Biyomedikal Mühendisliği Sempozyumu

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) İstanbul Şubesi tarafından düzenlenen "Elektrik-Elektronik Mühendisliği Kongresi 2017" (EEMKON 2017); 16-18 Kasım 2017 tarihlerinde Harbiye Askeri Müze Kültür Sitesi’nde yapıldı.

16 Kasım 2017 tarihinde başlayan kongrenin açılış etkinliğine Oda Başkanımız Prof. Dr. Selçuk Erez katılırken, 17 Kasım 2017 tarihli “Biyomedikal Mühendisliği” sempozyumu EMO İstanbul Şubesi ile İstanbul Tabip Odası işbirliğiyle düzenlendi.

Biyomedikal Mühendisliği sempozyumunun “Tıbbi Mevzuatlar ve Gelecek Uygulamaları” Oturumunu Odamız Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Muzaffer Başak yönetirken, Sağlık Politikaları Komisyonu Üyemiz Dr. Güray Kılıç “Şehir Hastanelerine Genel Bakış” konulu ayrıntılı bir sunum gerçekleştirdi.

Dr. Güray Kılıç yaptığı sunumda özetle;  Türkiye’de kamu-özel işbirliği, yap-işlet-devret modeli yoluyla köprü ve otoyollar yapılmaktayken, 2005 yılında gerçekleştirilen yasal düzenleme ile bu modelin sağlık alanına da “Şehir Hastaneleri” adıyla girdiğini belirtti.

Dr. Güray Kılıç kamu-özel ortaklığı modelinde risk ve maliyetin kamuya yüklendiğini, özel şirketlere kiralama yoluyla yatırım finansman ve hastane doluluk garantisi verildiğine, temel hizmetler dışında yapımcı şirkete diğer tıbbi ve destek hizmetleri imtiyazı devredildiğine dikkat çekti. Dr. Kılıç “Türkiye’de şehir hastanelerine verilen Hazine garantilerinin yarattığı borç büyüklüğü ve uzun vadede kamu maliyesine vereceği zarar IMF tarafından bile dile getirilmiştir. IMF, Hazine’nin finansal türev ürünlerine bile garanti vermesinin sadece Türkiye’de söz konusu olduğunu ve tüm bunların uzun vadede genel kamu borçlanmasını artıracağını ve kamu sağlık hizmetlerinin tümüyle çöküşüne yol açacağını ifade etmektedir. Dünya Bankası bile Türkiye’yi ‘politik risk’ taşıyan ülke olarak nitelendirerek şehir hastanesi ihalesi alan şirketlere yatırım sigortası zorunluluğu getirmiştir. AKP iktidarı, bu düzenlemelerle geleceğe ipotek koymaktadır” diye konuştu.

Dr. Güray Kılıç sunumunun devamında; Şehir Hastaneleri uygulamasının hem vatandaşların, hem sağlık çalışanlarının haklarına ciddi zararlar verdiğini, sağlık alanında büyük tahribata yol açtığını, açacağını dile getirdi ve şunları söyledi: “Adalet ve Kalkınma Partisi altı yıl önce Kamu Hastane Birlikleri adı altında devlet hastanelerini işletmeleştirdiği düzenlemelerden bugün vazgeçmiş görünmektedirler. Bu süre içinde ciddi kaynak kaybına ve sağlık insan gücünde önemli tahribata yol açan bu uygulamadan halktan bir özür bile dilemeden kamu hastanelerinde eski yönetim tarzına dönmüş bulunmaktadırlar. Oysa sağlıkta piyasalaştırma ve halkın cebinden sistematik olarak daha çok para çıkmasına neden olan, eşitsizliği artıran sağlıkta dönüşüm projesinden tümden vazgeçmeden çözüm mümkün değildir. Şehir hastaneleri, bu süreci daha da kötüye götürerek hem sağlık çalışanlarını ve hizmeti alacak yurttaşları onarılması zor koşullarla başbaşa bırakacaktır. Bir an önce kamucu ve halkçı bir anlayışla kurgulanmış, kamu eliyle finanse edilen sağlık sistemini oluşturmak, piyasalaştırma ve rekabetin olmadığı bir modeli kurmak temel insan hakkına ve sağlığın doğasına uygun bir yaklaşım olacaktır.”