Sağlık Çalışanlarına Yönelik Baskılara Son

Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları EAH'de SES (Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası) ile İstanbul Tabip Odası temsilcilerine, üyelerine yönelik baskılar düzenlenen ortak bir basın açıklamasıyla protesto edildi.
8 Kasım 2017, Çarşamba günü 12.30'da Düşünen Adam Heykeli önünde toplanan sağlık çalışanları "Sendikal Faaliyet Engellenemez" pankartı açtılar. Basın açıklamasına Yönetim Kurulumuz adına Dr. İncilay Erdoğan katıldı. Dr. İncilay Erdoğan yaptığı konuşmada; "2 yıl önce tam bu noktada sağlık çalışanları 'ruh sağlığımızdan olmadan barış hemen şimdi' dediler ve 2 yılın ardından bu sebeple soruşturmaya uğradılar. Ne yazık ki barış talep etmenin suç sayıldığı akıl almaz günlerden geçiyoruz. Bilinmelidir ki barış istemek suç değildir. Basın açıklamasının ardından 2 yıldır bekleyen idarecilerin tam da hastaneye yönelik rant planlarının yapıldığı dönemde 20 arkadaşımıza uyarı cezası verilmesi de kesinlikle tesadüf değildir. Buradan bir kez daha sesleniyoruz: sağlık emekçileri sahipsiz değildir" dedi. Yapılan basın açıklamasında; "Bugün Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde uzun bir süredir devam eden haksız ve benzerine az rastlanır gelişmeler üzerine bir araya gelmiş bulunuyoruz. Dönem dönem farklı gerekçelerle uzun süredir Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) ve İstanbul Tabip Odası(İTO) üyelerine yönelik  çeşitli  sendikal faaliyetlerin engellenmesine, istemsiz yer değiştirmelere, çeşitli baskılara tanıklık ediyoruz. Diğer sendikalar için her türlü örgütlenme fırsatı sağlanırken, SES'e ait takvimlerin keyfi bir şekilde hastane yönetimince toplanması daha önce kamuoyuna yansımıştı. En son olarak Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde çalışan 20'den fazla sendika ya da tabip odası üyesi katıldıkları sendikal bir etkinlik nedeniyle topluca uyarı cezasıyla cezalandırılmıştır. Hastane yönetiminin bu utancını maalesef üzülerek kamuoyuna bildirmek zorunda kalıyoruz. Ülkemizin çatışmalı bir ortama sürüklendiği, barışı tehdit eden gelişmelerin olduğu bir dönemde Türk Tabipleri Birliği, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası ve DİSK Dev-Sağlık İş'in çağrısıyla ülke genelinde işyerlerinde ve hastanelerde ortak basın açıklamaları gerçekleştirilmiştir.
23 Aralık 2015 tarihinde Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi çalışanları da tüm ülkede yapılan çağrıya uyarak "Ruh Sağlığımızdan Olmadan Barış Hemen Şimdi" diyerek ses vermişti. Aradan geçen zaman içinde ülkenin bugünkü durumu ve ruh hali göz önüne alındığında üzülerek haklı çıktığımızı görüyoruz. Barış elbette en önce ölümlerin durması için lazımdır. Ancak orada bitmez; bu güzel ülkenin, bu kadim toprakların her bir yanında yaşayan tüm insanlar için, geleceğe dair hayaller kurabilmek, umut ve mutluluk üretebilmek için barış vazgeçilmezimizdir. Ülke genelinde gerçekleştirilen basın açıklamaları hakkında birçok hastanede hiçbir inceleme yapılmazken veya yapılan incelemeler sonucunda bu basın açıklamaları sendikal faaliyet ve ifade özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilerek soruşturmaya gerek duyulmamıştır. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi yönetimi ise eşi-benzeri görülmemiş bir inceleme süreci başlatmıştır. 
