Büyük Hekim Yürüyüşü için İstanbul'da bir araya geldi. Haydarpaşa Numune Hastanesi önünde toplanan binlerce hekim, Kadıköy İskele Meydanı’na kadar coşkulu bir yürüyüş gerçekleştirdi.

Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) çağrısıyla Adana, Ağrı, Ankara, Antalya, Balıkesir, Bursa, Çanakkale, Diyarbakır, Edirne, Eskişehir, Giresun, Hatay, İzmir, Kocaeli, Manisa, Mardin, Mersin, Muğla, Samsun, Tekirdağ, Urfa, Van-Hakkari Tabip Odaları, TTB Tıp Öğrencileri Kolunun yoğun katılımıyla gerçekleştirilen yürüyüşe Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), Devrimci Sağlık İş Sendikası (Dev-Sağlık İş), Birinci Basamak Sağlık Çalışanları Birlik ve Dayanışma Sendikası, Türk Dişhekimleri Birliği-İstanbul Dişhekimleri Odası, İstanbul Eczacı Odası, İstanbul Veteriner Hekimler Odası, İstanbul Aile Hekimleri Derneği (İSTAHED), Tüm Radyoloji Teknisyenler ve Teknikerleri Derneği (TÜM-RAD DER), Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği (SHUDER), Türkiye Psikologlar Derneği (TPD), CHP Milletvekili Ali Şeker, HDP Milletvekili Oya Ersoy, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Aysun Gezen, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu da katılarak destek verdi.

Hekimler ve sağlık çalışanları “Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet!”, “Herkese eşit, ücretsiz sağlık!”, “Sağlıkta performans ölüm demektir!” sloganlarıyla Kadıköy İskele Meydanı’na yürüdü. Yürüyüşe beyaz önlükleri ve beyaz balonlarla katılan hekimlere yürüyüş boyunca çevredeki yurttaşlar alkışlarla destek verdi.

Hekimlerin ve sağlık çalışanlarının Kadıköy İskele Meydanı’nda yerini almasının ardından bugüne kadar hayatını kaybeden hekimler ve sağlık çalışanları ile Yeni Zelanda’daki ırkçı saldırıda hayatını kaybedenler için bir dakikalık saygı duruşu gerçekleştirildi. 

Saygı duruşunun sonrasında ilk sözü İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Pınar Saip aldı. Saip, 1919 yılında Türkiye’nin işgal altında olduğunu anımsatarak “Bugün de yine, yüz yıl sonra, köklerimizi buradan alan hekimler olarak, memleketimizdeki sağlık ortamının, uluslararası ticaret kuruluşlarının önerileriyle hareket eder hale gelmesini protesto etmek istiyoruz” dedi.

“Sağlıklı olma hali ancak bir ülkede demokrasi varsa, laiklik varsa, özgürlük varsa, çevre korunuyorsa, insan hakları mümkünse olabilir, barış varsa olabilir” diyen Saip sözlerine şöyle devam etti:

“Bütün bu koşulların sağlandığı ortamların gerekliliğini sağlığın bir hak olduğunu, hastalarımıza duyurabilmek, kamuoyuna duyurabilmek için buradayız. Maalesef sağlık ortamı, hastaneler işletmeye çevrilmiş durumda. Hastalar birer müşteriye çevrilmiş durumda. Eğitim derseniz üniversite kurumları hem tıp eğitiminde, hem uzmanlık eğitiminde geleneksel, kurumsal önemli sağlık kurumları ne yazık ki parçalanıyor, bölünüyor, yok ediliyor ve ekonomik olarak çökertilmekte. Bu gelecekte tıp eğitiminin, gelecekte hastalarımızın ciddi mağduriyetler yaratacağını göstermekte. Hastaneler maalesef işletmeye dönüşmüş. Kışkırtılmış bir sağlık talebi karşısında yoğun iş yükü için hekim arkadaşlarımız tükenmiş ve artık meslekten tükenmeye, korkmaya ve terk etmeye yönelmekteler. Genç hekimlerimizin bu mağduriyetlerinin bir an önce göz önüne alınması gerekmekte, bunları dile getirmek için buradayız. Oysa biliyoruz ki herkes için sağlık, herkes için eşit, emeklerimizin hakkını alabileceğimiz bir sağlık sistemi kurulabilir. Vergilerimizden alınan paralarla çok iyi bir sağlık sistemi kurulabilir. Hastaları müşteriye çevirmeye gerek yok. Üniversitelerimize destek sağlanabilir vergilerden, destek sağlanması mümkündür. Şuanda bilim dışı tedaviler ön plana çıkmaya başlamıştır. Sülükçüler, hacamatlar takdir görmeye başlamıştır. Bilimsel özerkliğin korunduğu, liyakatin, akademinin korunduğu bir sağlık sistemi kurulabilir. Böyle bir sistemine ülkemizin ihtiyacı var. Gerçek bir sağlık sisteminin kurulmasını talep ediyoruz. Üniversitelerde bilimsel özerklik, liyakatın harekete geçmesini istiyoruz. Herke eşit ücretsiz sağlık hizmeti verilmesini istiyoruz. Meslektaşlarımızın emeklerine uygun bir şekilde emekliliklerine yansıyacak bir ücret talebimiz var. Bütün bunları haykırmak için buradayız. Bilim dışılığa karşı olmak için buradayız. Laiklikten, özgürlükten, bilimsellikten hekimler olarak söz verdik, vazgeçmeyeceğiz. Bu topraklarda vardık. Mücadelemize her zaman devam edeceğiz.”

