Şarbon vakalarıyla ilgili basın toplantısı yapıldı

Kurban Bayramı sonrası önce Ankara'da, ardından Sivas ve İstanbul’da da şarbon vakaları görülmesi üzerine, süreci değerlendirmek, halk sağlığı sorunları açısından olası tehlikeleri ve yapılması gerekenleri ele almak üzere İstanbul Tabip Odası (İTO), İstanbul Veteriner Hekimler Odası (İVHO) ve Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği’nce bir basın toplantısı düzenlendi.

4 Eylül 2018 Salı günü 12.00’da İstanbul Tabip Odası Cağaloğlu binasında düzenlenen basın toplantısına İTO Başkanı Prof. Dr. Pınar Saip, İVHO Başkanı Prof. Dr. Murat Arslan, Yönetim Kurulu Üyesi Vet. Hekim Necati Bozkurt ve Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz katıldılar.

Basın toplantısı İTO Başkanı Dr. Pınar Saip’in konuşmasıyla açıldı. Dr. Saip şunları söyledi: “Şarbon hastalığıyla ilgili gelişmeleri, alınması gereken önlemleri değerlendirmek, kamuoyunu bilgilendirmek üzere bu toplantıyı gerçekleştiriyoruz. Şarbon ülkemizde endemik olarak, sıklığı giderek azalmakla birlikte görülmeye devam ediyor. Son günlerde hem hayvanlarda hem insanlarda görülmüş durumda. Şu ana kadar sağlık alanı yetkililerinden aldığımız bilgilere göre İstanbul’da 6 şarbon vakası görülmüş durumda fakat ilerleyen günlerde bu sayıda artış olur mu bilemiyoruz. Halk arasında bir panik havası oluşmuş durumda. Yetkililerin bu konuda şeffaf davranmasını, konuyla ilgili bilgileri kamuoyuyla düzenli paylaşmasını ve  ilgili taraflarla  görüşerek konuyla ilgili gerekli önlemleri almasını bekliyoruz” dedi.

Ardından ortak basın metnini Dr. Serap Şimşek Yavuz kamuoyuyla paylaştı. Açıklamada şunlar dile getirildi:

“…Ülkemizde son günlerde görülen insan şarbonu olgularındaki artışın, Kurban Bayramında gözlenen hayvan hareketlerinde yaşanan artıştan kaynaklanması yüksek ihtimaldir. Özellikle Kurban Bayramı öncesinde yüz binlerce hayvan bölge değiştirmiştir. Bu hayvanlarla birlikte bazı bölgelerde görülen hastalıklar diğer bölgelere de taşınmış olabilir.  Diğer taraftan Kurban Bayramı için yurt dışından getirilen çok sayıdaki hayvanın denetiminin de bu yoğunluk içerisinde aksatılması ve özellikle karantina süresi uygulanmadan hayvanların yurda sokulması da diğer muhtemel etkenler olabilir. 

Hastalık, halk sağlığı açısından tehlikeli olmakla beraber zamanında alınacak önlemler ve veteriner hekim denetiminde yapılacak kesimlerle risk önemli oranda azaltılabilmektedir.  Bu olay tekrar göstermiştir ki bu ülkenin güçlü, hızlı hareket edebilen, bağımsız bir veteriner hekimlik teşkilatına ihtiyacı vardır.  Hayvan sağlığı hizmeti bir hekimlik hizmetidir ve hayvan sağlığı, hayvan varlığı ve gıda stratejik bir alandır. Tek sağlık konseptine uygun olarak sağlık personeli bir bütün olarak çalışmalı, özlük hakları konusunda da ayrımcılığa tabi tutulmamalı, bu alanda kilit meslek olan veteriner hekimlikte son zamanlarda yaşatılan dejenerasyon hızla durdurulmalıdır.  

İstanbul’da yaşadığımız şarbon vakaları, son zamanlarda yaşadığımız diğer gıda kaynaklı infeksiyon (deli dana hastalığı, EHEC O157-H7 gibi) ve kimyasal riskleriyle birlikte değerlendirildiğinde, ülkemizde gıda güvenliği konusunda önemli sorunlar olduğunu düşündürmektedir. Bu durum önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bu nedenle daha fazla zaman kaybetmeden ve yeni gıda skandalları yaşamadan ilgili meslek odaları, bakanlıklar, üniversiteler başta olmak üzere tüm taraflar bir araya gelmeli ve bu konuda gelişmiş ülke örnekleri de incelenerek; gıda güvenliğini tartışmasız sağlayan ve sağlık örgütünü de gıda güvenliği konusunda yetkilendiren yeni bir düzenlenme hazırlanarak uygulamaya konulmalıdır.

