Nöbetimizin 6. Gününde Şair Turgay Fişekçi, SES İstanbul Şubeleri, Öğretim Üyeleri Derneği bizimleydi

“Sağlıkta Şiddet Yasası Çıkarılsın” nöbet eylemlerinin altıncısını 15 Ekim 2018, Pazartesi günü gerçekleştirdik.

Altıncı nöbet eylemine Şair Turgay Fişekçi konuk konuşmacı olarak katılırken, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İstanbul Şubeleri, Öğretim Üyeleri Derneği ve Halkevleri desteğe gelen kurumlar oldu. İstanbul Tabip Odası (İTO) eski başkanlarından Dr. Coşkun Özdemir, yine İTO eski başkanlarından ve TTB Yüksek Onur Kurulu Üyesi Dr. Taner Gören, İTO Başkanı Dr. Pınar Saip, İTO Genel Sekreteri Dr. Osman Öztürk, YK Üyeleri Dr. Recep Koç ve Dr. Murat Ekmez de katılımcılar arasında yer aldı.

Eylem Dr. Fikret Hacıosman ve hayatını kaybeden meslektaşlarımız anısına 1 dakikalık saygı duruşuyla başladı.

Eylemde ilk konuşmayı Dr. Coşkun Özdemir yaptı ve şunları söyledi: “Ne yazık ki çok vahim günler yaşadık yıllar içerisinde. Bir psikiyatri uzmanı meslektaşımızın öldürülmesi de bu acı, vahim günlerden biri. Bu olayda beni düşündüren bir hastanın silahla hastaneye girebilmesi oldu. Bu çok vahim bir olay. Ne yazık ki bu olaylar birbirini izliyor. Türk Tabipleri Birliği’nin bu olaylar karşısında Sağlıkta Şiddet Yasası hazırladığını biliyoruz. Tabii şiddet olaylarının önlenmesi için yasa çıkartmak yetmez ama önemli bir adımdır. Bu yaşımda elimden ne geliyorsa yapmaya hazırım ama halkın da bu mücadeleye katılması lazım.”

Şair Turgay Fişekçi: “Bir şiddet toplumunda yaşıyoruz ne yazık ki. Biz kültür insanları, bilim insanları yaşadığımız toplumların kültür toplumları, bilim toplumları olmasını isteriz ama ne yazık ki sistemli bir şekilde  yaşanan gelişmeler sonucu bir şiddet toplumuna dönüştük. Sadece sağlık alanında değil, eğitimde, sokakta, trafikte, her alanda şiddet var; bu ülkede yaşayan hiçkimse kendini güvende hissetmiyor. İnsanların her an şiddete uğrayabileceğini düşünmesi insan sağlığı için de çok olumsuz. Ben geçmişte çok acı olaylar hatırlıyorum. Dişhekimi Sevinç Özgüner evi basılarak öldürülmüştü. Şair arkadaşım Behçet Aysan Sivas’ta yakıldı, biliyorsunuz. Bütün bunlar taşları döşene döşene geldiğimiz bir toplum hayatını gösteriyor. Elbette sağlıkta şiddet yasası çıksın, çok önemli bir adım olur. Ama bu sorunlara günlük çözümler aramamalıyız. Toplumları ileriye götürecek, toplumları aydın kılacak olan şey toplumların kültür toplumlarına dönüşmesidir… İnsana insan olduğunun hatırlatılması ve dünyada insanca değerler içinde yaşaması gerektiğinin hatırlatılması ve hepimizin de böyle bir dünya için çabalaması gerekiyor.”

Abuzer Arslan (SES Şişli Şube Eş Başkanı): “Sağlıkta şiddet giderek artıyor. Çünkü siyasi dil, söylem değişmedikçe şiddet azalmayacaktır. Öncelikle bu iktidar dili değişmeli. Biz sağlık çalışanları her olayda hedef tahtasına oturtuluyoruz. Ülkeyi yönetenlerin şiddet ortamını körükleyen, bizleri hedef haline getiren söylemleri değişmedikçe sağlıkta şiddet yasasının çıkması, şiddete başvuranlara cezalar verilmesi de yeterli olmayacaktır.”

