Sağlıkta Şiddete Karşı 5. Gün nöbetinde İstanbul Veteriner Hekimler Odası bizimleydi

Dr. Fikret Hacıosman’ın görevi başında katledilmesinin ardından Kadıköy’de Beşiktaş İskele Meydanı’nda başlattığımız “Sağlıkta Şiddet Yasasını İstiyoruz” nöbet eylemlerinde 5. günü geride bıraktık.

14 Ekim 2018, Cumartesi günü, 18.30-19.30 saatleri arasında gerçekleştirilen nöbet eylemine, tiyatro sanatçısı Genco Erkal bir mesaj göndererek desteğini açıkladı. Genco Erkal mesajında şunları söyledi: “Değerli hekimlerimize reva görülen saldırganlığın boyutları isyan uyandıran mertebeye ulaştı. Toplumdaki genel cehaletin, hoşgörüsüzlüğün, ilkelliğin tezahürünü bundan daha isabetle anlatacak hiçbir olay düşünemiyorum. Sivil halkı kendi amaçları doğrultusunda silahlandırmayı özendiren iktidar, hekimlere yönelik saldırılardan da sorumludur. Zaten çok zor koşullarda çalışan hekimlerimizi korumak zorundayız. Yurt genelinde sağlıkta şiddete karşı yasa tasarısının bir an önce yasalaşması bu yönde atılacak en sağlıklı ilk adım olacaktır. Türk Tabipleri Birliği’nin bu yöndeki nöbetini yürekten destekliyorum. Yolları açık olsun.”

5. gün nöbetine İstanbul Veteriner Hekimler Odası, SES Bakırköy Şubesi yönetici ve üyeleri destek verdi. Eyleme yine onlarca hekim ve sağlık çalışanı beyaz önlükleriyle katılırken, TTB İkinci Başkanı Dr. Ali Çerkezoğlu, İTO önceki dönem başkanı Dr. Selçuk Erez, TTB önceki dönem başkanı Dr. Raşit Tükel, TTB Yüksek Onur Kurulu Üyesi Dr. Ali Özyurt, İTO Başkanı Dr. Pınar Saip, İTO Genel Sekreteri Dr. Osman Öztürk, YK Üyeleri Dr. Rukiye Eker Ömeroğlu, Dr. Recep Koç, Dr. Güray Kılıç ve Dr. Murat Ekmez de katılımcılar arasında yer aldı.

Eylemde ilk konuşmayı İstanbul Veteriner Hekimler Odası Başkanı Prof. Dr. Murat Arslan yaptı. Dr. Arslan şunları söyledi: “Bütün sağlıkçılar adına dayanışma için buradayız. Çünkü şiddet sadece beşeri hekimleri değil, tüm hekimleri ve ülkedeki tüm sağlık çalışanlarını, toplumun farklı kesimlerini de hedef alıyor. Kendini güçlü hisseden ve hukuksuzluğun diz boyu olduğu ülkede yaptığının yanına kar kalacağını düşünen herkes şiddet uygulayabiliyor. Geçtiğimiz 2 ay içinde 2 veteriner hekim arkadaşımız muayenehanelerinde saldırıya uğradı. Yine yakın zamanda bir meslektaşımız bıçaklandı maalesef. Birçok örnek farklı zamanlarda yaşanıyor. Ayrıca sosyal medya üzerinden işlenen suçlar cezasız kalıyor. Ama en şiddetli haliyle tabip arkadaşlarımıza bu saldırılar yöneliyor, şiddetle kınıyoruz. Sağlıkta şiddet yasasına sadece beşeri hekimler değil, tüm sağlık çalışanlarının ihtiyacı var. Bunun için elimizden gelen mücadeleyi yürüteceğiz.”

İkinci olarak Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Bakırköy Şube Eş Başkanı Nuran Güngör konuştu ve şunları söyledi: “Sağlıkta şiddet hepimizin sorunu. Sağlıkta, eğitimde hayatımızı kolaylaştırmak, geliştirmek ve yaşanır kılmak için oluşturulan kamu kurumları tasfiye edilmiş durumda. Sağlık alanında hizmet alanlara BİMER gibi birimlere şikayet teşvik ediliyor adeta. Sağlık çalışanlarına yönelik baskı, mobbingse artmış durumda. Sağlık hizmeti apayrı özelliklere sahip; sağlık hizmetinin layıkıyla verilebilmesi için sağlık çalışanının fiziki çalışma koşullarının, psikolojisinin iyi olması, bütünlüklü bir iyilik hali içinde olması lazım. Biz işimizi ruhumuzla, gönlümüzle, ruhumuzla yapmaya çalışıyoruz. Gerek hizmet alan, gerek hizmet veren açısından sağlıklı bir ortamın yaratılması lazım. Sağlık Bakanlığı’nı duyarlı olmaya çağırıyoruz.”

Ardından yapılan konuşmalar şöyle oldu:

Dr. Ali Özyurt: “Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımına göre şiddet kişinin kendisine, bir başkasına veya bir gruba karşı yaralama, ölüm, psikolojik zarar, gelişme geriliği ya da ihmal ile sonuçlanan kasıtlı güç kullanımı tehdididir. Her yıl 25 milyon kişinin iş ortamında şiddete maruz kaldığından söz edilmektedir. Tüm şiddet olaylarının %25’i ise sağlık sektöründe gerçekleşiyor. Eğer bir şiddet eylemi toplumda kabul görüyorsa meşrulaşmış bir eyleme dönüşebiliyor bizde olduğu gibi. Yani sorunları çözmek için ilk başvurulan eylem biçimi şiddet olmaya başlıyor. Türkiye’de sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin sıklığı %50-70 oranında değişiyor. Türkiye’de 24 saat kesintisiz hizmet verilmesi, stresli aile üyeleri, aşırı kalabalık, rahatsız ortamlarda çalışılması, vardiya halinde veya tek başına çalışma, toplumun şiddet içeren davranışlarının yasalarla sınırlanmamış olması vb. şiddet riskini artıran faktörlerden bazıları. Sağlıkta şiddetin önlenebilmesi için şiddet olaylarının türüne bakılmaksızın suç sayılması, ülkeyi yönetenlerin, yetkililerin sağlık çalışanlarını, hekimleri hedef haline getiren, itibarını sarsan söylemlerden vazgeçmesi, çalışma koşullarının düzeltilmesi, güvenlik önlemlerinin alınması gerekiyor. Yine sağlıkta şiddet haberleri verilirken haber etiği ve sosyal sorumluluk gözetilmeli.”