Hepsinden önemlisi, gerek taşıyacağı hastalık riskleri, gerekse yerli üretime olumsuz etkileri açısından hayvancılığımızın ölüm fermanı olan canlı hayvan ve hayvansal ürünlerin ithalatından  vazgeçilmelidir.”

Basın metninin okunmasının ardından sözü İstanbul Veteriner Hekimler Odası Başkanı Prof. Dr. Murat Arslan aldı.  Dr. Arslan şunları söyledi: “Şarbon vakasının en önemli boyutu şüphesiz toplum sağlığı boyutu ama gelecekte bizi etkileyecek başka sonuçları da var. Her şeyden önce hayvan popülasyonumuz için bir risktir bu durum. Biz hayvan ihracatı yapabilecek potansiyele sahip bir ülkeyiz aslında. Ancak sürekli hayvan hastalıklarıyla anılan bir ülke olursanız hayvancılıkla ilgili herhangi bir ihracat yapmanız imkansız olur. Örneğin bir ülkeye delidana hastalığı girdikten sonraki on yıl belki yirmi yıl hayvancılık açısından o ülke için kayıp olur. Yani; bir ülkenin hayvancılığı, ekonomisi ne kadar çok bu tür hastalıklarla anılırsa gelecekte o ölçüde yok oluşa doğru gidiliyor demektir. Şarbon her zaman görülüyor ama bu sıralar neden daha fazla karşımıza çıkıyor onu açıklayayım. Elimizde bazı istatistikler var; 2014 yılında ülkemizde 101 noktada şarbon tespit edilmiş. Bütün Avrupa Birliği ülkelerinin birkaç tanesinde de toplam 23 tane tespit edilmiş. Yine 2017 ülkemizde 98 vaka görülürken yine Avrupa Birliği ülkelerinde 9 vaka görülmüş.  Bu yılın Ağustos ayına kadar bizdeki sayı 42, Avrupa ülkelerinde 29. Ülkemizde özellikle kurban bayramıyla gelen bir hareket var. İVHO olarak kurban bayramından önce yaptığımız bir basın açıklamasında şarbonu da içererek konuya dikkat çekmiş ve önlem alınması gerektiğini belirtmiştik. Buna ragmen önlemler alınmadı ve bu tablo açığa çıktı. Gerek şarbon, gerekse diğer hastalıklarla ilgili önlemler bir an önce alınmalıdır.” 

Veteriner Hekim Necati Bozkurt ise yaptığı konuşmada “Kurban bayramı döneminde 2,5 milyona yakın küçük baş 1 milyona yakın büyük baş hayvan kesiliyor. Sadece İstanbul’da 100 bin büyük baş ve 85-90 bin küçük baş hayvan kesiliyor. Biz meslek odası olarak özellikle şunu söylüyoruz; insanlar dini vecibelerini tabii ki yerine getirsin ama bu hayvanlar veteriner hekim denetiminden geçtikten sonra kesilsin. Bu hayvanlar kesim öncesi ve kesim sonrası veteriner hekim denetiminden geçerse bu tür hastalıklar tespit edilebilir. Ama maalesef bu verdiğimiz rakamların yüzde 85-90’ı veteriner hekimlerin kontrolü olmadan kesiliyor ve bu tür hastalıkların tespit edilmesi çok zor oluyor. Biz İVHO olarak İstanbul Valiliği ile yaptığımız bütün toplantılarda şunu söyledik; İstanbul dışında bir toplu kesim ve satış yerleri oluşturulsun, İstanbul’un içine hiçbir hayvan sokulmasın” dedi.

Ardından söz alan Dr. Pınar Saip ise toplantıyı kapatırken dikkatleri koruyucu hekimlik alanına çekti. Sağlıkta Dönüşüm Sistemiyle sağlıkta tedavi edici yaklaşımın hakim olduğunu ve ortamın daha da ticarileştiğini, koruyucu hekimliğin bir çok alanı ortaklaşa ilgilendiren bir konu olduğunu ve asıl amacın insanların hastalanmasının engellenmesi olduğunu belirtti.

Basın metni için tıklayınız.

Şarbon Hakkında Bilinmesi Gerekenler bilgi notu için tıklayınız.



Ara

Twitter'da İstanbul Tabip Odası