Saip’in ardından söz alan TTB Merkez Konsey Başkanı Dr. Sinan Adıyaman, “Yüz Yıllık Başlangıç/Mücadeleye Devam!” başlıklı Hekimlerin 100. Yıl Bildirgesi’ni okudu.

“Bundan yüz yıl önce, 14 Mart 1919’da İstanbul’da tıbbiyeliler Osmanlı’da modern tıp eğitiminin başlangıcını, Tıphane-i Amire’nin 92. kuruluş yıldönümünü kutlamak için bir toplantı düzenleyerek emperyalist işgale karşı tepkilerini dile getirmişlerdi.

Tıbbiyelilerin bu mücadelenin meşalesini ilk yakanlardan olmaları tesadüf değildi. İstibdat Rejimine karşı mücadelenin ilk tohumları da Tıbbiyede atılmış, nitekim bu nedenle II. Abdülhamit tarafından Sirkeci’deki Demirkapı Kışlası’ndan Asya yakasına ‘taşınmış’tı. Buna rağmen ‘Hürriyet, Müsavat, Adalet, Uhuvvet!’ (Özgürlük, Eşitlik, Adalet, Kardeşlik!) sloganlarıyla ilan edilen II. Meşrutiyet’in de en ön saflarında tıbbiyeliler yer almışlardı.” cümleleriyle başlayan bildirgede şu ifadelere yer verildi:

Hayata ve topluma adanmış bir mesleğin onurlu üyeleri olarak emeğimizle, bilgimizle, uzun yıllar süren eğitim ve mesleki deneyimlerimize dayalı birikimimizle insanlara hizmet veriyoruz.

Her şeyden ve herkesten çok; doğumdan ölüme insanın en çıplak hallerine şahitlik ediyor, en çaresiz anlarında yardımına koşuyor, güçsüzlerin gücü, çaresizlerin çaresi olmak, ölümle ve hastalıklarla mücadele etmek, sağlık ve şifa dağıtmak için çalışıyoruz.

Her şeyden ve herkesten çok; doğumdan ölüme insanın en çıplak hallerine şahitlik ediyor, en çaresiz anlarında yardımına koşuyor, güçsüzlerin gücü, çaresizlerin çaresi olmak, ölümle ve hastalıklarla mücadele etmek, sağlık ve şifa dağıtmak için çalışıyoruz. 

Yılda 720 milyon muayene, 14 milyon yatan hasta, 5 milyon ameliyat, 1,3 milyon doğum gerçekleştiriyoruz.

Bizi asıl yoranlar; mesleğimizin itibarsızlaştırılması, emeğimizin ucuzlatılması, kötü çalışma ortamları, ağır çalışma koşulları, parça başı işleme dayalı ücretlendirme, piyasanın vahşi koşullarına terk edilen, ticarileşmiş sağlık hizmetleri, kışkırtılmış talep, kışkırtılmış şiddet ve sevgisiz, hürmetsiz, değer bilmez sağlık yöneticileri.” 

Dr. Sinan Adıyaman okuduğu bildirgeyi şu sözlerle sonlandırdı:

“Mesleki itibarımızı korumanın, haklarımızı savunmanın, sorunlarımızın çözümünün ancak ve ancak meslek örgütümüzle ve örgütlü mücadelemizle olacağını biliyoruz. Asla ve kat’a yılmıyoruz, bıkmıyoruz, korkmuyoruz! Geçmişimizden aldığımız güçle ve geleceğe olan inancımızla mücadeleye devam!”

https://www.istabip.org.tr/5204-hekimlerin-100-yil-bildirgesi-100-yillik-baslangic-mucadeleye-devam.html

Bildirgenin okunmasının ardından bugüne kadar kaybedilen hekimler ve sağlık çalışanları anısına yüzlerce beyaz balon gökyüzüne bırakıldı. 

“Büyük Hekim Yürüyüşü” kadın hekimlerin de buluşmasına tanıklık etti. “Bu yüzyıl kadınların yüzyılı olacak” diyen TTB’li kadınlar “100 yılın fotoğrafını çektirmek” için objektiflerin karşısına geçtiler. Bu fotoğrafın ardından hekim buluşması şarkılar eşliğinde sona erdi.