Sürdürülebilir Gelecek, Sürdürülebilir Yaşam

Türk Toraks Derneği’nin öncülüğünde düzenlenen ve Dünya sağlık Örgütü (DSÖ) ile Avrupa Göğüs Derneği’nin destek verdiği “Nefesimiz Tükenmeden: Hava Kirliliği ve Akciğer Sağlığı” başlıklı sempozyum 18-19 Kasım 2017 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirildi.

Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Türk Toraks Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Fuat Kalyoncu, “Dünya Sağlık Örgütü’nün ‘görünmez katil’ olarak tanımladığı ve dünyada her yıl 7 milyondan fazla kişinin ölümüne yol açan bu sorunun ülkemizde de tanınmasını, duyulmasını ve bu sayede her an soluduğumuz zehirli havanın artık son bulmasını istiyoruz” dedi.

Sempozyumun Eş Başkanı olan Doç. Dr. Haluk Çalışır hava kirliliğinin kalp-damar hastalıkları, inme, solunum sistemi hastalıkları ile doğrudan ilişkili olduğunu belirtti ve “Hava kirliliği; çocuklarda hiperaktivite, dikkat eksikliği, bilişsel gerilik, akciğer fonksiyonlarında düşüklük; yetişkinlerde astım, kronik obstrüktif akciğer hastalığı, akciğer dokusunun sertleşmesi olarak tanımlanan akciğer fibrozisi ile akciğerde ölümcül hasara neden olan damar pıhtılaşmasına yol açmaktadır. Ayrıca hava kirliliği özellikle çocuklar ve 65 yaş üstü nüfusta zatürre gelişimini 6 kat arttırmaktadır” sözleriyle sorunun ulaştığı boyuta dikkat çekti.

Sempozyumun diğer Eş Başkanı olan Yrd. Doç. Dr. Nilüfer Aykaç ise yaptığı konuşmada hava kirliliğine yol açan fosil yakıtlarının kullanılmasına bağlı olarak Türkiye’de 2.876 erken ölümün, 4.311 hastaneye yatışın ve yılda 3 milyar avroyu aşan bir sağlık harcamasının gerçekleştiğine dikkat çekti. Dr. Aykaç sözlerini; “İstanbul’da Esenyurtta yaşayan sağlıklı bir kişi geçtiğimiz bir yılda kirli hava nedeniyle 240 gram zehirli toz solumuştur. Daha önemlisi başkent Ankara'nın merkezinde bulunan Sıhhiye semtinde ise bu miktar 255 gramdır. Ancak bu gerçeklere rağmen Türkiye yakın gelecekte onlarca sayıda kömürlü termik santrali daha faaliyete sokmayı planlamaktadır. Biz insanların sağlığını korumaya and içmiş bir mesleğin temsilcileri olarak, sağlık üzerinde ölümcül yıkıma neden olacak bu adımın gerçekleşmemesi için toplumsal sorumluluk üstleniyor ve bu nedenle ‘sürdürülebilir kalkınma’ yerine ‘sürdürülebilir gelecek ve yaşam’dan yana safımızı seçiyoruz” diyerek tamamladı.

Sempozyumda Türk Tabipleri Birliği ve İstanbul Tabip Odası standı açılarak ilgili yayınlarımız meslektaşlarımızla paylaşıldı.