Nuri Günay (Halkevleri Eş Başkanı): “Bir ülkede hekimlerin özlük hakları, can güvenlikleri yoksa, insanca çalışma koşulları yoksa o ülkede halkın da sağlık hakkı yok demektir. Aynı şekilde halkın sağlık hakkı yoksa hekimlerin de insanca çalışma koşulları, can güvenliği yok demektir. Bütün bu sorunların ortadan kalkması için sağlık sisteminin değişmesi gerekiyor. Uzun yıllardır kamusal, nitelikli, ücretsiz sağlık hakkı için mücadele ediyoruz. Dolayısıyla bu ülkede hekimlerin haklarıyla halkın hakları arasında doğrudan, kopartılamaz bir bağ vardır. Ancak gün be gün halkın sağlık hakkı elinden alınırken hekimlerimizin, sağlık emekçilerinin can güvenliği de ortadan kaldırılmaktadır. Bizler hem halkın sağlık hakkının kazanılması, hem de tüm sağlık emekçilerinin insanca çalışabileceği bir düzen için mücadele ediyoruz. Bugün çok acil bir tablo var: sağlık çalışanları çalışma ortamlarında katlediliyor. Bu yüzden TTB’nin sağlıkta şiddet tasarısı acilen yasalaşmalı, hekimlerin haklı talepleri karşılanmalıdır.” 

Dr. Tahsin Yeşildere (Öğretim Üyeleri Derneği): “Gerçekten zor günlerden geçiyoruz. Biz bilim insanları, öğretim üyeleri olarak yerimiz üniversite olması gerekirken, nitelikli insanlar yetiştirmemiz, ders vermemiz, bilimsel araştırma yapmamız gerekirken, hekimler hastanede sağlık hizmeti vermesi gerekirken adliye önlerindeyiz. Soruşturmalardan geçiriliyoruz. Üniversitemizden kopartılıyoruz. Sağlıkta şiddet olaylarına karşı nöbete geliyoruz. İş cinayetlerine karşı eylemlerde oluyoruz. Çevre felaketlerine karşı mücadele ediyoruz. Yani artık gelinen nokta sistemin çöktüğünün göstergesidir. Sağlıkta şiddet de bu neoliberal politikaların, uygulamaların bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Açıktır ki, AKP iktidarının en çok önem verdiği sağlık alanı da çökmüştür. Bunun faturası halka ve sağlık çalışanlarına çıkartılamaz.” 

Dr. Taner Gören: “İçimizde çok büyük bir acıyla toplandık. Sevgili Fikret Hacıosman’ın öldürülmesinin acısını yüreğimizde hissediyoruz. Yıllardır beklediğimiz Sağlıkta Şiddet Yasası’nın acilen çıkartılması talebiyle toplandık. Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın nasıl bir tablo yarattığına değinmek istiyorum, çünkü şiddet olaylarının altında da bu program yatmakta. Biraz daha eskilere bakarak başlamak lazım; 70’li yıllar kapitalizmin büyük krize girdiği yıllardı ve bu krizden çıkmak için büyük sermaye hizmeti de alınır-satılır bir meta haline dönüştürmeyi hedeflediler ve ne yazık ki bunu başardılar. Bu anlamda küresel sermaye açısından en çok kar getiren alanların başında sağlık alanı geliyor. Türkiye de bu anlamda büyük bir pazar olarak görüldü. 82 Anayasası’yla birlikte Sağlıkta Dönüşüm başladı. Sağlık bir kamusal hak olmaktan çıkartıldı, sağlık alanı ticarileştirildi. Bugün yaşadığımız tablonun kaynağı o yıllara dayanıyor… Sağlık alanı kamusal bir bakışla tekrar düzenlenmeden şiddet olayları da ne yazık ki tam olarak önlenemeyecek.”