BUNUN ADI “SAĞLIKTA ŞİDDET YASASI” DEĞİL, “KATMERLİ OHAL!”

Önce Yahudiler için geldiler. Sesimi çıkarmadım, çünkü ben Yahudi değildim

Sonra komünistler için geldiler. Sesimi çıkarmadım, çünkü ben komünist değildim.

Sonra sendikacılar için geldiler. Sesimi çıkarmadım, çünkü ben sendikacı değildim.

Sonra benim için geldiler. 

Ses çıkaracak kimse kalmamıştı.

Rahip Nie Moeller

Biri yürürlük, biri yürütme olmak üzere toplam 44 maddeden oluşan “Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi” TBMM’ye sunuldu.

AKP döneminde adet olduğu şekilde “Torba Yasa” olarak hazırlanan Teklifin içerdiği bir dizi hükümle ilgili ayrıntılı açıklamayı sonraki günlerde meslektaşlarımız ve kamuoyuyla paylaşacağız. Ancak bugün Teklifle ilgili iki önemli konuyu acil olarak paylaşmak istiyoruz.

Birincisi; kamuoyuna her ne kadar “Sağlıkta Şiddet Yasası” olarak sunulmaya çalışılsa da bu Teklifin 24. Maddesinde yer alan düzenlemenin Türk Tabipleri Birliği’nin yıllardır ısrarla önerdiği Sağlıkta Şiddet Yasası Teklifi ile ilgisi yoktur ve bu haliyle sağlıkta şiddeti önlemekten tamamıyla uzaktır. Oysa 2 Ekim 2018 günü meslektaşımız Dr. Fikret Hacıosman cinayetinin de gösterdiği gibi sağlıkta şiddet oyalamaya, kandırmacaya, göz boyamaya gelmeyecek kadar büyük ve ciddi bir sorundur.

Teklifi sunanları ciddiyete davet ediyoruz!

Teklifin 5. maddesinde yer alan düzenleme ise en anti-demokratik rejimlerde bile rastlanamayacak türden tam bir felakettir.

Bu düzenlemeyle siyasi iktidar hiçbir yargı kararına, bırakın yargı kararını, hiçbir nesnel kritere bağlı olmaksızın; bütün hekimlerin mesleğini icra etmesini yasaklama yetkisini eline almak istemektedir. 

Kamu görevinden çıkarılan veya kamu görevine alınmayan hekimler için her ne kadar Sosyal Güvenlik Kurumu anlaşması olmayan sağlık kurumlarında çalışmak ya da muayenehane açmak yasaklanmamış gözükse de Teklif yasalaştığı takdirde bu meslektaşlarımızın mesleklerini icra edebilmeleri pratik olarak mümkün olmayacaktır.

Mecburi hizmet yükümlüsü hekimler ise kâğıt üzerindeki bu haktan da mahrum bırakılmakta, Aklın, mantığın, vicdanın kabul etmediği bir şekilde 600 gün boyunca mesleğini hiçbir biçimde icra edememekle ve işsizlikle cezalandırılmaktadır.

“Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı” gerekçesinin nasıl kullanıldığını ise yıllardır biliyoruz.  İktidar partisi bu sözde gerekçeyi kendi yandaşı olmayan herkesi susturmak, sindirmek, tutuklamak için bir bahane olarak kullanmakta; gazeteciler, aydınlar, milletvekilleri bu bahaneyle tutuklanmakta, kamu çalışanları bu bahaneyle işlerinden atılmakta; her türlü muhalif ses bu bahaneyle bastırılmaktadır.

Yaşadıklarımızdan biliyoruz ki; bu madde yasalaştığı takdirde yandaş olmayan bütün hekimler için kullanılabilecek ve hekimler işsizliğe ve açlığa mahkum edilebileceklerdir.

Bu düzenleme tam bir “katmerli OHAL” düzenlemesidir!

Bütün hekimleri bir benzeri tarihte ancak Nazi Almanya’sı döneminde görülen bu düzenlemeye karşı hep birlikte kol kola girip kenetlenmeye, meslek örgütümüzün önderliğinde omuz omuza mücadele etmeye çağırıyoruz.

Dr. Fikret Hacıosman’ın öldürülmesinin birinci ayında, 2 Kasım 2018, Cuma günü saat 18.30-19.30 arasında Kadıköy İskele Meydanı’nda “HEKİMLER KANDIRMACA DEĞİL, HAKLARINI İSTİYOR NÖBETLERİ”ne başlıyoruz.

Bütün meslektaşlarımızı bekliyoruz.

Daha geç olmadan!..

İSTANBUL TABİP ODASI



Ara

Twitter'da İstanbul Tabip Odası