Sağlık Sistemimizin Candamarı Eğitim Hastanelerimizi Siyasi Kadrolaşmaya Alet Etmeye Çalışan Anlayışı Reddediyoruz

 

BASIN AÇIKLAMASI

(5.2.2007)

     AKP Hükümeti Cumhuriyet tarihinin en büyük ve en tehlikeli kadrolaşma harekatında inadını sürdürüyor�.
     TBMM�de keyfi kadrolaşmaya yasal kılıf oluşturmaya çalışıyor�.Anayasaya ve yasalara karşı takiyye yapıyor�..Anayasanın 131. maddesine aykırı davranılıyor�
     Eğitim Hastanelerinde 1000 Şef ve Şef yardımcısının atanması ve binlerce başasistanın belirlenmesi Bakanlığın keyfiyetine bırakılıyor.


SAĞLIK SİSTEMİMİZİN CANDAMARI EĞİTİM HASTANELERİMİZİ SİYASİ KADROLAŞMAYA ALET ETMEYE ÇALIŞAN ANLAYIŞI REDDEDİYORUZ

     AKP hükümetince hazırlanan ve "ithal hekim" gündemiyle Meclise taşınan "torba yasa" tasarısı ülkemizi niteliği denetlenemeyen ve ciddi sağlık skandallarına yol açacak hekimlerle doldurmakla kalmayacak, eğitim hastanelerinde Türkiye tarihinin en büyük ve en tehlikeli kadrolaşmasına yol açacak. Binlerce hekim ve başta Türk Tabipleri Birliği olmak üzere birçok sağlık örgütünce eleştirilen bu yasa tasarısı tüm eleştirilere kulağını tıkayan hükümet tarafından inatla meclisten geçirilmeye çalışılıyor. 6 Şubat Salı gününe bırakılan bu tasarının TBMM�ce bir daha görüşmemek üzere kadük bırakılacağını umuyoruz.
     Çünkü "ithal hekim" gündemiyle popülerleştirilen bu yasa tasarısının sağlık alanında Cumhuriyet tarihinin en büyük kadrolaşma harekatına zemin hazırlama maksatlı olduğu gözlerden kaçırılıyor. Sağlık hizmetinin çok önemli kısmını sırtlayan ve aynı zamanda binlerce asistanın eğitildiği eğitim hastaneleri, AKP hükümetinin iktidara geldiği ilk günden itibaren özel ilgi gösterdiği sağlık kurumlarının başında gelmektedir.
     Mecliste görüşülmekte olan "Torba yasa" içerinde Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu Ek 1. madde 2. fıkrasında değişikliğe gidilerek; "Sağlık Bakanlığı Eğitim ve Araştırma Hastanelerindeki klinik şefi ve şef yardımcılığı kadrolarına ilgili dalda uzman olan profesör ve doçentler ile ilgili dal uzman tabipleri arasından Bakanlık tarafından atama yapılır" maddesi getirilmekte ve keyfi kadrolaşmanın zemini hazırlanmaktadır.
     Eğitim hastanelerimizde başta asistan eğitimi olmak üzere kliniklerin tüm sorumluluğunu üstlenen Şef ve Şef yardımcılarının atanması bu dönemde özel olarak bir sorun haline getirildi. Tıpta Uzmanlık Tüzüğünde tanımlanması gereken kurallarla yapılacak demokratik ve hakkaniyetli bir seçimle Şef ve Şef yardımcılığı atamaları yapılabilecek iken ısrarla bu kadrolar boş bırakıldı. Her konuda �iş bitiriciliği� ile övünen AKP hükümeti yıllardır bir çok kurumda yaptığı gibi vekaleten bu kadrolara atamalar yaparak hakkaniyete dayalı bir seçim yapmaktan ısrarla kaçındı.
     Sağlık Bakanlığı�nın şimdiki "Torba yasa" tasarısında bir kez daha gündeme getirdiği Eğitim ve Araştırma Hastaneleri klinik şefliğine doçent ve profesör unvanına sahip olanların Bakan tarafından atanmasını öngören düzenlemeler önceleri yönetmelik değişikliği ile yapılmaya çalışılmıştı. Bu yönetmelikler hakkında yargı tarafından verilen iptal kararları üzerine, 2005 yılında bu kez yasal düzenleme yapılmış, önce Cumhurbaşkanı tarafından veto edilmiş, aynen kabulü üzerine CHP tarafından Anayasa Mahkemesi�ne iptal davası açılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından 5413 Sayılı Kanunun 6. maddesi ile 7.5.1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanuna eklenen hükmün yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmiştir. Bu arada 2005 yılındaki bu hukuksal duruma rağmen 200 civarında atama çok kısa sürede kadrolar ilan edilmeden ve hiçbir objektif değerlendirme kriteri belirlenmeden Bakan tarafından yapılmış, hatta Anayasa Mahkemesi kararının açıklandığı tarihte de atamalar yapılmaya devam edilmiş ve halen de bu atamalar geri alınmamıştır.