İdareye çağrılan üyelerimiz öznel niyetlerini ve kişisel fikirlerini ifade etmeye bir dizi soruyla zorlanmıştır. Sendikal çerçevede yapılan bir etkinlik zaman aşımı süreleri dikkate alınmadan bir suçmuş gibi sunulmaya çalışılmıştır. O dönemde bu hukuksuzluğa karşı duyulan kaygılar, meslek odası ve sendika yöneticilerinin hastane yönetimine yaptığı ziyarette dile getirilmiştir. Aradan geçen bir yılı aşan bir sessizlik sonrasında, daha önce inceleme için ifadelerine başvurulan üyelerimizin yanı sıra o ana kadar hiç bir şekilde ifade için çağrılmamış olanlardan da savunma vermeleri istenmiştir.  Savunma talep yazısında, sendikal ve anayasal ifade ve düşünce özgürlüğü çerçevesinde bir etkinliğin gerçekleştirildiği belirtilmekte ise de, "kasıtlı dahilleri olmamakla beraber illegal örgütlerin propagandasına dönüşme potansiyelinin zuhur ettiği, ayrıca gizlilik içinde yürütülen bir incelemenin basına sızdırıldığı tespit edildiği" ifade edilerek, olay tamamıyla soyut ve gerçeğe aykırı bir takım tespitlerle kriminalize edilmeye çalışılmıştır. Savunma istenen yazıda üyelerimizin hakkında hangi tarih, hangi olay, hangi somut fiil ve dayanakla suçlama yapıldığı açıkça belirtilmemesine soruşturmanın usulü ve esasına yönelik itirazlarımıza yanıt alınamamasına rağmen bu soruşturmanın  23 Aralık 2015 tarihinde yapılan basın açıklamasıyla ilişkili olduğu kanaati oluşmaktadır. Bir çok üyemiz haklarında soruşturma açıldığı bilgisine sahip olmadığı halde soruşturmanın gizliliğini ihlal etmekle suçlanmaktadır. Bu arkadaşlarımızın daha önce hiçbir şekilde inceleme aşamasında ifade ve beyanlarına başvurulmamıştır. Hakkında bir inceleme yapıldığı bilgisi olmayan biri incelemenin gizliliğini nasıl bozabilir? Hastane arazisi üzerinde imar planı değişikliğinin yapıldığı bu süreçte soruşturmaların ve cezaların tekrar gündeme getirilmesi, bize karar vericilerin Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde çalışan Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası ve İstanbul Tabip Odası üyelerine yönelik planlı, sistematik bir cezalandırma motivasyonuyla hareket ettiği izlenimi yaratmaktadır. Bu cezaların özellikle Bakırköy yerleşkesiyle ilgili imar plan değişikliğiyle aynı döneme denk getirilmesi manidardır.
Şimdiye kadar hastanesine sahip çıkan Bakırköy çalışanlarına göz dağı verilmekte, bu yeniden yapılaşma sürecinde etkili bir muhalefet, bu cezalarla yıldırılmaya çalışılmaktadır. Sağlık çalışanlarının çalışma koşullarındaki sorunları dile getiren, çözümlere dair fikir beyan eden, sağlıkta dönüşümün ve piyasalaşmanın halk sağlığına yıkıcılığına dikkati çeken sendikamızın ve odamızın Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde yürüttüğü rutin faaliyetler  dahi soruşturma konusu olabilmektedir. Sağlık çalışanlarının hastanelerindeki çalışma koşulları, sağlık politikaları, halk sağlığını ilgilendiren toplumsal meselelerde ve hastanelerinin yenilenmesi gibi konularda düşüncelerini dile getirmemeleri istenmektedir. Bizler hastanemizin asli bileşenleri sağlık emekçileri olarak geçmişte olduğu gibi bundan sonra da hastanemizle ilgili verilecek her türlü kararda sözümüzü söylemeye, düşüncemizi dile getirmeye devam edeceğiz. Anayasal bir hak olan sendikal faaliyetler ve ifade özgürlüğü engellenemez ve bunu engelleyenler bilsinler ki apaçık suç işlemektedirler. Düşünceleri ifade etmek suç değildir. Barış istemek suç değildir. Yıllar sonra biz barış istediğimiz için cezalandırılmış olmakla, siz barış isteyenleri, düşüncelerini ifade edenleri cezalandırmakla anılacaksınız. Cezalarınız sizinle, vicdanınız bizimle. Ceza da verseniz, kovsanız da Bakırköy bizimdir. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi çalışanları yalnız değildir" denildi.

 

 

 



Ara

Twitter'da İstanbul Tabip Odası