Sözünü Barıştan Yana Kurdukları İçin Ceza Alan Meslektaşlarımızın Yanındayız

İstanbul Tabip Odası, geçtiğimiz yıllarda yönetim kurulu üyeliği de yapmış olan üyelerinin ülkede barış ortamı talep eden, "Bu suça ortak olmayacağız" bildirisine imza attıkları için cezalandırılmalarına "Sözünü barıştan yana kurdukları için ceza alan meslektaşlarımızın yanındayız!" diyerek tepki gösterdi ve bir basın açıklamasıyla bu tepkisini dile getirdi. Basın açıklamasına 15 ay ceza alan Prof. Dr. Taner Gören, 27 ay ceza alan Doç. Dr. Haydar Durak, İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Pınar Saip ve Yönetim Kurulu Üyeleri Prof. Dr. Osman Küçükosmanoğlu, Dr. Murat Ekmez ile birlikte TTB Merkez Konseyi Üyesi Dr. Samet Mengüç katıldı. İstanbul Tabip Odası adına hazırlanan metni Prof. Dr. Pınar Saip okudu.

Açıklamada; "Prof. Dr. Taner Gören, Prof. Dr. Huri Özdoğan ve Doç. Dr. Haydar Durak’a açılan davalar sonuçlandı ve kendilerine ceza verildi. Türk Tabipleri Birliği Merkez Konsey üyeliğini 2016-2018, İstanbul Tabip Odası Başkanlığını 2010-2014 döneminde yapan ve halen TTB Onur Kurulu üyesi Prof. Dr. Taner Gören’e 16.1.2019 tarihinde, 36. Ağır Ceza Mahkemesi 15 ay, 2002-2006 Yönetim Kurulu üyemiz Prof. Dr. Huri Özdoğan’a 7.2.2019 tarihinde 37. Ağır Ceza Mahkemesi 15 ay,  2016-2018 dönemi Yönetim Kurulu üyemiz Doç. Dr. Haydar Durak’a ise aynı “suçtan’’ 21. 2. 2019 tarihinde 33. Ağır Ceza Mahkemesi 27 ay ceza vermiştir. Şu ana kadar tüm yargılanan, ceza alan meslektaşlarımıza ve diğer mesleklerden akademisyenlere hak etmedikleri bu hukuksuzluk karşısında yalnız olmadıklarını ve dayanışma içinde olduğumuzu bildiriyoruz" denildi.

 

Açıklamanın tam metni şu şekilde:

 

SÖZÜNÜ BARIŞTAN YANA KURDUKLARI İÇİN CEZA ALAN  MESLEKTAŞLARIMIZIN YANINDAYIZ. HUKUKSUZLUĞA ALIŞMAYACAĞIZ.

Dr. Taner Gören, Dr. Haydar Durak, Dr. Huri Özdoğan Onurumuzdur.  

HEKİMLER HER ZAMAN YAŞAMI SAVUNMALIDIR

 

Sözlerini barıştan yana kuran, ülkede barış ortamı talep eden, bu amaçla “Bu suça ortak olmayacağız’’ bildirisine imza atan akademisyenlere karşı açılan davalar ne yazık ki devam etmektedir. Değerli meslektaşlarımız Prof. Dr. Taner Gören, Prof. Dr. Huri Özdoğan ve Doç. Dr. Haydar Durak’a açılan davalar ise sonuçlandı ve kendilerine ceza verildi.

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konsey üyeliğini 2016-2018, İstanbul Tabip Odası Başkanlığını 2010-2014 döneminde yapan ve halen TTB Onur Kurulu üyesi Prof. Dr. Taner Gören’e 16.1.2019 tarihinde, 36. Ağır Ceza Mahkemesi 15 ay, 2002-2006 Yönetim Kurulu üyemiz Prof. Dr. Huri Özdoğan’a 7.2.2019 tarihinde 37. Ağır Ceza Mahkemesi 15 ay,  2016-2018 dönemi Yönetim Kurulu üyemiz Doç. Dr. Haydar Durak’a ise aynı “suçtan’’ 21. 2. 2019 tarihinde 33. Ağır Ceza Mahkemesi 27 ay ceza vermiştir.

Şu ana kadar tüm yargılanan, ceza alan meslektaşlarımıza ve diğer mesleklerden akademisyenlere hak etmedikleri bu hukuksuzluk karşısında yalnız olmadıklarını ve dayanışma içinde olduğumuzu bildiriyoruz. 

"Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi" adına "Bu Suça Ortak Olmayacağız" başlıklı bildiri 1128 akademisyen imzası ile 10 Ocak 2016’da yayınladı ve toplam 2212 imza ile TBMM’sine sunuldu. Bu bildiriye imza atılmasının yargıla ve soruşturma olmaksızın ‘’terör suçu’’ olarak ilan edilmesinin ardından imza atan akademisyenlerin bazılarının evleri basıldı, gözaltına alındı, bazılarının kanun hükmünde kararnamelerle görevlerine son verildi, bazıları emekli olmaya zorlandı, çalıştıkları üniversitelerinde ve YÖK soruşturmaları ile çeşitli derecelerde cezalar aldı, bazıları Eylül 2017 tarihinden itibaren  yargılanmakta, bazıları ise ceza aldılar.

Kelimesi kelimesine aynı iddianame ile halen 640 imzacı akademisyen Ağır Ceza Mahkemelerinde yargılanmaktadır. Bugüne kadar 129 imzacı hakkında 1 yıl 3 ay ile 3 yıl arasında değişen cezalar verildi. İstanbul’da 18 ülke çapında 50’yi aşkın hekim yargılanmaktadır. Bugüne kadar ceza verilen hekim ve diş hekimi sayısı 9 dur. İstanbul’da yargılanan 18 meslektaşımızdan 10’nun davası devam etmektedir. Aynı suçtan farklı mahkemelerde yargılanmalarına rağmen, mahkemelerin verdiği kararlar gerekçeleri ve ceza verme saiki aynı olmuştur.

Bu süreçte yapılan savunmaların, sunulan argümanların, konulan delillerin dikkate alınmadığı; imzalanmış olan bildirinin bile tartışılamadığı bir yargılama dönemi yaşandı ve yaşanmaya devam ediyor. Ülkemiz bu hukuk anlayışını hiç hak etmiyor. 

Barış hekimlerin her zaman savundukları bir taleptir. Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Hekimler Birliği barış koşullarında yaşamı sağlığın sosyal belirleyicisi olarak saptamıştır. Meslektaşlarımız Hekim olarak görevlerini yaptıkları, insanların ölmemesi için bir çağrıya imza attıkları için ağır cezada yargılanarak ağır cezalara çarptırıldılar.

Meslek Etiği Kurallarımızın 5. Maddesine göre “Hekimin öncelikli görevi insanın yaşamını ve sağlığını korumaktır.” Hekimlik mesleği doğası gereği insan hayatını her şeyin önüne koyar ve asıl olarak ölümlerin durmasını önceler. Bir hekimin görevi sadece tedavi etmek değildir. Ülkemizde veya Dünyanın herhangi bir yerinde insanı hastalandıran, ölümüne neden olan açlık, susuzluk, iyi beslenememe, barınma olanaklarının olmaması, savaş gibi her türlü etmen hekimlerin ilgi alanındadır.

Ceza alan ve davası devam eden tüm meslektaşlarımız her türden silahlı gücün savaş politikalarına alet olmama, karşı durma duyarlılığıyla, çatışmasızlığı ve barışı talep etmişlerdir. Şiddeti reddeden düşüncelerini ifade etme haklarını kullanmışlardır. Bir insan ve bir hekim olarak insan hakları zemininde, hekimlik etiğine sadık kalarak özgür iradeleriyle bir tutum almışlardır. Dolayısıyla yaptıklarında insanlık yasalarının ve hukukun üstünlüğünün geçerli olduğu koşullarda bir suç yoktur. 

Toplumların sağlıklı olması barış ortamı kadar hukuk mekanizmasının da adaletli işlemesinden geçmektedir. Düşüncelerini ifade edemeyen toplumların bireyleri sağlıklı olamazlar, demokrasi, düşünce özgürlüğü sağlıklı toplumların olmazsa olmazlarıdır. İnsancıl ortamlarda yaşayabilmek, sağlıklı bir toplum olabilmek bütün demokratik kurum ve kişileri meşruiyet ihtiyacı dahi duymayan ve adaleti hiçleştiren uygulamalara karşı demokratik girişimlerde bulunmaya çağırıyoruz. 

Ülkemizde barış isteyenlerin yargılandıkları dönemler olmuştur. Bu hukuksuz yargılamalar demokratik ortamlar sağlandığında barışı savunanlar haklı çıkacaktır. 

İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu üyeliği ve başkanlığı yapmış meslektaşlarımıza bu haksızlık, hukuksuzluk ve keyfiyet karşısında dayanışma duygularımızı bildiriyoruz.

Ömürlerini demokrasi, barış, özgürlük, eşitlik, toplum sağlığı ve iyi hekimlik mücadelesi ile geçiren; hekimlerin haklarının korunması ve halkın sağlık hakkına erişimindeki engellerin kaldırılması mücadelesinde sorumluluk alan hocalarımızla gurur duyduğumuzu kamuoyuyla paylaşıyoruz. 

İstanbul Tabip Odası

Yönetim Kurulu