     Telafisi çok zor olacak ve sonuçlarını bir süre sonra yakıcı olarak yaşayacağımız uygulamalara imza atan Sağlık Bakanlığının giderayak Kadrolaşma telaşına girmiş olması kimseyi şaşırtmamalıdır. Bu nedenle Meclis gündemine taşınan �Torba yasa� tasarısıyla yıllarca boş bırakılan ve yeni açılanlarla sayıları 1000�i bulan Şef ve şef yardımcılığı kadrolarına yandaşlarını atayabilmek için başta Anayasa olmak üzere hukukun çiğnenmesinden imtina edilmezken, bu alanda yıllarca emek harcayan, bilimsel yayın yapan ve bu kadrolara atanabilmek için hakkaniyetli bir sınav açılmasını bekleyen binlerce uzmanın emeği de yok sayılabilmektedir.
     Eğitim Hastanelerine doçent ve profesörleri sınavsız Şef ve Şef yardımcısı olarak atayarak liyakati değil sadakati esas alacağını gösteren Bakanlık, aynı tasarıyla 5 yılını doldurmuş mevcut Şef ve Şef yardımcılarını da kendisinin saptayacağı jürilerle sınav yapmayı ön görüyor. Bakanlığın bu konuda ki geçmiş uygulamaları elindeki bu yetkilerle mevcut Şef ve Şef yardımcıları üzerinde de �Demoklesin kılıcı�nı dolaştıracağını ve kendi anlayışında olmayanların sürelerini uzatıp uzatmamakta keyfi davranabileceğini göstermektedir. Bu tutum eşitliğe, hakkaniyete aykırı olduğu gibi Anayasa�nın 131. maddesini de yok saymaktadır.
     Eğitim hastanelerinde kadrolaşma telaşındaki hükümetin bunların dışında kalan hastane ve sağlık kurumlarında bambaşka bir yönelim taşıdığı biliniyor. Tamamını daha sonra özerkleştirmek-devretmek-satmak üzere işletme haline getirmeye çalıştığı diğer devlet hastanelerini birer piyasa figürü haline getirebilmek ve özel sağlık piyasasını geliştirebilmek amacıyla hükümetin piyasanın gerekleri doğrultusunda niteliği önemsemeden hekim sayısını arttırma çabası içinde olduğu bilinmektedir.
     "İthal hekim" girişimi ülkemizde yıllarca bin bir emekle ulaşılan tıp eğitimindeki düzeyi yerle bir edecek bir girişimdir. Konu Türk olmayan hekimlerin ülkemizde hizmet verip vermemesi değildir. Esas sorun dünyada belirli bir düzeye taşınan ülkemiz tıp eğitiminin tüm değerleri yok sayılarak, birçok ülkeden niteliği tartışmalı bir biçimde 100-150 dolara hekim getirtileceğinin Başbakanlık gibi çok yetkili ağızlarca ifade edilebilmiş olmasıdır. Bu konuda ciddi bir denetim yapılamayacağı ve standart belirlenmeyeceğine dair kaygılarımızı kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz.
     Aynı "Torba Yasa"da hekimleri ve hastaları sigorta firmalarının insafına terk edecek olan maddeler ile radyoloji çalışanlarının çalışma sürelerinin uzatılmasına ve anestezi teknisyenlerinin yetkilerine dair maddelerin bir araya konulmuş olması Sağlık Bakanlığı�nın gayri ciddiliğini göstermektedir. Birbirinden önemli bu kadar konunun bir torba içine konup karıştırılarak kamuoyunun gündeminden kaçırılmaya çalışılmasını kabul etmiyoruz.
     TBMM�nin bu konuların önemine uygun karar alacağını ve sağlık ortamımızın geleceğini tahrip edebilecek bu tasarıyı reddedeceğini umuyoruz.
     Türk Tabipleri Birliği ve bağlı Odaları hükümetin bu tutumunu teşhir etmek üzere hafta boyunca tepkilerini dile getirecek, başta sayın Cumhurbaşkanı olmak üzere ilgili tüm kurumlarla görüşecek ve 10 Şubat 2007 günü Ankara�da bütün Oda yöneticileriyle Genel Yönetim Kurulu�nu toplayarak eylem ve etkinlik takvimini çıkaracaktır.
     Kamuoyuna saygılarımızla duyururuz.

     TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ MERKEZ KONSEYİ



Ara

Twitter'da İstanbul Tabip Odası