Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Üyeleri Onurumuzdur

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi üyelerinin evlerinden gözaltına alınması hekimlerin ve kamuoyunun büyük tepkisine sebep oldu. 30 Ocak 2018, Salı günü 17.30’da yüzlerce hekimin ve kurum temsilcilerinin katılımıyla İstanbul Tabip Odası Cağaloğlu binasında kitlesel bir basın açıklaması yapıldı.

“Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Üyeleri Onurumuzdur” çağrısıyla yapılan basın açıklamasında Odamız Genel Sekreteri Dr. Samet Mengüç toplantıyı açarken şunları söyledi: “Sözlerin tükendiği bir süreç yaşıyoruz. 1953 yılından beri evrensel hekimlik ve hukuk ilkeleri, insan hakları, evrensel ahlaki ve vicdani değerleri kendisine ilke edinen bir kurumun, Türk Tabipleri Birliği’nin yöneticileri, merkez konseyi üyelerimiz sabahın erken saatlerinden evlerinden gözaltına alındılar. Biz hekimleri sindirmeye, susturmaya dönük bu kabul edilemez durumu şiddetle protesto ediyoruz ve buradan bir kez daha ilan ediyoruz: Hekimlik ilke ve değerlerinden asla taviz vermeden çalışmayı, söz üretmeyi sürdüreceğiz.”

Ardından gözaltına alınan TTB Merkez Konseyi üyelerini tanıtan slayt gösterisi katılımcıların alkışları arasında yapıldı.

1. Yönetim Kurulu Üyesi Dr. İncilay Erdoğan ise TTB Merkez Konseyi’nin “Savaş Bir Halk Sağlığı Sorunudur” başlıklı açıklamayı bir kez daha basınla ve kamuoyuyla paylaştı. Açıklamada; “1. Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi 24 Ocak 2018 Çarşamba günü kamuoyuna bir açıklama yapmıştır.

2. Açıklamayı izleyen iki gün içerisinde tarafımıza farklı tepkiler ulaşmıştır. Açıklamamızı olumlayan ve destekleyen bir çok geri bildirimin yanında, metinde yer almayan ifadeler eklenerek hedef gösteren ve adeta bir lince davetiye çıkaran söylemler ve tehditler de söz konusudur.

3. TTB Merkez Konseyi gerek hekimlerin gerekse de vatandaşlarımızın tepkilerini dikkatle dinlemektedir.

4. Öncelikle tekrarlanması gereken TTB Merkez Konseyi’nin açıklaması halen sınır ötesinde bulunan çocuklarımızı, onların ana, baba ve yakınlarını da gözeterek, büyük bir özenle, hiçbir insana hürmetsizlik etmeyen bir üslupla kaleme alınmıştır. Orada görevli bulunan insanlar tepki gösterenler kadar bizim de canımızdır. TTB Merkez Konseyi bu anlamda kendisi hakkında yapılan çarpıtmaları reddetmektedir.

5. TTB Merkez Konseyi bu süreçte bir hekim birliği tutumu ve sorumluluğuyla görüşlerini ifade etmiştir. Savaş, çatışma, terör operasyonu ve benzeri durumlarla ilgili hekimlik değerleri ve yıllar boyunca geliştirilen tutum bildirgeleri hiçbir farklı yoruma yer bırakmayacak kadar açıktır. TTB Merkez Konseyi’nin 24 Ocak tarihli açıklaması bütünüyle bu birikime sadık kalarak yapılmıştır.

6. Yukarıdaki gerçeklere rağmen tepkilerin kimi provokatif saldırılara da meydan verecek çağrılara, hedef göstermelere dönüştüğünü üzülerek duyuyor, görüyor, yaşıyoruz.  Son olarak devletin en yetkili makamlarının açıkladıkları görüşler kimileri için TTB Merkez Konseyi’nin hedef olarak algılanması tehlikesini de içermektedir.

7. TTB Merkez Konseyi bu bilgiler ışığında kamu otoritesine herkesin can güvenliğini güvence altına alacağı ve hiç kimseyi dışlamadan görüşlerini ifade edebileceği bir ortamı tesis etme görevini yerine getirme sorumluluğunu hatırlatır, bu vesileyle özgür, demokratik ve barış içerisinde bir Türkiye ve dünya özlemimizi bir kez daha paylaşırız” denildi.

Ardından İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu imzalı “TTB Merkez Konseyi Üyeleri Onurumuzdur” açıklaması yine Dr. İncilay Erdoğan tarafından okundu. Açıklamada; “Günlerdir TTB’ne yönelik saldırı, itibarsızlaştırma, sindirme kampanyasının yargı ayağı da  bugün devreye girdi. Sabah saatlerinden itibaren Ankara, İstanbul, İzmir, Adana, Eskişehir, Diyarbakır ve Van’daki TTB Merkez Konsey üyelerimizin evleri, işyerleri basılıyor, arama yapılıyor, gözaltına alınıyorlar. 