Vedat Yüce (Tıp Öğrencileri Kolu): “Katledilen ve şiddet gören tüm hocalarımı saygıyla anıyorum. Tıp fakültesine geldiğimizde öncelikli hedefim insanlara yardımcı olmak, hayat kurtarmaktı. Ancak günümüzde uygulanan politikalar sebebiyle hastalar müşteriye dönüştürüldü. Sorunlarına çözüm bulamayan insanlar da bu ortamda çok yaygın bir şekilde şiddet eğilimi gösteriyor. 3 yıl sonra mezun olup doktor olduğumda korkarım ki sadece yara almadan, sağ salim hastanemizden çıkmayı düşünür olacağız.”

Dr. Selçuk Erez: “Uygar ülkelerde görülmeyen bir durum karşısındayız. Hastalar veya hasta yakınları mevcut sistemin aksaklıklarının faturasını sağlık çalışanına kesiyor. Bu neye benziyor; İsa’dan 418 sene evvel Persler Yunanlılara karşı bir deniz seferine girişiyor. Çanakkale’ye geldiklerinde deniz kabarık, karşıya geçmek için kayıkları birbirine bağlayıp karşıya geçmeye çalışıyorlar. Ancak fırtına sebebiyle kayıklar parçalanmış. Pers İmparatoru bu duruma kızıp denizi cezalandırmaya çalışmış, saatlerce denizi zincirlerle dövdürmüş. Bizdeki durum da buna benziyor; sağlık sisteminde yaşanan sıkıntıların sorumlusu doktorlar, sağlık çalışanları değil, bu ülkeyi idare edenlerdir, iktidardır.”

Dr. Şahika Yüksel: “Sistemin bu konuda çok fazla sorumluluğu var; bunlardan biri şiddet normalize ediliyor ve her yerdeki şiddet her alanda devam ediyor. En çok kadınların, çocukların, engellilerin şiddete maruz kaldığını biliyoruz. Toplum adeta güçsüzlerin şiddete uğramasına alıştırıldı. Ancak şiddet giderek artıyor, her alanda görülüyor. Eskiden toplumda saygın yeri olan doktorların yaşadığı şiddet olayları giderek artmakta. Sadece ölümler değil, yaralama, hakaret, diğer hastalara bakması engellenen çok sayıda doktor var. Bunun için öncelikle şiddetin normalize edilmemesi, cezasız kalmaması, haksızlıklara karşı korunmamız lazım.”

Dr. Rukiye Eker Ömeroğlu: “Türkiye’deki sağlık sistemi tedavi edilmeden sadece yasa çıkartılarak sorunlar giderilemez elbette. Sağlıkta Dönüşüm Programı adı altında atılan adımların bugün geldiği nokta şudur: Bugün Türkiye’de her sene nüfusun 10 katı kadar hasta bakılıyor. Hastaneye geliş sayısı kişi başına 10’lara gelmek üzere. 80 milyon nüfusun üzerinde 100 milyon insan acillere geliyor. Gerçekten acil durumdaki hastalar varken, gün içinde polikliniğe gelemeyen insanlar da acil servislere yığılıyor ve hem birbirlerine hem de görevli sağlık personeline öfkeleniyorlar, saldırıyorlar. Biz Sağlıkta Dönüşüm Programı karşısında biz halkımızla aynı taraftayız. Karşı tarafta olansa sağlık endüstrisidir, tıp endüstrisidir. Düşünün size gelen hastayı 5 dakikada, 8 dakikada muayene etmeniz dayatılıyor. Bizim hastaya ismini, şikayetini sormamıza bile yetmiyor bu süre. Yeterli muayeneyi yapamayınca, bir şey atlamamak için birçok tetkik istemek durumunda kalıyoruz. Sonra hasta bütün tetkikleri toplayınca, yine 5 ya da 8 dakika içinde değerlendirme yapmak zorunda kalıyoruz. Bu sistem kimin işine yarıyor düşünmek lazım. Açıktır ki vatandaşlar da sağlık çalışanları da bu sistemin kurbanı. Bu sistemden kazanansa tıp endüstrisi, kapitalizm. Üniversite hastaneleri, devlet hastaneleri büyük bir çöküş içinde, iflas etmiş durumda. Biz hasta bakmaktan, hastalarımız için uğraşmaktan asla ve asla kaçınmıyoruz. Ama Dünya Tabipler Birliği bir hastaya en az 20 dakika ayrılması gerektiğini belirtirken ülkemizde 5 dakikalara sığdırılan süreler dayatılıyor hekimlere. Halkımızın bu tabloyu görmesini istiyoruz. Bu hastalıklı sağlık sistemi içinde şiddetin çözülmesi mümkün değil, önce bizim hastalığı tedavi etmemiz gerekiyor.”

Yapılan konuşmaların ardından nöbet etkinliği vatandaşların da söz alarak sağlık alanında yaşadıkları sorunları dile getiren konuşmalar yaptığı bir forum şeklinde devam etti.