TTB’nin ‘Savaş bir halk sağlığı sorunudur!’ başlıklı hekimliğin binlerce yıllık değerlerini savunmaktan başka hiçbir ifade içermeyen basın açıklamasını hedef haline getirenlere, içinde hiçbir suç unsuru olmayan açıklama için soruşturma açanlara, her birinin adresi belli arkadaşlarımızı ifadeye davet etmek yerine evlerini bastırarak gözaltına aldıranlara, yıllardır siyasi iktidarın bütün olanaklarını kullandığı halde TTB seçimlerini kazanamayıp  muhbirliğe soyunanlara cevabımızdır: Biz hekimiz, sağlıkçıyız. Tıbbın kurucuları İstanköylü Hipokrates’ten, Bergamalı Galenos’tan bu yana burada, bu topraklarda VARDIK, VARIZ, VAR OLACAĞIZ! Topluma adanmış bir mesleğin onurlu üyeleri olarak İNSAN YAŞAMINI sağlığı, barışı, demokrasiyi her zaman olduğu gibi bugün de, yarın da SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ MERKEZ KONSEYİ ÜYELERİ ONURUMUZDUR!” denildi.

Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Melahat Cengiz ise Dünya Tabipleri Birliği’nin (DTB) destek mesajını okudu. Destek açıklamasında; “Dünya Tabipleri Birliği TTB yöneticilerinin gözaltına alınmaları konusunda derin bir kaygı duyduğunu belirtir. DTB başkanı  Dr. Yoshitake Yokokura çok güçlü bir biçimde ifade edilen bir açıklamayla gözaltına alınmaları ve TTB’ye karşı yapılan kriminal suçlamaları ve fiziksel şiddet tehdidini lanetledi. DTB Türk meslektaşlarını savaşın bir halk sağlığı sorunu olduğuna ilişkin açıklamaları konusunda tümüyle desteklemektedir. DTB’nin hekimlerin ve tabip birliklerinin hükümetleri savaşın ve silahlı çatışmaların insancıl sonuçları konusunda uyarmalarına ilişkin net bir politikası vardır. 

TTB’nin insan haklarını ve barışı desteklemek görevidir ve son gözaltılar ve ceza suçlamaları bizi alarma geçirmiştir. Türkiye’nin de 2003 yılında onayladığı Uluslararası Sivil ve Politik Haklar Anlaşmasının 19.maddesinde belirtilen ifade özgürlüğüne yapılan bu saldırıları güçlü bir biçimde kınıyoruz. Türk yetkilileri hekimlerin liderlerini hemen serbest bırakmaya ve gözdağı kampanyasını sonlandırmaya davet ediyoruz. Ulusal Tabip Birliklerini Türkiye’nin; sağlık hakkı, örgütlenme ve ifade özgürlüğü gibi insancıl ve insan hakları yükümlülüklerini yerine getirmesi için savunuculuk yapmaları konusunda uyarıyoruz” denildi.

Açıklamaların ardından desteğe gelen sendika ve kurum temsilcileri konuşmalar yaptılar. DİSK Genel Sekreteri ve Devrimci Sağlık-İş Başkanı Dr. Arzu Çerkezoğlu, KESK İstanbul Şubeler Platformu adına Kazım Yılancı, İstanbul Üniversitesi Demokratik Üniversite Girişimi adına Prof. Dr. Hatice Kurtuluş, TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu adına Cevahir Efe Akçelik yaptıkları konuşmalarla TTB Merkez Konseyi’nin yanında olduklarını ifade ettiler.

Basın açıklamasında Odamız üyesi, Dr. Tarık Ziya Ekinci’nin destek mesajı da paylaşıldı. Dr. Ziya Ekinci gönderdiği destek mesajında şunları dile getirdi: “TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ YÖNETİCİLERİNİN

GÖZALTINA ALINMALARINI KINIYORUM. Türk Tabipleri Birliği Başkan ve Yöneticilerinin gözaltına alınmaları ülkemizin itibarını zedeleyen hatalı bir davranıştır. TTB, Türk tıbbını ve Türk hekimlerini temsil eden, ülkemizin sağlık koşullarının iyileşmesini ve halkımızın en iyi sağlık hizmeti almasını amaç edinmiş dünya çapında saygınlığı olan kanunla kurulmuş resmi bir kuruluştur. Bu değerli kuruluşun başındaki saygıdeğer hekim arkadaşlarımızın gözaltına alınmaları dünya hekim camiasında ve tıp çevrelerinde Türkiye aleyhine olumsuz tepkilere yol açacak son derece hatalı bir davranıştır. Meslektaşlarımızın derhal serbest bırakılmalarında sayılamayacak kadar çok ülke yararı vardır. 93 yaşında bir hekim ve TTB’nin eski bir mensubu olarak saygıdeğer meslektaşlarımın gözaltına alınmalarını şiddetle kınıyor ve derhal serbest bırakılmalarını talep ediyorum.”

Basın açıklamasının ardından yüzlerce hekim ve kurum temsilcisi İstanbul Tabip Odası önünde toplanarak hep birlikte Hekimlik Andı’nı okudular.